İçeriğe geç

MD03-M01-D03

Çıplak dikkat kavramı

Mahāsi Sayadaw’ın çıplak dikkat ifadesini ve Bishop ve arkadaşlarının işlemsel tanımını karşılaştırır ve kavramın yargısızlık olarak okunmasına yöneltilen eleştiriyi aktarır.

Meditasyon Bölümü — Açık İzleme ve İçgörü Akademisi — MD03-M01, Açık izlemenin çerçevesi · 2.938 kelime · ≈ 13 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Mahāsi Sayadaw'ın yönergesinde çıplak dikkat, içsel etkinliklere oluştukları anda yöneltilen ve etiketle yürüyen bir dikkattir; yargısız değil, anlatısız bir dikkat gibi görünür.

Bishop ve arkadaşlarının 2004 önerisi farkındalığı ölçülebilir ve sınanabilir kılmaya yönelik iki bileşenli bir işlemsel tanımdır; bir uygulama yönergesi değil, bir ölçme yapısıdır.

Bhikkhu Bodhi sati sözcüğünün kökte «bellek» anlamına geldiğini, Buda'nın ona «berrak farkındalık» olarak nitelenebilecek bir anlam verdiğini savunur ve «çıplak dikkat» açıklamasını sorgular.

Dreyfus'a göre klasik kaynaklarda farkındalık yalnız şimdiyle değil geçmişle de ilgilidir ve açıkça değerlendirici olabilir; «yargısız» betimleme pratik bir yönerge olarak işe yarayabilir ama bir kuram olarak yetersizdir.

Yargı ile kınama ayrılabilir: yargıyı fark edip bırakmak bir uygulamadır, yargı için kendini kınamak ona eklenen ikinci bir katmandır.

Açılış sahnesi

Bir farkındalık kursunun üçüncü haftası. Eğitmen her oturuşu aynı cümleyle açıyor: «Yargılamadan izleyin. Ne gelirse gelsin, iyi ya da kötü demeden, çıplak bir dikkatle bakın.»

Zeynep bir oturuşta işyerindeki bir tartışmayı hatırlıyor. İçinde bir öfke yükseliyor ve hemen ardından bir düşünce: «Ben haklıydım, o haksızdı.» Eğitmenin cümlesini hatırlıyor ve bu düşünceyi bastırmaya çalışıyor: yargılamamalıyım. Ama düşünce geri geliyor. Zeynep bu kez kendini yargıladığı için kendini yargılıyor: «Yine yargıladım, beceremiyorum.»

Oturuştan sonra eğitmene soruyor: «Yargılamadan izlemek ne demek? İçimde yargılar var. Onları yok mu saymalıyım?» Eğitmen biraz duraksıyor ve «yargıları da yargılamadan izle» diyor. Zeynep bu cevaptan bir şey anlamıyor; ama sorunun kendisinin, eğitmenin düşündüğünden daha derin olduğunu sezen biri gibi çıkıyor salondan.

Bu derste ne olacak

Mert'in karın sorusunun peşinden giderken Mahāsi'nin metninde bir ifade gözümüze takılmıştı: «çıplak dikkat». Bu ders o terimi açıyor ve onun geçirdiği dönüşümü izliyor. Terimin üç okumasını yan yana koyacağız. Birincisi bir içgörü öğretmeninin yönergesindeki kullanımı: içsel etkinliklere, oluştukları anda çıplak dikkat yöneltmek. İkincisi bir araştırma grubunun farkındalık için önerdiği işlemsel tanım: ölçülebilir ve sınanabilir bir yapı kurma girişimi. Üçüncüsü iki eleştiri: biri Pāli kanonuna dayanarak «çıplak dikkat» ifadesinin iki sözcüğünü de sorgulayan bir okuma, öbürü farkındalığı «şimdiye odaklı ve yargısız» olarak tanımlamanın klasik kaynaklardan nerede ayrıldığını gösteren bir analiz. Üç okumanın ortasında Zeynep'in sorusu duruyor: yargısızlık yargıların yokluğu mu, yoksa onlarla kurulan farklı bir ilişki mi? Ders, bir oturuşta beliren yargıları bastırmadan fark ettiğiniz bir uygulamayla bitiyor.

Sıfır noktası

Bir hakemi düşünün. Bir maç boyunca her hareketi görür ve görür görmez bir karar verir: faul, faul değil, ofsayt. Kararları onun işinin parçasıdır; karar vermeyen bir hakem hakem değildir. Ama iyi bir hakem bir oyuncuyu sevdiği ya da sevmediği için karar vermez; gördüğünü değerlendirir, kendi hoşlanmasını değil.

«Yargısızlık» sözcüğü bu iki şeyi karıştırabilir: değerlendirmenin kendisini ve değerlendirmeye karışan kişisel tepkiyi. Zeynep'in eğitmeni birincisini de bırakmasını istiyormuş gibi konuştu; belki ikincisini kastediyordu. Bu derste iki şeyi ayırmaya çalışacağız.

Mekanizma

Birinci okuma: bir öğretmenin yönergesi

Terim, bir önceki dersin kaynağında, Mahāsi Sayadaw'ın yönergesinde geçiyordu.

Kart Burma'dan bir öğretmenin el kitabından; bağlamını koruyarak okuyoruz. Bu bağlamda «çıplak dikkat» bir yönteme hizmet eder: içsel etkinlikleri oluştukları anda görmek ve bunu tekrarlayarak doğup geçişi algılamak. Burada dikkate değer bir ayrıntı var: aynı metin «çıplak» dikkatin bir etiketle, «görme, görme» gibi bir notla birlikte yürütülmesini istiyor. Yani bu çıplaklık sözcüksüz bir dikkat değil. Etiketin kendisi bir sınıflandırma, bir tür «bu görmedir» yargısı. Mahāsi'nin çıplak dikkati yargısız değil, anlatısız bir dikkat gibi görünüyor: bir şeyi adlandırıyor ama onun hakkında bir hikâye kurmuyor.

İkinci okuma: bir işlemsel tanım

Terim Batı psikolojisine taşınırken farklı bir işe yaramaya başladı: ölçülmeye.

Kanıt düzeyi C: bir uzlaşı önerisi, bir deneysel bulgu değil. Bu ders yalnız makalenin özetini kullanıyor; iki bileşenin ayrıntılı tanımlarını burada aktarmıyoruz, çünkü tam metne erişemedik ve bir kaynağın ayrıntısını doğrulamadan yazmak bu akademinin ilkelerine aykırı. Ama özetin söylediği şey yeterince öğretici: amaç bir uygulama yönergesi değil, sınanabilir ve ölçülebilir bir yapı. Mahāsi'nin çıplak dikkati bir uygulayıcıya ne yapacağını söylüyordu; işlemsel tanım bir araştırmacıya neyi ölçeceğini söylüyor. Aynı kavram ailesi, iki farklı iş.

Üçüncü okuma: kanondan bir eleştiri

Terimin bu dönüşümü bazı akademik ve geleneksel okurları rahatsız etti.

Bu bir geleneğin içinden bir öğretmen-bilginin kanonik okuması; onu bir geleneksel okuma olarak etiketliyoruz. İki ayrıntı önemli. Birincisi, sati sözcüğünün «bellek» kökü: farkındalık yalnız şimdiye bakan bir göz değil, bir şeyi akılda tutan bir yetidir. İkincisi, «çıplak dikkat» ifadesinin bir açıklama olarak sorgulanması: «çıplak» sözcüğü farkındalığın hiçbir şey taşımadığını ima edebilir, «dikkat» sözcüğü ise onu yalnız bir yönelme işlevine indirebilir. Bodhi'nin okumasında farkındalık hem bir şeyi tutar hem de açık kavrayışla birlikte işler.

Üçüncü okumanın ikinci sesi: yargısızlık sorusu

Aynı derginin aynı sayısında başka bir analiz doğrudan Zeynep'in sorusuna dokunuyor.

Bu bir kavramsal çözümleme; bir deneysel çalışma değil, bu yüzden C. Kartın en önemli cümlesi Zeynep'e bir cevap veriyor: klasik kaynaklarda farkındalık açıkça değerlendirici olabilir. Yani bir uygulayıcının içinde yargıların belirmesi farkındalığın başarısızlığı değil; farkındalık o yargıları tutabilir, görebilir, hatta onları değerlendirebilir. Dreyfus'un son cümlesi de bir denge kuruyor: «yargısız» betimleme pratik bir yönerge olarak işe yarayabilir. Sorun, bu yönergenin farkındalığın ne olduğuna dair bir kurama dönüştürülmesinde.

Yargısızlığı yeniden okumak

Üç okuma bir araya gelince Zeynep'in eğitmeninin cümlesi daha iyi anlaşılıyor.

«Yargılamadan izleyin» pratikte şunu kastediyor olabilir: içinizde beliren bir şeye hemen bir mahkûmiyet, bir utanç, bir «olmamalıydı» eklememek. Bu, Mahāsi'nin anlatısız dikkatine yakın: bir şeyi adlandırmak, ama onun hakkında bir hikâye kurmamak.

Ama yönerge bir kurala dönüşünce, «içinde hiçbir yargı olmamalı», imkânsız ve kendini besleyen bir döngüye dönüşüyor. Zeynep'in yaşadığı buydu: bir yargı belirdi, onu bastırmaya çalıştı, bastıramadığı için kendini yargıladı. Dreyfus'un gösterdiği gibi klasik kaynaklarda farkındalık değerlendirmeyi dışlamıyor; o hâlde bir yargının belirmesi bir hata değil, gözlemlenecek bir şey.

Bu derste önerilen ayrım şu: yargının kendisi ile yargıya verilen tepki. «Ben haklıydım» düşüncesi bir yargı. Onu bir düşünce olarak fark etmek, «yargı» diye adlandırmak ve bırakmak, Mahāsi'nin not etme yönteminin bir uygulaması. Onu bastırmaya çalışmak ya da onun için kendini kınamak ise yargıya ikinci bir yargı eklemek.

Eğitmenin «yargıları da yargılamadan izle» cevabı bu yüzden yanlış değildi; ama eksikti. Daha açık bir cevap şöyle olabilirdi: «Yargılar belirecek. Onları bastırma. Onları fark et, adlandır ve bırak. Onlar için kendine kızdığını fark edersen, onu da fark et.»

Terimin yolculuğu

Bir önceki dersin kaynak zinciri sorusunu bu terime uygularsak, çıplak dikkatin bir yolculuğu görünüyor. Bir içgörü öğretmeninin yönergesinde, oluşum anına anlatısız ve etiketli bir dikkat olarak başlıyor. Batı psikolojisinde ölçülebilir bir yapıya çevriliyor. Laik programlarda «yargısız farkındalık» gibi bir formüle dönüşüyor. Kanona dayanan okurlar bu formülün klasik kaynaklardan nerede ayrıldığını gösteriyor.

Bu yolculuğun hiçbir halkası tamamen yanlış değil. Ama her halka bir şey ekleyip bir şey düşürüyor. Mahāsi'nin etiketi laik formülde çoğu zaman düşüyor. Bodhi'nin «bellek» ve «açık kavrayış» vurgusu da düşüyor. Geriye «yargısız şimdi» kalıyor. Uygulayıcıya düşen, kullandığı yönergenin bu yolculuğun hangi noktasında durduğunu bilmek.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

«Çıplak dikkat» ifadesinin Mahāsi'nin İngilizce metinlerine nasıl girdiği ve hangi Pāli ya da Burma diline ait bir terimin karşılığı olduğu ayrı bir filolojik sorudur ve bu ders onu çözmüyor. Bodhi'nin makalesi bu soruya kanonik bir açıdan yaklaşıyor; ama terimin tarihsel yolculuğunu ayrıntılı izlemek, bu akademinin değil, gelenek akademilerinin, MD08 ve MD12'nin işi.

Mahāsi'nin etiketli çıplak dikkati ile laik programların etiketsiz «yargısız farkındalığı» arasındaki fark bir uygulama farkıdır ve bu akademinin ikinci modülü, not etme, onu ayrıca işleyecek. Etiket bir yargıdır, ama hafif ve tek kelimelik bir yargı; bir hikâye değil.

Dreyfus'un farkındalığın geçmişle de ilgili olduğu vurgusu, «şimdiki an» vurgusunun bir sınırını gösteriyor. Bir oturuşta bir anıyı fark etmek, onu bir anı olarak tanımak, farkındalığın dışında değil, içindedir. Farkındalık şimdi olan bir şeyi, örneğin bir anının şimdi belirmesini, fark eder; ama o anının içeriği geçmişe aittir ve bu da farkındalığın konusudur.

Bodhi'nin uyarısı, farkındalığın laik kullanımını reddetmiyor; tersine, acıyı azalttığı için onu takdir ediyor. Uyarısı indirgemeye karşı: bir kavramın bir parçasını alıp onu bütünün kendisi saymaya. Bu akademi bu uyarıya şöyle karşılık veriyor: tekniği öğretiyor, ama tekniğin bir geleneğin daha geniş bir kavramından türediğini her derste belirtiyor.

İşlemsel tanımlar araştırma için gereklidir; ölçülemeyen bir şey sınanamaz. Bishop ve arkadaşlarının girişimi bu ihtiyacın bir ürünü. Ama bir işlemsel tanım bir kavramın tamamı değil, onun ölçülebilir bir yüzüdür. Bir uygulayıcı bir ölçeğin sorularını kendi deneyiminin tamamı sanmamalı.

Son olarak, Zeynep'in sorusu bu dersle bitmiyor. Yargının ne olduğu, hangi yargının farkındalığın parçası, hangisinin ona eklenen bir katman olduğu, uygulamada yıllarca incelenebilecek bir soru. Bu ders yalnız bir ayrım öneriyor: yargı ile kınama.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışYaygın kanı — «Farkındalık, hiçbir yargı içermeyen saf bir dikkattir.» Dreyfus'un klasik Budist kaynaklara dair analizinde farkındalık açıkça değerlendirici olabilir ve merkezî özelliği yargısızlık değil, nesnesini tutabilmesidir.
Doğrusu

Mahāsi'nin çıplak dikkati de bir etiketle, bir sınıflamayla yürür. Yargısızlık bir pratik yönerge olarak yararlı olabilir, ama farkındalığın tanımı olarak klasik kaynakların bir kısmıyla örtüşmez.

Yaygın yanlışYaygın kanı — «Farkındalık yalnız şimdiki anla ilgilidir.» Bodhi sati sözcüğünün kökte «bellek» anlamına geldiğini, Dreyfus klasik kaynaklarda farkındalığın geçmişle de ilgili olduğunu gösterir.
Doğrusu

Bir anıyı fark etmek, bir nesneyi akılda tutmak, dağıldığında nesneyi hatırlamak farkındalığın işleridir. «Şimdiki an» vurgusu bir uygulama yönergesi olarak işe yarar, ama farkındalığın bütününü anlatmaz.

Yaygın yanlışYaygın kanı — «Çıplak dikkat, laik farkındalık programlarındaki ‹yargısız farkındalık›la aynı şeydir.» Mahāsi'nin yönergesindeki çıplak dikkat, oluşum anında içsel etkinliklere yöneltilen, etiketle yürüyen ve doğup geçişi algılamayı amaçlayan bir yöntemin parçasıdır.
Doğrusu

Laik programlardaki formül bu yöntemin bazı yönlerini taşır, bazılarını düşürür. İkisi akrabadır ama aynı değildir; aradaki farkı görmek, Bodhi'nin indirgemeye karşı uyarısının pratikteki karşılığıdır.

Rehberli uygulama

On iki dakikalık bu oturuşta yargılarla çalışacaksınız. Amaç onları yok etmek değil, onları görmek ve onlara eklenen ikinci katmanı fark etmek.

Duruşunuzu ve nefes çapanızı alın. Bir hatırlatıcıyı on iki dakikaya ayarlayın.

İlk dört dakika: nefeste kalın. Dağılınca dönün.

Sonraki altı dakika: oturuşta beliren yargılara dikkat edin. Bir düşünce bir şeyi iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, hoş ya da nahoş diye değerlendiriyorsa, içinizden «yargı» deyin. Onu bastırmayın, onunla tartışmayın; yalnız adlandırın ve nefese dönün. Bir yargı belirdikten sonra kendinizi onun için kınadığınızı fark ederseniz, «yine yargıladım» ya da «beceremiyorum» gibi, onu da adlandırın: «kınama». Sonra nefese dönün.

Son iki dakika: hiçbir şeyi adlandırmadan nefeste kalın.

Bitince kâğıda iki not: kaç yargı fark ettiniz, yaklaşık olarak? Ve yargılardan sonra kınama katmanı ne sıklıkla geldi?

Neler olabilir?

Çok sayıda yargı fark etmiş olabilirsiniz; bu, zihnin olağan işleyişi ve fark etmek bu dersin amacı.

Hiç yargı fark etmemiş olabilirsiniz. Bu da olabilir; ya o oturuşta zihin sakindi, ya da yargılar o kadar alışkanlık hâlindeydi ki fark edilmedi. Bir sonraki oturuşta tekrar deneyin.

Yargı ile kınamayı ayırt etmekte zorlanmış olabilirsiniz. Bu ayrım incedir; ilk denemelerde ikisi iç içe gelebilir.

Adlandırma yargıları azaltmış, ya da tersine artırmış olabilir. İkisi de olağan; dikkat bir şeye yöneldiğinde o şey bazen belirginleşir, bazen geri çekilir.

Durdurma ölçütü

Yargılarla çalışmak bazen ağır bir duygu dalgası, eski bir utanç, bir öz-eleştiri sarmalı uyandırabilir. Kınama katmanı oturuş boyunca büyüyor ve sizi bir çaresizliğe ya da derin bir üzüntüye çekiyorsa adlandırmayı bırakın; göz kapaklarını kaldırıp bedeninizin yere bastığı yerlere, odanın seslerine taşıyın. Dışa dönen basamaklar MD01-M01-D02'de.

Oturuşlar sonrasında kendinizi kınama düşünceleri günlerce sürüyorsa, yoğunlaşıyorsa ya da kendinize zarar verme düşünceleriyle birlikte geliyorsa bu bir oturuşun malzemesi değil, bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşulması gereken bir durumdur. Acil bir durumda 112'yi arayın.

Bu ders yargıları bastırmayı öğretmiyor. Bir yönerge sizi sürekli kendinizi sansürlemeye itiyorsa, ister «yargısızlık» ister başka bir adla, o yönergeyi bir süre bırakın ve yalnız nefese dönmeyi çalışın.

Kendin dene

Kilit özet

Mahāsi Sayadaw'ın yönergesinde çıplak dikkat, içsel etkinliklere oluştukları anda yöneltilen ve etiketle yürüyen bir dikkattir; yargısız değil, anlatısız bir dikkat gibi görünür.

Bishop ve arkadaşlarının 2004 önerisi farkındalığı ölçülebilir ve sınanabilir kılmaya yönelik iki bileşenli bir işlemsel tanımdır; bir uygulama yönergesi değil, bir ölçme yapısıdır.

Bhikkhu Bodhi sati sözcüğünün kökte «bellek» anlamına geldiğini, Buda'nın ona «berrak farkındalık» olarak nitelenebilecek bir anlam verdiğini savunur ve «çıplak dikkat» açıklamasını sorgular.

Dreyfus'a göre klasik kaynaklarda farkındalık yalnız şimdiyle değil geçmişle de ilgilidir ve açıkça değerlendirici olabilir; «yargısız» betimleme pratik bir yönerge olarak işe yarayabilir ama bir kuram olarak yetersizdir.

Yargı ile kınama ayrılabilir: yargıyı fark edip bırakmak bir uygulamadır, yargı için kendini kınamak ona eklenen ikinci bir katmandır.

Sonraki derse köprü

Bu derste çıplak dikkatin üç okumasını yan yana koyduk ve yargıları bastırmadan fark etmeyi denedik; ama hep nefese dönerek. Oysa açık izleme bir noktada nefesi bırakmayı ister.

MD03-M01-D04 bu bırakışı somut bir oturuşa çeviriyor: oturuşa nefes çapasıyla başlayıp belirli bir noktada nesneyi bırakarak belirgin olanı fark etmeye geçmek ve geçişte ne olduğunu kaydetmek. Bu dersin «yargı» etiketi, orada açık alana gelen pek çok şeyden biri olarak yeniden belirecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?