M01-D02
Bu akademi ne verir, ne vermez
Akademinin öğreti, kanıt ve uygulayıcı eğitimi katmanlarında ne verdiğini, tanının, tedavinin ve denetimli elle eğitimin yerini neden tutmadığını somut bir örnekle gösterir.
Kranyosakral Terapi Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.909 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu akademi üç şey verir: okulların öğretisini kendi diliyle ve doğru bilmek, bir araştırmayı tasarımıyla birlikte okumak ve bir tekniğin amacını, sınırını ve kanıtını uygulamaya geçmeden önce öğrenmek. Her birinin yanında bir sınır durur: öğretiyi anlatmak onu onaylamak değildir, bir çalışmayı okumak bir karar vermek değildir, bir tekniği okumak onu yapabilmek değildir.
Akademi tanı koymaz ve tedavi kararı vermez; bir eğiticinin gözü önünde yapılan el pratiğinin yerine de geçmez. Bebek ve çocukta manuel terapiye bağlı bildirilmiş ciddi olayların çoğunda fark edilmemiş bir hastalık bulunması, bu sınırların neden önemli olduğunu gösterir: önce tanı gelir.
Melek'in sorusunun cevabı da bu üç sınırdan geçer. Akademi ona bebeğinin ağlamasından endişe eden bir anneyle konuşabileceği bilgiyi verir; bir bebeğe dokunma yetkisini ve becerisini ise ancak mesleki kapsamı, denetimli bir eğitim ve mevzuat verebilir.
Açılış sahnesi
Van'da bir aile sağlığı merkezinde ebe olarak çalışan Melek, gece nöbetinden sonra telefonunda bir mesaj buluyor. Üç haftalık bebeğini aşıya getiren bir anne sormuş: «Bebeğim çok ağlıyor, bir arkadaşım kranyosakral terapi önerdi, siz de bu işi yapıyor musunuz?» Melek yapmıyor. Ama aynı hafta bir eğitim platformunda «sertifikalı kranyosakral uygulayıcı programı» ilanı görmüş, kayıt düğmesine basmak üzereymiş. Annenin sorusu onu durduruyor ve kendine başka bir soru sorduruyor: bir kurs bitirdiğimde bu bebeğe dokunmaya hazır olur muyum?
Melek bu akademiyi o geceden sonra açıyor. Aklındaki soru açık: «Bu programı bitirince bebeklere kranyosakral uygulayabilir miyim?» Bu dersin bütünü o soruya verilmiş dürüst bir cevaptır. Cevabın bir kısmı Melek'i sevindirecek, bir kısmı hayal kırıklığına uğratacak.
Melek de, annesi de, bu derste karşılaşacağın öteki kişiler de bu akademi için kurulmuş insanlar; sorularının hepsi ise bir sağlık merkezinde her hafta sorulan cinsten.
Bu derste ne olacak
Akademinin üç katmanını sırayla açacağız: okulların öğretisi, araştırmanın söyledikleri ve uygulayıcı becerileri. Her katmanda önce akademinin okura ne verdiğini, sonra o katmanın neyi veremeyeceğini somut bir örnekle göstereceğiz. Kanıt katmanında, kranyosakral terapinin birinci basamakta nasıl kullanıldığını izleyen bir çalışmayı birlikte okuyacağız; uygulayıcı katmanında, elle öğrenilen bir becerinin ekrandan ne kadar öğrenilebildiğini soran bir eğitim çalışmasına bakacağız.
Dersin son bölümü bir yazılı anlatımın tutamayacağı üç yeri adlandırıyor: tanı, tedavi kararı ve denetimli elle eğitim. Bebek ve çocukta manuel terapiye bağlı ciddi olayları tarayan bir derleme bu sınırların neden süs olmadığını gösteriyor. Ders bittiğinde Melek'in sorusuna kendi cevabını verebilmen hedefleniyor.
Sıfır noktası
Bir akademinin vaadi, okurun ondan ne bekleyeceğini belirler. Bu akademinin vaadi iki kavram üzerine kurulu.
Yaygın yanlış"Bir akademinin bütün derslerini bitiren kişi o alanda uygulama yapmaya yetkin olur."
Ders sayısı yetkinliği değil, bilgiyi ölçer. Bir el uygulamasında yetkinlik, gözetim altında yapılmış pratik saatlerine, mesleki eğitime ve bulunduğun ülkenin mevzuatının tanıdığı yetkiye bağlıdır. Bu akademinin uygulayıcı dersleri o yolun bir parçasıdır; yolun tamamı değil.
Mekanizma
Öğreti katmanı: anlamak, onaylamak değil
Akademinin ilk verdiği şey okulların ne söylediğini doğru bilmek. Birincil solunum mekanizması, kranyal ritim, durgunluk noktası, karşılıklı gerilim zarı: bu kavramlar Bölüm III'te okulların kendi diliyle, karikatürleştirilmeden anlatılıyor. Bir öğretiyi eleştirebilmek için önce onu savunucusunun tanıyacağı biçimde aktarabilmek gerekir. Bir uygulayıcıyla konuşan hasta da, bir kursa yazılan sağlık çalışanı da bu dili bilmeden ne duyduğunu tartamaz.
Bu katmanın veremeyeceği şey ise onaydır. Bir kavramı ayrıntısıyla anlatmak, o kavramın doğru olduğunu söylemek değildir. Her öğreti dersinin sonunda bir «Bugünkü bilgiyle» bölümü durur ve kavramın araştırmada neye karşılık geldiğini ya da gelmediğini söyler. Okulun sözü «Okul öğretisi» etiketli bir kartta, araştırmanın bulgusu ayrı bir kartta yer alır.
Kanıt katmanı: bir çalışmayı okumayı öğrenmek
Akademinin ikinci verdiği şey bir araştırmayı okuma becerisi. Bu beceri bir çalışmanın sonuç cümlesiyle yetinmemeyi, tasarımına bakmayı öğretir. Aşağıdaki çalışma bunun için iyi bir başlangıç, çünkü sonuç cümlesi ile tasarımı farklı yönlere bakıyor.
Bu çalışmayı okuyan biri iki şeyi birden görmeli. Birincisi gerçek ve değerli bir bilgi: kranyosakral terapi Almanya'da birinci basamakta kullanılıyor, bebeklerden yaşlılara kadar geniş bir kesime, yüzü aşkın farklı yakınma için uygulanıyor ve bu kullanım sırasında ciddi bir olay kaydedilmemiş. İkincisi ise çalışmanın neyi gösteremeyeceği. Kontrol grubu olmadığı için, belirtilerin zamanla kendiliğinden azalması, seansa gelen kişinin dikkat ve ilgi görmesi ya da en kötü günlerde başvurup daha iyi günlerde ölçülmesi aynı düşüşü yaratabilirdi. Beklentinin sonucu öngörmesi bu açıklamaların varlığına işaret ediyor.
Uygulayıcı katmanı: hazırlık, yetki değil
Akademinin üçüncü katmanı uygulayıcı adayına seslenir. Bölüm VI'da palpasyon alıştırmalarından on adım protokolüne, Sutherland geleneğinin kafatası tutuşlarından biyodinamik pratiğe kadar teknikler anlatılır. Her teknik dersi tekniğin öğretideki amacını, el yerleşimini, kanıt durumunu ve kimde uygulanmayacağını birlikte verir. Bölüm VII seans yapısını, onamı, dokunma etiğini ve sevki işler.
Bu katmanın veremeyeceği şey bir elin öğrenilmesidir. El becerisi okunarak değil, yapılarak ve birinin gözü önünde düzeltilerek öğrenilir. Bunun yalnız bir sağduyu olmadığını gösteren yeni bir eğitim çalışması var.
Bu çalışma kranyosakral terapiyi değil, çok daha güçlü bir manipülasyonu sınadı. Ama sorusu bu akademinin sorusuyla aynı: bir el tekniği ekrandan ve sayfadan ne kadar öğrenilir? Öğrencilerin kendi cevabı, yazılı ve görüntülü kaynağın hazırlayıcı bir değeri olduğu, ama yüz yüze ve denetimli pratiğin yerini tutmadığı yönünde. Kranyosakral terapide ellerin aradığı şey çok daha ince ve çok daha tartışmalı olduğu için bu fark daha da büyük olabilir.
Yaygın yanlış"Çok hafif bir dokunuş olduğu için kranyosakral teknikleri herkes videodan öğrenip güvenle uygulayabilir."
Dokunuşun hafifliği riskin yokluğu demek değildir. Risk çoğu zaman dokunuşun kendisinden değil, kimin ve hangi durumda dokunulduğundan doğar: tanı konmamış bir hastalığı olan bir bebek, kafa içi basıncı artmış bir yetişkin, travma öyküsü olan biri. Bu durumları tanımak ve kimde durulacağını bilmek yazılı bir derste öğretilebilir; ama gerçek bir bedende uygulanması denetimli bir eğitim ister.
Üç sınır: tanı, tedavi kararı, denetimli eğitim
Bu akademi tanı koymaz. Bir yakınmanın arkasında ne olduğunu bulmak, öykü almayı, muayeneyi ve gerektiğinde tetkiki gerektirir ve bu iş bir hekimin işidir. Kranyosakral öğretide sık geçen «kısıtlılık», «gerilim» ya da «ritimde düzensizlik» gibi sözcükler bir uygulayıcının ellerindeki izlenimi anlatır; bir hastalığın adını koymaz. Bu ayrımın neden bu kadar önemli olduğu, bebek ve çocuklarda manuel terapiyle ilişkili ciddi olayları tarayan bir derlemede açıkça görülüyor.
Bu derlemenin en önemli cümlesi olayların sayısı değil, olguların çoğunda önceden var olan bir hastalığın bulunması. Ciddi bir olayın arkasında çoğu zaman yanlış bir dokunuştan çok, fark edilmemiş bir sorun var. Bu yüzden akademinin her alan dersi bir «Kırmızı bayrak» bölümü taşır ve dördüncü modül (M04) bebek, çocuk ve kafa travması için ayrı kurallar koyar.
Akademi tedavi kararı da vermez. Hiçbir ders bir hastaya kranyosakral terapiye gitmesini ya da gitmemesini söylemez; hiçbir ders başlanmış bir tedaviyi bırakmayı önermez. Akademinin vereceği şey karar için gereken soruları sormaktır: Bu yakınma için neye kıyasla, ne kadar kanıt var? Uygulayıcı kim, hangi eğitimi almış? Hekim bu karardan haberdar mı? Ve akademi, yukarıda gördüğün gibi, denetimli elle eğitimin yerini tutmaz.
Usta katmanı
İlk bakışta bir çelişki var: Bu akademi uygulayıcı becerilerini öğretiyor ama yazılı bir anlatımın el eğitiminin yerini tutmadığını da söylüyor. O hâlde neden öğretiyor? Cevap, uygulayıcı katmanının neye hazırladığında. Bir tekniği yapmadan önce onun neyi amaçladığını, kimde kullanılmayacağını, hangi belirtide bırakılacağını ve kanıtının nerede durduğunu bilmek, denetimli eğitimin en verimli biçimde kullanılmasını sağlar. Kursa hazırlıklı giden biri eğiticiye doğru soruları sorar; hazırlıksız giden biri yalnız elin nereye konacağını öğrenir.
Bu yaklaşımın bir bedeli de var ve onu saklamamak gerekir. Bir tekniği ayrıntılı anlatmak, bazı okurlarda o tekniği hemen deneme isteği uyandırabilir. Akademi bunu iki yolla sınırlar: teknik derslerinde güvenlik bölümünü zorunlu tutar ve bebekte, çocukta ya da sağlık sorunu bilinen birinde uygulamayı yalnız denetimli bir eğitim çerçevesine bırakır. Bölüm XI'deki evde gevşeme dersleri ise kranyosakral tekniklerini değil, kişinin kendi bedeniyle güvenle yapabileceği gevşeme yollarını anlatır.
Bir ayrım daha: akademinin kranyosakral terapiye karşı ya da onun yanında bir tutumu yok. Akademi bir karar vermez, kararın hammaddesini verir. Kohort çalışmasındaki yazarların «genel olarak etkili ve güvenli» sonucuna «Tartışmalı» etiketi koymak çalışmayı küçümsemek değildir; tasarımın neyi taşıyıp neyi taşıyamayacağını söylemektir. Aynı ölçü, şüphecilerin aşırı uçlarına da Bölüm X'da uygulanır.
Yaygın yanlış"Bir akademi bir yöntemin kanıtını sorguluyorsa o yönteme karşıdır."
Kanıtı sorgulamak bir yöntemi reddetmek değil, onun hangi soruda ne kadar desteklendiğini bilmektir. Bu sorgulama yöntemi savunan için de yararlıdır: güçlü olduğu yerde daha güçlü konuşmasını, zayıf olduğu yerde fazla vaat etmemesini sağlar.
Kanıtın sınırı
Dersin dayandığı çalışmalardan hiçbiri doğrudan «bir akademi ne verir» sorusunu sınamıyor; her biri dersin bir cümlesine dayanak oluyor. Kohort çalışması Almanya'da, terapistlerin kendi gönderdiği kayıtlarla yapıldı; terapistlerin hangi hastaları kaydettiği ve hangilerini kaydetmediği bilinmiyor, bu da sonucu iyimser yöne itebilir. Eğitim çalışması yirmi beş öğrenciyle sınırlı ve kranyosakral terapiyi değil başka bir manuel tekniği sınadı; ölçülen şey becerinin kendisi değil, öğrencinin kendine güveniydi.
Ciddi olay derlemesi olgu bildirimlerinden oluşuyor ve yalnız İngilizce yayınları kapsıyor; bildirilmemiş olayların sayısı bilinmiyor ve bu derlemeden bir risk oranı çıkarılamaz. Üç çalışmanın hiçbiri katılımcıların ten rengini, kültürel geçmişini ya da sosyoekonomik durumunu ayrıntılı raporlamıyor; Türkiye'de bu sorulardan herhangi birine cevap veren bir çalışma da bu derste yok. Bu nedenle dersin vardığı yer bir ölçüm sonucu değil, eldeki sınırlı bulguların tutarlı biçimde işaret ettiği bir yöndür.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bu akademi üç şey verir: okulların öğretisini kendi diliyle ve doğru bilmek, bir araştırmayı tasarımıyla birlikte okumak ve bir tekniğin amacını, sınırını ve kanıtını uygulamaya geçmeden önce öğrenmek. Her birinin yanında bir sınır durur: öğretiyi anlatmak onu onaylamak değildir, bir çalışmayı okumak bir karar vermek değildir, bir tekniği okumak onu yapabilmek değildir.
Akademi tanı koymaz ve tedavi kararı vermez; bir eğiticinin gözü önünde yapılan el pratiğinin yerine de geçmez. Bebek ve çocukta manuel terapiye bağlı bildirilmiş ciddi olayların çoğunda fark edilmemiş bir hastalık bulunması, bu sınırların neden önemli olduğunu gösterir: önce tanı gelir.
Melek'in sorusunun cevabı da bu üç sınırdan geçer. Akademi ona bebeğinin ağlamasından endişe eden bir anneyle konuşabileceği bilgiyi verir; bir bebeğe dokunma yetkisini ve becerisini ise ancak mesleki kapsamı, denetimli bir eğitim ve mevzuat verebilir.
Sonraki derse köprü
Bu dersin kartlarından ikisi «Erken bulgu», biri «Tartışmalı» etiketini taşıyordu ve aradaki fark tasarımın sonucu ne kadar taşıyabildiğindeydi. Sıradaki ders (M01-D03) bu etiketlerin tamamını açıyor: on iki etiketin her biri ne demek, okulun sözü, kadavrada ya da hayvanda görülen bir bulgu ve bir broşürdeki iddia neden araştırma kartının yerine geçemez.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.