İçeriğe geç

M01-D01

İSG neden var

İş sağlığı ve güvenliğinin önlemeye dayalı mantığını, «kaza kader değildir» önermesinin ne demek olduğunu ve ilk iş gününde neyi sorması gerektiğini açıklar.

İş Sağlığı ve Güvenliği Akademisi — M01, Genel konular: hak, yükümlülük, sonuç · 1.983 kelime · 7 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Dayanak: Ek-1 1-a; 6331 m.1, m.4 ve m.5 · Mevzuat son kontrol: 23 Ekim 2026

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İş sağlığı ve güvenliği zarardan önce davranmanın düzenidir. Kanun bu düzeni kurma borcunu işverene yükler; borç dışarıdan uzman çağırmakla, taşeronla ya da çalışana koruyucu dağıtmakla devredilmez ve maliyeti çalışana yansıtılamaz. Önlemin bir sırası vardır ve insanın dikkati o sıranın sonundadır. Çalışanın da görevleri vardır: talimata uymak, donanımı çıkarmamak, tehlikeyi bildirmek. Kaza çoğu zaman şans değil, görülmüş ama değiştirilmemiş koşulların sonucudur. İşe başladığın ilk gün, fiilen çalışmadan önce yüz yüze bir eğitim almaya ve soru sormaya hakkın var.

Açılış sahnesi

Kocaeli'de, Akçay Metal'in pres hattında Emre ikinci gününü yaşıyor. Vardiya amiri Hakan ona hattın üçüncü presini gösterirken makinenin önündeki ışık perdesini anlatıyor: el, kalıbın bulunduğu bölgeye girdiği anda ışın kesilir ve koç iner gibi olsa bile durur. Emre başını eğip bakınca perdenin alt sensörünün üstünde gri bir bant görüyor. Bant düzgün kesilmiş, birinin bilerek yapıştırdığı belli.

Yan pres başındaki usta, Emre'nin baktığını fark ediyor. "O bant sabah sensör sürekli yanlış alarm verdiği için kondu," diyor, "hat durunca hedef tutmuyor. Ben yirmi iki yıldır bu işteyim, perde de yoktu eskiden. Kaza olacaksa olur, kısmet." Hakan bir şey demeden telefonuna bakıyor; başka bir hattan çağrılmış.

Emre'nin önünde iki yol var. Ya sesini çıkarmadan üçüncü presin başına geçecek ya da işe başladığı ikinci gün, kimseyi tanımadan, bir bandın neden orada olduğunu soracak. Bu ders o sorunun neden sorulması gerektiğini ve kimin cevaplaması gerektiğini anlatıyor.

Bu derste ne olacak

İş sağlığı ve güvenliğinin bütün mevzuatı tek bir fikre yaslanır: zarar doğmadan önce davranmak. Önce kanunun bu fikri nasıl kurduğuna bakacağız; hangi borcun kime yüklendiğini ve o borcun neden sözleşmeyle, taşeronla ya da uzmanla devredilemediğini göreceğiz. Sonra ustanın cümlesini, «kaza olacaksa olur» sözünü, ciddiye alıp parçalarına ayıracağız. Son olarak işe başlayan herkesin ilk günlerinde neyi bilmeye hakkı olduğunu ve neyi sorması gerektiğini konuşacağız.

Kural ne diyor

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ilk maddesinde amacını şöyle koyar.

Cümlede iki taraf var: işveren ve çalışan. Kanun ikisine de görev yükler, ama aynı ağırlıkta değil. Asıl borç dördüncü maddede durur.

Maddenin üç yerine dikkat et. «Sağlamakla yükümlü» bir çaba değil bir sonuç borcudur: işveren yalnız uğraşmakla değil, güvenli bir iş ortamını kurmakla sorumludur. «İzler ve denetler» sözü, bir kuralı duvara asmanın yetmediğini söyler; kuralın uygulanıp uygulanmadığına bakmak da borcun parçasıdır. Son cümle ise çok somuttur: koruyucu ayakkabının, kulaklığın, eldivenin bedeli çalışanın maaşından düşülemez.

Beşinci madde bu borcun hangi sırayla yerine getirileceğini söyler: önce riskten kaçınmak, kaçınılamayanı analiz etmek, riskle kaynağında mücadele etmek, tehlikeli olanı daha az tehlikeli olanla değiştirmek ve toplu korunmaya kişisel korunmadan önce öncelik vermek. Bu sıra akademinin bütün derslerinde karşımıza çıkacak.

Sahada

Önlemek ne demek

Kanun önlemeyi ayrıca tanımlar ve tanımın kapsamı geniştir.

«Bütün aşamalar» sözü önemlidir. Önleme makine satın alınırken, vardiya çizelgesi yazılırken, bir taşeron firma sahaya çağrılırken başlar; kaza olduktan sonra alınan önlem de önlemedir, ama geç kalmış bir önlemdir.

«Kaza olacaksa olur» sözü

Ustanın cümlesi bir inancı dile getiriyor: kazalar şansa bağlıdır, kimse önleyemez. İş sağlığı ve güvenliğinin bütün düzeni bu inancın tersine kurulur. Bir kaza çoğu zaman tek bir anın değil, o anı mümkün kılan koşulların sonucudur: sökülmüş bir koruyucu, tutmayan bir hedef, eğitim almadan işe başlatılmış bir stajyer, gece vardiyasının uzayan saatleri.

Yaygın yanlış«Kaza olacaksa olur, kısmet.»
Doğrusu

Kaza anı tek başına bakıldığında rastlantı gibi görünür; ama o ana giden koşullar çoğu zaman günler önce görülebilir. Bantlanmış perde, takozsuz tır, açık bırakılmış boşluk ortada duran koşullardır. Önleme bu koşulları kaza olmadan ortadan kaldırmaktır.

Yaygın yanlış«Kazalar dikkatsizliği yüzünden olur; dikkatli olan kaza geçirmez.»
Doğrusu

Dikkat sınırlı bir kaynaktır; yorgun, aceleye getirilmiş ya da tekrarlayan bir işte en dikkatli insan da hata yapar. Kanunun önlem sırası bu yüzden insanın dikkatini en sona koyar. Soru «kim hata yaptı» değil, «hangi koşul bu hatayı mümkün kıldı» sorusudur.

Bu, çalışanın hiçbir sorumluluğu olmadığı anlamına gelmez. Kanunun on dokuzuncu maddesi çalışana da açık görevler verir: güvenlik donanımlarını keyfi olarak çıkarmamak, kişisel koruyucuyu doğru kullanmak, ciddi ve yakın bir tehlikeyi derhal bildirmek. Ama dördüncü madde aynı anda şunu söyler: çalışanın yükümlülükleri işverenin sorumluluğunu etkilemez. Bandı yapıştıran bir usta olabilir; bandın günlerce orada durabildiği bir işyerinde izleme ve denetleme borcu yerine getirilmemiştir.

Yaygın yanlış«İşveren kask ve eldiven dağıttıysa borcunu ödemiştir.»
Doğrusu

Kişisel koruyucu donanım önlem sırasının son basamağıdır. Önce riskin kaynağında ortadan kaldırılması, sonra toplu korumanın kurulması beklenir; koruyucunun gerçekten kullanılıp kullanılmadığını izlemek de işverenin borcudur. Dağıtılan eldiven tek başına bir önlem planı değildir.

Yaygın yanlış«İşyerinde iş güvenliği uzmanı var; güvenlik onun işi.»
Doğrusu

Kanun açıkça söyler: işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Uzman tehlikeyi bulur, önlem önerir, kayda geçirir; önlemi alacak kaynağı ve kararı işveren verir. Ustabaşından genel müdüre kadar işi yöneten herkes bu zincirin halkasıdır.

İlk gün: bilmeye hakkın olan şey

İşe başlayan herkes, ilk gün tehlikenin en yüksek olduğu kişidir: makineyi, alanı, alışkanlıkları tanımıyor. 2 Nisan 2026'da yürürlüğe giren eğitim yönetmeliği bu yüzden işe başlamayı ayrı bir eğitime bağladı.

Emre'ye işe başlama eğitimi verildi; ama eğitimde bantlanmış bir perde anlatılmadı. Bu yüzden ilk günlerde soru sormak, alınacak eğitimin yerini tutmaz ama onu tamamlar. Yeni başlayan biri, kimseyi suçlamadan, şunları öğrenmeyi isteyebilir: bu işin beni en ağır yaralayabilecek tehlikesi nedir ve ona karşı ne yapılmış? Bir makine arızalandığında ya da bir koruyucu çalışmadığında kime, nasıl söylerim? Acil bir durumda nereye giderim ve toplanma yeri neresi? Bana hangi kişisel koruyucu verilecek, nasıl kullanılır? Bu soruların cevabı işverenin ve onun adına işi yöneten amirin borcudur.

Gri alan

Dördüncü madde işverene «her türlü tedbiri» almasını söyler. Ama «her türlü» sözünün sınırı kanunda yazmaz. Teknik olarak mümkün olan her önlem her işyerinde beklenir mi, yoksa riskin büyüklüğüyle orantılı olanı mı? Bir kazadan sonra bu soruyu çoğu zaman bir bilirkişi raporu ve mahkeme cevaplar: önlemin o tarihte bilinip bilinmediğine, makul bir maliyetle alınıp alınamayacağına, çalışanın kendi davranışının sonuca ne kadar katkı yaptığına bakılır ve kusur taraflar arasında paylaştırılabilir. Aynı olayda iki bilirkişi farklı oranlar yazabilir. «Kaza kader değildir» sözü de her kazanın önceden kesin olarak görülebileceği anlamına gelmez; nadir ve hiç yaşanmamış olayları öngörmek gerçekten zordur. Bu belirsizlik bir yöne itmelidir: bir koruyucunun, bir yöntemin ya da bir sürenin yeterli olup olmadığından emin değilsen, kararı tek başına verme, işyerinin iş güvenliği uzmanına ve amirine yazılı olarak sor.

Senin işinde

İşe başladığın hafta bir makineyi, bir rafı ya da bir ekranı kullanmadan önce onu kimin, ne zaman kontrol ettiğini sor. Bir koruyucunun sökülmüş, bantlanmış ya da kenara konmuş olduğunu görürsen bunu kimseyi adıyla suçlamadan amirine söyle; söylemek bir şikâyet değil, kanunun sana verdiği bildirme görevidir. Sana bir kişisel koruyucu verilmediyse ya da bedeli senden istendiyse bunu da söyle; maliyet sana yansıtılamaz. Yıllardır o işi yapan birinin «biz hep böyle yaptık» sözünü saygıyla dinle ama koşulları kendin gör: o kişi yıllar boyunca şanslı olmuş olabilir. Ofiste çalışıyorsan bu cümleler sana da değer; ayak altındaki uzatma kablosu, kapatılmış bir yangın kapısı, aylardır yanmayan bir acil çıkış lambası aynı türden koşullardır. Kanun senden işvereninin talimatına uymanı ve güvenlik donanımını keyfi olarak çıkarmamanı da ister; hakkın ile görevin aynı yerde buluşur.

Kendin dene

Aklında kalsın

İş sağlığı ve güvenliği zarardan önce davranmanın düzenidir. Kanun bu düzeni kurma borcunu işverene yükler; borç dışarıdan uzman çağırmakla, taşeronla ya da çalışana koruyucu dağıtmakla devredilmez ve maliyeti çalışana yansıtılamaz. Önlemin bir sırası vardır ve insanın dikkati o sıranın sonundadır. Çalışanın da görevleri vardır: talimata uymak, donanımı çıkarmamak, tehlikeyi bildirmek. Kaza çoğu zaman şans değil, görülmüş ama değiştirilmemiş koşulların sonucudur. İşe başladığın ilk gün, fiilen çalışmadan önce yüz yüze bir eğitim almaya ve soru sormaya hakkın var.

Sonraki derse köprü

Bu derste kanunun ilk maddelerine ve bir yönetmeliğin tek maddesine dokunduk. Ama İSG'nin kuralları tek bir metinde durmaz: bir kanun, onun dayandığı başka kanunlar, onlarca yönetmelik ve tebliğ birbirine bağlanır. Bir sonraki ders, M01-D02, çalışma mevzuatının haritasını çiziyor: bir kural hangi metinden gelir ve güncel hâlini nerede okursun?

Kendini sına

Soru 1 · Kavram

İşveren işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği hizmetini dışarıdaki bir uzmandan alıyor. Kanuna göre bunun işverenin sorumluluğuna etkisi nedir?

  • A) Sorumluluk sözleşmeyle uzmana geçer.
  • B) Sorumluluk işverende kalır; hizmet alınması onu ortadan kaldırmaz.
  • C) Sorumluluk işveren ile uzman arasında eşit bölünür.
  • D) Sorumluluk yalnız ölümlü kazalarda işverene döner.

Cevap: B. 6331 sayılı Kanun'un dördüncü maddesi işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını açıkça söyler. Uzmanın kendi görevleri vardır ama önlemi alma borcu işverenindir.

Soru 2 · Uygulama

Yeni başladığın bir atölyede sana çelik burunlu ayakkabı gerektiği, bedelinin yarısının maaşından kesileceği söyleniyor. Hangisi doğrudur?

  • A) Ayakkabı kişisel kullanım için olduğundan bedeli paylaşılabilir.
  • B) İşveren isterse bedelin tamamını kesebilir.
  • C) İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyeti çalışana yansıtılamaz; bedelin tamamı işverene aittir.
  • D) Bedeli paylaşmak ancak sözleşmede yazıyorsa mümkündür.

Cevap: C. Dördüncü maddenin son fıkrası işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamayacağını söyler. Sözleşmeye yazılması da bu kuralı değiştirmez; kişisel koruyucu donanım bu tedbirlerin parçasıdır.

Soru 3 · Senaryo

Bir presin ışık perdesinin sensörü bantla kapatılmış. Usta yanlış alarm verdiği için bandı koyduğunu söylüyor. Kanunun önlem sırasına göre en doğru yaklaşım hangisidir?

  • A) Hattı durdurup sensörü bakıma göstermek ve koruma çalışmadan presi kullanmamak.
  • B) Bandı bırakıp operatöre ek eldiven vermek.
  • C) Operatörü daha dikkatli çalışması için uyarmak ve devam etmek.
  • D) Vardiya sonuna kadar beklemek ve sonra bakım istemek.

Cevap: A. Işık perdesi toplu ve otomatik bir önlemdir; onu kapatmak riski operatörün dikkatine bırakır. Kanun riskle kaynağında mücadeleyi ve toplu korumayı kişisel korumanın önüne koyar; eldiven ya da uyarı bandın açtığı boşluğu kapatmaz, beklemek de riski sürdürür.

Soru 4 · Tuzak

«Kaza kader değildir» önermesi aşağıdakilerden hangisini söyler?

  • A) Her kaza önceden kesin olarak bilinebilir.
  • B) Kazada her zaman yalnız işveren kusurludur.
  • C) Kazalar çoğunlukla çalışanın dikkatsizliğinden çıkar.
  • D) Kazayı mümkün kılan koşullar çoğu zaman önceden görülebilir ve değiştirilebilir.

Cevap: D. Önerme kazayı rastlantıya bırakmamayı, ona giden koşulları önceden görüp değiştirmeyi anlatır. Her kazanın kesin olarak öngörülebileceğini ya da kusurun hep tek tarafta olduğunu söylemez; çalışanın da kanundan gelen görevleri vardır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?