İçeriğe geç

IMP-101 · Modül 2 · L1 Başlangıç

Ritmik varyasyon

3.154 kelime · 17 örnek · yaklaşık 14 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Ritmik varyasyon, bir ritim fikrinin şeklini değiştirerek ondan, eskisiyle bağını koruyan yeni bir fikir türetmek; bağ tamamen koparsa çeşitleme yeni bir fikre dönüşüyor.

Bir ritmi tanınır kılan ses sayısı, uzun ve kısa seslerin düzeni, nabızdaki başlangıç ve bitiş yeri ve vurgunun yeri; iyi bir çeşitleme bunların bir ikisini değiştirip ötekileri koruyor.

Ritmik varyasyonun zemini sabit bir nabız; nabız olmadan değişiklikler yalnızca yavaşlamalar ve duraksamalar gibi duyuluyor.

Bir ritmi değiştirmenin temel yolları: bütün sesleri uzatmak ya da kısaltmak, bir sesi bölmek ya da sesleri birleştirmek, bir sus eklemek, ritmi nabza göre kaydırmak, vurgunun yerini değiştirmek ve ses eklemek ya da çıkarmak.

Kaydırılmış ritimlerde nabız ayakla ya da içinden sağlam tutuluyor; vurgu ve kaydırma birleştiğinde en belirgin itiş doğuyor.

Değişiklikler bir çeşitleme zinciri hâlinde birbirine bağlanıyor; zincir doğaçlamaya bir yön veriyor ve ana fikre dönerek kapanabiliyor. Birlikte çalarken zincir sırayla kurulabiliyor.

Kendi çeşitlemelerini dinlemek, alışkanlıkla kullanılan ve hiç denenmeyen yolları gösteriyor; alışık olunmayan yollar ritmik dili genişletiyor.

Açılış sahnesi

Tarık Hoca bu kez piyanoya oturmuyor; elinde bir tef var. Dizine yasladığı tefe ağır ve düzenli vuruyor: bir, iki, üç, dört. Salonda tek bir nabız atıyor.

"Deniz, geçen haftaki sorunu çal," diyor. Deniz gitarın beşinci perdesindeki la'yla "na-sıl-sın?" diye üç ses çalıyor: iki kısa, bir uzun. "Şimdi aynı soruyu başka biçimde sor, ama yine o soru olsun."

Deniz bir an düşünüp üç sesi bu kez daha güçlü çalıyor. Tarık Hoca başını sallıyor: "Daha yüksek sesle sordun. Ama soru aynı biçimde soruldu. Bir kez daha." Deniz üç sesi daha yavaş çalıyor; iki kısa ses biraz uzuyor, uzun ses biraz daha uzuyor. "Daha ağır sordun. Ama ritmin şekli yine aynı: iki kısa, bir uzun."

Deniz gitarını kucağına bırakıyor. "Başka nasıl sorulur ki? Üç hece, üç ses."

Melis kemanını kaldırıyor ve aynı ritmi çalıyor, ama ilk sesi tefin vuruşundan biraz sonra, vuruşların arasına düşürüyor. Soru birden telaşlı, tökezleyen bir soruya dönüşüyor. Arda kornoyla bir deneme yapıyor: üç sesin ortasına kısa bir sus koyuyor; "na-sıl ... sın?" Salonda biri gülüyor; soru şimdi bir tereddüt gibi.

"İşte," diyor Tarık Hoca, tefe vurmayı sürdürerek. "Aynı üç hece, aynı ses, ama ritmin kendisi değişti. Bugün bir ritmi tanınır bırakarak değiştirmenin yollarını çalışacağız."

Bu derste ne olacak

Önceki derste üç çalıcı tek bir sesin süresini, gürlüğünü, başlangıç ve bitişini, rengini ve sessizliğini değiştirerek küçük fikirler kurdu. Ama Deniz, değişikliklerin çoğunun ritmin şeklini olduğu gibi bıraktığını fark etti. Bu ders, ritmin şeklinin kendisini değiştirmeye bakıyor.

Önce ritmik varyasyonun ne olduğunu ve bir ritmi tanınır kılan şeyin ne olduğunu konuşacağız. Ardından bir ritmi değiştirmenin temel yollarını tek tek ele alacağız: uzatmak ve kısaltmak, bölmek, bir sus eklemek, vuruşa göre kaydırmak, vurgunun yerini değiştirmek, ses eklemek ve çıkarmak. Sonra bu değişiklikleri bir nabzın üzerinde yapmaya ve değişiklikleri bir çeşitleme zinciri hâlinde birbirine bağlamaya geçeceğiz. Dersin son kısmı, birlikte ritim çeşitlemeleri kurmaya ve kendi çeşitlemelerini dinlemeye ayrılıyor.

Sıfır noktası

Bir ritmik varyasyon, bir ritim fikrinin şeklini değiştirerek ondan yeni bir fikir türetmek. Varyasyonun önemli bir özelliği var: yeni fikir, eskisiyle bir bağını koruyor. Dinleyici çeşitlemeyi duyduğunda, onun bir önceki fikirden geldiğini sezebiliyor. Bağ tamamen koparsa, artık bir çeşitleme değil, yeni bir fikir oluyor.

Bir ritmi tanınır kılan şey, çoğu zaman birkaç belirgin özelliği. Kaç ses olduğu, hangi seslerin uzun hangilerinin kısa olduğu, ritmin nabzın neresinde başladığı ve nerede bittiği, vurgunun hangi sese düştüğü. Bir çeşitleme bu özelliklerin bir ya da ikisini değiştirip ötekileri koruduğunda, hem yeni hem tanıdık duyuluyor.

Ritmik varyasyon, tek sesle çalışmanın doğal bir devamı. Ses yüksekliği hâlâ sabit kaldığı için, bütün dikkat ritmin şekline verilebiliyor. Bu ders boyunca da üç çalıcı, önceki derste seçtikleri tek sesleri kullanmaya devam ediyor; ezgiye ancak ritmin dili sağlamlaştıktan sonra geçilecek.

Tanıdığın bir şarkının ritmini ellerinle vurduğunda, bir iki vuruşu değiştirsen bile arkadaşın onu hâlâ tanıyabilir mi; tanıyamaması için ne kadar değiştirmen gerekir?

Mekanizma

Nabız: değişikliklerin zemini

Ritmik varyasyonun zemini, altta düzenli atan bir nabız. Tarık Hoca'nın tefe vurduğu dört vuruş, böyle bir nabızdı. Bir ritim fikri bu nabzın üzerine yerleşiyor: bazı sesleri vuruşların tam üzerine, bazıları vuruşların arasına düşüyor. Bir çeşitleme yapıldığında, nabız aynı kalıyor; değişen, fikrin nabza göre nasıl yerleştiği.

Nabız olmadan ritmik varyasyonlar belirsizleşiyor. Nabızsız bir ortamda uzayan ses ağırlaşma, eklenen sessizlik ise takılma sanılıyor. Nabız varken ise aynı değişiklik, fikrin yeni bir biçimi olarak, bilinçli bir seçim olarak duyuluyor.

Bu yüzden ritmik varyasyon çalışırken her zaman bir nabız bulunuyor: bir arkadaşın vurduğu bir tef, bir metronom, ayakla tutulan bir vuruş ya da en azından içinden sayılan bir sayım. Melis'in açılıştaki ilk sesi vuruşların arasına düşürmesi, tam da tefin nabzı sayesinde telaşlı bir soru olarak duyulmuştu; nabız olmasaydı, yalnızca biraz geç başlamış bir ses olarak kalabilirdi.

Uzatmak ve kısaltmak

Bir ritmi değiştirmenin en basit yolu, bütün seslerini birlikte uzatmak ya da kısaltmak. Ritmin bütün sesleri iki katı süreye uzatıldığında, aynı şekil daha geniş, daha ağır bir hâle geliyor; yarıya kısaltıldığında ise daha sıkışık, daha aceleci. Bu, Deniz'in açılıştaki ikinci denemesinde yaptığı şeye yakındı; ama orada tempo da yavaşlamıştı, burada ise nabız sabit kalıyor.

Nabız sabitken uzatılan bir ritim, nabzın daha çok vuruşunu kaplıyor. "Na-sıl-sın?" ritmi bir ölçünün yarısını kaplıyorsa, iki katına uzatıldığında bütün ölçüyü kaplıyor. Kısaltıldığında ise ölçünün çeyreğine sığıyor ve geride bir boşluk bırakıyor; bu boşluk, bir sus ya da bir tekrar için yer açıyor.

Uzatma ve kısaltma, ritmin şeklini, yani uzun ve kısa seslerin oranını koruyor. Bu yüzden çeşitleme kolayca tanınıyor. Deniz, "na-sıl-sın?" ritmini önce bir ölçüye uzatarak, sonra yarım ölçüye kısaltarak ve kalan yarıyı susarak çaldı. İlki ağır ve düşünceli, ikincisi kısa ve kesin bir soru gibi duyuldu; ikisi de aynı sorunun çeşitlemesiydi.

Bölmek

Bir ritmi değiştirmenin ikinci yolu, bir uzun sesi daha kısa seslere bölmek. "Na-sıl-sın?" ritminin uzun son sesi, iki kısa sese bölündüğünde dört sesli bir ritim oluşuyor: "na-sıl-sın-sın?". Bölünen ses, aynı süreyi kaplıyor ama içine bir hareket giriyor.

Bölme, ritme bir canlılık katıyor. Uzun bir ses bir durgunluk, bölünmüş bir ses ise bir kıpırdanma gibi duyuluyor. Bölmenin farklı biçimleri var: bir sesi iki eşit parçaya, üç eşit parçaya ya da bir uzun ve bir kısa parçaya bölmek. Her bölme, ritmin karakterini biraz farklı bir yöne çekiyor.

Bölmenin tersi de bir çeşitleme yolu: iki kısa sesi tek bir uzun seste birleştirmek. Arda, "na-sıl-sın?" ritminin ilk iki kısa sesini tek bir uzun seste birleştirerek "naaasıl-sın?" gibi bir ritim çaldı. Melis aynı ritmin son sesini üçe böldü. Deniz iki çeşitlemeyi art arda dinledi ve ikisinin de soruyu tanınır bıraktığını, ama birinin daha ağır, ötekinin daha kıpır kıpır olduğunu fark etti.

Sus eklemek

Ritmin içine bir sus eklemek, onu en belirgin biçimde değiştiren yollardan biri. Bir sus, ritmin akışını bir an durduruyor ve dinleyicide bir bekleyiş yaratıyor. Susun ardından gelen ses, bu bekleyiş yüzünden daha güçlü duyuluyor.

Susun yeri, çeşitlemenin karakterini belirliyor. Ritmin ortasına konan bir sus, Arda'nın açılıştaki denemesinde olduğu gibi, bir tereddüt ya da bir duraklama gibi duyuluyor. Ritmin başına konan bir sus, fikri geciktiriyor; sonuna konan bir sus ise fikri havada bırakıyor ve bir yanıt bekliyormuş gibi duyuluyor.

Bir sus eklenirken nabız sayılmaya devam ediyor. Susun süresi, nabzın vuruşlarıyla ölçülüyor: bir vuruşluk, yarım vuruşluk ya da iki vuruşluk bir sus. Bu sayım, susun bir duraksama değil, bilinçli bir ritim parçası olmasını sağlıyor. Arda, susu bir yarım vuruş, sonra bir tam vuruş, sonra iki vuruş uzunluğunda deneyerek her uzunluğun soruyu nasıl değiştirdiğini dinledi.

Kaydırmak: vuruşun üzerinde ve arasında

Bir ritmi değiştirmenin belki de en güçlü yolu, onu nabza göre kaydırmak. Bir ritim, nabzın birinci vuruşunda başlıyorsa, aynı ritim ikinci vuruşta ya da iki vuruşun arasında başlatılabiliyor. Ritmin şekli değişmiyor; ama nabızla ilişkisi değişiyor ve çeşitleme bambaşka duyuluyor.

Vuruşların arasına düşen sesler, bir itiş ya da bir kıvrak yön değiştirme duygusu yaratıyor. Bu, pek çok müzik türünde senkop olarak bilinen bir etki: vurgulu bir sesin beklenen vuruşun üzerine değil, onun önüne ya da arasına düşmesi. Melis'in açılıştaki telaşlı sorusu, ritmin yarım vuruş kaydırılmasından doğmuştu.

Kaydırma çalışırken nabzı sağlam tutmak özellikle önemli; çünkü kaydırılmış bir ritim, çalıcının kendi nabzını da kaydırma eğilimi taşıyor. Çalıcı farkında olmadan nabzı ritme uydurursa, kaydırma kayboluyor ve ritim yine vuruşun üzerine oturuyor. Melis kaydırılmış ritmi çalarken ayağıyla nabzı tuttu ve tefin vuruşlarını dikkatle dinledi. Ritmi ikinci vuruşa, sonra iki vuruşun arasına kaydırdı; her kaydırma, aynı soruya farklı bir duruş verdi.

Vurgunun yerini değiştirmek

Bir ritmin seslerinden biri ötekilerden daha güçlü çalındığında, o ses vurgulanmış oluyor. Vurgu, ritmin ağırlık merkezini belirliyor. "Na-sıl-sın?" ritminde vurgu son hecede olduğunda, soru sonuna doğru yükselen bir soru gibi; ilk hecede olduğunda, ısrarlı bir soru gibi duyuluyor.

Vurgunun yerini değiştirmek, ritmin şeklini ve süresini olduğu gibi bırakıp yalnızca ağırlığını taşıyor. Bu, önceki derste çalışılan gürlük değişkeninin ritmin içinde kullanılması. Ama etki, gürlüğün tek başına yaptığından farklı: bütün ritmi güçlü çalmak sesi yükseltiyor; tek bir sesi vurgulamak ise ritmin anlamını değiştiriyor.

Vurgunun yeri, kaydırmayla birleştiğinde daha da güçlü bir etki yaratıyor. Vuruşların arasına düşen ve vurgulanan bir ses, en belirgin itişi veriyor. Deniz, "na-sıl-sın?" ritmini üç kez, her seferinde vurguyu başka bir heceye koyarak çaldı. Ardından ikinci heceyi hem vurguladı hem de vuruşun önüne kaydırdı; Tarık Hoca tefi bir an durdurup güldü: "Bu soru artık dans ediyor."

Ses eklemek ve çıkarmak

Bir ritme ses eklemek ya da ondan ses çıkarmak, çeşitlemeyi genişletmenin ya da daraltmanın bir yolu. Bir ritmin önüne kısa bir ses eklemek, ona bir hazırlık, bir giriş veriyor; sonuna eklemek ise bir uzantı, bir son söz. Ritmin bir sesini çıkarmak, onu daha seyrek ve daha ağırbaşlı kılıyor.

Ekleme ve çıkarma yapılırken ritmin tanınır kalması için onun en belirgin parçası korunuyor. "Na-sıl-sın?" ritminin en belirgin parçası, iki kısa sesin ardından gelen uzun ses. Bu parça korunduğu sürece, önüne bir ses eklemek ya da ortasından bir ses çıkarmak ritmi tanınır bırakıyor.

Ekleme ve çıkarma, uzun bir doğaçlama içinde bir fikri büyütmenin ve küçültmenin de yolu. Bir fikir önce kısa çalınıp sonra eklemelerle uzatılabiliyor; ya da uzun çalınıp sonra çıkarmalarla tek bir sese kadar indirilebiliyor. Arda, soruyu her tekrarda bir ses çıkararak çaldı: "na-sıl-sın?", "na-sın?", en son yalnızca "sın?". Soru giderek kısaldı ve sonunda tek bir uzun sese, bir iç çekişe dönüştü.

Çeşitleme zinciri

Tek tek değişiklikler bir araya getirildiğinde, bir çeşitleme zinciri oluşuyor: bir ana fikir, onun ilk çeşitlemesi, ilk çeşitlemenin bir çeşitlemesi ve böyle devam ediyor. Zincirin her halkası bir öncekinden bir iki özelliği değiştiriyor ve ötekileri koruyor. Böylece zincirin sonundaki fikir ana fikirden çok farklı olabiliyor, ama her halka bir öncekine bağlı.

Bir çeşitleme zinciri, doğaçlamaya bir yön veriyor. Dinleyici her halkada hem tanıdık bir şey hem de yeni bir şey duyuyor ve fikrin bir yere doğru gittiğini hissediyor. Zincir, bazen başladığı yere, ana fikre geri dönerek kapanabiliyor; bu dönüş, dinleyiciye bir yolculuğun tamamlandığı duygusunu veriyor.

Deniz, "na-sıl-sın?" fikrinden bir zincir kurdu. Önce ana fikri çaldı. Sonra son sesi ikiye böldü. Sonra bölünmüş biçimi yarım vuruş kaydırdı. Sonra kaydırılmış biçimin ortasına bir sus ekledi. En son ana fikre geri döndü. Zincir beş halkadan oluşuyordu ve Tarık Hoca, her halkada bir şeyin değişip bir şeyin kaldığını açıkça duyduğunu söyledi.

Birlikte ritim çeşitlemeleri

Ritmik varyasyon, birlikte çalarken bir yanıt dili de oluyor. Bir çalıcı bir ritim fikri çaldığında, bir başkası onun bir çeşitlemesiyle yanıt verebiliyor: aynı ritmi uzatarak, kaydırarak, bir sus ekleyerek. Bu yanıt, ilk fikri duyduğunu gösteriyor ve aynı zamanda ona kendi katkısını ekliyor.

Birlikte çalışmanın bir yolu, bir çeşitleme zincirini sırayla kurmak. İlk çalıcı ana fikri çalıyor; ikinci çalıcı ilk çeşitlemeyi; üçüncü çalıcı ikinci çeşitlemeyi; ve zincir böyle sürüyor. Her çalıcı, bir önceki çalıcının çeşitlemesini duyup bir sonraki halkayı ondan kuruyor.

Arda, Melis ve Deniz, Tarık Hoca'nın tefinin nabzı üzerinde böyle bir zincir kurdu. Deniz ana fikri çaldı; Melis onu kaydırdı; Arda kaydırılmış biçime bir sus ekledi; Deniz suslu biçimin son sesini böldü; Melis vurguyu ilk heceye taşıdı. Zincir iki tur döndü ve ikinci turun sonunda Arda ana fikri, ilk Deniz'in çaldığı gibi, sade biçimiyle çaldı. Üçü birden, zincirin başladığı yere döndüğünü duydu.

Kendi çeşitlemelerini dinlemek

Ritmik çeşitlemeleri kaydedip dinlemek, hangi değişiklik yollarının kullanıldığını ve hangilerinin hiç denenmediğini gösteriyor. Pek çok çalıcı, belirli bir yola, örneğin yalnızca bölmeye ya da yalnızca sus eklemeye, alışkanlıkla yöneliyor ve ötekileri unutuyor.

Kaydın başında dört soru akılda tutuluyor: her çeşitlemede hangi özellik değişti, hangisi korundu? Nabız sağlam kaldı mı, yoksa kaydırılmış ritimlerde nabız da kaydı mı? Çeşitleme tanınır kaldı mı? Zincir bir yere gitti mi, ve geri döndü mü?

Melis kendi kaydını dinlediğinde, çeşitlemelerinin neredeyse hepsinde kaydırmayı kullandığını fark etti. Kaydırmayı seviyordu ve ona doğal gelen yol buydu; ama uzatma ve ekleme hiç yoktu. Bir sonraki denemede bir zinciri yalnızca uzatma, kısaltma ve ekleme kullanarak kurmaya karar verdi; bu, ona alışık olmadığı ama ilgisini çeken yeni bir dil açtı.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Deneyimli doğaçlamacılar, ritmik varyasyonu ezgisel varyasyondan önce ve ondan daha çok kullanıyor. Bir ezgiyi değiştirmek, dinleyiciye çoğu zaman yeni bir fikir gibi gelirken, aynı ezgiyi farklı bir ritimle çalmak hem tanıdık hem yeni duyuluyor. Usta doğaçlamacılar bu yüzden tek bir kısa fikri uzun süre, yalnızca ritmini değiştirerek sürdürebiliyor ve dinleyiciyi sıkmadan bir doğaçlamanın büyük bir bölümünü tek bir fikir üzerine kurabiliyor.

Bir başka incelik, nabzı içselleştirmek. Usta çalıcılar bir dış nabız, örneğin bir davul ya da bir metronom olmadan da nabzı kendi içinde sağlam tutabiliyor ve kaydırılmış ritimleri bu iç nabza göre çalabiliyor. Bu, onların bir grupta çalarken öteki çalıcıların ritmik kaydırmalarına kapılmadan kendi yerlerini korumalarını sağlıyor. Çalışma bu yüzden üç basamaklı: önce dışarıdan gelen tıklar, sonra yalnızca ayak, en son yalnızca iç sayım.

Usta öğretmenler, öğrencilerinin kendi ritmik alışkanlıklarını fark etmelerine yardım ediyor. Her çalıcının ona doğal gelen bir ya da iki değişiklik yolu var; bu yollar onun kişisel sesinin bir parçası. Ama yalnızca bu yollarla sınırlı kalmak, doğaçlamayı tek düze kılabiliyor. Usta öğretmenler öğrencilerine zaman zaman yalnızca alışık olmadıkları yolları kullanarak çeşitlemeler kurdurtuyor; böylece öğrencinin ritmik dili genişliyor.

Ustaların bir alışkanlığı da ritmik fikirleri gündelik hayattan toplamak. Konuşmaların ritmi, adımların ritmi, bir makinenin ritmi, bir kuşun ötüşü, her biri bir ritim fikri için başlangıç olabiliyor. Usta doğaçlamacılar bu ritimleri dinliyor, akıllarında tutuyor ve doğaçlama yaparken onları tek bir sesle çalıp çeşitlemeler kurarak kullanıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: "Bir ritmi değiştirmek için onu daha hızlı ya da daha güçlü çalmak yeterlidir." Tempo ve gürlük ritmin şeklini değiştirmiyor. Ritmik varyasyon, uzun ve kısa seslerin düzenini, susları, nabızla ilişkiyi ve vurgunun yerini değiştirmekle oluyor.

Yaygın yanlış: "Çeşitleme ne kadar farklıysa o kadar iyidir." Bağı tamamen kopan bir çeşitleme, yeni bir fikre dönüşüyor ve dinleyici onu önceki fikirle ilişkilendiremiyor. İyi bir çeşitleme bir iki özelliği değiştirip ötekileri koruyor.

Yaygın yanlış: "Ritmik varyasyon için nabza gerek yoktur." Nabız olmadan uzatmalar, suslar ve kaydırmalar yalnızca yavaşlamalar ve duraksamalar gibi duyuluyor. Nabız, değişikliklerin bilinçli birer seçim olarak duyulmasını sağlıyor.

Yaygın yanlış: "Kaydırılmış bir ritmi çalarken nabız da kendiliğinden kayar, bu doğaldır." Nabzın ritme uyması, kaydırmanın kaybolmasına yol açıyor. Kaydırılmış ritimler, nabız ayakla ya da içinden sağlam tutularak çalınıyor.

Yaygın yanlış: "Hep aynı değişiklik yolunu kullanmak benim tarzımdır." Alışık olunan yollar çalıcının kişisel sesinin bir parçası; ama yalnızca onlarla sınırlı kalmak doğaçlamayı tek düze kılabiliyor. Alışık olunmayan yolları da denemek, ritmik dili genişletiyor.

Uygulama

Çalgın, geçen haftaki tek sesin, bir metronom ya da tef çalan bir arkadaş ve telefonun yeterli. Önceki derste seçtiğin tek sesi kullanmaya devam et.

Bir ana fikir seç. Üç dört heceli bir sözü tek seste ritme dök. Nabzı açıp fikri nabzın üzerinde birkaç kez aynı biçimde çal. Fikrin en belirgin parçasını, örneğin iki kısa sesin ardından gelen uzun sesi, belirle.

Uzat, kısalt, böl. Fikri nabız sabitken iki katına uzat, sonra yarıya kısalt ve kalan yeri sus. Ardından fikrin uzun bir sesini iki ya da üç kısa sese böl; sonra iki kısa sesini tek bir uzun seste birleştir. Her değişikliğin ardından fikri bir kez ana biçimiyle çal ve farkı dinle.

Sus ekle ve kaydır. Fikrin ortasına, başına ve sonuna sırayla bir sus koy; susu yarım, bir ve iki vuruş uzunluğunda dene. Ardından fikri ikinci vuruşa ve iki vuruşun arasına kaydır. Kaydırırken nabzı ayağınla tut ve nabzın ritme uyup kaymadığından emin ol.

Vurguyu ve ses sayısını değiştir. Fikrin şeklini koruyarak vurguyu her seferinde başka bir sese koy. Ardından fikrin önüne ya da sonuna bir ses ekle; sonra fikrin her tekrarında bir ses çıkararak onu tek bir sese kadar indir.

Bir zincir kur. Ana fikirden başlayan beş halkalı bir çeşitleme zinciri çal: her halka bir öncekinden bir ya da iki özelliği değiştirsin, ötekileri korusun. Zinciri ana fikre geri dönerek kapat. Zinciri sonra bir arkadaşınla halka halka paylaş.

Kaydet ve dinle. Zincirini kaydet. Dinlerken her halkada hangi özelliğin değiştiğini ve hangisinin korunduğunu not et. Hangi değişiklik yollarını sık kullandığını, hangilerini hiç kullanmadığını yaz. Bir sonraki zinciri yalnızca hiç kullanmadığın yollarla kurmayı dene.

Kilit özet

Ritmik varyasyon, bir ritim fikrinin şeklini değiştirerek ondan, eskisiyle bağını koruyan yeni bir fikir türetmek; bağ tamamen koparsa çeşitleme yeni bir fikre dönüşüyor.

Bir ritmi tanınır kılan ses sayısı, uzun ve kısa seslerin düzeni, nabızdaki başlangıç ve bitiş yeri ve vurgunun yeri; iyi bir çeşitleme bunların bir ikisini değiştirip ötekileri koruyor.

Ritmik varyasyonun zemini sabit bir nabız; nabız olmadan değişiklikler yalnızca yavaşlamalar ve duraksamalar gibi duyuluyor.

Bir ritmi değiştirmenin temel yolları: bütün sesleri uzatmak ya da kısaltmak, bir sesi bölmek ya da sesleri birleştirmek, bir sus eklemek, ritmi nabza göre kaydırmak, vurgunun yerini değiştirmek ve ses eklemek ya da çıkarmak.

Kaydırılmış ritimlerde nabız ayakla ya da içinden sağlam tutuluyor; vurgu ve kaydırma birleştiğinde en belirgin itiş doğuyor.

Değişiklikler bir çeşitleme zinciri hâlinde birbirine bağlanıyor; zincir doğaçlamaya bir yön veriyor ve ana fikre dönerek kapanabiliyor. Birlikte çalarken zincir sırayla kurulabiliyor.

Kendi çeşitlemelerini dinlemek, alışkanlıkla kullanılan ve hiç denenmeyen yolları gösteriyor; alışık olunmayan yollar ritmik dili genişletiyor.

Sonraki derse köprü

Zincirin ikinci turunda Melis bir şey fark ediyor: Deniz'in sorusu ne zaman sonuna bir sus alsa, havada asılı kalıyor ve biri ona yanıt vermeden zincir ilerleyemiyor gibi geliyor. Arda bir keresinde soruya, son sesi uzun ve sönen bir sesle yanıt verdi; o an salondaki herkes bir şeyin kapandığını duydu.

Bir müzikal cümle nasıl bir soru gibi açık kalır, bir başkası nasıl bir yanıt gibi kapanır; bir cümleyi açık ya da kapalı duyuran şey nedir?

Ve iki çalıcı arasında ya da tek bir çalıcının kendi içinde, bir soru cümlesine bir yanıt cümlesiyle karşılık vermek doğaçlamaya nasıl bir yapı kazandırır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Ders, Tarık Hoca'nın tefe vurduğu bir yakın planla açılacak; her vuruşta ekranın altında düzenli aralıklarla bir nabız çizgisi belirecek. Sorunun üç hecesi, çizginin üstünde boyları farklı üç kutu olarak duracak.

Deniz'in ilk denemelerinde kutular büyüyüp küçülecek ve renk değiştirecek ama şekilleri aynı kalacak. Melis'in denemesinde kutular nabız çizgisine göre yarım vuruş kayacak ve ilk kutu iki nabız çizgisinin arasına düşecek. Arda'nın denemesinde iki kutunun arasında boş bir alan açılacak.

Değişiklik yolları bölümünde aynı üç kutu her yöntemle ayrı ayrı dönüşecek: iki katına uzayacak, yarıya kısalacak, son kutu ikiye ve üçe bölünecek, iki kutu birleşecek, aralarına boşluk girecek, nabza göre kayacak, bir kutu daha koyu bir renkle vurgulanacak, kutular eklenip çıkarılacak.

Çeşitleme zinciri, birbirine bağlı beş halka olarak çizilecek; her halkada değişen özellik parlayacak, korunan özellikler soluk kalacak. Zincir son halkada ilk halkaya bağlanıp bir daire oluşturacak.

Anlatıcı, üç çalıcının sırayla kurduğu zinciri, her halkanın ardından kısa bir sessizlik bırakarak dinletecek. Kapanışta Melis zincirin sonundaki suslu soruyu çalacak ve ekranda soru, havada asılı kalan bir kutu olarak bir yanıt bekleyecek.

Bu ders hangi kursun parçası

IMP-101 — Temel Doğaçlama kursunun 10 modülünden 2. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?