Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Deyim: çoğunlukla mecaz, kalıplaşmış söz öbeği; bir durumu adlandırır; sözlükte çoğu zaman mastarla biter.
- Atasözü: tam cümle; uzun deneyime dayanan genel yargı ya da öğüt; söyleyeni bilinmez.
- Atasözlerinin bir kısmı gerçek, bir kısmı mecaz anlamlıdır.
- Deyim ile atasözü ayrımı: tam cümle mi, genel yargı mı?
- İkileme: anlamı pekiştiren ya da genişleten iki sözcük; aynı, eş, yakın, zıt, anlamsız ya da yansıma sözcüklerle kurulur.
- İkilemeler ayrı yazılır.
- Kalıplaşmış sözlerin sözcükleri değiştirilemez.
Kanca
"Sınavı kazandığını duyunca etekleri zil çaldı." Bu cümlede ne bir etek var ne de bir zil. Yine de onu okuyan herkes aynı şeyi anlar: çok sevinmiş.
Sözcükler bir araya gelip yüzyıllar boyunca aynı biçimde kullanıldıkça kendi anlamlarının ötesinde yeni bir anlam kazanır. Bu kalıplaşmış söz öbekleri dilin hafızasıdır. Bu ders, onların üç ana türünü, yani deyimleri, atasözlerini ve ikilemeleri birbirinden ayırmayı öğretiyor.
Büyük resim
Önceki derslerde tek tek sözcüklerin anlamlarına ve aralarındaki ilişkilere baktık. Bu ders birden fazla sözcüğün kalıplaşarak oluşturduğu birimleri ele alıyor.
Deyimler, çoğunlukla gerçek anlamından uzaklaşmış, bir kavramı ya da durumu çekici biçimde anlatan kalıplaşmış söz öbekleridir. Atasözleri ise uzun deneyimlerden süzülmüş, bir yargıyı ya da öğüdü tam bir cümleyle bildiren kalıplaşmış sözlerdir. İkilemeler, anlamı güçlendirmek ya da genişletmek için iki sözcüğün yan yana kullanılmasıyla kurulur.
Üç türün ortak özelliği kalıplaşmışlıktır: sözcükleri değiştirilemez, sıraları bozulamaz. "Etekleri zil çalmak" yerine "etekleri çan çalmak" demek, deyimi yok eder. Bu ortak özellik, onları sıradan söz öbeklerinden ayırır.
Kavram çekirdeği
Deyimler
Deyim, en az iki sözcükten oluşan, çoğunlukla gerçek anlamından ayrılmış, kalıplaşmış bir anlatım birimidir. Bir kavramı, bir durumu ya da bir davranışı adlandırır. Örnekler: etekleri zil çalmak (çok sevinmek), ağzı kulaklarına varmak (çok sevinmek), göz atmak (kısaca bakmak), kulak asmamak (önemsememek), eli açık olmak (cömert olmak), burnu havada olmak (kibirli olmak).
Deyimlerin sözlükteki biçimi çoğu zaman bir mastarla, yani "-mak, -mek" ekiyle biter. Cümlede kullanılırken çekimlenebilir: "etekleri zil çaldı", "kulak asmıyor". Ama sözcükleri değiştirilemez: "göz atmak" yerine "göz fırlatmak" denmez.
Deyimlerin büyük kısmı mecaz anlamlıdır ve 1.4.1'deki mecazın bir uzantısıdır. Bu mecaz çoğu zaman bir abartmaya ya da bir benzetmeye dayanır. Ağzın kulaklara varması gerçekte olamaz; ama bir sevincin büyüklüğünü anlatmanın akılda kalıcı bir yoludur.
Atasözleri
Atasözü, uzun deneyimlere dayanan, toplumun ortak düşüncesini yansıtan, bir yargı ya da öğüt bildiren kalıplaşmış sözdür. Atasözleri tam bir cümle biçimindedir ve kimin söylediği bilinmez. Örnekler: "Damlaya damlaya göl olur", "Bugünün işini yarına bırakma", "Sakla samanı gelir zamanı", "Ağaç yaş iken eğilir".
Atasözlerinin bir kısmı gerçek anlamlıdır: "Bugünün işini yarına bırakma" sözü olduğu gibi anlaşılır. Bir kısmı ise mecaz anlamlıdır: "Ağaç yaş iken eğilir" sözü ağaçlardan değil, insanın küçük yaşta eğitilmesi gerektiğinden söz eder.
Deyim mi, atasözü mü?
İki türü ayırmanın iki sorusu vardır. Birincisi biçimle ilgilidir: söz kendi başına tam bir cümle mi? Atasözü tam cümledir; deyim ise çoğu zaman bir cümlenin içinde, cümlenin bir parçası olarak yer alır.
İkincisi işlevle ilgilidir: söz genel bir yargı ya da öğüt mü veriyor, yoksa bir durumu mu adlandırıyor? "Damlaya damlaya göl olur" herkes için geçerli bir yargıdır; "etekleri zil çalmak" ise yalnız birinin o anki sevincini anlatır. Bir söz genel bir ders veriyorsa atasözü, belirli bir durumu çekici biçimde adlandırıyorsa deyimdir.
İkinci soru birincisinden daha güvenilirdir, çünkü bazı deyimler de cümle biçimindedir. "Atı alan Üsküdar'ı geçti" sözü tam bir cümledir; ama genel bir öğüt vermez, "iş işten geçti" durumunu anlatır ve bu yüzden deyimdir. Biçim ile işlev çeliştiğinde karar işleve göre verilir.
İkilemeler
İkileme, anlamı güçlendirmek, pekiştirmek ya da genişletmek için iki sözcüğün yan yana kullanılmasıdır. İkilemeyi oluşturan sözcükler farklı ilişkiler içinde olabilir; bir önceki dersin anlam ilişkileri burada yeniden karşımıza çıkar.
Aynı sözcüğün tekrarıyla kurulabilir: yavaş yavaş, koşa koşa, ev ev. Eş ya da yakın anlamlı sözcüklerle kurulabilir: eğri büğrü, ufak tefek, çoluk çocuk. Zıt anlamlı sözcüklerle kurulabilir: er geç, aşağı yukarı, az çok. Biri anlamlı, öbürü anlamsız sözcüklerle kurulabilir: kitap mitap, ev mev. Doğadaki sesleri yansıtan sözcüklerle de kurulabilir: şırıl şırıl, hışır hışır.
Yazımda ikilemeyi oluşturan iki sözcük birbirinden ayrı durur: koşa koşa, eğri büğrü, şırıl şırıl. Bir ikilemeyi, bir sözcüğün vurgu için tekrarlanmasından ayırmak gerekir. Yazım Kılavuzu, vurgu amacıyla tekrarlanan sözcüklerin arasına virgül konabileceğini belirtir; ikileme ise iki sözcüğün birlikte tek bir anlam kurduğu bir birimdir.
Görsel harita
| Tür | Biçim | İşlev | Örnek |
|---|---|---|---|
| Deyim | Söz öbeği, çoğu zaman mastarla biter | Bir durumu ya da kavramı adlandırır | etekleri zil çalmak |
| Atasözü | Tam cümle | Genel bir yargı ya da öğüt verir | Damlaya damlaya göl olur. |
| İkileme | İki sözcük yan yana | Anlamı pekiştirir ya da genişletir | yavaş yavaş, er geç |
Bir kalıplaşmış sözü sınıflandırma sırası:
- Söz iki sözcüğün yan yana gelmesinden mi oluşuyor ve anlamı pekiştiriyor mu? İkileme.
- Söz kendi başına tam bir cümle mi ve genel bir yargı mı veriyor? Atasözü.
- Söz bir cümlenin parçası mı ve bir durumu çekici biçimde mi adlandırıyor? Deyim.
- Sözcüklerinden biri değiştirilince anlam bozuluyor mu? Bozuluyorsa kalıplaşmıştır.
Sınav gözüyle
Kalıplaşmış sözler sınava çoğunlukla anlam sorusu olarak girer: bir deyimin ya da atasözünün ne demek olduğu sorulur. Seçeneklerde çoğu zaman deyimin gerçek anlamına yakın bir çeldirici bulunur: "etekleri zil çalmak" için "ses çıkarmak" gibi. Deyimler gerçek anlamlarıyla değil, kalıplaşmış anlamlarıyla değerlendirilir.
İkinci sık biçim, verilen sözlerden hangisinin deyim, hangisinin atasözü olduğunu ayırt ettirmektir. Burada tam cümle ve genel yargı ölçütleri belirleyicidir. Üçüncü biçim, bir cümlede ikileme bulunup bulunmadığını sorar; sık kullanılan iki sözcüklü sıradan öbekler ("büyük ev") ikileme sanılabilir. İkilemede iki sözcük birlikte tek bir anlatım kurar ve çoğu zaman biri öbürünü tekrarlar ya da tamamlar.
Yaygın yanlış✗ "Etekleri zil çalmak" bir atasözüdür, çünkü kalıplaşmış ve eski bir sözdür.
✓ Bu söz tam bir cümle değildir ve genel bir yargı vermez; yalnız birinin sevincini anlatır, yani deyimdir. Bu yanılgı, kalıplaşmış her eski sözü atasözü sanmaktan doğar.
Yaygın yanlış✗ "Atasözleri her zaman mecaz anlamlıdır." ✓ "Bugünün işini yarına bırakma" gibi bazı atasözleri gerçek anlamlıdır ve olduğu gibi anlaşılır.
Tuzak, atasözünü deyimle aynı anlam düzeyinde düşünmekten kaynaklanır.
Hafıza kancaları
- "Deyim adlandırır, atasözü öğütler" — biri durumu anlatır, öbürü ders verir.
- "Atasözü tam cümledir" — "Damlaya damlaya göl olur."
- "Deyimin sözcüğü değişmez" — göz atmak var, göz fırlatmak yok.
- "İkileme ikiyle güçlenir" — yavaş yavaş, er geç, şırıl şırıl.
- "Her atasözü mecaz değil" — "Bugünün işini yarına bırakma" düz anlamlıdır.
Mini test
1. (kolay) Aşağıdakilerden hangisi bir atasözüdür?
A) etekleri zil çalmak B) Damlaya damlaya göl olur. C) göz atmak D) kulak asmamak E) burnu havada olmak
2. (kolay) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme kullanılmıştır?
A) Yavaş yavaş yürüyerek eve döndü. B) Kitabı bir solukta okudu. C) Akşam erkenden eve gitti. D) Bu yemek çok güzel olmuş. E) Sabah hızlıca kalktı.
3. (orta) "Sınavı kazandığını duyunca etekleri zil çaldı." cümlesindeki deyim hangi anlamda kullanılmıştır?
A) Çok sevinmek B) Korkmak C) Üzülmek D) Şaşırmak E) Kızmak
4. (orta) Aşağıdakilerin hangisinde ikilemenin yazımı doğrudur?
A) yavaşyavaş B) yavaş yavaş C) yavaş-yavaş D) yavaşa yavaş E) yavaşı yavaş
5. (sınav) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem deyim hem ikileme kullanılmıştır?
A) Haberi duyunca ağzı kulaklarına vardı, koşa koşa eve gitti. B) Damlaya damlaya göl olur. C) Yavaş yavaş yürüdü. D) Gazeteye kısaca göz attı. E) Bugünün işini yarına bırakma.
Cevaplar
- B — Tam bir cümledir ve genel bir yargı bildirir; öbürleri durum adlandıran deyimlerdir.
- A — "Yavaş yavaş", aynı sözcüğün tekrarıyla kurulmuş bir ikilemedir.
- A — Deyim, gerçek anlamıyla değil, kalıplaşmış "çok sevinmek" anlamıyla kullanılmıştır.
- B — İkilemeler ayrı yazılır.
- A — "Ağzı kulaklarına varmak" bir deyim, "koşa koşa" bir ikilemedir; B'de ikileme bir atasözünün içindedir ama deyim yoktur.
Özet kartı
- Deyim: çoğunlukla mecaz, kalıplaşmış söz öbeği; bir durumu adlandırır; sözlükte çoğu zaman mastarla biter.
- Atasözü: tam cümle; uzun deneyime dayanan genel yargı ya da öğüt; söyleyeni bilinmez.
- Atasözlerinin bir kısmı gerçek, bir kısmı mecaz anlamlıdır.
- Deyim ile atasözü ayrımı: tam cümle mi, genel yargı mı?
- İkileme: anlamı pekiştiren ya da genişleten iki sözcük; aynı, eş, yakın, zıt, anlamsız ya da yansıma sözcüklerle kurulur.
- İkilemeler ayrı yazılır.
- Kalıplaşmış sözlerin sözcükleri değiştirilemez.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
"Ağzı kulaklarına varmak" deyiminin bir abartmaya dayandığını gördük; pek çok deyimin arkasında da bir benzetme ya da bir abartma vardır. Bu anlatım yollarının adları söz sanatlarıdır. Ders 1.4.5, "Söz sanatları: kişileştirme, benzetme, abartma, konuşturma", bu sanatları tanımayı ve bir cümlede bulmayı öğretiyor.