İçeriğe geç

M14-D07

Sosyoekonomik koşullar ve ilişki

Yoksulluğun ve ekonomik belirsizliğin ilişkiye etkisini ve ilişki programlarının bu bağlamda sınırlarını değerlendirir.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M14, Çeşitlilik ve bağlam · 3.069 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Temel Psikoloji Akademisi’nde: M16-D01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yoksulluk bir ilişkinin karakteri değil, içinde yaşadığı koşuldur. Düşük gelirli insanların evliliği küçümsediği varsayımı verilerle desteklenmiyor; ayrıştıkları nokta ekonomik beklentiler ve parayla ilgili sorunlar. Bu çiftlerin ilişkisini ortalamadan çok öngörülemezlik zorluyor; iyi ve kötü dönemler arasındaki savrulma, mutsuzluktan farklı bir yük. Becerileri öğreten programlar düşük gelirli çiftlerde sınırlı ve karışık sonuçlar verdi; kapıdaki engeller çoğu zaman maliyet ve bilgi. İlişkiyi dışarıdan hafifleten düzenlemeler de ilişkiyi desteklemenin bir yolu. Ve kıtlık ile denetim birbirine karışmamalı: "Paramız yok" bazen bir yokluğu, bazen bir kontrolü anlatır.

Açılış sahnesi

Elektrik faturası mutfak tezgâhında, çay bardağının altında duruyor. Kevser bir tekstil atölyesinde parça başı çalışıyor; bu ay sipariş az geldi. Ufuk motorlu kuryelik yapıyor, kazancı günden güne değişiyor ve geçen hafta motorun zinciri koptuğu için üç gün çalışamadı. Fatura için konuşmaya başlıyorlar, beş dakika sonra konu Ufuk'un yeni aldığı kask taksidine, oradan Kevser'in annesine aldığı ilaca kayıyor. Sesler yükseliyor, Ufuk kapıyı çarpıp balkona çıkıyor.

Ertesi gün Kevser'in telefonuna mahalledeki bir dernekten mesaj düşüyor: "Çiftler için ücretsiz iletişim atölyesi. Sekiz hafta, salı akşamları." Kevser mesajı Ufuk'a gösteriyor. Ufuk gülüyor ama gülüşü acı: "Salı akşamı en çok sipariş gelen akşam. Biz konuşmayı biliyoruz Kevser, bize zincir lazım, fatura lazım."

Kevser yine de düşünüyor. Belki gerçekten konuşmayı bilmiyorlardır. Annesi yıllar önce "Parası olmayan evde huzur da olmaz" demişti; şimdi bu söz bir suçlama gibi kulağında çınlıyor. Sorun onlarda mı, yoksa ayın sonuna yetmeyen parada mı?

Bu derste ne olacak

Önceki derste, bakımı ücretli bir yardımcıyla paylaşabilen çiftle bunu karşılayamayan çiftin aynı gerilimi bambaşka koşullarda yaşadığını görmüştük. Bu ders o koşulun kendisine eğiliyor: Gelir, iş güvencesi ve barınma bir ilişkinin hangi yanını etkiliyor, hangi yanını etkilemiyor?

Dört adım atacağız. Önce yoksul çiftler hakkında yaygın bir varsayımı, yani evliliğe daha az değer verdikleri ve ilişki becerilerinin eksik olduğu düşüncesini, verilerle sınayacağız. Sonra paranın yetmediği dönemlerde konuşmanın ve memnuniyetin nasıl değiştiğine bakacağız. Üçüncü adımda düşük gelirli çiftlere sunulan ilişki programlarının neden beklenen sonucu vermediğini, dördüncü adımda da ilişkiyi dışarıdan taşıyan desteklerin rolünü tartışacağız.

Sıfır noktası

Ekonomik baskının ilişkiye hangi zincirle yansıdığını M08-D05 ayrıntılı biçimde göstermişti; o modeli burada yeniden kurmayacağız. Bu dersin sorusu bir adım geride duruyor: Yoksul bir çiftin çatışmasına bakan biri, o çatışmayı kişilerin bir kusuru olarak mı, yoksa yaşadıkları koşulun bir ürünü olarak mı okuyor?

Sosyoekonomik koşul derken gelirden fazlasını kastediyoruz: eğitim, işin güvencesi, oturulan mahalle, sağlık hizmetine ve çocuk bakımına erişim, beklenmedik bir masrafı karşılayacak birikimin olup olmaması. Bunlar bir arada bir çiftin gündelik hayatının zeminini oluşturuyor. Aynı tartışma, bu zemin sağlamken bir kahve molasında kapanabilir; zemin çatırdarken aynı tartışma bir gecenin uykusunu götürebilir.

M14-D01, ilişki biliminin büyük ölçüde orta sınıf ve üniversite eğitimli katılımcılardan beslendiğini anlatmıştı. Bu yüzden "sağlıklı ilişki" tarifi çoğu zaman o katılımcıların hayatından çıkarılmış bir tarif. Yoksul çiftler bu tarife vurulduğunda, eksik görünen şey bazen beceri değil, tarifin içinde hiç hesaba katılmamış koşullar oluyor.

Mekanizma

Kusur mu, koşul mu?

Bazı ülkelerde düşük gelirli gruplarda evlilik oranının daha düşük, boşanma oranının daha yüksek olması, politika yapıcıları bu gruplara yönelik ilişki programları tasarlamaya yöneltti. Bu programların bir kısmı iki varsayıma dayanıyordu: Yoksul insanlar evliliğe yeterince değer vermiyordur ve ilişkideki sorunları yönetecek becerilerden yoksundur.

Trail ve Karney bu iki varsayımı doğrudan sınadı.

Bu bulgu varsayımı ters yüz ediyor. Düşük gelirli katılımcılar evliliği küçümsemiyordu; aksine onu daha geleneksel biçimde önemsiyordu. Evlilik için daha yüksek ekonomik beklentilerinin olması da bir çelişki değil: Evliliği ciddiye alan biri, kirasını ödeyemediği bir hayatta evlenmeyi ertelemeyi seçebilir. Değer farkı yok, koşul farkı var.

Yaygın yanlış"Yoksul çiftler evliliğe daha az değer veriyor."
Doğrusu

Trail ve Karney'in 6.012 kişilik örnekleminde düşük gelirli katılımcılar evliliğe karşı daha geleneksel değerler taşıyordu; romantik beklentileri de daha yüksek gelirlilerle benzerdi. Ayrıştıkları yer, evlilik için ekonomik koşulları daha çok önemsemeleri ve parayla ilgili sorunları daha çok yaşamalarıydı.

Para yetmediğinde konuşma da değişir

M08-D05, Williamson ve ekibinin kodladığı ev içi konuşmalarda olumsuzluğu en iyi kestiren etkenin paranın yetmemesi ve zorlu olaylar olduğunu aktarmıştı. Buradan çıkan sonuç: Kevser ile Ufuk'un balkon kapısını çarpan tartışması, iletişim becerisinin bir ölçüsü olmaktan çok, o ayın yükünün bir ölçüsü olabilir.

Gençlerle yapılan iki büyük ulusal veri setinde Halliday Hardie ve Lucas (2010) da benzer bir yöne işaret etti: Ekonomik etkenler hem evli hem birlikte yaşayan çiftlerde çatışmanın önemli bir yordayıcısıydı ve ekonomik zorluk daha fazla çatışmayla bağlantılıydı. Şefkat ise kısa vadeli ekonomik göstergelerden çok, eğitim gibi uzun vadeli birikimlere duyarlıydı.

Peki düşük gelirli çiftlerin evlilikleri ortalamada daha mı mutsuz? Burada sezgimiz bizi yanıltabiliyor.

Bu ayrım önemli. Düşük gelirli bir çift kendi ilişkisini "kötü" diye tarif etmeyebilir; tarif ettiği şey çoğu zaman öngörülemezlik. İş varken her şey yolunda, iş yokken her şey yokuş. Jackson ve ekibinin bulgusunda karı ile koca arasındaki farkın büyük olması da aynı tabloya uyuyor: Gelirdeki her sarsıntı iki eşe aynı biçimde dokunmuyor, biri o ay daha çok taşıyor.

Yaygın yanlış"Düşük gelirli çiftlerin evlilikleri daha mutsuzdur."
Doğrusu

Jackson ve ekibinin dört yıllık izleminde daha düşük gelirli çiftlerin ortalama memnuniyeti daha varlıklı çiftlerden düşük değildi ve daha hızlı da düşmüyordu. Fark ortalamada değil, inip çıkışlardaydı: Memnuniyetleri ölçümden ölçüme daha çok değişiyordu.

Programların sınırı

M06-D12, düşük gelirli çiftlere yönelik ilişki eğitimi programlarının sonuçlarını iki çalışmayla tartışmıştı: Hawkins ve Erickson'ın derlediği kontrol gruplu çalışmalardaki etkiler çok küçüktü; Wood ve arkadaşlarının binlerce çiftlik rastgele atamalı değerlendirmesinde ise program temel amaçlarına ulaşamamıştı. O derste bu sonuçları bir yöntem sorusu olarak okumuştuk. Burada aynı sonuçlara bağlamın gözüyle bakalım.

Bir programın tutması için önce çiftin ona ulaşabilmesi gerekiyor. Akşam vardiyası, çocuk bakımı, yol parası, bir oturumu kaçırınca geri dönmenin utancı: Bunların hiçbiri iletişim becerisiyle ilgili değil, ama hepsi programın kapısında duruyor. İkinci engel içerikle ilgili. Beceri eksikliği varsayımıyla kurulmuş bir program, çiftin yaşadığı sorunu beceri sorunu olarak çerçeveliyor; Trail ve Karney'in bulgusu ise o sorunun önemli bir kısmının başka yerden geldiğini söylüyor.

Yardım aramanın önündeki engelleri doğrudan çiftlere soran bir çalışma bu tabloyu tamamlıyor.

Bu bulguda dikkat çeken şey, en büyük engellerin tutumsal değil yapısal olması. Çiftler yardımı küçümsemiyordu; parası ve adresi yoktu. Çevresinde terapiye gitmiş birini tanımak bile bir kapı açıyordu.

Yaygın yanlış"Düşük gelirli çiftler yardım almakla ilgilenmez."
Doğrusu

Williamson, Karney ve Bradbury'nin görüştüğü 231 yeni evli çift, terapiye başvurmanın önündeki en büyük engel olarak isteksizliği değil, maliyeti ve nereye gidileceğini bilmemeyi gösterdi. Önceden bir müdahaleyle tanışmış olmak ya da çevresinde terapiye gitmiş biri bulunmak başvuru olasılığını artırıyordu.

Yapısal destek: ilişkiyi dışarıdan taşımak

Programlar beklentinin altında kaldığında akla gelen soru şu oluyor: Düşük gelirli çiftlerin ilişkilerini güçlendirmek için başka ne yapılabilir? Lavner, Karney ve Bradbury bu soruya politika düzeyinde yanıt aradı.

Yapısal destek ilişki becerisini gereksiz kılmıyor. M08-D05, ekonomik baskı altında bile sorunları iyi çözen çiftlerin daha korunaklı kaldığını göstermişti. Ama beceri, yükü hafifletmiyor; yalnız yükün altında nasıl durulacağını değiştiriyor. Yükün kendisini değiştirmek çoğu zaman çiftin ve terapistin elinin dışında, kurumların ve politikaların alanında.

Yaygın yanlış"Bir ilişkiyi ayakta tutmak yalnız iki kişinin elindedir."
Doğrusu

Trail ve Karney ile Lavner ve ekibi, düşük gelirli çiftlerin güçlüklerinin önemli bir kısmının ekonomik ve toplumsal koşullardan geldiğini ve bu koşulları hafifletmenin de ilişkiyi desteklemenin yollarından biri sayılabileceğini savunuyor. Çiftin emeği önemli; ama dışarıdan binen yükü yalnız o emekle kaldırmak beklenmemeli.

Usta katmanı

Geçim derdiyle başvuran çiftlerde terapist önce kendi bakışını yoklar. Çiftin çatışmasını dinlerken içinden "bunlar konuşmayı bilmiyor" diye geçiriyorsa, M14-D01'in uyardığı örneklem sorununu kendi odasına taşıyor olabilir. Bu çiftin olumsuz iletişimi, M08-D05'te gördüğümüz gibi, o ayın yüküyle birlikte inip çıkıyor olabilir.

Pratik bir başlangıç, çatışmanın zaman çizelgesini çıkarmaktır: Kavgalar hangi haftalarda yoğunlaşıyor, gelirdeki hangi sarsıntılarla örtüşüyor? Bu çizelge çifte bir şey kazandırır: Birbirlerini kusurlu bir eş olarak değil, aynı fırtınanın içindeki iki kişi olarak görmeye başlarlar. Jackson ve ekibinin dalgalanma bulgusu burada yol gösterici; hedef yalnız iyi günleri artırmak değil, iniş dönemlerine birlikte hazırlanmak olabilir.

Terapist erişimi de düzenler. Seans saatini vardiyaya göre ayarlamak, ücreti gelire göre kademelendirmek, gerektiğinde çevrim içi görüşme sunmak ve çifti mali danışmanlık, istihdam ya da sosyal hizmet kaynaklarıyla buluşturmak çift terapisinin dışında sayılmamalı. Bu kaynakları bilmek, terapistin işinin bir parçası.

Bir ayrım da hep akılda tutulur. Yoksulluk ile M13-D05'te ele alınan ekonomik şiddet aynı şey değil: Birinde iki kişi birlikte yoksunluk yaşar, ötekinde biri paranın anahtarını ötekini denetlemek için elinde tutar. Ekonomik sıkışıklık bu kontrolü gizleyebilir; "paramız yok" cümlesinin arkasında bir partnerin kartına, maaşına, işine el konulması da durabilir. Böyle bir iz görülürse çift oturumuna devam etmeden önce, para üzerindeki denetimin ve evdeki korkunun boyutu kişiyle baş başa açılır; ortak terapi o noktada bekletilir.

Kanıtın sınırı

Buradaki kartların en az ikisi açıkça ABD'deki politika tartışmalarına ve örneklemlerine dayanıyor, öbür ikisinin özeti ülke belirtmiyor; düşük gelirli olmanın anlamı, sosyal yardımların yapısı ve evlilik ile birlikte yaşama arasındaki tercihin hukuki sonuçları ülkeden ülkeye değişiyor. Türkiye'deki düşük gelirli çiftlerin bu tabloya ne ölçüde benzediği bu kaynaklardan okunamıyor ve doğrudan genellemek doğru olmaz. Trail ve Karney'in anketi kesitsel; değerler ile sorunlar aynı anda ölçüldü. Jackson ve ekibinin izlemi evliliğin yalnız ilk dört yılını kapsıyor ve dalgalanmanın neden ortaya çıktığını doğrudan ölçmüyor. Williamson ve ekibinin örneklemi yeni evlilerden oluşuyor. Lavner ve ekibinin önerisi bir uzman değerlendirmesi; ekonomik desteklerin ilişkiye etkisini doğrudan sınayan rastgele atamalı çalışmaların sonuçları burada incelenmedi ve bu sorunun yanıtı hâlâ sınırlı bilgiye dayanıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yoksulluk bir ilişkinin karakteri değil, içinde yaşadığı koşuldur. Düşük gelirli insanların evliliği küçümsediği varsayımı verilerle desteklenmiyor; ayrıştıkları nokta ekonomik beklentiler ve parayla ilgili sorunlar. Bu çiftlerin ilişkisini ortalamadan çok öngörülemezlik zorluyor; iyi ve kötü dönemler arasındaki savrulma, mutsuzluktan farklı bir yük. Becerileri öğreten programlar düşük gelirli çiftlerde sınırlı ve karışık sonuçlar verdi; kapıdaki engeller çoğu zaman maliyet ve bilgi. İlişkiyi dışarıdan hafifleten düzenlemeler de ilişkiyi desteklemenin bir yolu. Ve kıtlık ile denetim birbirine karışmamalı: "Paramız yok" bazen bir yokluğu, bazen bir kontrolü anlatır.

Sonraki derse köprü

Kira artışı karşısında bazı çiftler başka bir yol seçiyor: anne babanın yanına taşınmak, ya da yaşlanan bir ebeveyni kendi evlerine almak. Bu tercih bir masrafı hafifletirken yeni sorular doğuruyor. Kapısı kilitlenen bir oda var mı? Akşam yemeğinde kimin söylediği geçerli? Bir çiftin kendi kararı, aynı çatı altındaki başka bir kuşağın beklentisiyle karşılaştığında nerede durur? Ve bu sorular, aynı evi paylaşmanın olağan sayıldığı bir kültürde ile istisna sayıldığı bir kültürde aynı biçimde mi sorulur? Çok kuşaklı evler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.