Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ses: benzeşme, yumuşama, ünlü düşmesi, kaynaştırma; bir sözcükte birden fazla olay olabilir.
- Yazım ve noktalama: "de, ki, mi" çıkarma denemesiyle; kesme özel ada, kurum adına değil.
- Anlam: sözcüğün anlamını cümle, cümlenin anlamını bileşenleri belirler; iki olumsuzluk bir olumludur.
- Paragraf: ana düşünce, değinilmeyen bilgi, önce soru kökü.
- Yapı ve türler: yapım ile çekim eki, sıfat ile zarf, kip ile ek fiil; biçim değil işlev.
- Cümle: önce yüklem, sonra "-an kim?" ile özne; öğe bölünmez.
- Bozukluk: ortak öğeyi her yüklemle oku; bozuk cümleyi kusurunun adıyla ele.
- Sözel mantık: tablo, ipucu sırası, karşıt ters geçerli, karşıt geçersiz.
Kanca
Sınavdan bir hafta önce Türkçe defterini açıyorsun ve yetmiş dersin notları önünde duruyor: ünlü uyumu, kesme işareti, belgisiz sıfat, sözde özne, çatı uyumsuzluğu, koşullu önerme. Hepsini yeniden okumaya vakit yok. Yine de bir şeyi biliyorsun: sınavda sorulan kuralların çoğu her ünitenin birkaç temel ayrımından gelir ve düştüğün tuzakların çoğu birkaç tanıdık karışıklıktan doğar.
Bu tekrar dersi, Türkçe modülünün on bir ünitesini tek bir yolculukta yeniden geziyor. Her ünitede iki şey arıyoruz: en çok sorulan ayrım ve en sık düşülen tuzak. Amaç yeni bir şey öğrenmek değil, öğrendiğini sınav gününe taşınacak biçimde düzenlemek.
Büyük resim
Türkçe modülü en küçük birimden en büyüğüne doğru kuruldu. Ses bilgisi sesleri ve onların birbirini nasıl etkilediğini, yazım ve noktalama bu seslerin kâğıda nasıl geçtiğini anlattı. Sözcükte ve cümlede anlam, dilin ne söylediğini; paragraf, uzun bir metnin ne dediğini tartmayı öğretti. Sözcük yapısı, sözcük türleri ve cümle bilgisi dil bilgisinin yapı taşlarını kurdu. Anlatım bozuklukları bu bilgileri bir denetim aracına çevirdi; sözel mantık ise dilden bağımsız bir akıl yürütme becerisini ekledi.
Bu yapının tek bir ortak ilkesi var ve modülün neredeyse her dersinde farklı bir kılıkta karşımıza çıktı: biçim ile işlev aynı şey değildir. Aynı ek bir yerde yapım, başka yerde çekim ekidir. Aynı sözcük bir cümlede sıfat, ötekinde zarftır. Aynı "-dı" bir yerde kip, başka yerde ek fiildir. Kulağa doğal gelen bir cümle bozuk, tuhaf görünen bir devrik cümle kusursuz olabilir. Tekrarın en değerli kazanımı bu ilkeyi her ünitede yeniden görmektir.
Kavram çekirdeği
Ünite 1.1 — Ses Bilgisi
Büyük ünlü uyumu, kalınlık-incelik bakımından sözcüğün ünlülerinin aynı türde olmasını; küçük ünlü uyumu ise düzlük-yuvarlaklık bakımından belli bir düzeni ister. Bu uyumlar Türkçe kökenli sözcüklerde aranır; alıntı sözcükler ve bazı ekler ("-ken", "-yor", "-ki" gibi) uyuma girmez.
Ünsüz olaylarında en çok sorulanlar benzeşme ve yumuşamadır. Sert ünsüzle biten sözcüğe ünsüzle başlayan bir ek gelince ekin ilk ünsüzü sertleşir: kitapçı, sokakta. Sert ünsüzle biten çok heceli sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek gelince son ünsüz yumuşar: ağaç → ağacı, kitap → kitabı. Ünlü olaylarında ünlü düşmesi (ağız → ağzı), daralma (başla- → başlıyor) ve kaynaştırma (kapı → kapıyı) öne çıkar.
Bu ünitenin tuzağı, tek bir sözcükte birden fazla ses olayının bulunmasıdır. Aday ilk gördüğü olayda durur ve öbürünü kaçırır. Ses olayı sorusunda sözcüğü kök ile eklerine ayırmak ve her ek sınırında ne olduğuna ayrı ayrı bakmak bu tuzağı kapatır.
Ünite 1.2 — Yazım Kuralları
Bu ünitenin en sık sorulan kuralı "de", "ki" ve "mi" ayrımıdır. Bağlaç olan "de" her zaman ayrı yazılır ve sertleşmez: ben de, Ali de. Bulunma hâli eki olan "-de" bitişik yazılır ve sertleşebilir: evde, sokakta. Bağlaç "ki" ayrı, sıfat ya da zamir yapan "-ki" bitişik yazılır. Soru eki "mi" her zaman ayrı yazılır ve ardından gelen ekler ona bitişir: geliyor musun.
Büyük harf, sayı ve kısaltma kuralları da sık sorulur. Özel adlara gelen ekler kesmeyle ayrılır, kurum adlarına gelen ekler ayrılmaz: Ankara'da, Türk Dil Kurumunun. Kısaltmalara gelen ekler kısaltmanın okunuşuna uyar: TDK'den, NATO'dan. Birleşik kelimelerde ise anlam kayması ve ses olayı bitişik yazımın başlıca işaretleridir.
Ünitenin tuzağı, kulağın tek başına güvenilir olmamasıdır. "Ankara'da kar yağıyor" ile "Ankara da kar yağıyor" neredeyse aynı duyulur, ama farklı şeyler söyler. Çıkarma denemesi ("de"yi çıkar, cümle bozuluyor mu?) bu ayrımı kulağa bırakmadan yapar.
Ünite 1.3 — Noktalama İşaretleri
Virgül sıralı eş görevli öğeleri, uzun cümlelerde özneyi ve sıralı cümleleri ayırır. Noktalı virgül, virgüllerle ayrılmış türlerden sonra yeni bir türe geçerken ya da öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri ayırırken kullanılır. İki nokta, kendisinden sonra bir açıklama ya da örnek geleceğini gösterir. Kesme işareti özel adlara gelen ekleri ayırır.
Bu ünitenin en sık sorulan biçimi, bir paragrafta numaralanmış yerlere hangi işaretin geleceğidir. Tuzak, her boşluğa ayrı ayrı bakıp cümlenin bütününü okumamaktır. İki noktadan sonra gelen bölümün açıklama olup olmadığı ya da noktalı virgülün iki tür arasında mı durduğu, ancak cümle bütün olarak okununca görülür.
Ünite 1.4 — Sözcükte Anlam
Gerçek, yan, mecaz ve terim anlam ayrımı ünitenin temelidir. Mecaz anlamda sözcük, ilk anlamından tamamen uzaklaşır: "Bu adam taş kalpli." Yan anlamda ise ilk anlamla bir benzerlik bağı korunur: "masanın ayağı". Eş, yakın, zıt ve sesteş anlamlı sözcükler ile deyim, atasözü ve ikilemeler bu temelin üzerine kurulur.
Sınavın sevdiği soru tipi, aynı sözcüğün beş cümlede kullanılıp birinde farklı anlam taşımasıdır. Tuzak, sözcüğe tek başına bakmaktır; anlamı belirleyen cümledir. Her cümlede sözcüğün yerine geçebilecek bir eş anlamlı aramak, farklı olanı hızla ortaya çıkarır.
Ünite 1.5 — Cümlede Anlam
Bu ünite cümlenin ne söylediğini ve ne söylemediğini tartmayı öğretti. Neden-sonuç ilişkisinde yargılardan biri öbürünün gerçekleşme nedenidir; amaç-sonuç ilişkisinde ise eylem henüz gerçekleşmemiş bir amaca yönelir. Öznel yargı kişiden kişiye değişir, nesnel yargı kanıtlanabilir. Kesinlik ve olasılık sözcükleri ("mutlaka", "belki") yargının gücünü belirler.
Ünitenin tuzağı, cümlede olmayan bir anlamı ona yüklemektir. "Bu kitabı da okudu" cümlesindeki "da", başka kitapların da okunduğunu örtülü olarak söyler; ama hangi kitapların okunduğunu söylemez. Ustalık dersinde gördüğümüz iki olumsuzluk kuralı da bu ünitenin önemli bir sonucudur: iki olumsuzluk birbirini götürür ve olumlu bir yargı verir.
Ünite 1.6 — Paragraf
Paragraf, Türkçe sorularının en büyük bloğudur. Ünitenin merkezinde ana düşünce durur: yazarın okura asıl vermek istediği mesaj. Konu ise paragrafın neyden söz ettiğidir; ana düşünce konunun hangi yönünün vurgulandığını söyler. Yardımcı düşünceler ana düşünceyi destekler. "Değinilmemiştir" soruları, paragrafta geçmeyen bir bilgiyi bulmayı ister.
Bu ünitenin çözüm alışkanlıkları, öteki ünitelerin hepsini besler: önce soru kökünü okumak, seçeneklerdeki aşırı genellemeyi ve paragrafta olmayan bilgiyi ayıklamak, akışı bozan cümleyi paragrafın konusundan sapan cümle olarak aramak. Tuzak, paragrafta geçen bir sözcüğü taşıyan seçeneği doğru sanmaktır; ortak sözcük ortak anlam demek değildir.
Ünite 1.7 — Sözcük Yapısı
Kök, yapım eki ve çekim eki ayrımı bu ünitenin temelidir. Yapım eki yeni bir sözcük kurar ve sözlükte ayrı bir madde açar; çekim eki sözcüğe cümlede görev kazandırır. Basit sözcük yapım eki almamıştır, türemiş sözcük en az bir yapım eki almıştır, birleşik sözcük iki ya da daha fazla sözcüğün yeni bir kavram için kaynaşmasıdır.
En kullanışlı gözlem şudur: isim çekim ekleri bir fiil köküne doğrudan gelmez. Bu yüzden "yazı" sözcüğündeki "-ı" yapım ekidir ve sözcük türemiştir. Ünitenin tuzağı ise uzunluktur: "kitaplarımızdan" uzundur ama basittir, "evli" kısadır ama türemiştir.
Ünite 1.8 — Sözcük Türleri
Sözcüğün türünü sözlük değil cümledeki işi belirler. Ustalık dersinde bunu altı soruluk bir sıraya bağladık: sözcük çekimli bir fiil mi, edat ya da bağlaç mı, bir ismi niteleyen sıfat mı, bir fiili ya da sıfatı niteleyen zarf mı, bir ismin yerini tutan zamir mi, yoksa bir varlığı adlandıran isim mi?
Ünitenin en sık sorulan karışıklıkları bu sıranın sınırlarındadır: "bu kitap" sıfat, "bunu" zamir; "güzel kız" sıfat, "güzel konuştu" zarf; "ile" yerine "ve" konabiliyorsa bağlaç, konamıyorsa edat. Fiil konularında ise ek fiil ile kip ekini ayıran soru öne çıkar: ek doğrudan fiil köküne gelmişse kip, bir isme ya da başka bir kip ekine gelmişse ek fiildir. Fiilimsiler yargı kurmaz; kalıcı isim olmuş "dondurma" ve "yazar" fiilimsi sayılmaz.
Ünite 1.9 — Cümle Bilgisi
Öğe bulmanın kuralı her zaman yüklemden başlamaktır. Özne, yüklemi sıfat-fiile çevirip "kim, ne?" diye sorarak bulunur; bu sınama belirtisiz nesneyi özneden ayırır. Dolaylı tümleç -a, -da, -dan eki taşır ve yer bildirir; aynı ekleri taşıyan ama zaman ya da neden bildiren öğe zarf tümlecidir. Seslenme, ünlem ve iki cümleyi bağlayan bağlaç cümle dışı unsurdur.
Cümle türlerinde dört ölçüt vardır: yüklemin türü, yapı, anlam ve öğe dizilişi. Tuzak, bu ölçütleri karıştırmak ve soru kökünün hangisini istediğine bakmadan seçeneklere geçmektir. Öğe dizilişi sorularında ise öğe bölünmez: "bahçedeki yaşlı ağaç" tek bir öznedir.
Ünite 1.10 — Anlatım Bozuklukları
Bozukluklar iki gruptur. Anlamsal bozukluklarda dil bilgisi kurallarına uyulur ama anlam aksar: gereksiz sözcük, yanlış anlamda sözcük, mantık hatası, sıralama. Yapısal bozukluklarda kuralın kendisi çiğnenir: öğe eksikliği, ek yanlışlığı ve özne-yüklem uyumsuzluğu, çatı uyumsuzluğu, tamlama bozukluğu.
Yapısal bozuklukların çoğu ortak kullanımdan doğar; ortak öğeyi her yüklemle ayrı ayrı okumak bu bozuklukları yakalar. "Hangi cümlede bozukluk yoktur?" sorusunda ise en doğal görünen cümle yanıltır; her elenen seçeneğin kusurunu adıyla söylemek, sezgiye güvenmekten daha sağlamdır.
Ünite 1.11 — Sözel Mantık
Sözel mantığın tek kuralı, bilgiyi zihinde değil kâğıtta işlemektir. Eşleştirmede ızgara, sıralamada şerit, gruplamada kapasiteli grup tablosu kullanılır. İpuçları güç sırasıyla işlenir: sabit, blok ve paket, sayı, olumsuz, en son koşullu.
Koşullu önermelerde iki geçerli çıkarım vardır: koşul gerçekleştiyse sonuç gerçekleşir; sonuç gerçekleşmediyse koşul da gerçekleşmemiştir. Sonucun gerçekleşmesinden koşulun gerçekleştiği sonucu çıkmaz. "Kesinlikle doğrudur" bütün olası durumlarda, "olabilir" en az birinde, "kesinlikle yanlıştır" hiçbirinde doğru olmayan bilgidir.
Görsel harita
| Ünite | En çok sorulan ayrım | En sık tuzak |
|---|---|---|
| 1.1 Ses Bilgisi | Benzeşme, yumuşama, ünlü düşmesi | Bir sözcükteki ikinci ses olayını kaçırmak |
| 1.2 Yazım | "de", "ki", "mi"; kesme ve kısaltmalar | Kulağa güvenmek |
| 1.3 Noktalama | Virgül, noktalı virgül, iki nokta | Boşluğu cümlenin bütününden koparmak |
| 1.4 Sözcükte Anlam | Gerçek, yan, mecaz, terim | Sözcüğe cümlesiz bakmak |
| 1.5 Cümlede Anlam | Neden-sonuç, öznel-nesnel, örtülü anlam | Cümleye olmayan anlam yüklemek |
| 1.6 Paragraf | Ana düşünce, değinilmeyen bilgi | Ortak sözcüğü ortak anlam sanmak |
| 1.7 Sözcük Yapısı | Yapım eki ile çekim eki | Uzunluğu yapı sanmak |
| 1.8 Sözcük Türleri | Sıfat-zarf-zamir, kip-ek fiil | Sözlükteki türe güvenmek |
| 1.9 Cümle Bilgisi | Özne-nesne, dolaylı tümleç-zarf tümleci | Öğeyi bölmek, ölçütleri karıştırmak |
| 1.10 Anlatım Bozuklukları | Ortak öğe, çatı, tamlama | En doğal görüneni seçmek |
| 1.11 Sözel Mantık | Izgara, şerit, koşul | Karşıtı geçerli saymak |
Son hafta tekrar sırası
- Haritadaki her ünitenin "en sık tuzak" sütununu oku ve her biri için bir örnek hatırla.
- Kural yoğun üniteleri (1.1, 1.2, 1.3, 1.7, 1.8) kısa aralıklarla birkaç kez gözden geçir.
- Paragraf ünitesini her gün birkaç soruyla canlı tut; bu beceri ezberle değil alışkanlıkla korunur.
- Anlatım bozukluklarında ortak öğe sınamasını, sözel mantıkta ipucu sırasını birer kez yazılı olarak uygula.
- Hata defterindeki her hatanın hangi ünitenin tuzağına düştüğünü işaretle.
Sınav gözüyle
Türkçe testinde soruların bir bölümü tek bir ünitenin bilgisini sınar, bir bölümü ise birden fazla üniteyi birleştirir. "Altı çizili sözcüklerin hangisinde yazım yanlışı vardır?" sorusu yalnız yazım ünitesini ister. Ama bir anlatım bozukluğu sorusu sözcük türlerini, cümle öğelerini ve çatıyı bir arada bilmeyi gerektirebilir. Tekrarın amacı, bu birleşik soruların arkasındaki temel ayrımları hızla tanıyabilmektir.
Modülün bütününe bakınca en sık tekrar eden tuzak, biçimi işlev sanmaktır. Aynı biçimli ekler, aynı biçimli sözcükler ve aynı sesi veren ifadeler farklı görevler üstlenir. Bir soruda tereddüt ettiğinde ilk soracağın şey şudur: "Bu biçim bu cümlede ne iş görüyor?" Bu soru, yazım sorusundaki "de"den sözcük türü sorusundaki "doğru"ya kadar modülün hemen her tuzağını açar.
Yaygın yanlış✗ "Sende mi gidiyorsun?" cümlesi doğru yazılmıştır, çünkü "sende" sözcüğü sık kullanılan bir biçimdir.
✓ Burada "de" bulunma hâli eki değil, "sen de" anlamında bağlaçtır ve ayrı yazılmalıdır: "Sen de mi gidiyorsun?" Bu yanılgı, biçimin tanıdık olmasını doğruluk sanmaktan doğar.
Yaygın yanlış✗ Tekrar haftasında bütün dersleri baştan sona yeniden okumak, en güvenli hazırlıktır.
✓ Vakit sınırlıyken her ünitenin temel ayrımına ve en sık tuzağına odaklanmak, yetmiş dersi yüzeysel okumaktan daha verimlidir. Tuzak, tekrarı yeni bir öğrenme gibi kurmaktan kaynaklanır.
Hafıza kancaları
- "Biçim başka, işlev başka" — modülün her ünitesinde geçerli tek ilke.
- "Önce yüklem, önce soru kökü" — cümle bilgisinden paragrafa.
- "Ortak öğeyi her yüklemle oku" — yapısal bozuklukların anahtarı.
- "Kulağa değil sınamaya güven" — yazımda da bozuklukta da.
- "Bilgi kâğıtta işlenir" — sözel mantığın kuralı.
Mini test
1. (kolay) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Ben de seninle geleceğim. B) Bütün gün evde kaldık. C) Sende mi bu yaz tatile gidiyorsun? D) Toplantı okulda yapıldı. E) O da bu konuyu biliyordu.
2. (kolay) Aşağıdaki sözcüklerin hangisinde ünsüz benzeşmesi (sertleşme) vardır?
A) kitapçı B) ağacı C) burnu D) okulda E) kapıyı
3. (orta) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "doğru" sözcüğü edat olarak kullanılmıştır?
A) Doğru sözlere herkes kulak vermez. B) Akşama doğru yağmur başladı. C) Bu soruya doğru cevap verdi. D) Doğru söyledin. E) Doğru bir karar aldı.
4. (orta) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama bozukluğundan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Ona güveniyor ve çok seviyor. B) Yasa tasarısı sunuldu ve kabul etti. C) Yaklaşık yirmi kadar kişi geldi. D) Okulun bahçe ve sınıfları temizlendi. E) Ben ve kardeşim yarın gidecekler.
5. (sınav) "Yağmur yağarsa maç ertelenir." önermesi doğruysa ve maç ertelenmediyse aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
A) Maç oynanmamıştır. B) Yağmur yağmıştır. C) Maç başka bir nedenle ertelenmiştir. D) Yağmurun yağıp yağmadığı bilinemez. E) Yağmur yağmamıştır.
Cevaplar
- C — Buradaki "de" bağlaçtır ("sen de"), ayrı yazılmalıdır; öbür seçeneklerde bağlaç ayrı, bulunma eki bitişik yazılmıştır.
- A — "Kitap" sözcüğü sert ünsüzle biter ve "-cı" eki "-çı"ya döner; B'de yumuşama, C'de ünlü düşmesi, E'de kaynaştırma vardır, D'de ses olayı yoktur.
- B — "Akşama doğru" öbeğinde "doğru" yönelme ekli bir sözcükle birlikte bir zamana yaklaşmayı bildirir; öbürlerinde sıfat ya da zarftır.
- D — "Okulun" tamlayanı "bahçe" sözcüğüyle tamlama kuramaz, "bahçesi" olmalıdır; A'da nesne eksikliği, B'de çatı uyumsuzluğu, C'de gereksiz sözcük, E'de özne-yüklem uyumsuzluğu vardır.
- E — Sonuç gerçekleşmediyse koşul da gerçekleşmemiştir; bu, önermenin karşıt tersidir.
Özet kartı
- Ses: benzeşme, yumuşama, ünlü düşmesi, kaynaştırma; bir sözcükte birden fazla olay olabilir.
- Yazım ve noktalama: "de, ki, mi" çıkarma denemesiyle; kesme özel ada, kurum adına değil.
- Anlam: sözcüğün anlamını cümle, cümlenin anlamını bileşenleri belirler; iki olumsuzluk bir olumludur.
- Paragraf: ana düşünce, değinilmeyen bilgi, önce soru kökü.
- Yapı ve türler: yapım ile çekim eki, sıfat ile zarf, kip ile ek fiil; biçim değil işlev.
- Cümle: önce yüklem, sonra "-an kim?" ile özne; öğe bölünmez.
- Bozukluk: ortak öğeyi her yüklemle oku; bozuk cümleyi kusurunun adıyla ele.
- Sözel mantık: tablo, ipucu sırası, karşıt ters geçerli, karşıt geçersiz.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Türkçe modülünün son ünitesinde dil bilgisinden çıkıp bir akıl yürütme becerisine geçtik: tablolar kurduk, olasılıkları saydık, koşullardan kesin sonuçlar çıkardık. Bu beceri bir sonraki modülde sayılarla yeniden karşımıza çıkacak. Ders 2.H, "Matematik ve Sayısal Mantık modül haritası", KPSS matematiğinin ileri matematik değil bir problem çözme becerisi olduğunu ve modülün on ünitesinin sayıların temelinden sayısal mantığa nasıl uzandığını tek bakışta gösteriyor.