İçeriğe geç

M08-D09

Kaygı ve ilişki

Kaygının güvence arama ve kaçınma üzerinden ilişkiye etkisini ve eşin kaygıyı istemeden nasıl sürdürebileceğini açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M08, Duygular, stres ve ilişki · 2.848 kelime · 17 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kaygı bozukluğu ile bağlanma kaygısı ayrı şeylerdir; birinin korkusu bir tehlikeye, öbürünün korkusu sevginin kaybına yöneliktir.

Güvence sorusunun cevabı kaygıyı o an susturur; ertesi gün aynı sorunun geri gelmesi, cevabın kalıcı bir iş görmediğinin işaretidir.

Kaçınma bir kişinin değil, bir çiftin takvimini daraltır; bedeli çoğu zaman kaygıyı yaşamayan eşe de çıkar.

Belirtiye uyum sevgiyle başlar; zamanla kaygının kuralları evin kuralları hâline gelebilir.

Kaygılı kişiyi desteklemek ile kaygının istediğini yapmak farklıdır; ilki kişiye, ikincisi korkuya hizmet eder.

Açılış sahnesi

Nehir otuz dört yaşında, bir yayınevinde editör. Son bir yılda kaygısı, kendi deyişiyle, "evin bir odası olmuş". Alper işten çıkınca ona bir mesaj atıyor: "Çıktım." Yolda bir mesaj daha: "Köprüdeyim." Kapıdan girince üçüncüsü gerekmiyor, ama Nehir yine de soruyor: "Yolda bir şey olmadı, değil mi?"

Alper bu düzeni kendisi önermişti. İlk aylarda işe yarıyordu; mesaj geldikçe Nehir'in omuzları iniyordu. Sonra liste uzadı. Ocağın kapalı olduğunu fotoğrafla göstermek, gece kapıyı iki kez kilitlemek, kalabalık bir alışveriş merkezine gitmemek. Kardeşinin İzmir'deki düğününe Alper tek başına gitmedi, çünkü Nehir bir gece yalnız kalmayı düşünemiyordu.

Bir pazar akşamı Alper mutfakta, sesini yükseltmeden, bir cümle kuruyor: "Ben her şeyi yapıyorum, ama sen hiç rahatlamıyorsun." Nehir bu cümleyi bir suçlama olarak duyuyor ve ağlıyor. Alper ise kendi cümlesinden korkuyor, çünkü içinde bir soru saklı: Yaptığı her şey kaygıyı azaltıyor mu, yoksa ona yer mi açıyor?

Bu derste ne olacak

Bu ders kaygının bir ilişkinin içinde nasıl yaşadığına bakıyor. Önce kaygı ile ilişki sıkıntısı arasındaki bağa dair geniş bir taramayı, sonra çiftlerin gün gün tuttuğu kayıtları okuyacağız. Ardından kaygının ilişkiye iki ana kapısını ayıracağız: güvence istemek ve kaçınmak. Son olarak dersin asıl sorusuna geleceğiz: Seven, yardım etmek isteyen bir eş, kaygıyı farkında olmadan nasıl besleyebilir ve bunun yerine ne yapılabilir?

M08-D08 çökkünlüğün ilişkiye etkisini ele aldı. Bu ders başka bir duygunun izini sürüyor: tehlikeyi önceden görmeye çalışan, hep bir adım öndeki zihin.

Sıfır noktası

Önce bir karışıklığı ayıralım. Bu seride kaygı sözcüğü daha önce başka bir anlamla geçti. M04-D02, bağlanma kuramının iki boyutundan birine bu adı verdi; M04-D04 kaygılı bağlanmayı ve sevginin sürekli sınandığı döngüyü işledi. O ders terk edilme korkusuyla ilgiliydi. Bu ders ise daha geniş bir şeyle ilgili: hastalık, kaza, utanç, kontrol kaybı gibi pek çok konuya yayılabilen kaygılı ruh hâli ve kaygı bozuklukları. İkisi aynı kişide birlikte bulunabilir, ama aynı şey değil.

İkinci ayrım tanıyla ilgili. Kaygının ne zaman bir bozukluk sayıldığını, korkudan nasıl ayrıldığını Terapi Akademisi işliyor: Terapi S04-P01-D05 kaygı ile korkuyu, Terapi S04-P01-D06 obsesif-kompulsif belirtileri ele alıyor. Bu ders kimseye tanı koymuyor ve tedavi önermiyor. Sorusu daha dar: Kaygı, adı ne olursa olsun, iki kişinin arasına girdiğinde neyi değiştiriyor?

Mekanizma

Kaygı ile ilişki sıkıntısı yan yana

Kaygının ilişkiyle bağını gösteren ilk kanıt türü geniş taramalardan geliyor. Bu taramalar bir anlık fotoğraf çekiyor: Aynı kişide hem ilişki sıkıntısı hem de bir ruhsal bozukluk var mı?

M08-D08'de çökkünlükle evlilik sıkıntısı arasındaki bağı gösteren nüfus taraması, aynı veride kaygı bozuklukları için de benzer bir tablo çiziyor: Evlilik sıkıntısı bildiren kişilerde kaygı bozuklukları daha sık görülüyordu ve yaygın anksiyete bozukluğu en güçlü bağı olanlar arasındaydı. Tarama kesitsel olduğu için hangisinin önce geldiğini söylemiyor.

Bu bulgu bir yönü söylemiyor. Kaygı ilişkiyi yıpratıyor olabilir; yıpranmış bir ilişki kaygıyı artırıyor olabilir; ikisini birden besleyen üçüncü bir etken olabilir. Hatta en olası tablo, üçünün aynı evde aynı anda işlemesi. Daha ince bir soru sormak için ölçümü günlük hayata indirmek gerekiyor.

Yaygın yanlış"Kaygı kişinin kendi meselesidir, ilişkiyi ilgilendirmez."
Doğrusu

Whisman'ın nüfusu temsil eden taramasında evlilik sıkıntısı kaygı bozukluklarıyla bir arada görüldü; Zaider ve arkadaşlarının günlük kayıtlarında da bir eşin kaygısı iki eşin ilişki algısıyla birlikte değişti. Kaygı tek bir kişide başlasa bile ilişkinin günlük havasına karışabiliyor.

Son cümle dersin kalbine yakın. Karısının kaygısına sık sık göre davranan kocalar, o kaygıyı kendi bedenlerinde daha çok taşıyor görünüyordu. Bu bulgu bir neden sonuç zinciri kurmuyor, ama bir ihtimali açıyor: Kaygıya yer açmak, kaygının iki kişiye yayılmasının yollarından biri olabilir.

Güvence: kısa rahatlama, uzun döngü

Kaygının ilişkiye girdiği ilk kapı soru sormak. "Emin misin?" "Gerçekten bir şey yok mu?" "Kapıyı kilitledin mi?" Soru sorulur, eş cevap verir, kaygı bir süreliğine iner. Tam bu iniş döngünün motorudur: Rahatlama öğretici bir ödül gibi işler ve bir sonraki kaygıda aynı yola gidilir.

M04-D04 bu seride aşırı güvence arayışını sevginin sınanması bağlamında adlandırdı. Kaygı bozukluklarında güvence arayışı çoğu zaman sevgiyle değil, bir tehlikeyle ilgilidir: bir hastalık, yanlış yapılmış bir iş, kilitlenmemiş bir kapı. Konu değişiyor, döngünün iskeleti aynı kalıyor.

Yazarlar güvence arayışının kaygıyı sürdürmedeki rolünün daha çok araştırılması gerektiğini söylüyor. Yani "güvence kaygıyı besler" cümlesi bu çalışmanın sonucu değil, bu alanda yaygın bir çalışma varsayımı. Yine de gündelik gözlem aynı yönü gösteriyor: Cevap ne kadar kesin olursa olsun, ertesi gün soru yeniden geliyor.

Yaygın yanlış"Kaygılı birine en iyi yardım, her sorusuna sabırla güvence vermektir."
Doğrusu

Güvence anlık bir rahatlama sağlıyor, ama Kobori ve Salkovskis'in de vurguladığı gibi güvence arayışının kaygıyı sürdürmedeki rolü ciddiye alınan bir soru. Sabır değerli; sorun, sabrın tek araç olarak kalması ve her cevabın bir sonraki soruyu çağırması.

Kaçınma: ortak takvimin yeniden yazılması

Kaygının ikinci kapısı kaçınmak. Kalabalıktan, uçaktan, toplantıdan, yalnız kalmaktan, bir hastaneden uzak durmak. Kaçınma tek bir kişinin hayatını daraltır gibi görünür, ama ilişkide bir takvim iki kişinin takvimidir. Biri bir yere gidemiyorsa öbürü de çoğu zaman gitmiyor; biri yalnız kalamıyorsa öbürü de bir yere kımıldayamıyor.

Kaçınmanın bir aldatıcı yanı var: İşe yarıyor. Kalabalık bir yere gidilmediği gün panik de gelmiyor. Kişi bundan kaçınmanın onu koruduğu sonucunu çıkarıyor; oysa öğrenemediği şey, gitseydi muhtemelen dayanabileceği. Terapi S04-P01-D05'in kanıtlanamayan güvenlik dediği şeye burada iki kişi birlikte yaslanıyor.

Yaygın yanlış"Kaygılı eşin korktuğu durumlardan uzak tutulması onu korur."
Doğrusu

Kaçınma kaygıyı o gün için düşürüyor, ama Lebowitz ve arkadaşlarının taradığı çalışmalarda kaygıya göre düzenlenen aile davranışları daha ağır belirtilerle ve daha zayıf tedavi sonuçlarıyla ilişkili çıktı. Uzak tutmak koruyor gibi görünüp korkunun hiç sınanmamasına yol açabilir.

Eşin istemeden ortak olması

Şimdi açılıştaki soruya dönebiliriz. Alper'in mesajları, ocağın fotoğrafları, gidilmeyen düğün: Bunların her biri sevgiyle yapılmış küçük değişiklikler. Araştırmacılar bu değişikliklerin toplamına bir ad veriyor.

Bu kavramın en zor yanı ahlaki bir yük taşımaması gerekiyor olması. Uyum sağlayan eş kötü bir şey yapmıyor; çoğu zaman yapabileceği en sevecen şeyi yaptığını düşünüyor. M08-D07, istenenden fazla verilen desteğin ilişkide nasıl işlediğini tartıştı. Belirtiye uyum bunun özel bir hâli: Fazla olan şey yalnız destek değil, korkunun haklı olduğuna dair verilen örtük bir onay.

Zaider ve arkadaşlarının bulgusu burada ikinci bir ayrım öneriyor. Kocanın kaygıya özgü verdiği destek, kaygı ile ilişki niteliği arasındaki bağı değiştiriyordu. Özet bu değişikliğin yönünü ayrıntılandırmıyor, ama iki şeyin aynı olmadığını gösteriyor: kaygıyı anlamak ve onunla yan yana durmak bir şey, kaygının koyduğu kuralları uygulamak başka bir şey.

Yaygın yanlış"Eşinin kaygısına uyum sağlamayı bırakmak, onu yalnız bırakmak demektir."
Doğrusu

Uyumu azaltmak desteği geri çekmek anlamına gelmiyor. Lebowitz ve arkadaşlarının derlemesinde tedavilerin uyumu azaltmayı bir hedef olarak almaya başladığı görülüyor; bu genellikle ani bir kesinti olarak değil, kaygılı kişinin de bildiği ve kabul ettiği bir plan olarak yürütülüyor. Desteğin biçimi değişir, varlığı değil.

Usta katmanı

Terapist bir çiftte kaygıyla karşılaştığında ilk iş, kaygının ilişkinin konusu mu yoksa ilişkinin içinde yaşayan bir yük mü olduğunu ayırmaktır. Bağlanma kaygısı, M04-D04'te gördüğümüz gibi doğrudan ilişkiyle ilgili bir korku. Sağlık, kontrol ya da sosyal yargılanma üzerine bir kaygı ise ilişkinin dışından gelip içine yerleşiyor. İkisi farklı sorularla ele alınır ve ikisinin birlikte bulunması tabloyu karmaşıklaştırır.

İkinci iş, eşin uyumunu haritalamaktır. Hangi soruya cevap veriliyor, hangi yere gidilmiyor, hangi kontrol birlikte yapılıyor? Bu harita suçlamadan çıkarılmalı. Uyum sağlayan eşe "Siz kaygıyı besliyorsunuz" demek, onu yıllardır taşıdığı yükten dolayı bir de suçlu ilan etmek olur. Çerçeve şu olabilir: Bu davranışlar kriz anında işe yaramış, ama artık kaygının kurallarına dönüşmüş.

Üçüncü iş tedavi yönlendirmesidir. Ağır bir kaygı bozukluğu tablosu varsa, kaygılı kişinin bireysel bir uzmanla görüşmesi çift çalışmasını tamamlar; çift çalışması onun yerini tutmaz. Kaygı, partneri kontrol etmenin bir aracına dönüştüyse, konum takibi dayatılıyor, kişi arkadaşlarından uzaklaştırılıyor ya da evde korkuyla yaşıyorsa, "kaygı" sözcüğü bu durumun adı olmamalı. Kaygı bir denetim aracına dönüşmüşse, uyumu azaltma çalışmasından önce, iki eşle ayrı ayrı oturup evde kimin korku duyduğunu öğrenmek gerekir.

Kanıtın sınırı

Kaygı ile ilişki sıkıntısı arasındaki bağı gösteren geniş tarama kesitsel; hangisinin önce geldiğini söylemiyor. Gün gün kayıtlara dayanan çiftler çalışması daha ince bir ilişki gösteriyor, ama küçük bir gruptan geliyor ve yalnız kaygı bozukluğu tanısı almış eşin kadın olduğu çiftleri kapsıyor; kaygılı eşin erkek olduğu ya da eşcinsel çiftlerde aynı örüntünün tekrarlanıp tekrarlanmadığı bilinmiyor. Güvence arayışı çalışması bir ölçek geliştirme çalışması ve güvencenin kaygıyı sürdürdüğünü doğrudan sınamıyor. Belirtiye uyum üzerine derleme ise farklı yaş gruplarını ve farklı bozuklukları bir araya getiriyor; bulguların yetişkin çiftlere ne ölçüde genellenebileceği tartışmaya açık. Bu derse taşınan verilerin içinde Türkiye'den bir örneklem bulunmuyor; aile ilişkilerinin daha sıkı örüldüğü bir kültürde uyumun kimlerin omzuna dağıldığı ayrıca sorulmalı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kaygı bozukluğu ile bağlanma kaygısı ayrı şeylerdir; birinin korkusu bir tehlikeye, öbürünün korkusu sevginin kaybına yöneliktir.

Güvence sorusunun cevabı kaygıyı o an susturur; ertesi gün aynı sorunun geri gelmesi, cevabın kalıcı bir iş görmediğinin işaretidir.

Kaçınma bir kişinin değil, bir çiftin takvimini daraltır; bedeli çoğu zaman kaygıyı yaşamayan eşe de çıkar.

Belirtiye uyum sevgiyle başlar; zamanla kaygının kuralları evin kuralları hâline gelebilir.

Kaygılı kişiyi desteklemek ile kaygının istediğini yapmak farklıdır; ilki kişiye, ikincisi korkuya hizmet eder.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir eşin, partnerinin zorluğuna yardım etmek isterken o zorluğun sürmesine nasıl katkıda bulunabileceğini gördük. Benzer bir soru alkol ve madde kullanımında da sorulur, ama orada tablo farklı biçimde işler: Kullanımın kendisi ilişkiye zarar verir, eş de kullanımın sonuçlarını örtmek, açıklamak ya da üstlenmek arasında sıkışır. Sıradaki ders kullanımın ilişkiye etkisini, eşin farkında olmadan oynayabileceği rolü tartışan kavramları ve hem kullanan kişi hem de partneri için destek yollarını değerlendiriyor: Bağımlılık ve ilişki.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.