İçeriğe geç

IMP-101 · Modül 1 · L1 Başlangıç

Tek notayla ifade

3.185 kelime · 17 örnek · yaklaşık 14 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Doğaçlama, müziği çalarken o anda kurmak; pek çok müzik geleneğinin merkezinde duruyor. Yeni başlayan çalıcıların ilk engeli çoğu zaman teknik değil, sınırsız seçenek karşısında donup kalmak.

Kısıtlar doğaçlamanın dostu: tek bir sesle sınırlanmak, dikkati sesin yüksekliğinden müziğin öteki değişkenlerine yöneltiyor.

Tek bir sesin değişkenleri süre, ritim, gürlük, başlangıç ve bitiş, ses rengi ve sessizlik. Her biri, aynı sese farklı bir karakter verebiliyor ve her çalgıda kendi yollarıyla kontrol ediliyor.

Konuşma ritimleri, tek sesle akılda kalan desenler kurmanın kolay bir yolu. Sessizlik bir boşluk değil, bir karar.

Bir fikir kurmak, onu tekrar etmek ve küçük bir şeyini değiştirmek, doğaçlamanın temel adımlarından biri; tekrar seçimi, değişiklik yönü gösteriyor.

Bir zemin sesinin üzerinde aynı tek ses farklı karakterler kazanabiliyor. Birlikte doğaçlamada dinlemek çalmak kadar önemli; bir yanıt, önceki fikrin bir değişkenini alıp değiştirebiliyor.

Kendi kaydını dinlemek, kullanılan ve hiç denenmeyen değişkenleri gösteriyor. Doğaçlamada yanlış yerine kararlı ve kararsız seçimlerden söz etmek daha yararlı; tek ses, ezgiye geçildiğinde de kullanılacak araçları keşfettiriyor.

Açılış sahnesi

Okulun küçük salonunda üç sandalye bir yarım daire oluşturuyor. Arda'nın kucağında korno, Melis'in omzunda keman, Deniz'in dizinde bir gitar. Tarık Hoca piyanonun başında oturuyor ve sol eliyle tek bir pes ses basıp pedalla uzatıyor; ses salonu dolduruyor.

"Bu sesin üzerine bir şey çalın," diyor. "Ne isterseniz."

Kimse çalmıyor. Melis yayı tellere koyup bir an bekliyor ve yayı geri kaldırıyor. Deniz birkaç akor düşünüyor, hiçbirini seçemiyor. Arda ağızlığı dudaklarına götürüyor, sonra kucağına indiriyor. Piyanonun sesi sönüp gidiyor. Salonda kısa, tuhaf bir sessizlik.

"Ne çalacağımı bilmiyorum," diyor Deniz sonunda. "Her şeyi çalabilirim, o yüzden hiçbir şey çalamıyorum."

Tarık Hoca gülümsüyor ve aynı pes sesi yeniden basıyor. "O zaman her şeyi elinizden alalım," diyor. "Herkes yalnızca tek bir ses seçsin; Arda yazılı sol'ü, Melis açık re telini, Deniz beşinci perdedeki la'yı. Bu dersin sonuna kadar başka hiçbir ses yok. Bu tek sesle ne kadar çok şey söyleyebileceğinizi göreceğiz."

Bu derste ne olacak

Bu ders, Temel Doğaçlama kursunun ilk dersi ve doğaçlamaya en sade yerden, tek bir sesten başlıyor. Ders, hangi çalgıyı ya da sesi kullanırsan kullan uygulanabilir; çalgının hangisi olduğu değil, o tek sesi nasıl çaldığın önemli.

Önce doğaçlamanın ne olduğunu ve neden pek çok çalıcının ilk anda donup kaldığını konuşacağız. Ardından tek bir sesin taşıyabileceği değişkenleri tek tek ele alacağız: süre, ritim, gürlük, başlangıç ve bitiş, ses rengi ve sessizlik. Sonra bu değişkenlerle küçük bir fikir kurmaya, onu tekrar edip değiştirmeye ve bir eşlik sesinin üzerinde çalmaya geçeceğiz. Dersin son kısmı birlikte tek sesle konuşmaya, kendi çalışını dinlemeye ve tek sesle çalışmanın neden bir kısıt değil bir kapı olduğuna ayrılıyor.

Sıfır noktası

Doğaçlama, müziği çalarken o anda kurmak: önceden yazılmış ya da ezberlenmiş bir parçayı değil, o an verilen kararlarla bir müzik üretmek. Pek çok müzik geleneğinde doğaçlama müziğin merkezinde duruyor; Türk makam müziğinde taksim, caz ve blues'ta doğaçlama bölümleri, halk müziklerinde ezginin her icrada biraz değişmesi bunun örnekleri.

Yeni başlayan bir çalıcı için doğaçlamanın ilk engeli çoğu zaman teknik değil, seçimin kendisi. Önünde hiçbir kısıt yokken, bir çalıcının çalabileceği sesler, ritimler ve biçimler sonsuz gibi görünüyor ve bu bolluk, hiçbir şeyin seçilememesine yol açabiliyor. Deniz'in "her şeyi çalabilirim, o yüzden hiçbir şey çalamıyorum" sözü, bu deneyimin tam karşılığı.

Kısıtlar bu yüzden doğaçlamanın düşmanı değil, dostu. Tek bir sesle sınırlanan bir çalıcı, sesin yüksekliğini seçmek zorunda kalmadığı için dikkatini başka şeylere verebiliyor: ne kadar uzun çalacağına, ne zaman susacağına, ne kadar güçlü ya da yumuşak çalacağına. Bu değişkenler, müziğin ezgi kadar önemli parçaları; tek ses onları görünür kılıyor.

Bir arkadaşının adını farklı biçimlerde söylediğinde, örneğin sevinçle, sitemle ya da fısıltıyla, tek bir sözcük kaç farklı şey anlatabilir?

Mekanizma

Süre: uzun ve kısa

Tek bir sesin ilk değişkeni, ne kadar sürdüğü. Uzun, sürdürülen bir ses, bir bekleyişi, bir sakinliği ya da bir gerginliği taşıyabiliyor; kısa, kesik bir ses ise bir vurguyu, bir hareketi ya da bir sabırsızlığı. Aynı ses, yalnızca süresi değiştirildiğinde bambaşka bir karakter kazanıyor.

Süre, çalgıya göre farklı biçimlerde kontrol ediliyor. Nefesli çalgılarda ve seste süre nefesle, yaylılarda yayın hareketiyle sürdürülüyor; gitar ve piyano gibi çalgılarda ise ses kendiliğinden sönüyor ve çalıcı süreyi, sesi ne zaman susturacağına karar vererek belirliyor. Her çalıcı, kendi çalgısında uzun ve kısa sesin nasıl yapıldığını bilmeli.

Tarık Hoca ilk alıştırmada herkesten yalnızca iki tür ses çalmasını istedi: çok uzun ve çok kısa. Melis yayın bütün uzunluğuyla tek bir re çekti, ardından dört kısa, kesik re. Arda uzun bir sol'ü nefesi bitene kadar tuttu, ardından birkaç kısa sol. Deniz la'yı çalıp telin titreşmesine izin verdi, ardından teli avucuyla hemen susturarak kısa bir la çaldı. Üç çalgıda da aynı iki karakter belirdi: bekleyen ses ve konuşan ses.

Ritim: tek sesle desenler

Kısa sesler bir araya geldiğinde ritim doğuyor. Tek bir sesle çalınan bir ritim deseni, bir ezgi kadar akılda kalıcı olabiliyor. Uzun ve kısa seslerin farklı düzenleri, düzenli ya da düzensiz aralıklar, tekrar eden ya da değişen desenler, tek sesin dilini zenginleştiriyor.

Bir ritim deseni kurmanın en kolay yolu, bir konuşmanın ritmini taklit etmek. Bir soru cümlesinin hecelerini, bir adı, bir selamlamayı tek sesle çalmak, doğal ve anlamlı bir ritim veriyor. Ardından bu desen tekrar ediliyor, ve böylece bir fikir hâline geliyor.

Tarık Hoca, Arda'dan kendi adının ritmini, Melis'ten "günaydın" sözcüğünün ritmini, Deniz'den "nasılsın?" sorusunun ritmini tek sesle çalmasını istedi. Arda iki kısa sesle "Ar-da" dedi; Melis üç hecelik bir desen çaldı, son hecesini uzatarak; Deniz'in sorusu, son sesi biraz yukarı kalkar gibi vurgulanarak çalındı. Üç kısa ritim, üç farklı kişiliğin sesi gibi duyuldu.

Gürlük: fısıltıdan haykırışa

Tek bir sesin üçüncü değişkeni, ne kadar güçlü ya da yumuşak çalındığı. Çok yumuşak bir ses bir fısıltı gibi, çok güçlü bir ses bir haykırış gibi duyuluyor. Aradaki bütün düzeyler, tek sesin farklı ruh hâllerini taşıyabiliyor.

Gürlük yalnızca sabit bir düzey değil, bir hareket de olabiliyor. Bir ses yumuşak başlayıp giderek güçlenebiliyor ya da güçlü başlayıp giderek sönebiliyor. Bu değişimler, tek bir uzun sesin içinde bile bir anlatı kuruyor: yaklaşan bir şey, uzaklaşan bir şey.

Tarık Hoca, herkesten aynı uzun sesi önce fısıltıyla, sonra haykırışla, sonra fısıltıdan haykırışa doğru büyüterek çalmasını istedi. Arda için en zor olan fısıltıydı: kornoda en kısık ses (pianissimo), titreşimi söndürmeden nefesi neredeyse kesmek demekti. Melis için yayın basıncı ve hızı, Deniz için ise teli ne kadar güçlü çektiği gürlüğü belirliyordu. Her çalıcı, kendi çalgısının en yumuşak ve en güçlü sesini ilk kez bilinçli olarak aradı.

Başlangıç ve bitiş

Bir sesin nasıl başladığı ve nasıl bittiği, onun karakterini derinden etkiliyor. Sert bir başlangıç, örneğin nefeslilerde güçlü bir dil vuruşu, yaylılarda yayın tele vurarak başlaması, gitarda teli tırnakla çekmek, sese bir kararlılık ya da bir sertlik veriyor. Yumuşak bir başlangıç, sesin sessizlikten yavaşça doğmasını sağlıyor.

Bitiş de aynı ölçüde önemli. Kesik bir bitiş sesi aniden durduruyor; sönen bir bitiş ise sesi yavaşça sessizliğe bırakıyor. Kesik bir bitiş bir soru ya da bir şaşkınlık gibi, sönen bir bitiş bir iç çekiş ya da bir veda gibi duyulabiliyor.

Başlangıç ve bitişin farklı birleşimleri, tek bir sese farklı yüzler veriyor. Tarık Hoca herkesten dört tür ses çalmasını istedi: sert başlayıp kesik biten, sert başlayıp sönen, yumuşak başlayıp kesik biten, yumuşak başlayıp sönen. Deniz bu dört sesi çalarken gülmeye başladı: "Aynı la, ama dört farklı insan gibi."

Ses rengi

Pek çok çalgıda, aynı ses farklı renklerde çalınabiliyor. Yaylılarda yayın köprüye yakın ya da uzak çekilmesi sesi parlak ya da yumuşak yapıyor. Gitarda teli köprüye yakın ya da sapın üzerinde çekmek benzer bir fark yaratıyor. Kornoda sağ elin kalaktaki konumu, nefeslilerde dudakların ve havanın ince ayarları, seste ağzın şekli sesin rengini değiştiriyor.

Ses rengi, tek sesle çalışırken özellikle duyulur hâle geliyor; çünkü dikkat sesin yüksekliğine dağılmıyor. Parlak bir renk bir açıklık ya da bir canlılık, koyu bir renk bir derinlik ya da bir sırrı taşıyabiliyor. Bu betimlemeler kişiden kişiye değişiyor; önemli olan, çalıcının kendi çalgısında renkleri ayırt edebilmesi ve seçebilmesi.

Melis, re'yi önce yayı köprüye yakın çekerek parlak, sonra sapın üzerine doğru çekerek yumuşak çaldı. Deniz aynı la'yı köprünün dibinde ve sapın ortasında çekti; ilki sertçe, ikincisi yumuşacık duyuldu. Arda, sağ elini kalakta biraz daha açıp kapatarak sol'ün rengini parlaktan koyuya doğru değiştirdi. Tarık Hoca, renklerin ezgi değiştirmeden bir değişim yarattığını gösterdi.

Sessizlik

Doğaçlamada sessizlik, seslerin arasındaki boş bir yer değil, müziğin bir parçası. Bir sesin ardından gelen sessizlik, o sesin duyulmasına, sindirilmesine ve bir sonraki sesin beklenmesine zaman tanıyor. Sessizlik olmadan sesler birbirine karışıyor ve hiçbiri tam olarak duyulmuyor.

Yeni başlayan pek çok çalıcı, doğaçlama yaparken sessizlikten korkuyor ve sürekli çalmaya çalışıyor; susmayı bir eksiklik sanıyor. Oysa bilinçli olarak bırakılan bir sessizlik, çalıcının bir kararı; dinleyiciye "şimdi dinle" diyen bir işaret.

Tarık Hoca, herkesten tek sesle kısa bir fikir çalmasını ve ardından o fikrin süresi kadar susmasını istedi. Arda üç kısa sol çaldı ve üç vuruş sustu; Melis uzun bir re çekti ve bir o kadar sustu. Sessizliklerde salonun yankısı ve piyanonun sönen pes sesi duyuldu. Deniz, "Susarken bile çalıyormuşuz gibi," dedi.

Bir fikir kurmak, tekrar etmek, değiştirmek

Tek sesin değişkenleri bir araya getirildiğinde, küçük bir müzikal fikir doğuyor: belirli bir ritim, belirli bir gürlük, belirli bir başlangıç ve bitişle çalınan birkaç ses. Doğaçlamanın en temel adımlarından biri, böyle bir fikri kurmak, onu tekrar etmek ve sonra küçük bir şeyini değiştirmek.

Tekrar, dinleyiciye fikrin bir rastlantı değil, bir seçim olduğunu söylüyor. Değişiklik ise dinleyicinin ilgisini canlı tutuyor ve fikrin bir yere gittiğini gösteriyor. Bir fikir tekrar edilirken yalnızca bir değişken değiştirilebiliyor: ritim aynı kalıp gürlük artabiliyor, ya da gürlük aynı kalıp son sesin bitişi değişebiliyor.

Deniz, "nasılsın?" ritmini fikir olarak seçti. İlk kez yumuşakça çaldı, ikinci kez aynı ritmi daha güçlü çaldı, üçüncü kez son sesi uzatıp sönmeye bıraktı. Tarık Hoca, üç çalış arasında bir hikâye duyduğunu söyledi: bir soru, ısrarla tekrarlanan bir soru ve yanıt beklemeden bırakılan bir soru. Bu hikâye, yalnızca tek bir sesin farklı biçimlerde çalınmasıyla kurulmuştu.

Bir eşlik sesinin üzerinde

Doğaçlama çoğu zaman bir eşliğin üzerinde yapılıyor. Bu eşliğin en sade biçimi, sürekli çalan tek bir pes ses; Tarık Hoca'nın piyanoda pedalla uzattığı ses, böyle bir zemin sesiydi. Bu zemin sesi, çalıcının tek sesine bir bağlam veriyor: iki ses birlikte duyulduğunda, aralarındaki ilişki yeni bir renk oluşturuyor.

Aynı tek ses, farklı bir zemin sesinin üzerinde farklı duyulabiliyor. Bir zemin sesinin üzerinde huzurlu ve oturmuş duyulan bir ses, bir başka zemin sesinin üzerinde gergin ve çözülmeyi bekleyen bir ses olarak duyulabiliyor. Bu ilişkiler, kursun ilerleyen derslerinde akor sesleriyle birlikte ayrıntılı olarak ele alınacak; burada önemli olan, kulağın bu farkı fark etmesi.

Tarık Hoca, zemin sesini önce bir, sonra bir başka pes sese değiştirdi; çalıcıların sesleri aynı kaldı. Melis'in re'si ilk zemin üzerinde dingin, ikinci zemin üzerinde hafifçe huzursuz duyuldu. Melis kendi sesini değiştirmeden, yalnızca zemin değiştiğinde müziğin karakterinin değiştiğini fark etti ve bunu bir sonraki tek ses fikrinde kullanmaya karar verdi: huzursuz zeminde daha kısa ve daha sessiz çalmak.

Birlikte tek sesle konuşmak

Doğaçlama çoğu zaman başkalarıyla birlikte yapılıyor ve dinlemek, çalmak kadar önemli. Tek sesle birlikte çalışmanın bir yolu, sırayla konuşmak: bir çalıcı tek sesiyle kısa bir fikir çalıyor, bir sonraki çalıcı onu dinleyip kendi tek sesiyle bir yanıt veriyor. Yanıt, ilk fikrin bir değişkenini alıp değiştirebiliyor: aynı ritmi daha yumuşak, aynı gürlüğü daha kısa.

Bu alıştırmada amaç, ilk fikrin karakterini duymak ve ona bir şekilde bağlanmak. Bir yanıt fikri tekrar edebiliyor, ona karşı çıkabiliyor ya da onu sürdürebiliyor. Önemli olan, yanıtın ilk fikri duymuş olduğunu belli etmesi.

Arda, Melis ve Deniz yarım daire içinde sırayla tek sesleriyle konuştular. Arda iki kısa, güçlü sol çaldı; Melis aynı ritmi iki kısa ama yumuşak re ile yanıtladı; Deniz aynı ritmi iki uzun, sönen la ile çaldı. Tur birkaç kez döndü ve her turda bir değişken biraz daha değişti. Turun sonunda Tarık Hoca piyanonun zemin sesini kaldırdı ve üçü birlikte sustu; bu sessizliğe kimse karar vermemişti, ama herkes aynı anda durmuştu.

Kendini dinlemek ve kısıtın değeri

Tek sesle yapılan bir doğaçlamayı kaydetmek ve dinlemek, çalıcının o an fark etmediği şeyleri gösteriyor. Kayıtta, hangi değişkenlerin kullanıldığı, hangilerinin hiç denenmediği, sessizliklerin ne kadar sürdüğü ve bir fikrin ne kadar tekrar edilip değiştirildiği duyuluyor. Bu dinleme bir yargı değil, bir keşif: hangi seçimlerin yapıldığını görmek için.

Kayıt dinlenirken birkaç soru soruluyor: süre, ritim, gürlük, başlangıç ve bitiş, ses rengi ve sessizlik değişkenlerinin hangileri kullanıldı? Bir fikir kuruldu mu, tekrar edildi mi, değiştirildi mi? Bir başkasının fikrine yanıt verirken onun bir değişkeni duyuldu mu? Bu sorular, bir sonraki doğaçlamada denenecek yeni şeyleri gösteriyor.

Arda kendi kaydını dinlediğinde, gürlüğü ve süreyi bolca kullandığını, ama ses rengini neredeyse hiç değiştirmediğini fark etti. Bir sonraki denemede sağ elinin kalaktaki yerini bilinçli olarak değiştirdi. Tarık Hoca dersi şöyle kapattı: tek ses bir sınır gibi görünüyor, ama bu sınır, bir çalıcının müziğin ezgi dışındaki bütün araçlarını keşfetmesini sağlıyor; ezgiye geçildiğinde de bu araçlar elde kalıyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Deneyimli doğaçlama öğretmenleri, tek sesle çalışmayı yalnızca başlangıç öğrencileri için değil, kendi pratiklerinde de kullanıyor. Bir çalıcı ne kadar çok ses ve kalıp bilirse, o kadar kolay alışkanlıklara kapılabiliyor; tek sese dönmek, ezgiyi bir kenara bırakıp müziğin ritmini, gürlüğünü, rengini ve sessizliğini yeniden dinlemeyi sağlıyor. Usta öğretmenler bu yüzden tek sesle çalışmayı bir ısınma ya da bir yenilenme alıştırması olarak sık sık kullanıyor.

Bir başka incelik, niyeti sesten önce kurmak. Usta doğaçlamacılar bir sesi çalmadan önce onun ne söyleyeceğine karar veriyor: bir soru mu, bir onay mı, bir bekleyiş mi? Bu niyet, sesin süresini, gürlüğünü ve başlangıç ve bitişini kendiliğinden yönlendiriyor. Niyetsiz çalınan bir ses ise çoğu zaman bütün değişkenleri ortalama bir düzeyde bırakıyor ve hiçbir şey söylemiyor.

Usta öğretmenler, doğaçlamada "doğru" ve "yanlış" yerine "kararlı" ve "kararsız" sözcüklerini tercih ediyor. Tek sesle yapılan bir doğaçlamada yanlış bir ses yok; ama kararsız çalınan bir ses, örneğin ne uzun ne kısa, ne güçlü ne yumuşak bir ses, dinleyiciye bir şey iletmekte zorlanıyor. Kararlı bir seçim, hangi seçim olursa olsun, müziğe bir yön veriyor.

Ustaların bir alışkanlığı da başkalarının tek sesini dikkatle dinlemek. Birlikte çalarken, bir başkasının sesindeki küçük bir değişikliği, bir gürlük artışını ya da bir sessizliği fark etmek ve buna yanıt vermek, doğaçlamanın sosyal dilinin temeli. Usta öğretmenler bu dinlemeyi ilk günden çalıştırıyor; çünkü iyi bir doğaçlamacı, iyi bir dinleyici.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: "Doğaçlama yapmak için çok sayıda ses ve kalıp bilmek gerekir." Tek bir ses bile süre, ritim, gürlük, başlangıç ve bitiş, ses rengi ve sessizlikle çok şey söyleyebiliyor. Çok sayıda seçenek, başlangıçta yardım etmek yerine donmaya yol açabiliyor.

Yaygın yanlış: "Sessizlik doğaçlamada bir boşluktur, sürekli çalmalıyım." Bilinçli bırakılan bir sessizlik, seslerin duyulmasına ve sindirilmesine zaman tanıyan bir karar. Sürekli çalmak, seslerin birbirine karışmasına yol açıyor.

Yaygın yanlış: "Tek sesle çalmak sıkıcıdır." Tek sesle çalışmak, dikkati sesin yüksekliğinden müziğin öteki değişkenlerine yöneltiyor ve onları görünür kılıyor. Bu değişkenler, ezgiye geçildiğinde de elde kalıyor.

Yaygın yanlış: "Doğaçlamada her seferinde yeni bir şey çalmalıyım." Bir fikri tekrar etmek, onun bir seçim olduğunu gösteriyor; küçük bir değişiklikle tekrar etmek ise fikrin bir yere gittiğini. Sürekli yeni şeyler çalmak, dinleyicinin tutunacak bir şey bulamamasına yol açabiliyor.

Yaygın yanlış: "Doğaçlamada yanlış nota çalmak en büyük hatadır." Tek sesle yapılan bir doğaçlamada yanlış nota yok. Asıl önemli olan, seçimin kararlı olması: belirgin bir süre, belirgin bir gürlük, belirgin bir başlangıç ve bitiş.

Uygulama

Bu çalışma için çalgını ya da sesini, bir kayıt aracını ve mümkünse sürekli bir pes ses verebilecek bir kaynağı hazırla: bir piyanoda pedalla uzatılan bir ses, bir uygulamanın verdiği bir zemin sesi ya da bir arkadaşın tuttuğu uzun bir ses.

Sesini seç. Çalgında rahat çalabildiğin ve hoşuna giden tek bir ses seç. Bu çalışma boyunca başka hiçbir ses çalma.

Değişkenleri tek tek dene. Bu sesi önce çok uzun, sonra çok kısa çal. Ardından en yumuşak ve en güçlü biçimde çal; sonra yumuşaktan güçlüye doğru büyüterek ve güçlüden yumuşağa doğru söndürerek. Sonra dört tür başlangıç ve bitiş dene: sert ve kesik, sert ve sönen, yumuşak ve kesik, yumuşak ve sönen. Çalgın izin veriyorsa, aynı sesi farklı renklerde çal.

Bir ritim kur. Kendi adının, bir selamlamanın ya da kısa bir sorunun ritmini tek sesle çal. Bu ritmi birkaç kez tekrar et; tekrar ederken bir değişkenini, örneğin gürlüğünü ya da son sesin bitişini, değiştir. Her fikrin ardından onun süresi kadar sus.

Zemin sesi üzerinde çal. Bir zemin sesi açıp onun üzerinde tek sesinle birkaç fikir çal. Ardından zemin sesini başka bir pes sese değiştir ve aynı tek sesi yeniden çal. Sesin karakterinin nasıl değiştiğini dinle ve yeni zemin için fikrini buna göre ayarla.

Biriyle konuş. Bir arkadaşınla ya da bir grupla sırayla tek seslerinizle konuşun. Biri kısa bir fikir çalsın; sıradaki kişi onu dinleyip ritmini koruyarak bir değişkenini değiştiren bir yanıt versin. Birkaç tur döndükten sonra birlikte susmayı deneyin.

Kaydet ve dinle. Beş dakikalık bir tek ses doğaçlaması kaydet. Dinlerken hangi değişkenleri kullandığını ve hangilerini hiç denemediğini not et. Bir fikir kurup tekrar edip değiştirdiğin yerleri işaretle. Bir sonraki doğaçlamada, hiç kullanmadığın bir değişkeni bilinçli olarak dene.

Kilit özet

Doğaçlama, müziği çalarken o anda kurmak; pek çok müzik geleneğinin merkezinde duruyor. Yeni başlayan çalıcıların ilk engeli çoğu zaman teknik değil, sınırsız seçenek karşısında donup kalmak.

Kısıtlar doğaçlamanın dostu: tek bir sesle sınırlanmak, dikkati sesin yüksekliğinden müziğin öteki değişkenlerine yöneltiyor.

Tek bir sesin değişkenleri süre, ritim, gürlük, başlangıç ve bitiş, ses rengi ve sessizlik. Her biri, aynı sese farklı bir karakter verebiliyor ve her çalgıda kendi yollarıyla kontrol ediliyor.

Konuşma ritimleri, tek sesle akılda kalan desenler kurmanın kolay bir yolu. Sessizlik bir boşluk değil, bir karar.

Bir fikir kurmak, onu tekrar etmek ve küçük bir şeyini değiştirmek, doğaçlamanın temel adımlarından biri; tekrar seçimi, değişiklik yönü gösteriyor.

Bir zemin sesinin üzerinde aynı tek ses farklı karakterler kazanabiliyor. Birlikte doğaçlamada dinlemek çalmak kadar önemli; bir yanıt, önceki fikrin bir değişkenini alıp değiştirebiliyor.

Kendi kaydını dinlemek, kullanılan ve hiç denenmeyen değişkenleri gösteriyor. Doğaçlamada yanlış yerine kararlı ve kararsız seçimlerden söz etmek daha yararlı; tek ses, ezgiye geçildiğinde de kullanılacak araçları keşfettiriyor.

Sonraki derse köprü

Deniz'in "nasılsın?" ritmi salonda birkaç tur dolaştı ve herkes onu biraz farklı çaldı. Ama Deniz bir şey fark ediyor: her seferinde değiştirilen şey çoğu zaman gürlük ya da süreydi; ritmin kendisi, hecelerin düzeni, neredeyse hiç değişmedi.

Bir ritim kalıbı, tanınabilir kalarak nasıl değiştirilebilir; bir sesi uzatmak, kısaltmak, bölmek, bir vuruş kaydırmak ya da bir sus eklemek ritme ne yapar?

Ve aynı tek ses ve aynı ritim fikri üzerinde, bu küçük ritmik değişikliklerle nasıl birbirinden farklı ama birbirine bağlı çeşitlemeler kurulur?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Ders, küçük salonun üstten görünüşüyle açılacak: üç sandalye bir yarım daire, ortada piyano. Piyanodan çıkan pes ses salonu yavaşça dolduran bir dalga olarak yayılacak ve sönecek; çalıcıların çalgıları üzerinde küçük soru işaretleri belirip kaybolacak.

Tek sesin değişkenleri, bir ses noktasının etrafında açılan altı kol olarak gösterilecek: süre, ritim, gürlük, başlangıç ve bitiş, ses rengi ve sessizlik. Her kol açıldığında, aynı ses noktası o değişkene göre biçim değiştirecek: uzayıp kısalacak, kesik desenlere bölünecek, büyüyüp küçülecek, keskin ya da yumuşak kenarlar kazanacak, rengini değiştirecek ya da kaybolup boş bir alan bırakacak.

Başlangıç ve bitiş bölümünde dört ses dört farklı şekille çizilecek: keskin başlayıp keskin biten bir kutu, keskin başlayıp sönen bir kama, yumuşak başlayıp keskin biten bir rampa, yumuşak başlayıp sönen bir tepe.

Zemin sesi bölümünde pes bir çizgi ekranın altında sürekli akacak; çalıcının sesi bu çizginin üzerinde duracak ve zemin çizgisi değiştiğinde, aynı ses noktasının çevresindeki hale renk değiştirecek.

Anlatıcı, üç çalıcının tek sesle yaptığı konuşma turunu, her yanıtın önceki fikri nasıl değiştirdiğini kısa bir sessizlikle vurgulayarak dinletecek. Kapanışta zemin sesi kalkacak ve üç çalıcı aynı anda susacak; ekranda yalnızca salonun yankısı, yavaşça sönen bir halka olarak kalacak.

Bu ders hangi kursun parçası

IMP-101 — Temel Doğaçlama kursunun 10 modülünden 1. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?