İçeriğe geç

IMP-101 · Modül 3 · L1 Başlangıç

Soru ve cevap

3.116 kelime · 17 örnek · yaklaşık 14 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Soru ve cevap, açık kalan bir müzikal cümlenin ardından onu kapatan bir başka cümlenin gelmesi; halk müziklerinde, blues'ta ve pek çok ezginin iki yarısında karşımıza çıkıyor ve doğaçlamaya bir yapı kazandırıyor.

Açıklığı ve kapanışı tek bir ipucu değil, birkaçının bileşimi kuruyor: son sesin ev sesi ya da komşu ses olması, son sesin güçlü ya da zayıf bir vuruşa düşmesi, son sesin süresi ve gürlüğü.

Soru ve cevap çoğu zaman aynı uzunlukta kuruluyor; bu eşitlik çifte bir denge veriyor ve cümlelerin nabız üzerinde sayılmasını gerektiriyor.

Bir cevap, sorunun bir özelliğini koruyarak ona bağlanıyor; ritmik varyasyon yolları cevabı sorunun bir çeşitlemesi yapıyor.

Cevap türleri: yankı, çeşitleme, karşıt ve tamamlayan; her biri soruyla farklı bir ilişki kuruyor.

Tek bir çalıcı da kendi sorusuna cevap verebiliyor; bir dizi soru-cevap çifti küçük bir parça gibi duyulabiliyor.

Birlikte çalarken en önemli beceri soruyu sonuna kadar dinlemek. Bir cevap açık bırakıldığında yeni bir soruya dönüşüyor ve soru-cevap bir zincir gibi ilerleyip ortak bir kapanışla bitebiliyor.

Açılış sahnesi

Tarık Hoca piyanoda yine o pes zemin sesini basıyor ve pedalla uzatıyor. Ama bu kez bir şey ekliyor: herkesin tek sesinin yanına ikinci bir ses. Melis'e re'nin yanında mi'yi, Deniz'e la'nın yanında si'yi, Arda'ya sol'ün yanında la'yı gösteriyor.

"Artık iki sesiniz var," diyor. "Birincisi, zemin sesiyle aynı ailenin evi; ona dönünce bir şey yerine oturuyor. İkincisi, bir adım ötedeki komşu. Melis, iki ölçülük bir şey çal ve komşuda bitir."

Melis kısa bir ritim çalıyor; re, re, mi. Son mi havada kalıyor; salonda herkes bir şeyin bitmediğini hissediyor. Tarık Hoca Deniz'e dönüp başıyla işaret ediyor. Deniz bir an duraksıyor ve o da kendi komşu sesinde, si'de bitiriyor. Şimdi iki soru art arda havada asılı. Arda bir şey söylemek için ağızlığı dudaklarına götürüyor ama ne çalacağını bilemiyor; çalmaya başladığında Deniz'in ritmini hiç duymamış gibi tümüyle yeni bir şey çalıyor ve o da havada kalıyor.

Piyanodaki pes ses sönüyor; Tarık Hoca ayağını pedaldan çekmiş. "Üç soru sordunuz," diyor gülümseyerek. "Kimse cevap vermedi. Bir de Arda, Deniz'in ne sorduğunu dinlemeden sordu."

Melis'e dönüyor. "Bir daha sor. Bu kez Deniz, Melis'in sorusunun ritmini al ve kendi evinde bitir." Melis aynı soruyu çalıyor; Deniz aynı ritmi alıyor ve son sesi bu kez la'ya, evine indiriyor. Salonda bir şey kapanıyor. Arda bile farkında olmadan başını sallıyor.

Bu derste ne olacak

Ritim zincirinin sonunda, susla biten bir sorunun salonda asılı kaldığı ve bir karşılık istediği duyulmuştu. Bu ders, doğaçlamaya yapı kazandıran en eski yollardan birine bakıyor: bir müzikal cümleyi bir soru gibi açık bırakmak ve bir başkasıyla bir yanıt gibi kapatmak.

Önce soru ve cevabın ne olduğunu ve pek çok müzik geleneğinde nasıl yer aldığını konuşacağız. Sonra bir cümleye açık ya da kapanmış dedirten dört ipucuna geçeceğiz: son sesin yeri, ritim ve vuruş, sesin süresi ve gürlüğü. Sonra cümlenin uzunluğuna ve cevabın soruya nasıl bağlandığına geçeceğiz. Ardından dört cevap biçimi, tek başına çalarken kendi sorunu yanıtlamak, dinlemenin kendisi ve halkadan halkaya büyüyen bir sohbet geliyor.

Sıfır noktası

Soru ve cevap, bir müzikal cümlenin açık kalan bir biçimde çalınması ve ardından gelen bir başka cümlenin onu kapatması. Açık kalan cümle bir soru gibi, bir şeyin devam edeceğini söylüyor; kapanan cümle bir cevap gibi, bir şeyin yerine oturduğunu. Bu ikisi birlikte, dinleyiciye bir başlangıç ve bir sonuç veren küçük bir bütün oluşturuyor.

Soru ve cevap, pek çok müzik geleneğinde karşımıza çıkıyor. Pek çok halk müziğinde bir solistin söyleyip bir topluluğun yanıtladığı karşılıklı söyleyişler var. Blues ve ondan doğan türlerde, bir şarkıcının söylediği bir dizeyi bir çalgının yanıtlaması yaygın bir düzen. Pek çok ezginin kendi içinde de iki yarısı var: ilk yarı açık kalıyor, ikinci yarı onu kapatıyor.

Doğaçlamada soru ve cevap, bir çalıcıya bir yapı veriyor. Bir yanıt ararken çalıcı, ne çalacağını sıfırdan değil, duyduğu sorudan yola çıkarak düşünüyor. Bu, açılıştaki gibi herkesin kendi başına bir şey çaldığı bir dağınıklık yerine, birbirine bağlı bir sohbet kuruyor.

Bir arkadaşın bir soru sorduğunda, yanıtını onun sorusunun sözcüklerini kullanarak mı verirsin, yoksa tümüyle başka sözcüklerle mi; hangisi ona sorusunun duyulduğunu daha açık gösterir?

Mekanizma

Ev ve komşu: iki sesin rolü

Bu derste her çalıcı iki sesle çalışıyor. Birinci ses, zemin sesiyle aynı adı taşıyan ya da ona çok yakın duran ses; buna ev sesi diyebiliriz. İkinci ses, ev sesinin bir adım ötesindeki komşu ses. Zemin sesinin üzerinde ev sesi oturmuş ve dinlenmiş duyuluyor; komşu ses ise bir parça gerilimli, bir yere gitmek ister gibi.

Bu iki rol, soru ve cevabın en temel aracı. Komşu seste biten bir cümle açık kalıyor; ev sesinde biten bir cümle kapanıyor. Melis'in açılıştaki sorusu, mi'de, yani komşu seste bittiği için havada kalmıştı; Deniz'in ikinci yanıtı ise la'ya, evine indiği için bir şeyi kapatmıştı.

Hangi sesin ev, hangisinin komşu olduğu, zemin sesine bağlı. Aynı iki ses, başka bir zemin sesinin üzerinde rollerini değiştirebiliyor. Kursun ilerleyen derslerinde akor sesleri ve geçiş sesleri bu ilişkileri daha ayrıntılı açacak; bu derste iki ses ve tek bir zemin sesi, açık ve kapalı arasındaki farkı duymaya yetiyor.

Son sesin vuruştaki yeri

İkinci ipucu zamanlama: son ses nabzın hangi anına denk geliyor? Ölçünün güçlü bir vuruşuna, örneğin birinci vuruşa düşen bir son ses, bir yere varmış gibi duyuluyor. Zayıf bir vuruşa ya da iki vuruşun arasına düşen bir son ses ise havada kalıyor ve devamını bekliyor.

Bu, önceki derste çalışılan kaydırmanın soru ve cevapta bir kullanımı. Bir soru, son sesini vuruşların arasına kaydırarak daha da açık kılınabiliyor; bir cevap ise son sesini güçlü bir vuruşa oturtarak daha da kapalı. Son sesin yeri ile ev ve komşu rolü birleştiğinde, açıklık ya da kapanış en belirgin hâlini alıyor.

Tarık Hoca, Deniz'den aynı yanıtı iki kez çalmasını istedi: bir kez son la'yı birinci vuruşa oturtarak, bir kez de dördüncü vuruşun arasına kaydırarak. İlki tam bir kapanış gibi duyuldu; ikincisi, ev sesinde bitmesine rağmen bir parça açık kaldı. Deniz, kapanışın yalnızca hangi sesle değil, o sesin ne zaman geldiğiyle de kurulduğunu fark etti.

Süre ve gürlük

Son sesin süresi ve gürlüğü de açıklık ve kapanışı etkiliyor. Kısa, kesik bir son ses, bir şeyin kesildiğini ve devam edeceğini düşündürüyor; uzun, sönen bir son ses ise bir şeyin bittiğini. Güçlü biten bir cümle bir soru gibi kalkıyor; yumuşayarak biten bir cümle bir cevap gibi iniyor.

Bu araçlar, ev ve komşu rollerine eklenerek kullanılabiliyor ya da onların yerini alabiliyor. Ev sesinde biten ama kısa ve güçlü kesilen bir cümle, yarı açık bir etki bırakıyor. Komşu seste biten ama uzun ve sönen bir cümle ise bir bekleyiş, belki bir hüzün duygusu taşıyor. Çalıcı bu araçları birleştirerek açıklık ile kapanış arasında pek çok ara ton kurabiliyor.

Arda, sol ve la ile bir soru-cevap çiftini dört biçimde çaldı: soruyu kısa ve güçlü la'da, cevabı uzun ve sönen sol'de bitirerek; sonra tersine çevirerek. Tersine çevrilmiş çift tuhaf duyuldu: kısa ve güçlü bir sol, ev sesinde bitmesine rağmen bir kapanış gibi gelmedi. Arda, açıklık ve kapanışın birkaç aracın birlikte çalışmasından doğduğunu duydu.

Cümlenin uzunluğu

Bir soru ve cevap çiftinde iki cümle çoğu zaman aynı uzunlukta oluyor. İki ölçülük bir soruya iki ölçülük bir cevap, dört ölçülük bir soruya dört ölçülük bir cevap veriliyor. Bu eşitlik, dinleyiciye bir denge duygusu veriyor ve cevabın tam zamanında geldiğini hissettiriyor.

Bu eşitlik, cümlelerin nabzın üzerinde sayılmasını gerektiriyor. Çalıcı soruyu dinlerken onun kaç ölçü sürdüğünü sayıyor ve cevabını aynı uzunlukta kuruyor. Cevap sorudan çok kısa ya da çok uzun olduğunda, çift dengesiz duyuluyor; bu bilinçli bir seçim olarak kullanılabiliyor, ama başlangıçta eşit uzunluk sağlam bir zemin.

Tarık Hoca tefi yeniden aldı ve dört vuruşluk ölçüleri yüksek sesle saydı. Melis iki ölçülük bir soru çaldı; Deniz iki ölçülük bir cevap. Ardından Melis bir ölçülük bir soru, Deniz bir ölçülük bir cevap çaldı. Kısa çiftler hızlı bir sohbet gibi, uzun çiftler bir anlatı gibi duyuldu. Arda, açılışta Deniz'in sorusunu dinlemediğini, ölçüleri saymadığını ve bu yüzden cevabının da soruyla aynı uzunlukta olmadığını fark etti.

Cevabın soruya bağlanması

Bir cevabın gerçekten bir cevap olarak duyulması için, soruya bir şekilde bağlanması gerekiyor. En güçlü bağ, sorunun bir özelliğini cevapta korumak: aynı ritim, aynı başlangıç, aynı gürlük. Açılışta Deniz'in ikinci yanıtı, Melis'in sorusunun ritmini aynen alıp yalnızca son sesini değiştirdiği için açıkça bir cevap gibi duyulmuştu.

Önceki derste çalışılan ritmik varyasyon yolları, cevabı soruya bağlamanın da yolları. Cevap, sorunun ritmini uzatabiliyor, bölebiliyor, kaydırabiliyor ya da bir sus ekleyebiliyor; bu değişiklikler cevabı sorunun bir çeşitlemesi yapıyor. Son sesin ev sesine inmesi ise onu bir kapanış yapıyor.

Arda'nın açılıştaki çalışı bu bağı taşımıyordu: Deniz'in ritmini duymadığı için tümüyle yeni bir şey çalmıştı. Tarık Hoca Arda'dan, Deniz'in bir sorusunu yalnızca dinlemesini, sonra onun ritmini içinden bir kez tekrarlamasını ve ancak ondan sonra cevabını çalmasını istedi. Arda'nın cevabı bu kez Deniz'in ritmini tanınır biçimde taşıdı ve sol'e indi.

Cevap türleri

Bir soruya birkaç farklı biçimde cevap verilebiliyor. Yankı cevabında, soru neredeyse aynen tekrarlanıyor ve yalnızca son ses ev sesine indiriliyor; bu, en sade ve en açık bağ. Çeşitleme cevabında, sorunun ritmi bir iki değişiklikle alınıyor ve ev sesinde kapatılıyor.

Karşıt cevapta, sorunun bir özelliği bilerek tersine çevriliyor: kısa seslerden oluşan bir soruya uzun seslerle, güçlü bir soruya yumuşak bir cevapla karşılık veriliyor. Bu tür bir cevap bir tartışma ya da bir yatıştırma gibi duyulabiliyor. Tamamlayan cevapta ise soru yarım bırakılmış bir cümle gibi kabul ediliyor ve cevap onu sürdürüp bitiriyor; soru ile cevap birlikte tek bir uzun cümle gibi akıyor.

Üç çalıcı her cevap türünü sırayla denedi. Melis'in soruları kısa ve canlıydı; Deniz önce yankıyla, sonra çeşitlemeyle, sonra uzun ve yumuşak seslerden oluşan bir karşıt cevapla yanıt verdi. Karşıt cevapta Melis güldü: "Ben acele ettim, sen beni sakinleştirdin." Tamamlayan cevapta ise Deniz, Melis'in sorusunun son sesinden hiç ara vermeden başladı ve iki cümle tek bir nefes gibi aktı.

Tek çalıcıda soru ve cevap

Tek başına çalan biri de kendi sorusunu kendisi kapatabiliyor. Bir çalıcı önce bir soru cümlesi çalıp ardından kendi sorusuna bir cevap veriyor. Bu, bir doğaçlamanın içinde küçük bir yapı oluşturuyor ve dinleyiciye bir başlangıç ve bir sonuç sunuyor.

Tek çalıcıda soru ve cevap, aynı araçlarla kuruluyor: soru komşu seste ya da zayıf bir vuruşta biterek açık kalıyor, cevap ev sesinde ve güçlü bir vuruşta biterek kapanıyor. Pek çok ezginin iki yarısı bu biçimde düzenlenmiş; bir doğaçlamacı bu düzeni kendi doğaçlamasında bilinçli olarak kullanabiliyor.

Tek çalıcıda bir soru-cevap çifti, daha uzun bir doğaçlamanın yapı taşı olabiliyor. Bir soru, bir cevap; bir başka soru, bir başka cevap; ve böylece bir dizi çift. Melis kendi başına dört çift çaldı: her çiftte soru mi'de, cevap re'de bitti, ve her çift bir öncekinin bir çeşitlemesiydi. Tarık Hoca, dört çiftin birlikte küçük bir parça gibi duyulduğunu söyledi.

Dinlemek: sorunun sonuna kadar

Birlikte soru ve cevap çalarken en önemli beceri, soruyu sonuna kadar dinlemek. Pek çok başlangıç öğrencisi, soru daha bitmeden kendi cevabını düşünmeye başlıyor ve böylece sorunun son kısmını, yani açık ya da kapalı olduğunu belirleyen kısmını kaçırıyor. Arda'nın açılışta Deniz'in sorusunu duymaması, bu yüzdendi.

Soruyu sonuna kadar dinlemek, cevabın ondan doğmasını sağlıyor. Çalıcı sorunun ritmini, uzunluğunu, son sesini ve son sesin vuruştaki yerini duyduktan sonra cevabını kuruyor. Bu, başlangıçta kısa bir duraksama gerektirebiliyor; ama zamanla dinleme ile cevap verme arasındaki bu süre kısalıyor.

Bir alıştırma olarak Tarık Hoca, soru ile cevap arasına bir ölçülük bir boşluk koydu. Bu boşlukta cevap verecek çalıcı, sorunun ritmini içinden bir kez tekrarlıyor ve cevabını hazırlıyordu. Birkaç tur sonra boşluk yarım ölçüye indirildi, en son tümüyle kaldırıldı. Üç çalıcı, boşluk kalktığında da soruları duyup cevaplayabildiklerini fark etti.

Bir soru-cevap zinciri

Birden fazla çalıcı arasında soru ve cevap, bir zincir hâlinde sürdürülebiliyor. Bir çalıcının cevabı, bir sonraki çalıcı için bir soru olabiliyor: cevap kapanmak yerine yeniden açık bırakıldığında, bir sonraki çalıcı onu yanıtlıyor. Böylece soru ve cevap bir sohbet gibi akıyor.

Bu zincirde çalıcılar, açıklık ve kapanışı bilinçli olarak yönetiyor. Bazı halkalar kapanıyor ve küçük bir dinlenme yaratıyor; bazıları açık kalıyor ve zinciri ileriye itiyor. Zincirin sonunda, bütün grup bir kapanışa, ev sesine ve güçlü bir vuruşa doğru toplanabiliyor.

Tef vuruyor, piyano pes sesini tutuyor; üçlü bu zemin üzerinde halkaları dizdi. Melis bir soru sordu; Deniz yanıt verdi ama yanıtını komşu seste bitirerek yeni bir soruya çevirdi; Arda bu soruyu yanıtladı ve ev sesinde kapattı. Ardından Arda yeni bir soru açtı ve zincir bir tur daha döndü. İkinci turun sonunda üçü, Tarık Hoca'nın gözüyle verdiği bir işaretle, aynı anda ev seslerine indi ve sustu.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Deneyimli doğaçlamacılar, soru ve cevabı yalnızca iki cümle arasındaki bir ilişki olarak değil, uzun bir doğaçlamanın nefes alıp vermesi olarak görüyor. Açık kalan cümleler gerilim biriktiriyor, kapanan cümleler onu bırakıyor. Usta doğaçlamacılar bu gerilimi bilinçli olarak yönetiyor: bazen birkaç soruyu art arda sorup gerilimi büyütüyor, ardından tek bir güçlü cevapla onu çözüyor.

Bir başka incelik, beklenen cevabı ertelemek. Bir soru sorulduğunda dinleyici bir cevap bekliyor; usta doğaçlamacılar bu beklentiyi zaman zaman bilerek erteliyor: cevap yerine yeni bir soru soruyor, ya da cevabı bir ölçü geç veriyor. Bu erteleme, cevap sonunda geldiğinde onu daha güçlü kılıyor. Ama erteleme, ancak soru ve cevap dili sağlamlaştıktan sonra anlamlı oluyor; başlangıçta açık ve zamanında cevaplar daha iyi bir temel.

Usta öğretmenler, soru ve cevabı dinleme becerisinin bir okulu olarak görüyor. Bir grupta iyi bir cevap veren çalıcı, önce iyi bir dinleyici. Bazı derslerde çalgı hiç kullanılmıyor; öğrenci duyduğu soruyu yalnızca sözle tarif ediyor: "Kısa sesler, güçlü bitiş, komşu seste." Bu betimleme, kulağın sorunun hangi özelliklerini yakaladığını gösteriyor.

Ustaların bir alışkanlığı da soru ve cevabı çalgıların ötesine taşımak. Bir şarkıcının bir dizesine bir çalgının cevap vermesi, bir çalgının bir cümlesine bir başkasının cevap vermesi, bir solistin bir topluluğa soru sorması; bütün bunlar aynı ilkeye dayanıyor. Usta öğretmenler öğrencilerine farklı çalgı ve ses birleşimleriyle soru ve cevap çalıştırarak ilkenin her yerde işlediğini gösteriyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: "Cevap vermek için soruyu dinlemem gerekmez, kendi fikrimi çalarım." Soruyu duymadan verilen bir cevap ona bağlanmıyor ve bir cevap gibi duyulmuyor. Soruyu sonuna kadar dinlemek, cevabın ondan doğmasını sağlıyor.

Yaygın yanlış: "Bir cümleyi kapatmak için yalnızca ev sesinde bitirmek yeterlidir." Kapanış birkaç aracın birleşmesinden doğuyor: ev sesi, güçlü bir vuruş, uzun ve yumuşayarak biten bir son ses. Ev sesinde ama kısa ve güçlü kesilen bir cümle yarı açık kalabiliyor.

Yaygın yanlış: "Cevap sorudan farklı olmalı, yoksa sıkıcı olur." Sorunun bir özelliğini koruyan bir cevap, soruya en açık biçimde bağlanıyor. Yankı ve çeşitleme cevapları, cevabın soruyu duyduğunu gösteren güçlü biçimler.

Yaygın yanlış: "Soru ve cevap yalnızca iki kişi arasında olur." Tek bir çalıcı da kendi sorusuna cevap verebiliyor; pek çok ezginin iki yarısı bu biçimde düzenlenmiş ve bu düzen bir doğaçlamaya yapı kazandırıyor.

Yaygın yanlış: "Cevabın uzunluğu önemli değildir." Sorudan çok kısa ya da çok uzun bir cevap, çifti dengesiz kılıyor. Başlangıçta cevabı soruyla aynı uzunlukta kurmak, sağlam bir denge veriyor.

Uygulama

Bir pes zemin sesi, bir tık ya da tef, telefonun ve mümkünse bir iki arkadaş. Mümkünse bir ya da iki arkadaşla çalış.

Evini ve komşunu bul. Zemin sesini aç. Zeminle adaş ya da ona çok yakın bir ses bul: bu senin ev sesin. Ardından ondan bir adım ötedeki bir ses seç: bu da komşu sesin. İkisini zemin sesinin üzerinde uzun sesler olarak çal ve hangisinin dinlenmiş, hangisinin gerilimli duyulduğunu dinle.

Açık ve kapalı cümleler kur. Nabzı açıp iki ölçülük kısa cümleler çal. Önce komşu seste, sonra ev sesinde bitir. Sonra aynı bitişi bir kez ölçü başına, bir kez iki tıkın ortasına koy. Son sesi kısa ve güçlü, sonra uzun ve sönen biçimde çal. Hangi birleşimlerin en açık, hangilerinin en kapalı duyulduğunu not et.

Kendi sorunu cevapla. Tek başına, iki ölçülük bir soru çal ve hemen ardından ona iki ölçülük bir cevap ver. Cevapta sorunun ritmini koru ve son sesi ev sesine, güçlü bir vuruşa indir. Dört çift çal; her çift bir öncekinin bir çeşitlemesi olsun.

Cevap türlerini dene. Bir arkadaş sana kısa sorular çalsın. Her soruya sırayla bir yankı cevabıyla, bir çeşitleme cevabıyla, bir karşıt cevapla ve bir tamamlayan cevapla karşılık ver. Ardından roller değişsin.

Dinlemeyi çalış. Soru ile cevap arasına önce bir ölçülük bir boşluk koy. Bu boşlukta sorunun ritmini içinden bir kez tekrarla ve cevabını hazırla. Birkaç turdan sonra boşluğu yarım ölçüye indir, sonra tümüyle kaldır.

Bir zincir kur ve dinle. İki ya da üç kişiyle bir soru-cevap zinciri çalın: bazı cevaplar kapansın, bazıları komşu seste bırakılıp bir sonraki kişi için yeni bir soru olsun. Zinciri bir işaretle, herkesin ev sesine inmesiyle kapatın. Zinciri kaydedip dinleyin ve her cevabın soruya nasıl bağlandığını, hangilerinin bağı koparttığını not edin.

Kilit özet

Soru ve cevap, açık kalan bir müzikal cümlenin ardından onu kapatan bir başka cümlenin gelmesi; halk müziklerinde, blues'ta ve pek çok ezginin iki yarısında karşımıza çıkıyor ve doğaçlamaya bir yapı kazandırıyor.

Açıklığı ve kapanışı tek bir ipucu değil, birkaçının bileşimi kuruyor: son sesin ev sesi ya da komşu ses olması, son sesin güçlü ya da zayıf bir vuruşa düşmesi, son sesin süresi ve gürlüğü.

Soru ve cevap çoğu zaman aynı uzunlukta kuruluyor; bu eşitlik çifte bir denge veriyor ve cümlelerin nabız üzerinde sayılmasını gerektiriyor.

Bir cevap, sorunun bir özelliğini koruyarak ona bağlanıyor; ritmik varyasyon yolları cevabı sorunun bir çeşitlemesi yapıyor.

Cevap türleri: yankı, çeşitleme, karşıt ve tamamlayan; her biri soruyla farklı bir ilişki kuruyor.

Tek bir çalıcı da kendi sorusuna cevap verebiliyor; bir dizi soru-cevap çifti küçük bir parça gibi duyulabiliyor.

Birlikte çalarken en önemli beceri soruyu sonuna kadar dinlemek. Bir cevap açık bırakıldığında yeni bir soruya dönüşüyor ve soru-cevap bir zincir gibi ilerleyip ortak bir kapanışla bitebiliyor.

Sonraki derse köprü

Sohbet ikinci turuna geldiğinde Deniz'in kulağına bir şey takılıyor: üç kişi de farkında olmadan, Melis'in en başta çaldığı ilk küçük ritmi, re-re-mi'yi, her soruda ve cevapta biraz değiştirerek taşımıştı. Zincirin bütün halkaları, o tek küçük tohumdan büyümüştü.

Bir doğaçlamanın kimliğini taşıyan kısa ve tanınır bir fikir, bir motif, nasıl seçilir ve neden akılda kalır?

Ve tek bir motif, tekrar edilerek, değiştirilerek ve farklı seslere taşınarak bütün bir doğaçlamanın nasıl omurgası olur?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Ders, piyanonun pes zemin sesinin ekranın altında sürekli akan sakin bir çizgi olarak belirmesiyle açılacak. Her çalıcının iki sesi bu çizginin üzerinde iki küçük daire olarak duracak: ev sesi çizgiye oturmuş dolgun bir daire, komşu ses biraz yukarıda titreyen boş bir daire.

Açılıştaki üç soru, üç küçük ok olarak çizilecek; her ok komşu sese doğru gidip havada asılı kalacak ve üç ok da ekranda soru işaretlerine dönüşecek. Deniz'in ev sesine inen ikinci cevabında ok aşağıya, ev sesine kıvrılacak ve soru işaretlerinden biri bir noktaya dönüşecek.

Son sesin vuruştaki yeri bölümünde nabız, alttaki zemin çizgisinin üzerinde düzenli dikey çizgiler olarak akacak; güçlü vuruşa düşen bir son ses bu çizgilerden birine oturacak, vuruşların arasına kaydırılan bir son ses ise iki çizginin arasında asılı kalacak.

Cevap türleri dört küçük sahneyle anlatılacak: yankıda sorunun kutuları aynen tekrarlanıp son kutu aşağı inecek; çeşitlemede kutular biraz değişecek; karşıt cevapta kısa kutular uzunlara, güçlü renkler soluk renklere dönüşecek; tamamlayan cevapta iki cümlenin kutuları aralıksız tek bir şerit gibi birleşecek.

Seslendirmede halkalar birer birer, aralarında birer nefeslik boşlukla duyulacak. Kapanışta üç çizgi aynı anda ev seslerine inip duracak ve ekranda yalnızca zemin sesinin sakin çizgisi kalacak.

Bu ders hangi kursun parçası

IMP-101 — Temel Doğaçlama kursunun 10 modülünden 3. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?