M10-D07
Jung ve 1930'lar
Jung'un Nazi dönemindeki tutumuna dair tartışmayı belgeler ve tarihçilerin farklı okumaları üzerinden aktarır.
Psikanaliz Akademisi — M10, Jung'un yolu · 3.306 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jung 1933'te Kretschmer'in istifasının ardından bir hekim derneğinin başkanlığını ve dergisini üstlendi; Alman şubesi aynı yıl Hermann Göring'in kuzeninin yönetiminde Yahudi hekimleri dışlayan bir yapıya büründü.
Aralık 1933 sayısında Jung'un imzalı sunuşu Germen ve Yahudi psikolojisi farkını ilan etti, Göring'in bildirisi de aynı sayıya girdi; Jung ikincisinin isteği dışında basıldığını yazdı.
1934 yazısı bir halkın bilinçdışına doğuştan bir eksiklik yükledi ve bugün antisemitik kalıplar olarak tanınan imgelere dayandı. Savunucular aynı yılın bireysel üyelik maddesini ve sonraki yardımları öne çıkarıyor.
Wotan hem uyarı hem hayranlık olarak okunuyor; hatanın kabulüne dair en bilinen söz ise Baeck'ten Scholem'e, oradan Jaffé'ye geçen bir aktarım. Samuels sorunu Jung'un ulus düşüncesinde buluyor, Lammers ve Schoenl'ler arşivde gölgeyle korumayı birlikte gösteriyor.
Açılış sahnesi
Çankırı'da, çarşının arka sokağındaki iki odalı dernek lokali, şubat akşamı. Derneğin ellinci yılı için bir kitapçık hazırlanıyor. Nesrin tuz işletmesinde paketleme şefi, on yıldır yönetim kurulunun yazmanı. Ufuk lisede matematik öğretiyor; kitapçığın onur sayfası onda. Masada köşeleri kıvrılmış bir karar defteri açık.
1980 baharına ait bir tutanak, derneğin burs listesini daraltıyor: kasabaya mevsimlik işçi olarak gelip yerleşen ailelerin çocukları o yıldan sonra burs alamayacak. Altında beş imza var; üçüncüsü kurucu üyelerden kasabanın eski saatçisine ait. Onur sayfasına fotoğrafı konacak adamlardan biri o.
Defterin arasından katlanmış bir mektup çıkıyor. Saatçi aynı yıl bir arkadaşına yazmış: en büyük bağışçı listeyi daraltmazsa elini çekecekmiş, imzayı bursların hepsi kesilmesin diye atmış. Aynı mektubun bir satırında ise o ailelerin okumaya pek değer vermediğini kendi düşüncesi olarak yazıyor. Nesrin bir de makbuz buluyor: saatçi iki yıl boyunca listeden çıkarılan iki çocuğun okul masrafını cebinden ödemiş.
"Hangisi o adam?" diye soruyor Ufuk. "İmza mı, mektup mu, makbuz mu?" Nesrin defteri kapatmıyor. "Üçü de. Asıl soru, hangisini neyin kanıtı sayacağımız."
Bu lokal, defter ve saatçi gerçek bir kasabada yaşamadı; ders onları bir sorunun ölçeğini küçültmek için kurdu. Bir tutanağın, bir mektubun ve bir makbuzun birbirine ters düşmesi ise Jung'un 1930'ları üzerine yarım yüzyıldır süren tartışmanın kaba bir maketi.
Bu derste ne olacak
M10-D06 bir iç kaydı, onu yazanın niyetini ve sonradan okuyanların beklentisini ayırarak okumuştu. Burada aynı ayrımı çok daha ağır bir dönemin dergi yazılarına, mektuplarına ve kurumsal kararlarına uygulayacağız.
Önce 1933'teki başkanlığı ve derginin bir sayısını, sonra 1934 yazısını, İsviçre basınındaki eleştiriyi, 1936 «Wotan» denemesini, savaş yıllarını ve sonrasını izleyeceğiz. Ders hüküm vermiyor; belgelenmiş olanı da yumuşatmıyor.
Sıfır noktası
Tutum, bir kişinin bir gruba ya da düşünceye yönelik değerlendirmesidir (psikolojideki tanımı Temel Psikoloji M13-D03'te); niyet, belli bir eylemle neye ulaşılmak istendiğidir. Belge, o gün yazılmış ya da basılmış metindir; anlatı, belge üzerine sonradan, çoğu kez savunmak ya da suçlamak için kurulan açıklama. Kurumsal görev, bir kişinin bir dernek ya da dergi adına imzaladığı ve yaptığı şeydir; kişisel söz, kendi adıyla yazdığı. Açılıştaki tutanak bir kurumsal görevin, mektup hem bir niyet beyanının hem bir tutumun belgesiydi.
Bu ayrımlar bir aklama aracı olarak kullanılmayacak. İyi bir niyet tutumdaki önyargıyı ortadan kaldırmaz; önyargılı bir tutum da başka bir anda yapılan yardımı silmez. İkisi aynı dosyada durabilir.
Yaygın yanlış"Bir insanın gerçek görüşü yalnız ölümünden sonra açılan özel mektuplarında görülür; yayımladıkları bir maskedir."
Özel mektup değerli bir belgedir, tek başına anahtar sayılamaz. Kişi kamuya açık bir dergide kendi adıyla yazdığından da sorumludur; asıl tartışma, yayımlanmış metinle özel yazışma birbirini tutmadığında başlar.
Mekanizma
Bir başkanlık ve bir dergi sayısı
Almanya'da ocak 1933'te iktidar değiştiğinde, psikoterapi alanının en geniş hekim örgütü Genel Tıbbi Psikoterapi Derneği'ydi (Allgemeine Ärztliche Gesellschaft für Psychotherapie). 1930'dan beri başkanı psikiyatr Ernst Kretschmer, başkan yardımcısı Jung'du. Collected Works'ün editör notuna göre Kretschmer 6 Nisan 1933'te istifa etti. Jung önce vekâleten, sonra yeniden düzenlenen derneğin başkanı olarak görevi aldı; dergi Zentralblatt für Psychotherapie de ona geçti.
Jung sonradan derneği resmen uluslararası bir çatıya dönüştürdüğünü anlattı; üyelik ulusal gruplar üzerinden yürüyecekti. Alman grubu 15 Eylül 1933'te Berlin'de kuruldu ve başına psikoterapist Matthias Heinrich Göring geçti. Göring, Hitler'in en yakın adamlarından Hermann Göring'in kuzeniydi; ansiklopedi kaydına göre 1 Mayıs 1933'te partiye üye olmuştu. Yahudi hekimler Alman grubuna alınmıyordu.
Aralık 1933'te Zentralblatt'ın altıncı cildinin üçüncü sayısında iki metin yan yana çıktı. Birincisi Jung'un yeni editör olarak imzaladığı kısa sunuştu. Jung derginin bütün nesnel katkılara tarafsızca yer vereceğini yazıyor, ama Germen ve Yahudi psikolojisi arasında var olduğunu söylediği farkların artık örtbas edilmeyeceğini de ilan ediyordu. Aynı paragrafta bunun Yahudi psikolojisini küçümsemek anlamına gelmediğini ekliyordu. İkinci metin Göring'in imzalı bildirisiydi; aktarıldığına göre Alman üyelerden yeni rejime bağlılık bekliyor ve Hitler'in kitabını onlara temel okuma olarak öneriyordu.
1934 yazısı ve «Yahudi psikolojisi»
1934'ün başında Jung, derginin yedinci cildinin ilk sayısında Zur gegenwärtigen Lage der Psychotherapie başlıklı uzun bir yazı yayımladı: psikoterapinin bugünkü durumu üzerine. Yazının çoğu psikoterapinin bütün insana bakması gerektiğini savunur. Tartışmanın odağı birkaç sayfalık bir bölüm. O bölüm buradan alıntılanmaz; aşağıda içeriği anlatılıyor.
Jung bu bölümde, kendi tırnak işaretiyle «Aryan» bilinçdışının Yahudi bilinçdışından daha büyük bir gizil güç taşıdığını öne sürdü. Yahudileri eski ve bilinçli bir kültürün taşıyıcıları olarak betimledi, ama aynı paragrafta onların kendilerine ait bir kültür biçimi yaratmadığını ve gelişmek için ev sahibi bir ulusa muhtaç olduğunu yazdı. Tıbbi psikolojinin Yahudi kategorilerini Germen ve Slav Hristiyanlığına ayrım gözetmeden uygulamasını hata saydı ve bunun kaynağı olarak Freud'u gösterdi. Ardından, dünyanın şaşkınlıkla izlediği Nasyonal Sosyalizmin Freud'un takipçilerine bir şey öğretip öğretmediğini sordu.
Bu cümlelerin içeriği bugün açıkça antisemitik kalıplara dayanır: bir halka bütün üyelerinde aynı olan doğuştan ruhsal nitelikler yüklemek, onu yaratıcılıktan yoksun ve başka uluslara bağımlı göstermek, onun düşünürlerinin kuramını bu kökene bağlamak. Öğrencisi Wolfgang Kranefeldt'e aynı yıl yazdığı, Freud ile Adler'in görüşlerine «aşındırıcı» Yahudi bakış açıları diyen mektup da yayımlanmış bir kayıttır.
Savunucular Jung'un her ulusa kendine özgü bir ruhsal yapı yüklediğini, İngilizler ve Çinliler için de benzer betimlemeler yazdığını, farkı adlandırırken küçümsemediğini söylediğini hatırlatır. Eleştirmenler ise farkın hangi tarihte, hangi dergide ve hangi rejimin gölgesinde adlandırıldığına bakar: bir tıp derneğinin başkanı bu ayrımı, Yahudi hekimlerin meslekten dışlandığı bir yılda yayımlıyordu.
Yaygın yanlış"Jung'un 1934 sözleri bağlamından koparılmış tek bir cümledir."
Fark iddiası tek bir yerde geçmez: Aralık 1933 sunuşunda, 1934 yazısında, Kranefeldt mektubunda ve aynı yılın gazete cevabında farklı biçimlerde tekrarlanır. Bağlam, sözlerin ne zaman ve hangi görevle söylendiğini açıklamaya yardım eder; onları tek bir cümleye indirgemez.
Bally'nin sorusu, Wotan ve çekilme
27 Şubat 1934'te İsviçreli psikiyatr Gustav Bally, Neue Zürcher Zeitung'da Deutschstämmige Psychotherapie? başlıklı bir yazı yayımladı; kabaca "Alman soyundan bir psikoterapi mi?" Bally, Jung'un Alman şubesi hizaya getirilmiş ve Yahudi üyelik yasaklanmışken başkanlığı üstlenmesini ve Germen ile Yahudi psikolojisi ayrımını tam bu sırada dile getirmesini sorguladı.
Jung aynı gazetede 13 ve 14 Mart 1934'te iki parça hâlinde cevap verdi. Başkanlığı Alman şubesinin değil uluslararası derneğin başkanlığı olarak üstlendiğini, Almanya'daki meslektaşlarını ve genç bir bilimi korumak için risk aldığını anlattı; bildirinin basılmasını talihsiz bir rastlantı saydı. Yahudi psikolojisinden söz etmenin neden suç sayılacağını anlamadığını da yazdı ve farklar üzerine görüşünü geri almadı.
Dernek yeni tüzüğünü 10–13 Mayıs 1934'te Bad Nauheim kongresinde kabul etti. Jung'un imzalı bir genelgesi, derneğin siyaset ve inanç bakımından tarafsız olduğunu ve ulusal gruba katılamayanların doğrudan bireysel üye olabileceğini duyurdu. Madde, Alman grubundan dışlanan Yahudi hekimlere uluslararası derneğe bağlı kalmak için bir kapı bıraktı; savunucuların en çok andığı belge budur.
Mart 1936'da Jung, İsviçre'de bir dergide Wotan başlıklı bir deneme yayımladı. Almanya'da olup biteni ekonomik ve siyasal nedenlerle tam açıklanamayacak bir kitle hareketi olarak okudu ve onu Germen mitolojisinin fırtına ve coşku tanrısı Wotan'ın yeniden uyanışına benzetti. Kuramsal arka planı M11 ve M12'de; burada siyasal okunuşuna bakıyoruz.
Wotan bugün iki biçimde okunuyor. Birine göre deneme, Almanya'nın bir yıkıma doğru yuvarlandığını açıkça yazan erken bir uyarıydı. Ötekine göre hareketi bir tanrının kaçınılmaz uyanışı gibi sunarak onu sorumluluktan kısmen arındırıyor, hatta bir hayranlık tonu taşıyordu.
Jaffé'nin aktarımına göre 1938'de Oxford'daki kongre Jung'un başkanlığındaki son uluslararası buluşma oldu; 1940'ta Göring derneğin ve derginin merkezini Zürih'ten Berlin'e taşıdığını tek taraflı duyurdu ve Jung bütün görevlerinden çekildi. İngilizce ansiklopedi maddesi çekilmeyi 1939'a koyuyor.
Yaygın yanlış"Wotan denemesi Jung'un Nazizme karşı tavrının kesin kanıtıdır" ya da tam tersi, "Nazizmi övdüğünün kesin kanıtıdır."
Deneme iki okumayı da destekleyen cümleler taşır ve tarihçiler onu farklı yerlerinden alıntılar. Tek başına bir hüküm taşıması beklenemez; aynı yılların yazıları, mektupları ve kurumsal kararlarıyla birlikte okunmalıdır.
Savaş yılları ve sonrası
Savaş sırasında İsviçre tarafsızdı. Deirdre Bair'in 2003 tarihli biyografisi, Jung'un bu yıllarda Bern'de Amerikan istihbarat örgütü OSS'nin Avrupa sorumlusu Allen Dulles'la görüştüğünü ve ona Alman önderlerinin psikolojisi üzerine değerlendirmeler verdiğini aktarır; Dulles'ın savaştan sonra Jung'un katkısını övdüğü de aynı çevrede geçer. Bilgi, Bair'in biyografisini aktaran kaynaklara dayanıyor.
Yahudi meslektaşlarla ilişkiler yazışmalardan izlenebiliyor. Alman Yahudi psikiyatr James Kirsch Jung'un ilk kuşak öğrencilerindendi; 1928'den 1961'e uzanan yazışmaları Ann Conrad Lammers'ın editörlüğünde 2011'de yayımlandı. Kirsch Berlin'de, Tel Aviv'de, Londra'da ve Los Angeles'ta Jungçu topluluklar kurdu. 1930'larda Filistin'e göç eden Erich Neumann ile Jung'un yazışması da 2015'te kitap olarak basıldı. Yazışmalar yakın bir hocalık ilişkisini de, Yahudi psikolojisi üzerine zor tartışmaları da taşır.
Jung 1945'te aynı İsviçre dergisinde Nach der Katastrophe başlıklı bir deneme yayımladı; deneme ertesi yıl güncel olaylar üzerine yazılarını topladığı kitaba girdi. Orada Almanya'nın suçlarını ve Avrupa'nın bu suçla ilişkisini psikolojik bir toplu suçluluk kavramıyla tartıştı. Kendi 1930'lardaki sözlerini bu denemede açıkça sorgulamadı.
Hatasına dair en çok aktarılan söz Jung'un kalemiyle yazılmadı. 1946'da Theresienstadt'tan sağ çıkmış haham ve düşünür Leo Baeck Zürih'teydi. Gershom Scholem 7 Mayıs 1963'te Aniela Jaffé'ye yazdığı mektupta Baeck'in kendisine anlattıklarını aktarır: Jung Baeck'i otelinde ziyaret etmiş, Baeck duyduklarını sitemle dile getirmiş, Jung Almanya'daki özel koşullara dayanarak kendini savunmuş, ama sonunda hatasını kabul eden kısa bir söz söylemiş; İngilizce aktarımda «I slipped up», Türkçesiyle aşağı yukarı "ayağım kaydı". Scholem'e göre iki adam barışarak ayrılmıştı. Jaffé mektubu, Jung'un yaşamı ve çalışması üzerine kitabında yayımladı.
Yaygın yanlış"Jung savaştan sonra 1930'lardaki sözleri için kamuya açık, yazılı bir özür yayımladı."
En çok aktarılan söz, Baeck'in Scholem'e anlattığı ve Scholem'in yıllar sonra bir mektupta yazdığı dolaylı bir aktarımdır. Jung'un 1949'da New York'taki bir kulübün bülteninde yayımlanan bir söyleşide ise hiçbir zaman Nazi yanlısı ya da antisemit olmadığını, sözlerinin çarpıtıldığını söylediği aktarılır. İki kayıt yan yana durur.
Usta katmanı
Tartışmanın ilk büyük derlemesi 1991'de Boston'da çıktı: Aryeh Maidenbaum ile Stephen A. Martin'in editörlüğünde Lingering Shadows: Jungians, Freudians, and Anti-Semitism. Savunucu çizginin temel kaynaklarından biri Aniela Jaffé'nin değerlendirmesidir: Jung'un Nazi yanlısı da antisemit de olmadığını savunur, aynı bölümde Yahudilik ve erken Nasyonal Sosyalizm konusunda yargı hataları yaptığını da kabul eder.
Eleştirel çizginin en çok tartışılan sesi Andrew Samuels oldu. 1992'de Journal of Analytical Psychology'de iki parça hâlinde çıkan makalesinde ve 1994'teki kısa denemesinde, Jung'un düşüncesinin derin yapısında antisemitizme varmayı kolaylaştıran bir şey olup olmadığını sordu.
Daha yeni arşiv çalışmaları tabloyu iki yönde de inceltti. Ann Conrad Lammers 2012'de, yayımlanmamış belgelere dayanarak Jung'un başkanlığı derneğin uluslararası ve siyaseten tarafsız olması koşuluyla kabul ettiğini gösterdi. Alman meslektaşı Walter Cimbal'in kısa süre parti üyesi olduğunu ve mektuplarında Hitler'e hayranlık gösterdiğini, ama Jung'la birlikte Yahudi meslektaşların zorluklarını hafifletmeye çalıştığını da belgeledi. William ve Linda Schoenl ise 2016'da Jung'un Almanya'da yalnız psikoterapiyi korumak değil kendi psikolojisini de yaymak istediğini öne sürdü.
Tarihçiler arasındaki ayrılık, belgelerden çok onlara sorulan sorudan doğuyor. Biri Jung'un neyi amaçladığını sorar ve niyetin izini mektuplarda arar. Öteki neyin, nerede, kimin elinde basıldığını sorar ve kamuya açık metnin etkisine bakar. Sonucunu bildiğimiz bir dönemde, o gün belirsiz olanı baştan belliymiş gibi görme eğilimi iki okumayı da tehdit eder; Terapi tarafında bu eğilimin adı geriye dönük kesinlik (S01-P02-D11).
Kanıtın sınırı
Dersteki Jung metinleri, yani 1933 sunuşu, 1934 yazısı, Bally'ye cevap, 1934 genelgesi ve Wotan, Collected Works'ün onuncu cildindeki İngilizce çeviriye ve editör notlarına dayanıyor. Göring bildirisinin içeriği ikincil aktarımlara dayanıyor. Jaffé'nin bölümü ve içindeki Scholem mektubu bir internet sitesindeki yeniden basımdan okundu. Lammers ile Schoenl'lerin çalışmaları özetleriyle aktarıldı; Lingering Shadows, Bair'in biyografisi, Kirsch ve Neumann yazışmaları dersin dayandığı kaynaklar arasında yer almıyor. Çekilme yılı kaynaklar arasında 1939 ile 1940 arasında tartışmalı.
Tartışmanın yazarlarının çoğu Jungçu ya da Freudçu analist; iki okulun eski kırgınlığı okumaları etkileyebilir. Jung'un ulusal psikoloji iddiaları hiçbir zaman sistematik olarak sınanmadı. Bir niyetin mektuplardan ne kadar güvenilir okunabileceği de bilinmiyor: yazışmalar seçilerek, kimi zaman aile ya da vakıf denetiminde yayımlandı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Jung 1933'te Kretschmer'in istifasının ardından bir hekim derneğinin başkanlığını ve dergisini üstlendi; Alman şubesi aynı yıl Hermann Göring'in kuzeninin yönetiminde Yahudi hekimleri dışlayan bir yapıya büründü.
Aralık 1933 sayısında Jung'un imzalı sunuşu Germen ve Yahudi psikolojisi farkını ilan etti, Göring'in bildirisi de aynı sayıya girdi; Jung ikincisinin isteği dışında basıldığını yazdı.
1934 yazısı bir halkın bilinçdışına doğuştan bir eksiklik yükledi ve bugün antisemitik kalıplar olarak tanınan imgelere dayandı. Savunucular aynı yılın bireysel üyelik maddesini ve sonraki yardımları öne çıkarıyor.
Wotan hem uyarı hem hayranlık olarak okunuyor; hatanın kabulüne dair en bilinen söz ise Baeck'ten Scholem'e, oradan Jaffé'ye geçen bir aktarım. Samuels sorunu Jung'un ulus düşüncesinde buluyor, Lammers ve Schoenl'ler arşivde gölgeyle korumayı birlikte gösteriyor.
Sonraki derse köprü
Bu yılların sonunda Jung yalnız bir başkanlıktan çekilmedi; yazılarının ağırlığı da başka bir yöne kaydı. Zürih Gölü kıyısındaki Bollingen'de yükselen taş kule ile Lago Maggiore kıyısında, Ascona'da toplanan Eranos buluşmaları, son yıllarında din ve Doğu düşüncesi üzerine yazdıklarının iki mekânı oldu. Bir miras, 1930'ların gölgesi hiç kalkmadan nasıl kurulur ve bugün hangi metinler üzerinden sürdürülür? M10-D08 modülü bu soruyla kapatıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.