İçeriğe geç

M15-D01

Çift terapisinin kısa tarihi

Evlilik danışmanlığından günümüz çift terapisine uzanan gelişimi ve bu süreçteki kuramsal kırılmaları anlatır.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M15, Çift terapisine giriş · 3.018 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S05-P01-D06

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Çift terapisi tek bir icat değil; öğüt geleneğinden, psikanalizden, aile terapisinden ve araştırmadan gelen damarların zamanla birleşmesiyle oluştu.

Sistemik bakış ilişkiyi görünür kıldı, ama çifti ailenin içinde eritme riskini de taşıdı; alan, çiftin kendi sorularını sonradan geri kazandı.

Cinsiyet ve güç sorusu, terapistin yansız göründüğü anlarda bile bir taraf seçebileceğini hatırlatan kalıcı bir uyarı olarak kaldı.

Bir yaklaşımın nereden geldiğini bilmek, onu ne zaman bırakacağını da bilmeye yardım eder.

Açılış sahnesi

Görüşme odasında üç sandalye var; ikisi yan yana, biri biraz karşıda. Stajyer terapist, süpervizörünün tek yönlü camın arkasından izlediğini biliyor ve ilk çift görüşmesinin ilk dakikalarında ellerini nereye koyacağını düşünüyor.

Alev ile Haluk dokuz yıldır evli. Alev oturur oturmaz neden geldiklerini anlatmaya başlıyor: akşamları konuşamadıklarını, her konuşmanın bir hesaplaşmaya döndüğünü. Haluk ise kollarını kavuşturmuş, bir süre bekledikten sonra soruyor: "Bir şey sormam lazım. Benim annemle babam da çok kavga ederdi. Dayıma giderlerdi, dayım ikisini karşısına oturtur, babama 'sen de biraz alttan al' derdi, iş biterdi. Siz ne yapacaksınız? Kimin tarafını tutacaksınız? Bir de, bu işin bir yöntemi var mı, yoksa herkes kendi bildiğini mi yapıyor?"

Stajyer bir an duraksıyor. Bir yabancının iki kişiyi karşısına alıp ilişkileri hakkında konuşturması gerçekten nereden çıktı? Bu odada yapılan şey, dayının sofrasındaki aracılıktan neyle ayrılıyor? Ve "yöntem" dediğimiz şey tek mi, yoksa birbirini düzelterek ilerleyen bir dizi mi?

Görüşmeden sonra süpervizör yalnızca bir şey söylüyor: "Haluk'un sorusunu ciddiye al. Bu mesleğin geçmişini bilmeyen biri, o sorunun cevabını da bilmez."

Bu derste ne olacak

Bu ders, serinin dördüncü bölümünü açıyor ve okur değişiyor. Buraya kadar ilişkisini anlamak isteyen yetişkine yazdık; bundan sonra psikolojik danışmanlık ya da psikoloji öğrencisine, çiftlerle çalışan ya da çalışmaya hazırlanan uygulayıcıya, terapinin içini merak eden okura yazıyoruz.

İlk iş, alanın nereden geldiğini görmek. Çift terapisinin geçmişini dört döneme ayıran bir tarih okumasını izleyeceğiz: kuramdan yoksun bir danışmanlık pratiği, psikanalizin çiftle denenmesi, aile terapisinin çifti kendi içine alması ve son on yılların çeşitlenmesi. Yol boyunca iki kırılmaya ayrıca duracağız: cinsiyet ve güç sorusunu masaya koyan feminist eleştiri ve araştırmanın klinik pratiği ne ölçüde değiştirdiği tartışması. Amaç bir isimler ve tarihler listesi ezberlemek değil; bugün odada yapılan her hamlenin hangi eski sorudan doğduğunu görebilmek.

Sıfır noktası

İnsanlar ilişkileri sıkıştığında her zaman birine başvurdu: bir büyüğe, bir komşuya, bir din görevlisine, bir hekime. Bu yardımların çoğu bir öğüt ya da hakemlik biçimindeydi; sorunun kimde olduğunu söyler, birine yol gösterirdi. Çift terapisinin kendini bu geleneklerden ayırması, onları küçümsemesiyle değil, kendine başka sorular sormasıyla oldu: Sorun bir kişinin içinde mi, ikisinin arasında mı? Yardım eden kişi ne kadar tarafsız olabilir? Yapılanın işe yarayıp yaramadığını nasıl bileceğiz?

Mekanizma

Kuramsız bir başlangıç ve psikanalizin denemesi

Gurman ve Fraenkel'in çift terapisi tarihini gözden geçiren yazısı, alanın ilk dönemini adını koyarak tarif ediyor: kuramsız bir evlilik danışmanlığının oluşumu. "Kuramsız" sözcüğü bir küçümseme değil, bir tespit: Ortada pratik vardı, onu açıklayan ve sınayan ortak bir dil yoktu. Aynı yıllarda ikinci bir hat, psikanalitik deneme, çiftleri bireysel kuramın gözüyle anlamaya çalışıyordu. Bu hatta ilgi, eşlerin her birinin iç dünyasına ve geçmişten taşınan beklentilere yönelikti; çiftin arasında olan biten ikincildi.

Dönem sınırlarının üst üste binmesi önemli bir şey söylüyor: Bu tarih, bir yaklaşımın ötekini kesin biçimde yerinden ettiği bir merdiven değil. Danışmanlık geleneği ile psikanalitik ilgi yıllarca yan yana yaşadı; bugün de bir odada öğüt veren, öbüründe çocukluk izlerini konuşan uygulayıcılar bulunur.

Aile terapisi çifti içine alıyor

Gurman ve Fraenkel'in üçüncü evresinde çift terapisi, hızla yükselen aile terapisi hareketinin bir alt dalı gibi işledi. Terapi S05-P01-D06'da ayrıntısıyla anlatılan sistemik bakış burada belirleyici oldu: Sorun bir kişinin içinde değil, kişiler arasındaki örüntüde aranıyordu. Bu kayma kalıcı bir kazanım getirdi; döngüye, kurala, üçüncü kişinin yerine bakma alışkanlığı bugün de çift terapisinin ortak dağarcığında duruyor. M07 boyunca tanıştığımız çatışma döngüleri de bu bakışla okunabilir hâle geldi.

Bedeli de vardı. Çift, ailenin bir alt sistemi olarak görüldükçe kendine özgü soruları, yani cinsellik, bağlılık, ihanet ve iki yetişkinin eşitliği, geri plana düştü. Aile terapisi çoğu zaman çocuğun belirtisinden yola çıkıyordu; iki yetişkinin kendi ilişkisi, belirtiyi açıklayan bir arka plan olarak kalabiliyordu.

Feminist eleştiri: tarafsızlık sorgulanıyor

Sistemik bakışın en sert iç eleştirisi, kendi kuramının görmezden geldiği bir yerden geldi. Hare-Mustin 1978'de, aile terapisinin sosyal bağlamı önemsediğini söylediği hâlde kadınları dezavantajlı bırakan geleneksel toplumsallaşmanın sonuçlarını incelemediğini yazdı. Goldner 1985'te daha ileri gitti: Feminist düşünce birçok alanı değiştirmişken aile terapisi ona neredeyse kapalı kalmıştı ve bu kapalılık alanı zayıflatıyordu.

Bu eleştirinin klinik sonucu somuttu: Bir terapistin "iki tarafa da eşit mesafede" durması, eşlerden biri ekonomik ya da fiziksel olarak daha güçlüyse eşitlik değil, güçlü olanın yanında durmak anlamına gelebilir. M13'ün işlediği denetim ve şiddet örüntülerinin ortak görüşmede neden ayrı bir dikkat istediği sorusu da bu tartışmanın içinden çıktı.

Çeşitlenme, bütünleşme ve araştırmanın yükselişi

Gurman ve Fraenkel'in son evresine verdikleri ad, arıtma, genişleme, çeşitlenme ve bütünleşme, alanın tek bir çatı altında kalmadığını, çok sayıda yaklaşıma dağıldığını ve bunları yeniden bir araya getirmeye çalıştığını anlatıyor. Yazarlar araştırmanın tarihini de ayrıca evrelere bölüyor: uzun süre verisini arayan bir teknik, ardından "akıl dışı bir coşku" diye adlandırdıkları hızlı bir yükseliş, sonra temkin ve genişleme. Bu adlandırma bir uyarı taşıyor: Erken bulguların heyecanı, daha titiz sınamalarla dengelendi.

Bu modülün sonraki dersleri ve M17–M20, bugün öne çıkan yaklaşımları tek tek ele alacak; burada yalnızca adlarını tarihsel sırada anıyoruz. Davranışçı çift terapisi, duygu odaklı çift terapisi ve bütünleştirici davranışçı çift terapisi, araştırmanın en yoğun izlediği adlar arasında yer aldı.

Usta katmanı

Gurman 2011'de, psikoterapinin her alanında olduğu gibi çift terapisi araştırmasının da çift terapistlerinin günlük pratiği üzerinde çok az etkisi olduğunu yazdı. Ona göre bu kopukluğun önemli bir kısmı, araştırmacıların tedavi paketlerine ve tekniklere fazla ağırlık vermesinden geliyordu; sonucu etkileyen başka kaynaklara, özellikle terapistin kendisine yeterince bakılmamıştı.

Bu tarih, öğrenen bir klinisyene üç alışkanlık bırakıyor. Birincisi, her tekniğin bir cevap verdiği soruyu bilmek: Döngüyü adlandırmak aile terapisinden, güç farkını sormak feminist eleştiriden, sonucu izlemek araştırma evresinden geliyor. İkincisi, tarafsızlığın kendiliğinden gelmediğini hatırlamak; terapistin oturduğu sandalye de odadaki güç düzeninin bir parçası. Üçüncüsü, hangi yaklaşımla çalışırsa çalışsın kendi uygulamasını veriyle sınamaya açık tutmak.

Güç ve tarafsızlık tartışmasının en keskin olduğu yer, ilişkide korku ya da baskı bulunan durumlardır; bu çiftlerde neyin önce değerlendirildiği M16-D04'ün konusu, okur katmanındaki zemini ise M13-D10 kurdu. Bu ders ve izleyen klinik dersler bir eğitim programının ya da süpervizyon altında yapılan uygulamanın yerini almaz; burada anlatılan karar noktaları, ancak gözetim altındaki gerçek görüşmelerde beceriye dönüşür.

Kanıtın sınırı

Buradaki tarih anlatısı büyük ölçüde tek bir dönemlendirme önerisine dayanıyor ve okunan özet, hangi ülkelerin mesleki gelişmesini izlediğini belirtmiyor; farklı ülkelerde aynı dönemlerin aynı sırayla yaşanıp yaşanmadığı bu kaynaklardan bilinmiyor. Tarih yazımı da tartışmaya açık bir iştir: Hangi kişinin ve hangi kurumun öncü sayıldığı, tarihi kimin yazdığına göre değişebilir. Feminist eleştiri yazıları kuramsal metinlerdir; terapistlerin davranışını gerçekten değiştirip değiştirmediğini ölçmezler. Araştırma ile uygulama arasındaki kopukluk iddiası da bir uzmanın görüşü olarak sunuluyor, sistematik bir taramayla tekrarlanmış bir bulgu olarak değil. Türkiye'de evlilik ve aile danışmanlığının nasıl doğduğuna, hangi meslek gruplarınca yürütüldüğüne dair bir kaynak bu derste okunmadı; buradaki dönemleri bu ülkenin mesleki geçmişine genellemek yanlış olur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yaygın yanlış"Çift terapisi her zaman bilimsel bir disiplin olarak doğdu."
Doğrusu

Alanın tarihini yazanlar ilk dönemi kuramsız bir evlilik danışmanlığı olarak adlandırıyor. Araştırma ve kuram sonradan, katman katman eklendi.

Yaygın yanlış"Yeni yaklaşımlar eskilerini tümüyle geçersiz kıldı."
Doğrusu

Dönemler üst üste biner. Döngüye bakmak, geçmişi anlamak, güç farkını sormak bugünkü pratikte birlikte yaşıyor; bir yaklaşımın adı değişse de öncekinden devraldıkları sürüyor.

Yaygın yanlış"İyi terapist iki eşe de eşit mesafede durur, bu kadar."
Doğrusu

Feminist eleştirinin gösterdiği gibi, güçleri eşit olmayan iki kişiye aynı mesafede durmak, daha güçlü olanın düzenini onaylamak anlamına gelebilir. Tarafsızlık bir başlangıç noktası değil, sürekli sınanan bir tutumdur.

Yaygın yanlış"Araştırma ne söylerse terapistler onu uygular."
Doğrusu

Alanın içinden yazan bir uzmana göre araştırmanın günlük pratik üzerindeki etkisi çok sınırlı kaldı. Bir bulgunun yayımlanması, odadaki kararlara ulaştığı anlamına gelmez.

Çift terapisi tek bir icat değil; öğüt geleneğinden, psikanalizden, aile terapisinden ve araştırmadan gelen damarların zamanla birleşmesiyle oluştu.

Sistemik bakış ilişkiyi görünür kıldı, ama çifti ailenin içinde eritme riskini de taşıdı; alan, çiftin kendi sorularını sonradan geri kazandı.

Cinsiyet ve güç sorusu, terapistin yansız göründüğü anlarda bile bir taraf seçebileceğini hatırlatan kalıcı bir uyarı olarak kaldı.

Bir yaklaşımın nereden geldiğini bilmek, onu ne zaman bırakacağını da bilmeye yardım eder.

Sonraki derse köprü

Gurman ve Fraenkel'in araştırma tarihine verdiği adlar bir soru bırakıyor: Coşkulu bir yükselişin ardından gelen temkin evresi, alanın ne kadar emin olabileceğini nasıl ölçtü? Haluk'un ilk görüşmedeki sorusunun ikinci yarısı da aynı yere çıkıyor; bir yöntemin var olması, o yöntemin çiftlere gerçekten yardım ettiğini göstermez. Birçok çalışmayı bir araya toplayan sentezler, terapinin kimlerde, hangi ölçüde ve hangi süre boyunca etkili olduğunu tartmaya çalışıyor; bu tartının hangi ölçüleri kullandığını ve nerede yanılabileceğini bilmeden "kanıta dayalı" sözcüğünün ağırlığı anlaşılmaz. Sıradaki durak bu tartının kendisi: Çift terapisi işe yarar mı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.