M01-D01
Jung'un külliyatı
Toplu Eserler'i, seminer notlarını, mektupları, Kırmızı Kitap'ı ve Aniela Jaffé'nin derlediği Anılar, Düşler, Düşünceler'i türüne göre ayırır ve bir alıntının hangisinden geldiğinin önemini bir örnekle gösterir.
Jung ve Analitik Psikoloji Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 3.004 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Psikanaliz Akademisi’nde zemin: M10-D06 Kırmızı Kitap ve iç yolculuk · M10-D08 Bollingen, Eranos ve son yıllar
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jung'un adını taşıyan raf birkaç ayrı türden oluşur: kendi gözden geçirdiği yayımlanmış yazılar, dinleyicilerin notlarından kurulmuş seminerler, seçilerek basılmış mektuplar, yaşarken yayımlamadığı defterler ve başkasının derlediği bir anı kitabı.
Toplu Eserler yayın sırasına göre değil konuya göre dizilir. Bir görüşün yılını bilmek için atıftaki çift tarihe ve paragraf numarasına bakmak gerekir.
Yayımlanmış mektuplar arşivin küçük bir seçkisidir; Philemon Dizisi ve yeni eleştirel basım bu boşluğu kapatmaya çalışıyor ve kendi gerekçesiyle birlikte okunmalı.
Anı kitabı Jung'un kendi otobiyografisi gibi okunduğunda, üstüne kurulan yorum da sarsılır. Bu akademi Jung'dan alıntı yapmaz; her iddiayı türü ve yılıyla gösterir.
Açılış sahnesi
Kemeraltı'nda, Havra Sokağı'na açılan dar bir geçitte iki dükkân yan yana. Birinde Nurhan otuz yıldır eski kitap satıyor; raflar tavana kadar, merdiven tekerlekli. Ötekinde Yusuf çerçeve yapıyor: köşe kesme makinesi, rulo rulo paspartu, tezgâhın üstünde bir kavanoz çivi.
Bir öğle arası Yusuf elinde bir kartonla geçidi geçiyor. Bir müşteri, psikolojiye meraklı kızına hediye olsun diye, internetten indirdiği bir sözü hat gibi yazdırıp çerçeveletmek istemiş. Söz, arketipi gözle görülmeyen ama etkisinden çıkarılan fizik kavramlarına benzeten tek bir cümle. Altında bir ad ve parantez içinde bir kitap adı var: «Arketipler». Müşteri ayrıca, sözün altına hangi kitaptan alındığının da yazılmasını rica etmiş.
Nurhan kartona bakıyor, sonra merdiveni en üst rafa sürüyor. Aşağı indirdiği koyu mavi ciltlerin sırtında yalnız birer numara var. Bir başka raftan iki kalın mektup cildi çekiyor, tezgâha bir de ince, yıpranmış bir anı kitabı bırakıyor. Hepsinin kapağında aynı ad yazılı.
«Bu cümle kitapta değilse ne olacak?» diye soruyor Yusuf.
«O zaman altına başka bir şey yazacaksın,» diyor Nurhan ve mektup cildinin dizinini açıyor. Yarım saat sonra aradıkları satırı bir mektupta buluyorlar: 1952'de yazılmış, birkaç paragraflık bir cevap. Yusuf kartonun altındaki parantezi siliyor.
Kemeraltı'ndaki bu iki dükkân da, sahipleri de bu sayfanın dışında yaşamıyor. Kartondaki söz ise gerçek: Princeton'un yayımladığı bir Jung söz seçkisi onu Toplu Eserler'e değil, Jung'un 1952 tarihli bir mektubuna dayandırıyor.
Bu derste ne olacak
Bu akademi Jung'u yirmi modül boyunca, önce bir okur gibi, son bölümde de onunla çalışan biri gibi okuyacak. Her derste Jung'un ne söylediği ile bugün neyin bilindiği ayrı tutulacak. Bu ayrımı kurabilmek için önce rafı tanımak gerekiyor: Jung'un adını taşıyan metinler kaç türdür ve her birinin arkasında kim durur?
Ders Psikanaliz Akademisi'nin iki biyografi dersinin üstüne kuruluyor. Kırmızı Kitap'ın ve Kara Kitaplar'ın belge zincirini Psikanaliz M10-D06 izlemişti; Bollingen Vakfı'nı, Eranos'u ve anı kitabının doğuşunu da (Psikanaliz, M10-D08) anlattı. Burada o tarihi yinelemeyeceğiz. Ciltlerin nasıl dizildiğine, seminer ve mektup ciltlerinin hangi ağırlığı taşıdığına, yayınevlerinin ve bir vakfın bugün neyi tamamlamaya çalıştığına bakacağız. Sonunda bu akademinin Jung'dan neden tek satır aktarmadığını açıklayacağız.
Sıfır noktası
Jung'un yazdıkları tek bir rafta durur ama tek bir sesle konuşmaz. Kendi elinden çıkıp yayımlanmış kitap ve makaleler vardır; dinleyicilerin tuttuğu ders notları vardır; özel mektuplar vardır; yayımlamadığı defterler ve resimli bir el yazması vardır; bir de başkasının görüşmelerden kurduğu anı kitabı. Bir cümlenin değeri, bu türlerden hangisinden geldiğine göre değişir.
Yaygın yanlış"Jung'un bütün söyledikleri onun eserlerinde toplanmıştır."
Toplu Eserler Jung'un sağlığında yayımladığı yazıların büyük kısmını içerir. Seminerleri, mektupları, defterleri ve resimli el yazmasını içermez. Philemon Vakfı, bu ciltlerin dışında kalıp yayına hazırlanan malzemenin on binlerce sayfa tuttuğunu yazıyor.
Mekanizma
Toplu Eserler: konuya göre dizilmiş yirmi cilt
İngilizce baskıdan başlayalım. Princeton University Press'in tanıtımına göre The Collected Works of C. G. Jung 1953 ile 1979 arasında yirmi cilt olarak yayımlandı, sonradan ek ciltler geldi. Çeviriler Bollingen Vakfı'nın siparişiyle Richard Francis Carrington Hull'a yaptırıldı; editörler Herbert Read, Michael Fordham ve Gerhard Adler'di, yürütücü editör William McGuire. Dizinin Bollingen'deki kökünü Psikanaliz Akademisi'nin M10-D08 dersi anlatmıştı.
Dizinin en çok gözden kaçan özelliği sıralamasıdır. Ciltler konuya göre dizildi: bir cilt deney yazılarını, bir başkası tipolojiyi, bir başkası simyayı toplar. Bu yüzden aynı ciltte farklı on yıllarda yazılmış metinler yan yana durabilir. Jung bazı kitaplarını yıllar sonra yeniden yazdığı için atıflarda iki yıl görülür. Princeton'un söz seçkisi Dönüşüm Sembolleri'ni 1912 ve 1952 yıllarıyla birlikte verir: ilk kitap 1912'de çıkmıştır, Toplu Eserler'deki metin ise 1952'deki gözden geçirilmiş biçimdir. İki baskı arasında Jung'un kuramı da değişmişti.
Seminer notları ve mektuplar
Jung 1920'lerin ortasından 1940'a kadar küçük gruplara seminerler verdi. Bunlardan geriye katılımcıların tuttuğu notlar kaldı; notlar çok sonra editörlerin elinde kitap oldu. Princeton'un seminer dizisinde 1925 tarihli Analitik Psikoloji semineri William McGuire'ın, 1928–1930 rüya analizi semineri yine onun, 1930–1934 Visions semineri Claire Douglas'ın, 1932 Kundalini yoga semineri Sonu Shamdasani'nin, 1934–1939 Zarathustra semineri James L. Jarrett'in, 1936–1940 çocuk rüyaları semineri de Lorenz Jung ile Maria Meyer-Grass'ın editörlüğünde yer alır.
Seminer notunun ağırlığı başkadır. Jung orada düşünürken konuşur, dinleyicinin sorusuna cevap verir, bir imgeden ötekine çağrışımla geçer. Rüya analizi semineri için yayıncının tanıtımı, tek bir erkek hastanın otuz rüyasından yola çıkan yorumun Jung'un geniş bilgisine dağıldığını ve amplifikasyonun nasıl yapıldığını yakından gösterdiğini söyler. Bu, yöntemi görmek için değerli bir kayıttır. Bir kavramın kesin tanımını ararken ise ilk adres Toplu Eserler'deki yazıdır; seminer sesi onu genişletir ama yerine geçmez. Kundalini seminerini bu akademide M08-D06 ayrıca okuyacak.
Mektuplar üçüncü bir sestir. Almanca mektup seçkisi üç cilttir ve Aniela Jaffé'nin Gerhard Adler'le birlikte yaptığı bir derlemedir. İngilizcede iki cilt hâlinde Princeton'da çıktı. Freud ile yazışma ayrı bir cilttir; McGuire'ın editörlüğünde 1906–1913 yıllarını kapsar.
Kırmızı Kitap, Kara Kitaplar ve bir vakfın programı
Jung'un yayımlamadığı defterleri ve resimli el yazmasını Psikanaliz M10-D06'nın belge zinciri anlatmıştı; burada onları rafın neresine koyduğumuzla ilgileniyoruz. Bu iki belge yaşarken basılmadı, Toplu Eserler'e girmedi ve kuramsal bir metin gibi yazılmadı. Kırmızı Kitap'ı ve Kara Kitaplar'ı bu akademide Jung'un kendi iç deneyimiyle nasıl çalıştığının kaydı olarak anacağız; onlardan bir kavramın kanıtını çıkarmayacağız.
Bu yayınları mümkün kılan kurum Philemon Vakfı'dır. Vakfın kendi tanıtımına göre amacı Jung'un bütün eserlerini en yüksek bilimsel ölçütleri karşılayan baskılarda erişilebilir kılmaktır ve tamamen bağışlarla çalışır. Büyük kısmı daha önce basılmamış metinler Philemon Dizisi (Philemon Series) adıyla çıkıyor; genel editörü tarihçi Sonu Shamdasani'dir ve dizi yayımlanmamış el yazmalarını, seminerleri ve kişisel yazışmayı kapsar.
Vakfın tanıtımı bir de değerlendirme yapar: Jung'un düşüncesine dair bugünkü anlayış, şu anda hem eksik hem kusurlu olan bir metin bütününe dayanmaktadır. Bu bir editör ekibinin kendi işine gerekçe olarak koyduğu yargıdır ve öyle okunmalıdır. Aynı yargı Princeton'un bir duyurusunda yeni bir proje olarak somutlaştı.
Anılar, Düşler, Düşünceler: kimin kitabı?
Rafın en çok satan cildi en sorunlu olanıdır. Aniela Jaffé'nin 1957'den sonra Jung'la yaptığı görüşmelerden kurduğu anı kitabının bir otobiyografi sayılamayacağını Psikanaliz Akademisi'nin M10-D01 dersi, görüşme tutanaklarının tam baskısına dayanarak göstermişti. Kitap Jung'un ölümünden bir yıl sonra Almanca, ertesi yıl İngilizce çıktı. Biz burada başka bir soruyu soruyoruz: kitap çıktığı anda nasıl okundu ve bu okuma neden önemli?
İngilizce baskı 1963'te çıktıktan sonraki yıl, kitabın incelemeleri bir psikanaliz dergisinde, bir psikiyatri dergisinde ve bir iç hastalıkları dergisinde yayımlandı.
Bu kart, metin türünün neden önemli olduğunu gösteriyor. Bir klinisyen derlenmiş bir anlatıyı birinci elden tanıklık gibi okuduğunda, sonraki yorum o yanlış temele oturur. Bu akademi Jung'un çocukluğuna dair hiçbir yorumu bu kitaptan çıkarmayacak ve kitabı her geçişte «Jaffé derlemesi» diye anacak.
Yaygın yanlış"Anı kitabındaki cümleler Jung'un kendi kaleminden çıktığı için en güvenilir kaynaktır."
Kitabın bazı bölümlerini Jung kendi yazdı, büyük kısmını ise Jaffé görüşmelerden kurdu ve metin aile ile yayıncıların müdahalesinden geçti. Bir cümlenin hangi kısma ait olduğu çoğu zaman kitabın içinden anlaşılmaz. Güvenilirlik, cümle tek tek görüşme tutanaklarıyla karşılaştırıldığında ölçülebilir.
Usta katmanı
Jung 1961'de öldü. Türkiye'de olduğu gibi İsviçre'de de yazarın hakları ölümünden sonra yetmiş yıl korunur; Jung'un metinleri, seminer notları ve mektupları bu koruma süresinin içindedir. Ardıllarının çoğu daha geç öldü, bazıları hâlâ yazıyor. Çeviriler de kendi çevirmenlerine aittir. Bu akademi bu yüzden Jung'dan ve ardıllarından doğrudan pasaj aktarmaz: argümanı kendi Türkçe cümlesiyle özetler, eseri adı ve yılıyla, mümkünse cilt ve paragrafıyla gösterir. Açılıştaki karton bunun sınırını da gösteriyor: bir cümleyi Türkçeye çevirip tırnaksız yazmak da onu aktarmaktır.
Bu kuralın bir yan etkisi var ve hoş bir yan etki. Alıntı yasağı okuru metnin türüne bakmaya zorlar. «Jung şunu söyledi» yerine «Jung 1952'deki bir mektubunda şunu savundu» demek zorunda kalan bir ders, cümlenin ağırlığını da vermiş olur. Shamdasani'nin ve öteki Jung tarihçilerinin işi bu akademinin M12-D03 dersinde ayrıca okunacak; burada yalnız onların açtığı yolun bir okuma alışkanlığına dönüştüğünü söyleyelim.
Rafın içindeki tartışma da sürüyor. Bir yanda Toplu Eserler'i Jung'un kendi seçtiği ve gözden geçirdiği ciltler olarak en sağlam zemin sayan okurlar var: Jung neyi yayımlamak istediyse ona bakılmalıdır. Öte yanda, Jung'un düşüncesinin yıllar içinde nasıl değiştiğini görmek için defterlere, seminerlere ve mektuplara dönmek gerektiğini savunan tarihçiler var. Kırmızı Kitap'ın yayımı bu ikinci okumayı güçlendirdi. İki tutum da meşru; birini seçmek yerine her atıfta hangi zeminde durduğunu söylemek gerekir.
Yaygın yanlış"İnternette Jung'un adıyla dolaşan her söz onun yazdığı bir şeydir."
Söz derleme sitelerinde Jung'a atfedilen cümlelerin bir kısmı Toplu Eserler'deki bir fikrin serbestçe kısaltılmış biçimidir, bir kısmı mektuplardan ya da seminer notlarından gelir, bir kısmı ise atfedilen ama metinlerinde bulunmayan sözlerdir. Kaynaksız bir cümle hangi gruba ait olduğu bulunana kadar Jung'un sözü sayılmaz.
Kanıtın sınırı
Bu dersin künyeleri yayıncıların ve Philemon Vakfı'nın kendi tanıtımlarına, bir söz seçkisinin atıf düzenine ve bir incelemenin özetine dayanıyor. Bir kurum kendi işini anlatırken gerekçesini de öne çıkarır: «eksik ve kusurlu» yargısı onu düzeltmeyi üstlenen editörlerden geliyor ve bağımsız bir sayımla sınanmış değil. Otuz beş bin mektup bir üst sınır olarak verildi. Bunların kaçının Jung'a, kaçının ona yazanlara ait olduğu da tanıtımda ayrılmıyor. Yeni eleştirel basımın ne zaman tamamlanacağı ve mevcut okumaları ne ölçüde değiştireceği bilinmiyor. Bir de genellemenin sınırı var: bu külliyat, Zürih'te yaşamış, Almanca ve İngilizce yazmış, okuru ve hastası ağırlıkla Avrupalı orta sınıf olan bir hekimin arşividir. Raftaki kavramların başka dillerde ve kültürlerde aynı biçimde iş görüp görmediği, arketiplerin evrenselliği iddiası dahil, rafın kendisinden okunamaz; bu tartışma M03-D04'te ayrıca açılıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Jung'un adını taşıyan raf birkaç ayrı türden oluşur: kendi gözden geçirdiği yayımlanmış yazılar, dinleyicilerin notlarından kurulmuş seminerler, seçilerek basılmış mektuplar, yaşarken yayımlamadığı defterler ve başkasının derlediği bir anı kitabı.
Toplu Eserler yayın sırasına göre değil konuya göre dizilir. Bir görüşün yılını bilmek için atıftaki çift tarihe ve paragraf numarasına bakmak gerekir.
Yayımlanmış mektuplar arşivin küçük bir seçkisidir; Philemon Dizisi ve yeni eleştirel basım bu boşluğu kapatmaya çalışıyor ve kendi gerekçesiyle birlikte okunmalı.
Anı kitabı Jung'un kendi otobiyografisi gibi okunduğunda, üstüne kurulan yorum da sarsılır. Bu akademi Jung'dan alıntı yapmaz; her iddiayı türü ve yılıyla gösterir.
Sonraki derse köprü
Kartondaki cümle Almanca bir mektupta yazıldı, İngilizce bir seçkiye geçti ve İzmir'de bir çerçeveciye Türkçe ulaştı. Her geçişte biri bir sözcük seçti. Jung'un Seele dediği şey İngilizcede bazen soul, bazen psyche olarak karşımıza çıkar; Türkçede ruh mu, psişe mi olacağına da bir çevirmen karar verir. M01-D02, Jung'un temel terimlerini üç dilde yan yana koyup çevirilerin bir kavramı nerede kaydırdığını soracak ve bu akademinin Türkçe karşılıklarını hangi gerekçeyle seçtiğini açıklayacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.