İçeriğe geç

M01-D01

Masalın üç hayatı

Bir masalın sözlü anlatım, derlenip basılmış metin ve yeniden anlatım olarak üç ayrı biçimde var olduğunu açıklar ve elindeki bir masal kitabının bu üç biçimden hangisine dayandığını belirler.

Masal Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 3.339 kelime · 16 örnek durum · 6 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir masal üç biçimde yaşar: bir anlatıcının belirli bir dinleyiciye sesle anlattığı an, bir derleyenin bu anlatımı yazıya ve baskıya geçirdiği metin, bir yazarın ya da yayınevinin derlemeyi yeni bir okur için yeniden yazdığı kitap.

Kâğıda geçen ilk metin bile derleyenin kararlarını taşır. Grimm'lerin Kırmızı Başlıklı Kız'ı 1812'de basıldı ve sonraki baskılarda metinler düzenlendi; aynı başlık farklı baskılarda farklı metinlerdir.

Bir yeniden anlatım bir derlemeden daha az değerli değildir, yalnız başka bir şeyin tanığıdır. Biçimler birbirine geri akar: kitaptan öğrenilen masal yeniden sözlü hayata dönebilir.

Elindeki kitabın hangi biçimde olduğunu künye sayfası söyler: kaynak kişi, derleyen, baskı yılı ve «uyarlayan» bilgisi.

Açılış sahnesi

Eskişehir'de akşamüstü bir tramvay seferi. Arka sıralarda Gülsüm, beş yaşındaki oğlu Arda'ya dizinde açık duran ince bir resimli kitaptan Kırmızı Başlıklı Kız'ı okuyor. Sayfalar parlak, kurt neredeyse sevimli çizilmiş. Masal ninenin dolaba saklanmasıyla, oduncunun kurdu ormana kovalamasıyla bitiyor. Kimse yutulmuyor, kimse ölmüyor.

Arda kitabı kapatıyor ve itiraz ediyor: dedesi masalı böyle anlatmıyormuş. Dedesinde kurt nineyi de kızı da yutuyor, bir avcı kurdun karnını açıyor, karnına taş dolduruyorlar. Sonra bir kurt daha geliyormuş, damın üstüne çıkıyormuş ve bir tekneye düşüp boğuluyormuş.

Gülsüm bu ikinci kurdu hiç duymamış. Telefonundan aratıyor ve şaşırıyor: Grimm Kardeşlerin 1812'de basılan ilk baskısında o ikinci kurt gerçekten var. Nine kızına sucuk haşlanmış suyu taş bir tekneye taşıtıyor, kurt kokuyu alıp damdan aşağı uzanıyor, kayıp teknede boğuluyor. Dede bunu bir kitaptan mı öğrendi, kendi dedesinden mi duydu? Elindeki parlak kitap hangi metne dayanıyor? Tramvay durağa yanaşırken Gülsüm'ün aklında tek bir soru kalıyor: biz şimdi hangi masalı okuduk?

Tramvaydaki anne ile oğul bu dersin kurgusu. Sucuk suyuna düşen ikinci kurt ise kurgu değil; 1812 baskısının sayfalarında duruyor.

Bu derste ne olacak

Bu akademi beş yüzü aşkın ders boyunca masalları anlatacak, karşılaştıracak ve yorumlayacak. Her dersin dayandığı ilk alışkanlık bu derste kuruluyor: bir masaldan söz ederken önce onun hangi hâlinden söz ettiğini söylemek. Aynı başlık, bir anlatıcının ağzından çıktığı anda, bir derlemecinin defterine geçtiğinde ve bir yayınevinin yeniden yazdığı kitapta üç ayrı şeydir.

Önce bu üç biçimi adlandıracağız. Ardından Kırmızı Başlıklı Kız'ın Grimm baskılarındaki yolculuğunu ve bir Alman Türkoloğun 1925'te Türk masalları için yaptığı ayrımı izleyeceğiz. Ders, elindeki bir masal kitabının hangi biçime dayandığını bulmanın yoluyla bitecek.

Sıfır noktası

Masal, kâğıda yazılmadan önce yüzyıllarca yalnız konuşulan bir türdü ve bugün de bir yerlerde konuşuluyor. Bir masal anlatıldığında ortada bir metin yoktur; bir anlatıcı, bir dinleyici, bir zaman ve bir yer vardır. Metin, biri o anlatıyı yazıya geçirdiğinde doğar. Kitapçıdaki masal kitapları çoğunlukla bu yazıya geçirilmiş metinlerin de yeniden işlenmiş biçimleridir.

Yaygın yanlış"Bir masalın tek, doğru ve eski bir metni vardır; ötekiler onun bozulmuş hâlidir."
Doğrusu

Sözlü anlatımda her anlatım kendi başına bir biçimdir ve hiçbiri ötekilerin kaynağı olarak gösterilemez. Kâğıda geçirilen ilk metin bile bir anlatıcının bir günkü anlatımıdır ve çoğu zaman derleyenin kalemiyle düzeltilmiştir. Bu yanılgının adı ve tarihi M01-D02'de ayrıca ele alınıyor.

Mekanizma

Birinci hayat: anlatıldığı an

Masalın ilk hayatı sesle yaşanır. Anlatıcı dinleyicisine bakar, onların sabrına, yaşına, gülüşüne göre bir bölümü uzatır, bir bölümü atlar. Kurdun kaç kez kapıyı çaldığı, ninenin evinin ormanın neresinde olduğu, avcının makas mı bıçak mı kullandığı o akşamki anlatıcının seçimidir. Dinleyici de bu seçime katılır: bir çocuk «kurt ölsün» diye bağırırsa anlatıcı ona göre bir son kurabilir.

Birinci hayatın bir özelliği daha var: iz bırakmaz. Ses kaydı yapılmadıysa, kimse not tutmadıysa, o akşamki anlatım bir daha geri getirilemez. Elimizdeki her sözlü anlatım bilgisi, birinin o anı bir biçimde kaydetmesine borçludur.

İkinci hayat: deftere ve baskıya geçiş

Masalın ikinci hayatı bir derleyenin elinde başlar. Derleyen anlatıyı dinler, yazar, sonra yazdığını bir kitap için düzenler. Her adımda bir karar verir: hangi sözcükleri olduğu gibi bırakacak, hangi tekrarları kısaltacak, kaynak kişinin ağız özelliklerini koruyacak mı, masalın başına ve sonuna ne ekleyecek?

Grimm Kardeşlerin Kinder- und Hausmärchen adlı derlemesi bu kararların en iyi belgelenmiş örneğidir. Kardeşlerin topladığı metinlerin bir kısmını Jacob Grimm 1810 Ekiminde şair Clemens Brentano'ya gönderdi. Brentano onları kullanmadı; el yazmaları onun mirasıyla Alsas'taki Ölenberg Trappist manastırına geçti, 1953'te New York'ta açık artırmada satıldı ve bugün Cenevre yakınındaki Bodmer Kütüphanesi'nde. Ölenberg el yazması diye anılan bu kâğıtlar, masalların baskıdan önceki biçimini gösteren tanıklardır.

El yazması ile basılı metin arasındaki farkı Kurbağa Prens'te görmek kolaydır. Hans-Jörg Uther'in Grimm el kitabı, masalın 1810 tarihli el yazmasında Wilhelm Grimm'in elinden kısa bir metin olarak durduğunu, basım için Wilhelm tarafından belirgin biçimde genişletildiğini not eder. Kâğıda ilk geçen biçim bile ikinci hayatın ilk adımıdır, birinci hayatın kendisi değildir.

Kırmızı Başlıklı Kız da bu yoldan geçti. Grimm Kardeşler masalı 1812'de, derlemenin birinci cildinde yirmi altı numarayla bastılar. Araştırmacılar bu metni Kassel'deki Hassenpflug ailesine, özellikle Jeanette Hassenpflug'un anlatısına bağlar. Basılı metnin sonunda Gülsüm'ün tramvayda duyduğu ikinci kurt bölümü vardır.

Ölenberg kâğıtları, Grimm'lerin masalları uydurduğu yönündeki eski bir şüpheyi de zayıflattı. Ehrhardt 2023'teki duyurusunda, yeni bulunan el yazmalarının bu şüpheyi kesin biçimde çürüttüğünü söyledi. Ama masalların uydurulmamış olması, basılı metnin anlatıcının ağzından çıktığı gibi kaldığı anlamına da gelmez.

Türk masalı için de aynı ikinci hayat izlenebilir ve bir Alman Türkoloğu bunu 1925'te açıkça yazdı. Friedrich Giese, Türk masallarından yaptığı Almanca seçkinin girişinde, kendi elindeki kaynakları birbirinden ayırdı. Bir kısmını Anadolu'da, kendi deyişiyle hiç eğitim görmemiş insanların ağzından derlemiş ve 1907'de Halle'de yayımladığı bir Anadolu Türkçesi çalışmasında basmıştı. Bu masalları kitabında ayrıca numaralandırdı ve bunların anlatıcılarının meslekten anlatıcı olmadığını, metinlerin bu yüzden süssüz kaldığını not etti.

Üçüncü hayat: yeniden anlatım

Masalın üçüncü hayatı, derlenmiş bir metnin yeni bir okur için yeniden yazılmasıyla başlar. Yeniden anlatan kişi masalı bir anlatıcıdan değil bir kitaptan alır. Amacı belgelemek değil, bugünkü bir okura ulaşmaktır: çocuğa göre yumuşatır, sayfa sayısına göre kısaltır, resme uygun sahneler seçer, bazen de yeni bir anlam katmak için masalı bilerek değiştirir.

Giese'nin girişi üçüncü hayatı da adlandırır. Macar Türkolog Ignác Kúnos'un İstanbul'da topladığı masallardan Leiden'de yayımladığı Almanca kitap için Giese, bunların bir çeviriden çok serbest bir uyarlama olduğunu yazar. İstanbul'da 1911'de, Hicri 1329'da, yalnız baş harfleriyle imzalanmış Türk Masalları adlı bir kitap için de bir ayrım yapar: masallar ustaca anlatılmıştır ama sıradan bir eğitimli okura göre inceltilmiş, soylulaştırılmış bir biçimde sunulmuş ve yalınlıklarını yitirmiştir. Türk Yurdu çevresinin gençler için çıkardığı yayınlarda ise Avrupa kaynaklı konuların da Türk masallarının arasına karıştığını not eder.

Üçüncü hayat ikinci hayattan bir adım daha uzaktır ve kendi geleneğini de kurabilir. Gülsüm'ün kitabındaki dolaba saklanan nine bir yayınevinin seçimi olabilir; o kitapla büyüyen çocuk masalı kendi çocuğuna böyle anlatırsa yeniden anlatım yeniden sözlü hayata döner. Üç biçim bir merdivenin basamakları gibi tek yönde dizilmez, birbirine geri akabilir.

Elindeki kitap hangisi

Bir masal kitabını bu üç biçimden birine yerleştirmek için birkaç soru yeter. Kitap kaynak kişinin adını, yerini ve kayıt yılını veriyor mu? Veriyorsa ve metin ağız özelliklerini, tekrarları, anlatıcının araya girişlerini koruyorsa elindeki bir derlemenin olabildiğince sadık bir kaydıdır. Kitap yalnız bir derleyenin adını ve bir baskı yılını veriyorsa, derlemenin düzenlenmiş bir baskısına bakıyorsun. Kitap hiçbir kaynak göstermiyor, yalnız «uyarlayan» ya da «yeniden anlatan» adını taşıyorsa, elindeki üçüncü hayattır.

Usta katmanı

Masalın bu üç biçimi folklor araştırmasında başka adlarla da tartışılır. Fin folklorcu Lauri Honko 1990'larda, folklorun bir topluluğun içinde doğal biçimde yaşadığı «birinci hayat» ile arşive girip oradan yeniden dolaşıma çıktığı «ikinci hayat» arasında bir ayrım önerdi ve bu süreci yirmi iki aşamalı bir modelle anlattı. Honko'nun çerçevesinde ilk on iki aşama birinci, kalan on aşama ikinci hayata düşer. Bu akademinin üç biçimi Honko'nun modeli değildir; onun ikinci hayatı içinde derleme ile yeniden anlatımı ayrı tutan, okurun elindeki kitabı sınıflamaya yarayan bir okuma aracıdır. Honko'dan sonra bazı araştırmacılar modele bir üçüncü hayat ekledi; Anna-Liisa Tenhunen bunu ağıtları konser sahnesine taşıyan çalışmasında yaptı.

Honko'nun vurgusu bu ders için önemli bir uyarı taşıyor. Üç biçimi ayırmak, birini değerli ötekini değersiz saymak değildir. Bir yeniden anlatım bir derlemeden daha az «masal» değildir; yalnız başka bir şeyin kanıtıdır. Bir derleme sözlü anlatımı belgeler; bir yeniden anlatım ise belirli bir dönemin okura, çocuğa ve masala bakışını belgeler. Bir resimli kitaptaki dolaba saklanan nine, Ölenberg el yazması kadar araştırılmaya değer bir tanıktır, ama başka bir sorunun tanığıdır.

Sınırlar da her zaman temiz değildir. Grimm'lerin kaynak kişilerinin bir kısmı kitap okuyan, eğitimli, Fransızca bilen ailelerdi. Heinz Rölleke, Hassenpflug ailesinin anne tarafından Fransız Huguenot kökenine ve sofrada Fransızca konuşulmasına dikkat çekerek, bu kaynak kişilerin anlattığı bazı masallardaki Perrault'ya yakın ayrıntıların bir kitap bilgisinden gelmiş olabileceğini savundu. Bu görüşe karşı çıkan araştırmacılar da var. Ama tartışmanın kendisi bir şey gösteriyor: Grimm'lerin «sözlü» kaynağı bile kitaplardan beslenmiş olabilir; birinci hayat ile üçüncü hayat bir aile sofrasında karşılaşmış olabilir.

Yaygın yanlış"Bir masal kitapta yazıyorsa, halkın anlattığı biçim odur."
Doğrusu

Basılı bir metin, en sadık derlemede bile bir anlatıcının bir günkü anlatımını ve derleyenin onu yazıya geçirirken verdiği kararları taşır. Pek çok kitap ise derlemeyi de yeniden yazmıştır. Bir kitaptaki masalın halk ağzındaki biçimi temsil edip etmediği, kitabın kaynak kişiyi ve derleme koşullarını gösterip göstermediğine bakılarak anlaşılır.

Yaygın yanlış"Yeniden anlatılmış masal bozulmuş masaldır."
Doğrusu

Masallar sözlü hayatlarında da sürekli değişti; yeniden anlatım bu değişimin yazılı sürdürülüşüdür. Bir yeniden anlatımı derleme gibi kullanmak bir hatadır; ama onu bir tarihin, bir eğitim anlayışının ya da bir yazarın tanığı olarak okumak meşru ve verimli bir iştir. Bu akademinin Bölüm VII'si yeni masal yazmayı ve geleneği yeniden anlatmayı ayrıca öğretir.

Kanıtın sınırı

Bu dersin Grimm bilgileri birinci baskının sayısallaştırılmış metnine, bir üniversite duyurusuna, kütüphane katalog kayıtlarına ve Grimm araştırmasının geniş kabul gören tespitlerine dayanıyor. Hangi Hassenpflug kızının hangi bölümü anlattığı ve bu anlatıların Perrault'dan ne ölçüde beslendiği tartışmalıdır; Ehrhardt'ın bulduğu yeni el yazmaları bu tartışmayı sürdürüyor, kapatmıyor. Giese'nin 1925 tarihli nitelemeleri bir çağdaşın değerlendirmesidir. Kúnos'un bütün derlemelerine genellenemez ve Kúnos'un Macarca, Türkçe metinli derlemeleriyle ayrıca sınanmalıdır. Honko'nun modeli bu derste ikincil özetlerden aktarıldı. Bir de bilinmeyen var: bir derlemede yer almayan sözlü anlatımların, yani kimsenin kaydetmediği akşamların, nasıl olduğunu hiçbir kaynak gösteremez. Masalın birinci hayatı hakkında bildiğimiz her şey, onun ikinci hayata geçmiş küçük bir parçasından çıkarılmış bir tahmindir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir masal üç biçimde yaşar: bir anlatıcının belirli bir dinleyiciye sesle anlattığı an, bir derleyenin bu anlatımı yazıya ve baskıya geçirdiği metin, bir yazarın ya da yayınevinin derlemeyi yeni bir okur için yeniden yazdığı kitap.

Kâğıda geçen ilk metin bile derleyenin kararlarını taşır. Grimm'lerin Kırmızı Başlıklı Kız'ı 1812'de basıldı ve sonraki baskılarda metinler düzenlendi; aynı başlık farklı baskılarda farklı metinlerdir.

Bir yeniden anlatım bir derlemeden daha az değerli değildir, yalnız başka bir şeyin tanığıdır. Biçimler birbirine geri akar: kitaptan öğrenilen masal yeniden sözlü hayata dönebilir.

Elindeki kitabın hangi biçimde olduğunu künye sayfası söyler: kaynak kişi, derleyen, baskı yılı ve «uyarlayan» bilgisi.

Sonraki derse köprü

Gülsüm'ün tramvayda sorduğu soru bir adım daha ileri gidebilir. Diyelim ki elindeki kitabın kaynağını buldu ve Grimm'lerin 1812 metnine ulaştı. Peki o metin Kırmızı Başlıklı Kız'ın «asıl» metni midir? Grimm'lerden yüz on beş yıl önce Charles Perrault da masalı Paris'te bastı ve onun metni bambaşka biter. M01-D02, Perrault'nun 1697 ve Grimm'lerin 1812 metinlerinin sonlarını karşılaştırarak varyant kavramını kuracak ve ikisinden birini asıl metin saymanın neden bir yanılgı olduğunu soracak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?