Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Somut: beş duyudan en az biriyle algılanan (masa, ses, koku, rüzgâr).
- Soyut: duyularla algılanmayan, zihinde var olan (sevgi, korku, düşünce, zaman).
- Somutluğun ölçütü yalnız görme değildir.
- Aynı sıfat somut bir adı da soyut bir adı da niteleyebilir: derin kuyu, derin düşünce; somut bir ad da mecazla soyutlaşabilir: kalbini kırdı.
- Genel anlam türün bütününü, özel anlam belli bir üyeyi gösterir; önüne "bütün" konabiliyorsa geneldir.
- Genellik göreceli olabilir: bitki, ağaç, çınar.
- Nitel: "nasıl?" sorusuna cevap (kırmızı, eski); nicel: "kaç, ne kadar?" sorusuna cevap (beş, birkaç, çok).
Kanca
Pencereyi açtığında yüzüne bir rüzgâr çarpıyor. Rüzgârı göremezsin; ne rengi vardır ne biçimi. Peki rüzgâr soyut bir kavram mıdır?
Değildir. Onu tenine değdiği için hisseder, ağaçların hışırtısından duyarsın. Sınavın bu konudaki en sevdiği tuzak tam buradadır: somut, "gözle görülen" demek değildir. Bir sözcüğün somut mu soyut mu olduğunu göz değil, beş duyunun tamamı belirler.
Büyük resim
Önceki derste sözcüklerin gerçek anlamdan mecaza nasıl dallandığını gördük. Bu ders sözcükleri başka eksenlere göre ayırıyor: algılanıp algılanmamalarına, ne kadar geniş bir kümeyi kapsadıklarına ve bir şeyin niteliğini mi niceliğini mi bildirdiklerine.
Bu üç eksen birbirinden bağımsızdır. "Rüzgâr" somut bir addır; bir cümlede genel, başka bir cümlede özel anlamda kullanılabilir. "Üç" ve "kırmızı" ise birer sıfattır; biri sayıyı, öbürü rengi, yani biri niceliği, öbürü niteliği bildirir.
Sınav bu ayrımları çoğu zaman bir cümle içinde sorar. Sözcüğün tek başına sınıfını bilmek yetmez; o cümlede hangi anlamda kullanıldığına bakmak gerekir. Bu yüzden her eksende tanımın yanında bir de deneme yolu öğreniyoruz.
Kavram çekirdeği
Somut ve soyut anlam
Somut sözcükler beş duyudan, yani görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmadan en az biriyle algılanabilen varlıkları ve kavramları karşılar. Masa, ağaç ve su görülür; ses ve gürültü işitilir; koku koklanır; rüzgâr ve sıcaklık tende hissedilir. Bunların hepsi somuttur.
Soyut sözcükler ise duyularla algılanamayan, ancak zihinde var olan kavramları karşılar: sevgi, özlem, korku, düşünce, akıl, zaman, özgürlük. Bu kavramların sonuçlarını görebiliriz; bir insanın korktuğunu yüzünden anlarız. Ama korkunun kendisini ne görür ne duyar ne de dokunuruz.
Denemenin yolu basittir: sözcüğün karşıladığı şeyi beş duyudan biriyle algılayabiliyor musun? Algılayabiliyorsan somut, algılayamıyorsan soyuttur. Görmek tek ölçüt değildir; ses, koku ve rüzgâr görülmez ama somuttur.
Somuttan soyuta geçiş
Önceki dersteki mecaz anlamlar çoğu zaman somut bir sözcüğü soyut bir kavrama bağlar. "Derin bir kuyu" öbeğinde "derin" somut bir ölçüyü bildirir; "derin bir düşünce" öbeğinde aynı sıfat soyut bir kavramı niteler. Sıfatın kendisi değişmemiş, nitelediği adın türü değişmiştir.
Bir ad da kendi başına bu geçişi yaşayabilir. "Kalp" bir organdır ve somuttur; "Sözleriyle kalbini kırdı" cümlesinde ise aynı sözcük duyguları anlatır ve soyut bir anlam taşır. Bu yüzden somut-soyut sınıflandırması da, önceki dersteki anlam türleri gibi, sözcüğün tek başına değil cümledeki kullanımına göre yapılır.
Sınav bu geçişi "Hangisinde soyut bir kavram somut bir nitelikle anlatılmıştır?" gibi sorularla sınar. Böyle bir soruda önce adın somut mu soyut mu olduğuna, sonra sıfatın gerçek anlamda mı kullanıldığına bakılır.
Genel ve özel anlam
Bir sözcük, türünün bütün üyelerini kapsıyorsa genel anlamdadır: "Kitap insanın en iyi dostudur" cümlesinde belli bir kitap değil, bütün kitaplar kastedilir. Aynı sözcük tek bir bireyi ya da belirli bir grubu gösteriyorsa özel anlamdadır: "Masadaki kitabı bana uzat" cümlesinde yalnız bir kitap söz konusudur.
Genellik ve özellik göreceli de olabilir. "Ağaç" sözcüğü "çınar" sözcüğüne göre daha genel, "çınar" ise "ağaç"a göre daha özeldir. "Bitki" ise ikisinden de geneldir. Sınav bu sıralamayı, kapsamı en geniş ya da en dar sözcüğü buldurarak sorabilir. Cümlede özel anlamın çoğu zaman bir işareti de vardır: ad "bu, şu", "masadaki", "dün aldığım" gibi bir belirteçle sınırlanmıştır. Genel anlamdaki ad ise böyle bir sınır taşımaz.
Denemenin yolu, sözcüğün önüne "bütün" ya da "her" koymaktır. Cümle anlamını koruyorsa sözcük genel anlamdadır: "Bütün kitaplar insanın dostudur." Anlam bozuluyorsa özel anlamdadır: "Masadaki kitabı bana uzat" cümlesine "bütün" eklenemez, çünkü cümle tek bir kitabı gösterir.
Nitel ve nicel anlam
Nitel anlam, bir varlığın niteliğini, yani rengini, biçimini, durumunu ya da özelliğini bildirir: kırmızı elbise, yuvarlak masa, eski ev, uzun yol. Nicel anlam ise bir varlığın sayısını ya da miktarını bildirir: beş öğrenci, birkaç kalem, çok su, az tuz.
Denemenin yolu, sözcüğe "nasıl?" ya da "kaç, ne kadar?" diye sormaktır. "Nasıl bir elbise?" sorusunun cevabı "kırmızı" ise nitel, "Kaç öğrenci?" sorusunun cevabı "beş" ise niceldir. Aynı öbekte ikisi birlikte de bulunabilir: "üç kırmızı elma" öbeğinde "üç" nicel, "kırmızı" nitel anlamdadır.
Görsel harita
| Eksen | Bir uç | Öbür uç | Deneme |
|---|---|---|---|
| Algı | Somut: masa, ses, koku, rüzgâr | Soyut: sevgi, korku, düşünce, zaman | Beş duyudan biriyle algılanıyor mu? |
| Kapsam | Genel: "Kitap insanın dostudur." | Özel: "Masadaki kitabı uzat." | Önüne "bütün" konabiliyor mu? |
| Bildirdiği | Nitel: kırmızı, yuvarlak, eski | Nicel: beş, birkaç, çok | "Nasıl?" mı, "kaç?" mı? |
Bir sözcüğü sınıflandırma sırası:
- Sözcüğün ad mı sıfat mı olduğuna bak.
- Adsa: beş duyudan biriyle algılanıyor mu? Somut ya da soyut.
- Adsa: türünün tamamını mı, belli bir üyesini mi gösteriyor? Genel ya da özel.
- Sıfatsa: "nasıl?" sorusuna mı, "kaç?" sorusuna mı cevap veriyor? Nitel ya da nicel.
Sınav gözüyle
Somut-soyut sorularında tuzak hemen her zaman görülemeyen ama başka bir duyuyla algılanan sözcüklerdir. Seçeneklerde "ses", "koku", "rüzgâr", "sıcaklık" gibi sözcükler göründüğünde aday onları soyut sanmaya eğilimlidir. Beş duyuyu tek tek denemek bu yanlışı önler.
Genel-özel sorularında ise sözcük değil cümle sınıflandırılır. Aynı "kitap" sözcüğü bir seçenekte genel, ötekilerde özel anlamda kullanılabilir. "Bütün" denemesi bu soruları hızla çözer. Nitel-nicel sorularında da tuzak, belgisiz sayı sıfatlarıdır: "birkaç", "çok", "az" sayı bildirmese de miktar bildirdikleri için niceldir.
Yaygın yanlış✗ "Rüzgâr görülmediği için soyut bir kavramdır." ✓ Rüzgâr tende hissedilir ve sesi duyulur; beş duyudan biriyle algılandığı için somuttur.
Bu yanılgı, somutluğu yalnız görmeye bağlamaktan doğar.
Yaygın yanlış✗ "Birkaç kalem" öbeğindeki "birkaç" kesin bir sayı bildirmediği için nitel anlamdadır.
✓ "Birkaç" kesin olmasa da bir miktar bildirir ve "kaç?" sorusuna cevap verir; nicel anlamdadır. Tuzak, niceliği yalnız kesin sayılarla sınırlamaktan kaynaklanır.
Hafıza kancaları
- "Somut = beş duyu, göz yalnız biri" — ses, koku, rüzgâr somuttur.
- "Soyut zihinde yaşar" — sevgi, korku, düşünce, zaman.
- "Bütün denemesi" — önüne "bütün" konabiliyorsa genel anlam.
- "Nasıl ise nitel, kaç ise nicel" — kırmızı nitel, beş nicel.
- "Birkaç da sayar" — belgisiz miktarlar da niceldir.
Mini test
1. (kolay) Aşağıdaki sözcüklerden hangisi soyut anlamlıdır?
A) masa B) koku C) özlem D) ses E) rüzgâr
2. (kolay) Aşağıdaki öbeklerin hangisinde sıfat nicel anlam bildirmektedir?
A) kırmızı elbise B) yuvarlak masa C) beş öğrenci D) eski ev E) uzun yol
3. (orta) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kitap" sözcüğü genel anlamda kullanılmıştır?
A) Kitap insanın en iyi dostudur. B) Masadaki kitabı bana uzat. C) Dün aldığım kitap çok güzel. D) Bu kitabın kapağı yırtılmış. E) Kardeşimin kitabı kayboldu.
4. (orta) Aşağıdakilerin hangisinde "derin" sözcüğü soyut bir kavramı nitelemektedir?
A) Derin bir kuyu B) Derin bir düşünce C) Derin bir göl D) Derin bir çukur E) Derin bir vadi
5. (sınav) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir ad ile soyut anlamlı bir ad birlikte kullanılmıştır?
A) Masanın üstünde bir vazo vardı. B) Annesinin sesinde derin bir özlem vardı. C) Bahçedeki ağaçlar çiçek açtı. D) Sevgi ve saygı her ilişkinin temelidir. E) Kapıyı açınca rüzgâr içeri doldu.
Cevaplar
- C — Özlem duyularla algılanamaz, yalnız zihinde yaşanır; öbür seçeneklerin hepsi bir duyuyla algılanır.
- C — "Beş" bir sayı bildirir ve "kaç?" sorusuna cevap verir.
- A — Cümlede belli bir kitap değil, bütün kitaplar kastedilir.
- B — "Düşünce" soyuttur; öbür seçeneklerde "derin" somut bir ölçüyü bildirir.
- B — "Ses" işitme duyusuyla algılanan somut bir ad, "özlem" ise soyut bir addır.
Özet kartı
- Somut: beş duyudan en az biriyle algılanan (masa, ses, koku, rüzgâr).
- Soyut: duyularla algılanmayan, zihinde var olan (sevgi, korku, düşünce, zaman).
- Somutluğun ölçütü yalnız görme değildir.
- Aynı sıfat somut bir adı da soyut bir adı da niteleyebilir: derin kuyu, derin düşünce; somut bir ad da mecazla soyutlaşabilir: kalbini kırdı.
- Genel anlam türün bütününü, özel anlam belli bir üyeyi gösterir; önüne "bütün" konabiliyorsa geneldir.
- Genellik göreceli olabilir: bitki, ağaç, çınar.
- Nitel: "nasıl?" sorusuna cevap (kırmızı, eski); nicel: "kaç, ne kadar?" sorusuna cevap (beş, birkaç, çok).
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Bu derste sürekli karşıt çiftlerle çalıştık: somut ile soyut, genel ile özel, nitel ile nicel. Bu çiftlerin sözcükleri birbirinin zıt anlamlısıdır. Ders 1.4.3, "Eş, yakın, zıt ve sesteş anlamlı sözcükler", sözcükler arasındaki bu anlam ilişkilerini ve yazılışı aynı olup anlamı başka olan sesteş sözcükleri açıyor.