İçeriğe geç

M14-D10

Tek başına yaşamak

Bekârlığın ve ilişki dışında yaşamın iyi oluşla bağını değerlendirir ve "ilişki herkes için en iyisidir" varsayımını sınar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M14, Çeşitlilik ve bağlam · 3.103 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M10-D08

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Evlilik ile mutluluk arasındaki bağın önemli bir parçası, kimin evlendiğiyle ilgilidir; ilişkinin kendisi her insana aynı katkıyı yapmaz.

İlişkinin bir kişinin iyi oluşuna ne kattığı, o kişinin yakınlığa mı yöneldiğine yoksa çatışmadan uzak durmayı mı önemsediğine göre değişir.

Uzun yıllar tek başına yaşayan insanların arkasında üç ayrı iç dünya olabilir ve hangisinin geçerli olduğu yalnızca o kişiyle konuşarak anlaşılır.

Romantik bir partnerin olmaması, bir hayatın bağlardan yoksun olduğu anlamına gelmez; çoğu bekâr aile ve arkadaş ağının merkezinde yaşar.

Bekârlığı bir bekleme odası gibi görmek de, ilişki özlemini bir zayıflık gibi görmek de kişiyi kendi cümlelerinden uzaklaştırır.

Açılış sahnesi

Feyza kırk bir yaşında ve iki gün önce hayatının ilk dairesinin anahtarını aldı. Ağabeyi Sertaç, kolilerin son ikisini merdivenden çıkarırken nefes nefese kalıyor. Balkona çıkıp manzaraya bakıyorlar; aşağıda bir çocuk parkı, karşıda bir fırın.

Sertaç bir süre susuyor, sonra iyi niyetle söylüyor: "Çok güzel olmuş. Keşke bunu biriyle birlikte alsaydın, en azından yükünü paylaşırdın."

Feyza gülüyor ama sesi biraz sertleşiyor. "Yükünü paylaştım zaten. Taşınmaya dört arkadaşım geldi, tadilatı eski oda arkadaşım çizdi, sen de kolileri taşıdın. Bu evi beklerken almadım, Sertaç. Burada yaşamak için aldım."

Kapıya doğru yürürken bir şey daha ekliyor, bu kez daha alçak sesle: "Bazı akşamlar biri olsun istiyorum, onu da biliyorum. Ama o istek beni yarım bir insan yapmıyor."

Sertaç ne diyeceğini bilemiyor. İki cümle de doğru; ve ikisini aynı anda duymak ona alışık olmadığı bir şey.

Bu derste ne olacak

Bu seri yüz kırk üç ders boyunca ilişkinin içini konuştu: tanışma, bağlanma, çatışma, cinsellik, ebeveynlik, kayıp. Son okur dersinde bakışı tersine çeviriyoruz ve bir ilişkinin dışında yaşayanlara dönüyoruz. Amaç bekârlığı övmek ya da evliliği küçültmek değil. Sınanacak olan, kültürde ve araştırmada sessizce taşınan bir varsayım: İlişki herkes için en iyi yaşam biçimidir.

Önce evli ve bekâr insanlar arasında ölçülen iyi oluş farkının ne kadar büyük olduğuna ve bu farkın ne kadarının ilişkinin kendisinden doğduğuna bakacağız. Ardından ilişkinin kim için iyi oluşu artırdığı sorusunu, uzun süre bekâr kalan insanların birbirine benzemeyen yollarını ve bekârların sosyal bağlarını ele alacağız. Hem bekâr kalmayı seçenlere hem de bir ilişki özleyenlere yer var; ikisi aynı kişide, aynı hafta içinde de yaşayabilir.

Sıfır noktası

Bekârlık bir ilişki durumunun yokluğu olarak tanımlanır ve bu tanım farkında olmadan bir hiyerarşi kurar: Evli olmak "olan", bekâr olmak "olmayan" şeydir. Oysa uzun süre hiç evlenmemiş biri, boşandıktan sonra yalnız yaşamayı seçmiş biri, eşini kaybetmiş biri ve henüz birini bulamamış biri aynı kelimeyle anılır ama aynı hayatı yaşamaz. M12-D10 dulluğu kendi içinde ele aldı; burada odak, bir ilişkinin dışındaki hayatın bütünü.

Mekanizma

Ölçülen fark ve seçilim

Pek çok büyük anket, evli insanların ortalamada bekârlardan biraz daha yüksek yaşam doyumu bildirdiğini gösterir. Bu farkı "evlilik insanı mutlu eder" diye okumak kolaydır. M01-D04'te adını koyduğumuz seçilim etkisi ise başka bir okumayı açık tutar: Belki evlilik mutluluk getirmiyor, mutlu insanlar evliliğe daha sık giriyor. M12-D10'da gördüğümüz Lucas ve arkadaşlarının 2003 bulgusu da burada önemli; evlilik gibi büyük geçişlerden sonra insanlar ortalamada önceki doyum düzeylerine doğru dönüyor ve bireysel seyirler birbirinden çok farklı.

Bu kart evliliğin hiçbir şey vermediğini söylemiyor. Söylediği, ortalamadaki farkın bir bölümünün evlilikten önce de var olduğu ve evliliğin herkese aynı payı vermediği. "Evlenirse düzelir" beklentisi bu iki noktada birden aksar.

Kim için ilişki iyi oluşu artırır

Ortalamayı bir kenara bırakınca daha ilginç soru beliriyor: İlişki kimin için iyi oluşu artırıyor, kim için fark yaratmıyor? M03-D06 cinsellik bağlamında yaklaşma hedefini tanımlamıştı; olumlu bir şeye ulaşma güdüsü. İlişkilerde bunun karşılığı yakınlığı artırmaya çalışmak, ters yönlüsü ise çatışmayı, anlaşmazlığı ve incinmeyi önlemeye çalışmaktır.

Bu bulgu iki yöne de dikkat istiyor. Çatışmadan uzak durmak isteyen biri için bekârlık bir kayıp olmayabilir; ilişkinin getirdiği incinme ve tartışma riski onun hesabında ağır basıyor olabilir. Öte yandan yakınlığa güçlü biçimde yönelen biri için ilişkinin yokluğu gerçek bir eksiklik olarak yaşanabilir. Aynı yaşam biçimi, farklı güdülerle farklı sonuç verir.

Bu iki kart birlikte okununca bekârlığın iyi oluşla bağı bir kişilik ya da bir eksiklik sorusu olmaktan çıkıyor. Bağ, kişinin ne istediğiyle ve bekârlığında neyi değerli bulduğuyla ilgili görünüyor. Burada bir uyarı şart: Arzu ile doyum arasındaki ilişki ters yönde de işleyebilir; mutsuzluk insanı bir ilişkiye daha çok yöneltiyor olabilir.

Uzun süreli bekârlığın farklı yolları

Uzun süre bekâr kalan insanlar tek bir grup değil. Bağlanma kuramı burada yardımcı bir ayrım sunuyor. M04-D02 bağlanma kaçınmasını ve kaygısını ayırmıştı; M02-D09 da yalnız kalma korkusunun insanı daha azına razı edebildiğini göstermişti. Bu iki ders, bekârlığın arkasında birbirine hiç benzemeyen iç dünyalar olabileceğini sezdiriyor.

Bu üçlü ayrım bir etiketleme listesi değil. Bir kişinin yıllarca bekâr kalması, onun "yakınlıktan kaçtığını" ya da "biri olmazsa yaşayamadığını" tek başına göstermez. Aynı kişi hayatının farklı dönemlerinde bu gruplar arasında yer değiştirebilir.

Bekârın bağları

"Bekâr insan yalnızdır" varsayımı, yalnızlığı ilişki durumuna eşitler. Oysa bir kişinin romantik bir partneri olmaması, onun hiçbir yakın bağı olmadığı anlamına gelmez. M05-D12 eş dışındaki destek kaynaklarını konuşmuştu; bekâr bir hayatta bu kaynaklar çoğu zaman merkeze yerleşir.

Yazarlar daha önce evlenmiş olanlardaki farkın daha küçük olmasını, evliliğin bitse bile çevreyi biçimlendirmeyi sürdürmesine bağlıyor. Bu, M12-D08'in ele aldığı yeniden ilişki sürecini de başka bir ışıkla gösteriyor: Boşanan biri yalnız bir partneri değil, evliliğin kurduğu bir sosyal düzeni de yitirir.

Usta katmanı

İlişki üzerine çalışan bir uzman, bekâr bir danışanın "Neden hâlâ kimsem yok?" sorusunu duyduğunda bir hazır cevabın çekimini hisseder: Bir şey eksik, bulalım ve onaralım. Bu dersin bulguları başka bir başlangıç noktası öneriyor. Önce kişinin ne istediğini anlamak: Yakınlığa mı yöneliyor, çatışmadan uzak bir hayatı mı koruyor, yoksa çevresinin baskısını mı taşıyor? Bekârlığın kendisi bir belirti değildir. Belirti olabilecek şey, kişinin kendi istediği ile yaşadığı arasındaki uzun süreli ve acı veren açıklıktır.

Uzman ikinci olarak kendi varsayımlarını sınar. İlişkiyi her zaman daha olgun bir aşama gören bir bakış, danışanın seçtiği hayatı bir eksiklik gibi çerçeveleyebilir. Bekâr kalmayı seçmiş birine "henüz doğru kişiyi bulmadın" demek, bekârlık önyargısının danışma odasındaki biçimidir. Öte yandan bir ilişki özleyen birine "Bekârlık da çok güzel" demek, onun yasını ya da özlemini hafife almaktır. Usta bir dinleyici iki tuzağa da düşmeden kişinin kendi cümlelerini izler.

Zarar görme riski taşıyan bir ilişkinin içindeki kişi için bekâr kalmak bir kayıp değil, bir korunma anlamı da taşıyabilir. M13 boyunca konuşulan kontrol ve şiddet örüntülerinden çıkan biri için "Neden hâlâ yalnızsın?" sorusu, güvenliği yeniden kurma çabasını görmezden gelebilir; bu durumda yeni bir ilişkiyi teşvik etmek değil, kişinin kendi güvenlik duygusunu nasıl geri inşa ettiğini anlamak önce gelir.

Kanıtın sınırı

Buradaki bulguların çoğu ilişkisel ve katılımcıların kendi anlatımından geliyor; bekârlığın iyi oluşu artırdığını ya da azalttığını göstermiyor, yalnızca hangi koşullarda birlikte göründüklerini gösteriyor. Seçilim etkisi en iyi kurulmuş uzun izlemlerde bile tam olarak ayrıştırılamıyor. Sosyal bağlara dair veri tek bir ülkeden ve on yılı aşkın süre önce tamamlanmış anketlerden geliyor; bugünün tek başına yaşayan kentlileri için ne ölçüde geçerli olduğu bilinmiyor. Uzun süreli bekârlığın üç alt grubu bir kuram önerisi, henüz tekrarlanan sınamalardan geçmiş bir sınıflama değil. Türkiye'de evlenmemiş yetişkinlere dair bir ölçüm bu beş özette yer almıyor; evlilik beklentisinin daha yoğun olduğu çevrelerde bekârlık önyargısının yükü büyük ihtimalle farklı ağırlıkta yaşanıyor, ama bunu sayıyla söylemek mümkün değil. Eşcinsel bekârların ve aseksüel kimlikli kişilerin deneyimi de bu kaynaklarda ayrıca ele alınmıyor; bulguları onlara genellerken dikkat gerekiyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yaygın yanlış"Evli insanlar bekârlardan çok daha mutludur."
Doğrusu

Ölçülen fark ortalamada küçüktür ve bir kısmı, evlenmeden önce de daha mutlu olan insanların evliliğe daha sık girmesinden gelir. Evliliğin getirdiği fayda çiftten çifte büyük farklar gösterir.

Yaygın yanlış"Bekâr insan yalnız insandır."
Doğrusu

Bekârlar, evlilere göre aileleri, arkadaşları ve komşularıyla daha sık görüşüyor ve yardımlaşıyor. Yalnızlık, ilişki durumundan bağımsız bir deneyimdir; evli biri de derin biçimde yalnız olabilir.

Yaygın yanlış"Uzun süre bekâr kalan biri ya yakınlıktan kaçıyordur ya da kimse onu istememiştir."
Doğrusu

Uzun süreli bekârlar türdeş bir grup değildir; bir kısmı için bekârlık bilinçli ve güvenli bir seçim, bir kısmı için kaygı ya da kaçınmayla bağlantılı bir örüntüdür. Dışarıdan bakarak hangisi olduğu anlaşılmaz.

Yaygın yanlış"İlişki istemek, bekârlığını kabullenememek demektir."
Doğrusu

Bir ilişkiyi özlemek bir yenilgi değil; yakınlığa yönelmiş bir güdünün işaretidir. Bekârlığı değerli bulmak ile bir ilişkiyi istemek aynı kişide birlikte var olabilir.

Evlilik ile mutluluk arasındaki bağın önemli bir parçası, kimin evlendiğiyle ilgilidir; ilişkinin kendisi her insana aynı katkıyı yapmaz.

İlişkinin bir kişinin iyi oluşuna ne kattığı, o kişinin yakınlığa mı yöneldiğine yoksa çatışmadan uzak durmayı mı önemsediğine göre değişir.

Uzun yıllar tek başına yaşayan insanların arkasında üç ayrı iç dünya olabilir ve hangisinin geçerli olduğu yalnızca o kişiyle konuşarak anlaşılır.

Romantik bir partnerin olmaması, bir hayatın bağlardan yoksun olduğu anlamına gelmez; çoğu bekâr aile ve arkadaş ağının merkezinde yaşar.

Bekârlığı bir bekleme odası gibi görmek de, ilişki özlemini bir zayıflık gibi görmek de kişiyi kendi cümlelerinden uzaklaştırır.

Sonraki derse köprü

Bu seri burada okurun kendi ilişkisini anlamasına ayrılan bölümü kapatıyor. Feyza ile Sertaç'ın balkondaki konuşması, bir ilişkinin içinden de dışından da aynı soruya varıyor: İnsan bir başkasıyla birlikte ya da tek başına yaşarken neye ihtiyaç duyar? Seriyi buraya kadar okuyan biri, bir ilişki sıkıştığında neyin yardım edebileceğini de merak edebilir. Bundan sonraki bölüm o yardımın kendisine dönüyor: çiftlerle yapılan terapinin nereden çıktığına, hangi kopuşlarla bugünkü biçimini aldığına ve neye dayandığına. İlk durak, bu mesleğin nasıl bir başlangıçtan geldiğini izleyen bir ders: Çift terapisinin kısa tarihi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.