İçeriğe geç

3.5 · Seviye 1 · Zemin

Öğrenen koç

Bir pratik görüşmesinden sonra eylem sonrası refleksiyon notu yazar

Koçluk Akademisi — M03, Koçluk Zihniyeti · 1.628 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Alsancak'ta, Feride Hanım'ın ofisinin altındaki çay bahçesi. Nehir, Melis'le yaşadığı beş dakikayı anlatmayı yeni bitirmiş.

Feride Hanım: O günden sonra ne yazdın?
Nehir: Hiçbir şey. Akşam boyu kafamda döndürdüm. "Ne kadar beceriksizim" dedim durdum.
Feride Hanım: Kafanda döndürmek ile düşünmek aynı şey mi sence?
Nehir: Bilmiyorum. İkisi de yoruyor.
Feride Hanım: Döndürmek seni hep aynı yere getirir: beceriksizim. Düşünmek ise bir sonraki sefere bir şey götürür. Hangisinden bir şey öğrendin?
Nehir: Döndürmekten değil. Ozan'la konuşunca öğrendim.
Feride Hanım: Peki Ozan olmasaydı?

Nehir eve dönerken bu soruyu düşünüyor. Her görüşmenin yanında bir Ozan, her haftanın sonunda bir Feride Hanım olmayacak. Bir koçun kendi görüşmesinden kendi başına nasıl öğreneceği, yani bir görüşmeyi yaşadıktan sonra ondan bir şey çıkarmanın yolu, bugünün konusu.

Kavram

2.5'te Kolb'un döngüsünü konuşurken danışanın kendi deneyiminden nasıl öğrendiğine bakmıştık. Aynı soru koç için de geçerli: koç da görüşmelerini yaşar ve o görüşmelerden ya öğrenir ya da yalnızca onları biriktirir. 0.4'te, sayının tek başına ustalık getirmediğini konuşmuştuk; görüşme sayısı ancak üzerine düşünüldüğünde birikime dönüşür.

Bu düşünmenin bir uygulama mesleğinde nasıl işlediğini en etkili biçimde anlatanlardan biri Donald Schön oldu. Schön, mimarlar, psikoterapistler, mühendisler ve yöneticiler gibi uygulayıcıların gerçekte nasıl düşündüğünü inceledi ve iyi uygulayıcıların ders kitabındaki kuralları uygulamaktan çok, işin içinde düşündüklerini gösterdi.

İki kavram birbirine bağlı. Yeni bir koç, görüşmenin içindeyken çok az şeyi fark edebilir; her şey çok hızlı olur ve dikkatin büyük kısmı danışana gider. Eylem sonrası düşünme bu hızı yavaşlatır: görüşme bittikten sonra bir anı alıp ağır çekimde izlemek. Zamanla, bu ağır çekimde görülen şeyler görüşmenin içinde de görünür olmaya başlar. Nehir'in Melis'le yaşadığı "acele" bugün ona ancak sonradan görünüyor; bir gün, aynı acele daha belirdiği anda görünecek.

Kafada döndürmek ile eylem sonrası düşünme arasındaki fark yapıdadır. Döndürmek bir yargıyla başlar ve onunla biter: "beceriksizim." Eylem sonrası düşünme bir anla başlar ve bir denemeyle biter. Bu yapıyı somutlaştırmanın en basit yolu, görüşmeden sonra kısa bir not yazmak.

Akademinin önerdiği refleksiyon notu dört parçadan oluşur. Birincisi an: görüşmenin tek bir anı, mümkünse kelimesi kelimesine, ne danışanın ne de koçun yorumuyla. İkincisi o anda koçun içinden geçen: bir düşünce, bir duygu, bir dürtü. Üçüncüsü kanıt: o anın ardından danışanın ne söylediği ya da ne yaptığı; bir şeyin işe yarayıp yaramadığı koçun hissinden değil, danışanın cevabından okunur. Dördüncüsü deneme: bir sonraki görüşmede denenecek tek bir şey. Not kısa olmalı; uzun bir not, döndürmenin yazılı hâline dönüşür.

Pratik üçlüsünün görüşme sonrası konuşması bir geriye dönük değerlendirmedir; refleksiyon notu da onun tek kişilik hâli.

Perde arkası

Schön'ün kitabı bir dizi vaka incelemesine dayanıyor; düşünmenin performansı ne kadar artırdığını ölçmüyor. Geriye dönük değerlendirmelerin etkisini ölçen çalışmalar ise var.

Bu bulgudan iki şey koç için özellikle önemli. Birincisi, etkinin bireylerde de görülmesi: geriye dönük değerlendirme yalnızca ekiplerin değil, tek başına çalışan uygulayıcıların da aracı olabilir. İkincisi, yapının önemi. Yapısız bir değerlendirme kolayca genel bir hükme kayar; "iyi geçti" ya da "berbattı". Refleksiyon notunun dört parçası bu yapıyı sağlamaya çalışıyor.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Bir görüşmeden sonra kendini sorgulamak, ondan öğrenmek demektir."
Doğrusu

Kendini sorgulamak çoğu zaman bir yargıyla başlar ve aynı yargıya döner; buna düşünme değil döndürme denir. Öğrenmek, bir anı incelemeyi, o anın kanıtına bakmayı ve bir dahaki sefere denenecek somut bir şeyle bitirmeyi gerektirir. Ağır bir suçluluk, öğrenmeyi çoğu zaman hızlandırmaz, durdurur.

Yaygın yanlış"Deneyimli koçların görüşmelerini incelemeye ihtiyacı yoktur."
Doğrusu

Deneyim, koçun hızlı tepkilerini güçlendirir; bu tepkilerin bir kısmı yerinde, bir kısmı alışkanlıktır. Görüşmelerini incelemeyen deneyimli bir koç, alışkanlıklarını da deneyim sanabilir. Schön'ün anlattığı uygulayıcılar, tam da deneyimli oldukları için düşünmeyi bırakmayanlardır.

İki sürüm

Haftalık buluşmada az önce bir pratik görüşme bitti: koç Nehir, konu Tuba'nın deneme ayının üçüncü haftası, not tutan Ozan. Şimdi üçü, Nehir'in görüşmesine geriye dönüp bakıyor.

Zayıf sürüm

Nehir: Berbattı. Yine hiçbir şey olmadı.
Ozan: Yok canım, bence iyiydi. Çok sıcaktın.
Tuba: Evet, bence de güzeldi.
Nehir: Siz öyle diyorsunuz ama ben hissettim, kötüydü.
Ozan: Bir dahaki sefere daha iyi olur.

Güçlü sürüm

Nehir: Berbattı. Yine hiçbir şey olmadı.
Ozan: Görüşmenin hangi anını yeniden yaşamak isterdin?
Nehir: Altıncı dakika. Tuba kapanış akşamlarında yorgun olduğunu söyledi, ben de hemen bir program önerdim.
Ozan: Notumda senin cümlen şöyle: "O akşamlar için şöyle bir düzen kurabilirsin." Ardından Tuba "olabilir" dedi ve sustu.
Tuba: O an aslında yorgunluktan değil, yalnızlıktan söz etmek istiyordum. Eczanede kapanışta herkes gidiyor.
Nehir: Kurtarmaya koştum. Bir dahaki sefere, bir öneri dürtüsü gelince önce bir soru daha soracağım.

"Bir dahaki sefere daha iyi olur" cümlesi, ilk konuşmanın neden hiçbir yere varmadığını gösteriyor. Nehir genel bir hükümle başlıyor; arkadaşları da genel bir hükümle, bu kez olumlu olanıyla, karşılık veriyor. İki hüküm çarpışıyor ve hiçbir an incelenmiyor. Nehir de kendi hissine geri dönüyor; konuşma bir döndürme olarak bitiyor. İkinci konuşmada Ozan genel hükmü tartışmıyor, onu bir ana çeviriyor: "hangi anı yeniden yaşamak isterdin?" Nehir altıncı dakikayı seçiyor; Ozan kelimesi kelimesine notunu okuyor; Tuba da o anda ne istediğini söylüyor. Üç parçanın üçü de yerinde: an, koçun o anki dürtüsü ve danışanın cevabı. Nehir dördüncüyü kendisi ekliyor: bir dahaki sefere denenecek tek bir şey. Aynı görüşme, bu kez bir şey öğretiyor.

Sınır notu

Eylem sonrası düşünmenin iki sınırı var. Birincisi gizlilik. Refleksiyon notları danışana dair bilgiler içerir. Kimin gündemi? Not koçun öğrenmesine hizmet eder; danışanın dosyası değildir ve danışan hakkında bir hüküm kaydı olmamalıdır. Notta danışanın adı yerine bir harf kullanılır, notlar güvenli bir yerde tutulur ve süpervizyonda paylaşılacaksa bunun izni baştan alınır. İkincisi koçun kendisi. Bazen notlar aynı yere döner: bir danışanın anlattığı şey koçun kendi hayatındaki bir acıya dokunur ve her görüşmeden sonra o acı büyür. Bu, bir refleksiyon notuyla çözülecek bir mesele değildir; bir süpervizörle ya da gerekiyorsa koçun kendi terapistiyle konuşulmalıdır. Süpervizyonun nasıl işlediği M63'ün konusu.

Pratik

Günlük sorusu

Son yaptığın konuşmayı düşündüğünde aklına ilk gelen bir hüküm mü, yoksa bir an mı?

Kapanış

  1. Bir koç görüşmelerinden ancak üzerlerine düşündüğünde öğrenir; Schön'ün eylem içinde ve eylem sonrası düşünme kavramları bunun iki zamanını adlandırır.
  2. Eylem sonrası düşünme bir anla başlar ve bir denemeyle biter; kafada döndürmek ise bir yargıyla başlar ve aynı yargıya döner. Dört parçalı bir refleksiyon notu bu farkı yapıya çevirir.
  3. Yapılandırılmış geriye dönük değerlendirmelerin performansı artırdığına dair güçlü kanıt var; refleksiyon notları gizlilikle tutulur ve koçun kendi acısına dokunan meseleler süpervizyona taşınır.

Beş soru

  1. Feride Hanım'ın "kafanda döndürmek ile düşünmek aynı şey mi" sorusu hangi ayrıma işaret ediyor?
  2. Eylem içinde düşünme ile eylem sonrası düşünme arasındaki ilişki nedir?
  3. Tannenbaum ve Cerasoli'nin meta-analizinden koçun refleksiyon notu için hangi gerekçe çıkarılabilir?
  4. Zayıf sürümde Ozan ile Tuba'nın olumlu cevapları neden işe yaramadı?
  5. Refleksiyon notunun "kanıt" parçası neden koçun hissinden değil, danışanın cevabından yazılır?

Yanıtlar

  1. Bir yargıyla başlayıp aynı yargıya dönen tekrar ile bir anı inceleyip bir sonraki sefere bir şey çıkaran düşünme arasındaki ayrıma. Nehir'in "ne kadar beceriksizim" diye akşam boyu tekrar etmesi ona hiçbir şey öğretmedi; Ozan'la yaptığı konuşma ise somut bir anı inceledi.
  2. Eylem sonrası düşünme, eylem içinde düşünmenin malzemesini hazırlar. Görüşmeden sonra ağır çekimde incelenen anlar, zamanla görüşmenin içinde de fark edilir hâle gelir. Yeni bir koç başta yalnızca sonradan görür; pratikle aynı şeyi anında görmeye başlar.
  3. Yapılandırılmış geriye dönük değerlendirmelerin bireylerde de ekiplerde de performansı ortalama yaklaşık yüzde 25 artırdığı ve yapının etkiyi güçlendirebildiği. Bu, koçun görüşmelerini sistemli bir biçimde incelemesi için bir gerekçe; ama bulgu koçluk becerisi üzerinde sınanmadı.
  4. Çünkü Nehir'in genel hükmüne yine genel bir hükümle karşılık verdiler; olumlu olsa da bir hüküm, hiçbir anı incelemedi. Nehir kendi hissine geri döndü ve konuşma döndürmeye dönüştü. Teselli, incelemenin yerini tutmuyor.
  5. Çünkü koçun hissi çoğu zaman güvenilir değildir; Nehir görüşmeyi "berbat" hissetmişti, ama asıl bilgi Tuba'nın cevabındaydı. Bir şeyin işe yarayıp yaramadığı, danışanın ardından söylediği ya da yaptığı şeyde görünür; Tuba'nın "olabilir" deyip susması, bir önerinin işe yaramadığının kanıtıydı.

Sonraki derse köprü

Nehir altıncı dakikada bir öneri dürtüsü duydu ve ona uydu. Eylem sonrası düşünme bu dürtüyü sonradan gösterdi; ama dürtü görüşmenin içinde, o an yükseldi. 3.6 koçun kendi tepkisini ele alıyor: görüşmede yükselen bir tepkiyi adlandırıp görüşmeye geri dönebilmeyi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.