İçeriğe geç

Ders 1.8.5 · Türkçe · Ünite 1.8

Edat, bağlaç ve ünlem

1.542 kelime · 2 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Edat tek başına anlam taşımaz; önündeki isim ya da zamirle öbek kurar ve ona bir ilişki katar.
  • Edatlar önlerindeki sözcükte belli bir hâl eki ister: bana göre, dünden beri, senin gibi.
  • "Doğru", "beri", "kadar" gibi sözcükler önlerinde isim varsa edat, yoksa sıfat ya da zarftır.
  • Bağlaç eş görevli öğeleri ya da cümleleri bağlar; çıkarılınca cümle bozulmaz, ilişki kaybolur.
  • "İle": yerine "ve" konabiliyorsa bağlaç, konamıyorsa edat.
  • "Ne... ne" bağlacıyla fiil olumlu kalır.
  • "Ancak" "ama" anlamında bağlaç, "yalnızca" anlamında zarftır.
  • Ünlem duyguyu, seslenmeyi ya da çağrıyı tek başına dışa vurur: ah, eyvah, hey, haydi, imdat.

Kanca

İki cümleyi karşılaştır: "Ali ile Ayşe pazara gittiler." ve "Ali, Ayşe ile pazara gitti." İkisinde de aynı "ile" var. İlk cümlede iki kişi birlikte özne olmuş, fiil de çoğul eki almış. İkincisinde özne yalnız Ali; Ayşe, Ali'nin kimle gittiğini bildiren bir eşlikçi.

Aynı sözcük, ilk cümlede iki ismi eşit biçimde birbirine bağlar, ikincisinde ise bir ismi fiile bağlayıp ona bir anlam ilişkisi katar. Birincisinde bağlaç, ikincisinde edattır. Bu derste ele alınan üç tür, tek başına bir varlık ya da eylem karşılamaz; adlarını sözlükteki anlamlarından değil, cümlede kurdukları ilişkiden alırlar.

Büyük resim

Ünitenin önceki dersleri anlam taşıyan sözcükleri işledi: isim, sıfat, zamir, zarf. Bu dersin üç türü ise başka bir işe yarar. Edat, önündeki sözcükle birlikte bir öbek kurar ve o öbeği cümleye belli bir anlam ilişkisiyle bağlar. Bağlaç, eş görevli sözcükleri ya da cümleleri birbirine bağlar. Ünlem ise duyguyu, seslenmeyi ya da bir tepkiyi tek başına dışa vurur.

Edat ve bağlacın ortak özelliği, tek başlarına kullanıldıklarında bir şey anlatmamalarıdır. "Gibi" ya da "ve" sözcüğünü cümlesinden ayırıp yalnız bırakırsan, hiçbir varlığı ya da eylemi göstermez. Ünlem bunun tersidir: "Eyvah!" tek başına bir cümle kadar şey söyler.

Sınavın bu konuda sorduğu şey, çoğunlukla, aynı sözcüğün iki türe girdiği yerlerdir: "ile" edat mı bağlaç mı, "doğru" edat mı sıfat mı, "ancak" bağlaç mı zarf mı?

Kavram çekirdeği

Edat ve edat öbeği

Edat, kendi başına anlamı olmayan, önündeki isim ya da zamirle birlikte kullanıldığında anlam kazanan ve o öbeği cümleye bağlayan sözcüktür. Edatlar kurdukları ilişkiyle tanınır: "senin gibi" (benzerlik), "akşama kadar" (sınır), "senin için" (amaç), "arabayla" ya da "Ayşe ile" (araç, birliktelik), "bana göre" (bakış açısı), "eve doğru" (yön), "dünden beri" (başlangıç), "yağmurdan dolayı" (neden), "yorgunluğa rağmen" (karşıtlık).

Edatların bir kısmı önündeki sözcükte belli bir hâl eki ister. "Göre, karşı, doğru, kadar, rağmen" yönelme hâli ister: bana göre, eve doğru. "Beri, dolayı, önce, sonra, başka" ayrılma hâli ister: dünden beri, dersten sonra. "Gibi, için, kadar" ise zamirlerle ilgi ekini, isimlerle yalın hâli kullanır: senin gibi, Ali gibi. Bu ek, bir sözcüğün edat olarak kullanıldığının işaretidir.

Edat mı, başka bir tür mü?

Edatların çoğu başka türlerde de kullanılan sözcüklerdir. "Doğru" sözcüğü "Eve doğru yürüdü" cümlesinde yön bildiren bir edattır; "doğru söz" öbeğinde bir ismi niteleyen sıfat, "Doğru söyledi" cümlesinde bir fiili niteleyen zarftır. "Beri" sözcüğü "dünden beri" öbeğinde edattır; "Beri gel" cümlesinde ise 1.8.4'te gördüğümüz yer-yön zarfıdır.

Ayırmanın yolu, sözcüğün önündeki sözcüğe bakmaktır. Önünde bir isim ya da zamir varsa ve sözcük o isimle bir öbek kurup ona bir ilişki katıyorsa edattır. Önünde böyle bir isim yoksa ve sözcük bir şeyi niteliyorsa, önceki derslerin ölçütleri devreye girer: ismi niteliyorsa sıfat, eylemi niteliyorsa zarf.

Bağlaçlar

Bağlaç, eş görevli sözcükleri, öbekleri ya da cümleleri anlam ilişkisi kurarak birbirine bağlayan sözcüktür. İlişkinin türüne göre gruplanırlar: ekleme (ve, ile, de, hem... hem), seçme (veya, ya da, ya... ya), karşıtlık (ama, fakat, ancak, oysa, lakin), neden (çünkü), açıklama (yani, ki), olumsuzluk (ne... ne).

Bağlacın işareti, çıkarıldığında cümlenin dil bilgisi bakımından bozulmaması ama iki parça arasındaki ilişkinin kaybolmasıdır. "Yağmur yağdı ama maç oynandı" cümlesinden "ama" çıkınca iki yargı yan yana kalır; karşıtlık bilgisi gider. "Ne... ne" bağlacında ise dikkat edilecek bir nokta var: bu bağlaç olumsuzluk anlamını kendisi taşır ve fiil olumlu kalır. "Ne aradı ne geldi" doğrudur; "Ne aramadı ne gelmedi" anlatım bozukluğudur.

"İle": edat mı, bağlaç mı?

"İle", iki türe giren sözcüklerin sınavdaki en bilinen örneğidir. Bağlaç olduğunda iki eş görevli öğeyi eşit biçimde bağlar ve yerine "ve" konabilir: "Ali ile Ayşe geldi" → "Ali ve Ayşe geldi". Edat olduğunda ise araç ya da birliktelik bildirir ve yerine "ve" konamaz: "Arabayla geldi", "Annesiyle konuştu".

İkinci bir işaret de virgüldür. Bağlaç olan "ile"nin bağladığı iki öğe, cümlenin aynı öğesidir ve çoğu zaman yan yana durur. Edat olan "ile" ise bir öbek kurar ve bu öbek, cümlenin başka bir öğesinden ayrı durabilir: "Ali, Ayşe ile gitti" cümlesinde virgül konduğunda, özne ile edat öbeği arasındaki sınırı gösterir ve iki kişinin birlikte özne olduğu okumasını önler.

"Ancak", "de", "ki"

"Ancak" sözcüğü "ama" anlamında kullanıldığında bağlaçtır: "Çok çalıştı, ancak yetişemedi." "Ancak yarın gelebilir" cümlesinde ise "ancak" bir sınırlama bildirir, "yalnızca, en erken" anlamındadır ve bir zarftır. "Ama" ile değiştirmeyi denemek iki kullanımı ayırır.

"De" ve "ki" bağlaçlarının yazımını 1.2.4'te, "-ki" ekinin zamir ve sıfat yapan kullanımlarını 1.8.3'te gördük. Bu derste eklenecek olan, bu iki sözcüğün bağlaç olarak kurduğu ilişkidir. "Sen de gel" cümlesinde "de" ekleme bildirir. "Duydum ki gidiyormuşsun" cümlesinde "ki" iki yargıdan ikincisinin birincinin açıklaması olduğunu gösterir.

Ünlemler

Ünlem, sevinç, korku, şaşkınlık, acı gibi duyguları ya da bir seslenmeyi tek başına dışa vuran sözcüktür. Duygu bildiren ünlemler: ah, oh, of, eyvah, vay, aman, aferin, yaşasın. Seslenme bildirenler: ey, hey, hişt, be. "Haydi" ve "hadi" ise bir isteği ya da çağrıyı dile getirir.

Ünlem başka türden sözcüklerle de kurulabilir. "İmdat!", "Yangın var!" gibi kullanımlarda isimler ünlem işlevi görür. Bu kullanımın sınırı tonlamadır: sözcük bir duyguyu ya da çağrıyı tek başına ve yüksek bir tonla taşıyorsa ünlem işlevindedir. Ünlemden sonra çoğu zaman ünlem işareti gelir; 1.3.2'de bu işaretin kullanımını görmüştük.

Görsel harita

TürİşleviÖrnekAyırt etme işareti
EdatÖnündeki isimle öbek kurar, anlam ilişkisi katarsenin gibi, eve doğru, dünden beriÖnündeki sözcükte belli bir hâl eki
BağlaçEş görevli öğeleri ya da cümleleri bağlarve, ama, çünkü, ya da, ne... neÇıkarılınca cümle bozulmaz, ilişki kaybolur
ÜnlemDuygu, seslenme, çağrıah, eyvah, hey, haydi, imdatTek başına bir cümle gibi okunur

İki türe giren sözcükler

  1. "İle": yerine "ve" konabiliyorsa bağlaç, konamıyorsa edat.
  2. "Doğru": önünde yönelme ekli isim varsa edat, ismi niteliyorsa sıfat, eylemi niteliyorsa zarf.
  3. "Beri": önünde ayrılma ekli isim varsa edat, tek başına yön bildiriyorsa zarf.
  4. "Ancak": "ama" yerine geçiyorsa bağlaç, "yalnızca" anlamındaysa zarf.
  5. "Kadar": önünde isim ya da zamir varsa edat; "ne kadar" öbeğinde soru zarfının parçası.

Sınav gözüyle

Bu konunun soruları, sözcüğü cümleden ayırıp tek başına sınıflandırmaya çalışan adayı cezalandırır. "Doğru" sözcüğü sözlükte bir sıfat olarak görünür; ama "Eve doğru" öbeğinde sözcüğün önündeki "eve" yönelme ekini taşır ve sözcük bir yön ilişkisi kurar. Çözüme götüren, sözcüğün kendisinden önce önündeki sözcüğün ekine bakmaktır.

"İle" soruları ise çoğu zaman fiildeki kişi ekiyle birlikte kurulur. "Ali ile Ayşe geldiler" cümlesinde fiilin çoğul olması iki kişinin birlikte özne olduğunu gösterir; "ile" bağlaçtır. Fiil tekilse bu işaret tek başına karar verdirmez, çünkü "Ali ile Ayşe geldi" de doğru bir cümledir ve oradaki "ile" de bağlaçtır. Böyle durumlarda "ve" denemesine dön: "ve" konabiliyorsa bağlaç, konamıyorsa edat.

Yaygın yanlış✗ "Ali ile Ayşe pazara gittiler" cümlesindeki "ile" bir edattır, çünkü "arabayla gitti" cümlesindeki sözcükle aynıdır.
Doğrusu

✓ Burada "ile" iki eş görevli ismi eşit biçimde bağlar ve yerine "ve" konabilir: "Ali ve Ayşe pazara gittiler"; bağlaçtır. Yanılgının kaynağı, aynı biçimi aynı tür sanıp "ve" denemesini atlamaktır.

Yaygın yanlış✗ "Ne aramadı ne geldi" cümlesi doğrudur, çünkü iki eylemin de yapılmadığını anlatır.
Doğrusu

✓ "Ne... ne" bağlacı olumsuzluğu kendisi taşır; fiillerin olumlu kalması gerekir: "Ne aradı ne geldi". Olumsuz fiil kullanmak anlamı karıştırır. Tuzak, olumsuz anlamı fiilde de göstermek gerektiğini sanmaktan kaynaklanır.

Hafıza kancaları

  • "Edata önündeki ekten bak" — eve doğru, dünden beri, bana göre.
  • "Ve konuyorsa bağlaç" — Ali ile Ayşe / arabayla geldi.
  • "Bağlacı çıkar, cümle durur, ilişki gider" — yağmur yağdı ama maç oynandı.
  • "Ne... ne olumsuzu sevmez" — ne aradı ne geldi.
  • "Ünlem tek başına cümledir" — eyvah, imdat, hey.

Mini test

1. (kolay) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlem vardır?

A) Eyvah, kapıyı açık bıraktım! B) Yarın sınav var. C) Ali ile konuştum. D) Eve doğru yürüdü. E) Senin gibi çalışkan biri yok.

2. (kolay) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşıtlık bildiren bir bağlaç vardır?

A) Erken çıktı ama trene yetişemedi. B) Kitap ve defter aldı. C) Ya bugün ya yarın gelir. D) Hem okur hem yazar. E) Geç kaldı, çünkü otobüs bozuldu.

3. (orta) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "doğru" sözcüğü edat olarak kullanılmıştır?

A) Doğru sözü kimse sevmez. B) Akşama doğru yağmur başladı. C) Bu soruya doğru cevap verdi. D) Doğru söyledin. E) Doğru bir karar aldı.

4. (orta) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ile" bağlaç olarak kullanılmıştır?

A) Trenle Ankara'ya gitti. B) Kardeşiyle sinemaya gitti. C) Kalemle yazmayı sever. D) Annem ile babam yarın geliyor. E) Bu işi sabırla bitirdi.

5. (sınav) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat kullanılmamıştır?

A) Dünden beri onu bekliyorum. B) Yağmurdan dolayı maç ertelendi. C) Senin için bu kitabı aldım. D) Çok çalıştı, ancak yetişemedi. E) Bana göre en iyisi bu.

Cevaplar

  1. A — "Eyvah" bir korku ve şaşkınlık duygusunu tek başına dışa vurur; öbürlerinde ünlem yoktur.
  2. A — "Ama" iki yargı arasında karşıtlık kurar; B ve D ekleme, C seçme, E neden bildirir.
  3. B — "Akşama doğru" öbeğinde "doğru" yönelme ekli isimle birlikte bir zamana yaklaşmayı bildirir; A, C ve E'de sıfat, D'de zarftır.
  4. D — "Annem ile babam" öbeğinde yerine "ve" konabilir; öbürlerinde "ile" araç ya da birliktelik bildiren edattır.
  5. D — "Ancak" burada "ama" anlamında bir bağlaçtır; öbürlerinde "beri, dolayı, için, göre" edatları vardır.

Özet kartı

  • Edat tek başına anlam taşımaz; önündeki isim ya da zamirle öbek kurar ve ona bir ilişki katar.
  • Edatlar önlerindeki sözcükte belli bir hâl eki ister: bana göre, dünden beri, senin gibi.
  • "Doğru", "beri", "kadar" gibi sözcükler önlerinde isim varsa edat, yoksa sıfat ya da zarftır.
  • Bağlaç eş görevli öğeleri ya da cümleleri bağlar; çıkarılınca cümle bozulmaz, ilişki kaybolur.
  • "İle": yerine "ve" konabiliyorsa bağlaç, konamıyorsa edat.
  • "Ne... ne" bağlacıyla fiil olumlu kalır.
  • "Ancak" "ama" anlamında bağlaç, "yalnızca" anlamında zarftır.
  • Ünlem duyguyu, seslenmeyi ya da çağrıyı tek başına dışa vurur: ah, eyvah, hey, haydi, imdat.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Bu dersteki "Ne aradı ne geldi" örneğinde bağlaç iki eylemi birbirine bağladı ve olumsuzluğu üstlendi; ama yargıyı kuran, "aradı" ve "geldi" fiilleriydi. Bir fiil, eylemin ne zaman yapıldığını ve kimin yaptığını, kökünün ardına gelen eklerle tek sözcükte söyleyebilir. Ders 1.8.6, "Fiiller: anlam, kip ve kişi", fiilleri anlamlarına göre ayırıyor ve bir yargının zamanını ya da tarzını bildiren kip ekleriyle kişi eklerinin fiilde nasıl dizildiğini gösteriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: iki pazar sahnesi. İlkinde Ali ve Ayşe yan yana yürür, "ile" iki figürü eşit bir köprüyle bağlar; ikincisinde Ali önde yürür, "ile" Ayşe'yi Ali'nin koluna bir ip gibi takar.
  • Edat öbeği: "eve" kartı ile "doğru" kartı birleşir, birleşen öbekten bir ok fiile uzanır; "-e" eki parlar.
  • Bağlaç sınaması: "Yağmur yağdı ama maç oynandı" cümlesinden "ama" çekilir; iki yarım cümle yerinde kalır ama aralarındaki çapraz ok söner.
  • "Ne... ne" uyarısı: iki olumsuz fiil kartı "ne... ne" çerçevesine girmeye çalışır ve çerçeve kırmızı yanar; olumlu fiil kartları girince yeşil yanar.
  • Sabit ekran yazıları: "Edata önündeki ekten bak", "Ve konuyorsa bağlaç".

Modül 1 — Türkçe

Ünite 1.8: Sözcük Türleri · 10 ders

Sınavdaki ağırlık: Genel Yetenek, yaklaşık 30 soru