M10-D06
Kırmızı Kitap ve iç yolculuk
Jung'un 1913 sonrası iç deneyimini ve 2009'da yayımlanan Kırmızı Kitap'ı tarihsel bir belge olarak okur.
Psikanaliz Akademisi — M10, Jung'un yolu · 3.051 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kırmızı Kitap bir günlük olmaktan çok, Kara Kitaplar'daki kayıtların yorumlarla yeniden işlenmiş ve on altı yıla yayılan bir emekle yarım bırakılmış biçimidir.
Ekim 1913 imgesi ve psikoz korkusu Jung'un kendi anlatısıdır; bu anlatıya dayanarak ona tanı koymak tarih yazımının işi olamaz.
Belge onlarca yıl aile kasasında kaldı, 2000'deki izinle editörlü bir yayına dönüştü ve 2009'da hem bir kitap hem bir sergi nesnesi olarak ortaya çıktı.
Yaratıcılık ile ruhsal bozukluk arasındaki bağ, büyük verilerde tek bir genel ilişki olarak görünmüyor ve hiçbir bireyin öyküsünü açıklamaya yetmiyor.
Açılış sahnesi
Şanlıurfa'da, Balıklıgöl'e iki sokak uzaklıktaki taş evde taşınma haftası. Belgin otuz bir yıl oturduğu evden oğlunun yakınındaki küçük bir daireye geçiyor. Serdar klima servisindeki işinden izin almış, koliler bantlıyor. Belgin otuz yıl bir ortaokulda resim öğretmenliği yaptı; tahtaya çizdiği motifleri öğrencileri defterlerine geçirirdi.
Yatak odasındaki gömme dolabın üst rafından, bir yazma örtüye sarılı kalın bir defter iniyor. Serdar örtüyü açınca sayfalar arasında altın yaldızlı kenar süsleri, küçük minyatür sahneler ve aralarında itinayla yazılmış satırlar görüyor. Kimi sayfa bir rüyayı anlatıyor, kimi gece pencereden görülen bir ağacı; bir sayfada yalnız bir kapı resmi ve altında tarih var. İlk tarih otuz yıl öncesine ait.
"Bunu sen mi yaptın?" diye soruyor Serdar. Belgin defteri alıp kucağına koyuyor. Babası öldükten sonraki kış uyuyamadığını, aklına gelen imgeleri önce kurşun kalemle karaladığını, sonra temize çekip boyadığını anlatıyor. Kimseye göstermeyi düşünmemiş; defter onun için konuşmanın bir yoluymuş. "Bunu bir gün başkaları görse?" diye soruyor. Belgin bir süre düşünüyor, sonra defteri kolinin en üstüne, örtüsüyle birlikte koyuyor.
Belgin'i, Serdar'ı ve dolaptaki defteri bu dersi açmak için uydurduk. Bir insanın içinden geçeni yıllarca resimli bir deftere aktarıp saklaması, sonra o defterin başkalarının eline geçmesi ise psikanaliz tarihinin en çok tartışılan belgelerinden birinin hikâyesidir.
Bu derste ne olacak
Spielrein dersi, yazıldıktan onlarca yıl sonra okura ulaşan bir günlükle kapanmış ve aynı kaderi paylaşan ikinci bir kayda işaret etmişti: Jung'un 1913'ten sonra tuttuğu defterler. Soru, böyle bir kaydı ne bir kehanet kitabı ne de bir hastalık dosyası gibi okumanın mümkün olup olmadığıydı.
Ekim 1913'ten 2009'daki yayına uzanan belge zincirini izledikten sonra, usta katmanında bu deneyime verilen adlara ve yaratıcılıkla ruhsal sıkıntı üzerine bugünkü araştırmaya geçeceğiz.
Sıfır noktası
Ortada tek bir kitap yok, birbirine bağlı birkaç belge var. Jung Kasım 1913'ten itibaren iç deneyimlerini küçük defterlere yazdı. Bu defterlerden seçtiği bölümleri yorumlarla birlikte bir taslak metne dönüştürdü, sonra o taslağı gotik harflerle ve kendi resimleriyle büyük boy, kırmızı deri ciltli bir kitaba aktarmaya başladı. Kırmızı Kitap adı bu cildin renginden gelir; Jung'un sırtına yazdırdığı başlık ise Latince «Yeni Kitap»tır.
Bu dönemi okurların çoğu uzun yıllar yalnız bir kaynaktan biliyordu: Jung 1961'de öldükten sonra Aniela Jaffé'nin görüşmelerden derleyip yayımladığı anı kitabının «Bilinçdışıyla Hesaplaşma» bölümü (Almanca Die Auseinandersetzung mit dem Unbewussten; İngilizce Confrontation with the Unconscious). O kitabın Jung'un kendi kaleminden çıkmış bir otobiyografi gibi okunmaması gerektiğini M10-D01 anlatmıştı. Bu bölüm de 1925'te verilen bir seminerin notlarından parçalarla genişletilmiştir.
Yaygın yanlış"Kırmızı Kitap, Jung'un o yıllarda tuttuğu günlüktür."
Günlük niteliğindeki ilk kayıtlar ayrı defterlerdir. Kırmızı Kitap o kayıtlardan seçilmiş bölümlerin, sonradan eklenmiş yorumlarla ve yıllar süren bir hat ve resim emeğiyle yeniden yazılmış hâlidir. Bu yüzden içindeki her sayfa iki tarih taşır: deneyimin tarihi ve aktarımın tarihi.
Mekanizma
Ekim 1913: tekrar eden bir imge
M10-D04'ün izlediği kopuşta kişisel bağ 1913'ün başında kopmuş, kurumsal bağ ise 1913–1914 boyunca çözülüyordu. Aynı sonbahar Jung'un iç dünyasında başka bir şey olmaya başladı. Psikiyatri tarihçisi Shamdasani'nin 2012'de yazdığı bir girişte kısaca söylendiği gibi Jung 1913 sonbaharında yoğun bir kendini inceleme dönemine girdi ve bu dönemin merkezinde, sonraki çalışmalarının temelini oluşturan Kırmızı Kitap duruyordu.
Anı kitabındaki anlatıya ve 1925 seminerine göre Ekim 1913'te Jung tek başına bir tren yolculuğundayken uyanıkken bir imgeye kapıldı: Kuzey Denizi ile Alpler arasındaki toprakları kaplayan büyük bir sel, selin içinde yıkıntılar ve sayısız ölü, sonunda kana dönen deniz. İmge yaklaşık bir saat sürdü. İki hafta sonra, aynı yolculukta, daha belirgin biçimde yeniden geldi. Jung'un kendi anlatımına göre bu imgeler onu derinden sarstı ve bir psikozun kendisini tehdit ettiğinden korktu.
Korkuyu anlatan Jung'un kendisidir ve anlatı yıllar sonra kurulmuştur; ders bu cümleden bir tanı çıkarmıyor. Ağustos 1914'te savaş başlayınca Jung bu imgeleri bir önsezi olarak yorumladı; bu da sonradan yapılmış bir okumadır. Jung araştırmacısı Lance Owens, aynı yıllarda Jung'un günde ortalama beş hasta gördüğünü, ders verdiğini, yazdığını ve İsviçre ordusunda subay olarak uzun dönemler görev yaptığını Shamdasani'nin belgelerine dayanarak aktarır. Gündelik hayatın sürmesi deneyimin ne olduğunu söylemez; ama tek bir sözcükle özetlenmesini zorlaştırır.
Kara Kitaplar: deneyimin ilk kaydı
12 Kasım 1913 akşamı Jung, yıllar önce bıraktığı bir defteri yeniden açtı ve iç deneyimlerini tarih atarak yazmaya başladı. Bu kayıt 1914 yazına kadar yoğun biçimde sürdü, sonra azalarak 1930'ların başına uzandı.
Jung bu defterlerde imgeleri bekleyip kaydetmekle kalmadı; onları bilerek çağırmanın, bir iç sahneyi sürdürüp içindeki figürlerle konuşmanın bir yolunu geliştirdi. Sonradan bu yönteme aktif imgelem (active imagination) adını verdi. Yöntemin ne olduğu ve kime uygun olmadığı M13-D05'in konusu; burada yalnız şunu bilmek yeter: yöntem önce Jung'un kendi defterlerinde denendi, sonra hastalarına önerildi.
Defterlerde Jung'un karşısına çıkan figürlerden biri, yaşlı bir bilge olarak resmettiği Philemon'dur. Jung onu sonraki yıllarda bir iç öğretmen olarak anlattı. Bu figürlerin Jung'un kuramında nasıl adlandırıldığı, yani kolektif bilinçdışı (M11-D01), arketip (M11-D02), gölge (M11-D05), anima (M11-D06) ve bireyleşme (M13-D01), bu modülün değil sonraki modüllerin işidir.
Yaygın yanlış"Kara Kitaplar ile Kırmızı Kitap aynı metnin iki adıdır."
Kara Kitaplar deneyimin sıcağı sıcağına tutulmuş kaydıdır; Kırmızı Kitap bu kayıttan seçilmiş bölümlerin, sonradan eklenmiş yorumlarla, yıllar içinde süslü bir cilde aktarılmış biçimidir. Bazı deneyimler defterde kaldı, Kırmızı Kitap'a hiç geçmedi. İki belge arasındaki fark, deneyim ile onun işlenmiş anlatısı arasındaki farktır.
Kırmızı deri cilt ve yarım kalan aktarım
Jung 1913 ile 1916 arasında defterlerden seçtiği bölümleri yorumlarla birlikte bir taslak elyazmasına dönüştürdü. Taslağın ilk kısmını parşömen yapraklara geçirdi, sonra büyük boy, kırmızı deri ciltli boş bir kitap yaptırdı ve metni oraya, gotik harflerle, süslü baş harfler ve tam sayfa resimlerle aktarmaya başladı. Philemon Vakfı'nın sayfasına göre bu emek on altı yıl sürdü. 1930 dolaylarında Jung aktarımı bıraktı; taslak metnin aşağı yukarı üçte ikisi cilde geçmişti ve kitabın arka sayfalarının önemli bir kısmı boş kaldı.
Bu malzemeden Jung'un sağlığında başkalarına açtığı tek parça küçük bir metindir. Ocak ve Şubat 1916'da yazılan yedi «vaaz», o yıl az sayıda nüshayla özel olarak basıldı.
Kasadan sergiye
Jung 1961'de öldü. Kırmızı Kitap yaşarken de çok az kişiye gösterilmişti; ölümünden sonra mirasçılar onu ve Kara Kitaplar'ı özel bir aile mirası olarak tuttu, araştırmacıların erişim isteklerini geri çevirdi. Kitap uzun yıllar Zürih'te bir banka kasasında kaldı. Mirasçılar 2000'de yayına izin verdi; kararda, Kırmızı Kitap'ın bazı bölümlerinin elle yapılmış kopyalarını arşivlerde bulmuş olan Shamdasani'nin girişimlerinin payı olduğu aktarılır. Editörlük çalışmasını Philemon Vakfı üstlendi.
Kırmızı Kitap Ekim 2009'da, tam boy tıpkıbasım ve İngilizce çeviriyle, W. W. Norton tarafından Philemon dizisinde yayımlandı; çeviri Mark Kyburz, John Peck ve Shamdasani'nindir. Aynı gün New York'taki Rubin Sanat Müzesi'nde özgün cilt ilk kez halka gösterildi; sergi Ocak 2010'a kadar sürdü ve yanında üç Kara Kitap ile Jung'un resimleri de yer aldı. Kara Kitaplar'ın tamamı 2020'de yayımlandı.
Yaygın yanlış"Kırmızı Kitap, yazarı öldükten sonra tesadüfen bulunmuş gizli bir el yazmasıdır."
Kitabın varlığı Jung'un yakın çevresince biliniyordu; birkaç öğrencisi ve iş arkadaşı onu görmüştü. Bilinmeyen, içeriğiydi. Yayının gecikmesini mirasçıların yıllar süren erişim kararı belirledi.
Usta katmanı
Belge ortaya çıkmadan önce de bu döneme adlar verilmişti. Tarihçi Henri Ellenberger, 1970'te yayımlanan bilinçdışı tarihinde (M01-D02) büyük düşünürlerin hayatlarındaki belirli bir döneme bir ad önerdi.
Başka yorumcular aynı yılları daha ağır sözcüklerle andı. Psikiyatr Anthony Storr 1996'da, Jung'un kendi psikoz korkusunu da dayanak yaparak, dönemi psikotik bir epizot olarak değerlendirdi. Shamdasani 2005'te Jung'un biyografilerini inceleyen kitabında Storr'un ve biyografi yazarı Paul Stern'ün bu yorumunu reddetti ve elde bugün bulunan belgelerle sürdürülemeyeceğini savundu. Bu derste iki tarafın da hakemi olmuyoruz: 1913'teki bir deneyime, hiç muayene edilmemiş bir kişiye, onun kendi sonradan kurulmuş anlatısına dayanarak tanı konamaz.
Jung'un kendisi bu yılları sonraki bütün işinin kaynağı olarak gördü. Jaffé derlemesinin hazırlığında, 1957'deki görüşmelerde, iç imgelerin peşinden gittiği yılların hayatının en önemli dönemi olduğunu, sonraki her şeyin oradan türediğini anlattığı aktarılır. Bu değerlendirme Jung'un kendi geriye bakışıdır, başkasının düzenlediği bir metinden gelir ve bir kanıt değil bir tanıklık olarak okunmalıdır. Belgenin değeri de katmanlıdır: Jung'un sonraki kavramlarının ilk izlerini taşıyan bir çalışma defteri olarak, hat ve resim emeğiyle bir sanat nesnesi olarak okunabilir; kanıt olarak ise sonradan düzenlenmiş, tek kişinin bakışından kurulmuş öznel bir kayıttır.
Yaratıcılıkla ruhsal sıkıntının birlikte anılması Jung'dan çok eskidir; bugün soru büyük nüfus verileriyle sınanıyor.
Yaygın yanlış"Büyük yaratıcılığın bedeli ruhsal hastalıktır; Jung'un hikâyesi bunu kanıtlar."
İsveç kayıt çalışması yaratıcı meslekler için genel bir bağ bulmadı; bulunan ilişkiler belirli tanılar ve belirli mesleklerle sınırlı kaldı ve nedensellik göstermiyor. Tek bir kişinin öyküsü, hele tanısı konmamış bir öykü, böyle bir genellemeyi taşıyamaz. Sıkıntıyı yaratıcılığın koşulu gibi anlatmak onu romantikleştirir ve yardım aramayı ertelemek için bir gerekçeye dönüşebilir.
Kanıtın sınırı
Bu dersin tarihleri, Jung'un kayıtlarını okuyan editörlerin ve tarihçilerin aktarımlarından geliyor. Kırmızı Kitap ve Kara Kitaplar buradan alıntılanmaz; Ekim 1913 imgesi, Jung'un korkusu ve 1957 değerlendirmesi ikincil kaynakların aktarımıyla anlatıldı. Anı kitabının bu bölümü 1925 seminerinden parçalarla genişletildiği için, aynı deneyimin farklı yıllarda kurulmuş anlatıları iç içe geçiyor; hangisinin deneyime daha yakın olduğu her ayrıntıda bilinmiyor. Storr ile Shamdasani arasındaki tartışma, iki kitabı aktaran bir kaynağa dayanıyor. Yaratıcılık araştırmaları İsveç kayıtlarına ve büyük ölçüde Batılı örneklemlere dayanıyor; meslek kaydı ya da ölçek puanı, bir insanın iç yolculuğunun ne olduğunu söylemez ve bu bulgular tek bir kişiye, Jung dahil, uygulanamaz. Deneyimin kendisini adlandırmak hâlâ tartışmalı; belgenin ne olduğu ise artık çok daha iyi biliniyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Kırmızı Kitap bir günlük olmaktan çok, Kara Kitaplar'daki kayıtların yorumlarla yeniden işlenmiş ve on altı yıla yayılan bir emekle yarım bırakılmış biçimidir.
Ekim 1913 imgesi ve psikoz korkusu Jung'un kendi anlatısıdır; bu anlatıya dayanarak ona tanı koymak tarih yazımının işi olamaz.
Belge onlarca yıl aile kasasında kaldı, 2000'deki izinle editörlü bir yayına dönüştü ve 2009'da hem bir kitap hem bir sergi nesnesi olarak ortaya çıktı.
Yaratıcılık ile ruhsal bozukluk arasındaki bağ, büyük verilerde tek bir genel ilişki olarak görünmüyor ve hiçbir bireyin öyküsünü açıklamaya yetmiyor.
Sonraki derse köprü
Kırmızı Kitap'ın bir belge olarak okunabilmesi, onu yazanın niyetiyle onu sonradan okuyanların ihtiyacını ayırmaya bağlıydı. Jung'un 1930'larda yazdıkları ve üstlendiği görevler için aynı ayrım çok daha ağır bir yük taşıyor: o yılların metinleri bugün hem suçlama hem savunma için alıntılanıyor. M10-D07, Nazi dönemine ait mektupları, dergi yazılarını ve kurumsal kayıtları bu iki tarafın okumalarıyla birlikte masaya koyacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.