M08-D08
Depresyon ve ilişki
Depresyon ile ilişki sorunları arasındaki iki yönlü bağı açıklar ve eşin nasıl destek olabileceğini sınırlarıyla belirler.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M08, Duygular, stres ve ilişki · 3.099 kelime · 18 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Terapi Akademisi’nde: S09-P01-D02
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Mutsuz bir evlilik yalnızca depresyonun ardından gelmiyor; izleme verileri onun yeni depresif dönemlerden önce de görülebildiğini gösteriyor.
Yeni evli çiftlerde doyum ile belirtiler zaman içinde birbirini karşılıklı olarak etkiledi; hangisinin önce geldiğini sormak yerine döngünün hangi noktasına dokunulabileceğini sormak daha verimli.
Sevinmeyen, çekilen ya da çabuk parlayan bir partner, bir reddedilişi değil bir belirtiyi gösteriyor olabilir.
Depresyondaki birinin yanında yaşayan kişi de yük taşır ve onun da desteğe ihtiyacı vardır.
Eş eşlik edebilir, cesaretlendirebilir, yükü paylaşabilir; tanı koymak, ilaç önermek ve tedavi etmek onun işi değildir. Kendine zarar verme sözleri ertelenmez.
Açılış sahnesi
Doğan son üç aydır işten geldiğinde ceketini sandalyeye bırakıp koltuğa oturuyor ve orada kalıyor. Eskiden cumartesi sabahları pazara giderlerdi; şimdi Zehra kapıda ayakkabısını giyerken Doğan "Sen git, ben yorgunum" diyor. Akşam yemeğinde sorulara tek kelimeyle cevap veriyor. Gece geç yatıyor, sabah zor kalkıyor.
Zehra ilk ay bunu işteki yeni müdüre bağladı. İkinci ay kendine bakmaya başladı: Bir şey mi yaptım, artık benden sıkıldı mı? Üçüncü ay sabrı tükendi. Bir pazar akşamı "Benimle yaşamak bu kadar mı zor?" diye bağırdı. Doğan bir şey söylemedi, yatak odasına geçti, kapıyı kapadı.
Ertesi sabah Doğan mutfakta, çayı dökerken alçak sesle bir şey söyledi: "Sorun sen değilsin. Hiçbir şeyden tat almıyorum. Uyanınca neden kalktığımı bilmiyorum." Zehra'nın üç aydır kendine yönelttiği soru bir anda başka bir soruya dönüştü. Ama ilk soru da tamamen kaybolmadı; evde son aylarda kurulan mesafe gerçekti ve ikisi de ondan yorulmuştu.
Bu ders o iki soruyu birlikte tutmaya çalışıyor: Depresyon ilişkiyi nasıl etkiler, ilişki depresyonu nasıl etkiler ve yanındaki kişi ne yapabilir, neyi yapamaz?
Bu derste ne olacak
Önce mutsuz bir evliliğin sonradan depresyonun ortaya çıkma olasılığıyla bağını gösteren bir izleme çalışmasına ve geniş bir ulusal taramaya bakacağız. Ardından yönü tersine çevireceğiz: Depresif belirtiler evdeki gündelik hayatı ve ilişki doyumunu nasıl etkiliyor? Üçüncü adımda yanındaki kişinin, yani depresyondaki birinin eşinin, taşıdığı yüke geçeceğiz. Son olarak eşin destek olabileceği alanı ve bu alanın nerede bittiğini konuşacağız.
Bu ders bir tanı dersi değil. Depresyonun belirtileri, süreleri ve tanı ölçütleri Terapi S04-P01-D08'de ayrıntılı işleniyor; burada o ölçütleri tekrar etmeyeceğiz. Burada sorumuz şu: İki kişinin paylaştığı bir hayata depresyon girdiğinde ne değişiyor?
Sıfır noktası
Gündelik dilde "depresyondayım" sözü bazen kötü geçen bir haftayı, bazen aylardır süren bir çöküşü anlatıyor. Bu belirsizlik ilişkide de karışıklık yaratıyor. Eşlerden biri yaşadığını ciddiye alınmayan bir durgunluk gibi anlatabilir, öteki onu geçici bir keyifsizlik sanabilir. Ya da tersine, sıradan bir yorgunluk hemen bir hastalık adıyla okunabilir. Bu derste depresyon sözcüğünü klinik anlamında, bir uzmanın değerlendirmesini gerektiren bir tablo için kullanıyoruz; belirtilerin evdeki karşılığına bakıyoruz.
Mekanizma
İlişkiden depresyona
İlişkideki mutsuzluğun depresyonla birlikte görüldüğü uzun zamandır biliniyor. Asıl soru, mutsuzluğun depresyondan önce gelip gelemeyeceğiydi. Bunu sınamanın bir yolu, başlangıçta depresyonda olmayan insanları izleyip kimlerde yeni bir depresif dönem başladığına bakmak.
Bu bulgu önemli, çünkü depresyonun yalnızca ilişkiyi bozan bir şey olmadığını, ilişkideki sıkıntının da bir risk etkeni olabileceğini düşündürüyor. Aynı yazar sonraki yıllarda daha geniş bir tabloya baktı.
İki bulgu birlikte okunduğunda şu tablo çıkıyor: Mutsuz bir evlilik depresyonla sık birlikte görülüyor ve izleme verisi bu mutsuzluğun yeni depresif dönemlerden önce gelebildiğini gösteriyor. M08-D05 dışarıdan gelen stresin eve nasıl taşındığını anlatmıştı; burada stresin kaynağı evin kendisi.
Depresyondan ilişkiye
Bağın yalnızca tek bir yöne işlemediği de görülüyor. Depresyonun belirtileri, yani ilgi kaybı, yorgunluk, içe kapanma, karamsarlık ve sinirlilik, iki kişinin her günkü etkileşimine doğrudan giriyor.
Bu bulgunun gündelik anlamı şu: Bir eşin depresyonu, ilişkideki havayı ağırlaştırıyor; ağırlaşan hava da belirtileri besleyebiliyor. İki taraf bu döngünün içindeyken hangisinin önce geldiğini sormak çoğu zaman pek bir şey kazandırmıyor. Daha işe yarar soru, döngünün hangi halkasına dokunulabileceği.
Açılıştaki Zehra'nın üç ay boyunca yaşadığı karışıklık da buradan doğuyor. Doğan'ın ilgisizliği bir belirtiydi, ama Zehra onu bir mesaj olarak okudu: artık beni sevmiyor. M04-D06'da adı konan talep ve geri çekilme döngüsü burada kolayca kurulabiliyor. Bir eş daha çok ilgi ister, depresyondaki eş daha çok çekilir, bu da ilgi isteyenin sesini yükseltir.
Yaygın yanlış"Evlilikteki mutsuzluk ancak depresyonun bir sonucudur; önce kişi hastalanır, sonra evlilik bozulur."
Whisman ve Bruce'un çalışmasında başlangıçta depresif dönemde olmayan ve evliliğinden memnun olmayan kişilerde yeni bir depresif dönem başlama riski daha yüksekti; Davila ve arkadaşlarının yeni evli çiftlerinde ise etki iki yönde de görüldü. Bozulma iki taraftan da başlayabiliyor.
Yanındaki kişinin yükü
Depresyon konuşulurken dikkat çoğu zaman belirtileri yaşayan kişiye yöneliyor. Ama aynı evde yaşayan eş de bu süreçten etkileniyor: İşleri üstleniyor, sosyal hayatı daralıyor, geleceğe dair kaygılanıyor ve çoğu zaman kendi yorgunluğunu dile getirmeye hakkı olmadığını düşünüyor.
M08-D01 duyguların bir eşten ötekine geçebildiğini anlatmıştı. Benazon ve Coyne'un bulgusu bu açıklamaya önemli bir ekleme yapıyor: Eşin çöken ruh hâli yalnızca bir duygunun ona geçmesiyle değil, üstlendiği somut yüklerle de açıklanabiliyor. Bu ayrım pratikte önemli; çünkü yük azaltılabilir, paylaşılabilir, adı konabilir.
Yaygın yanlış"Depresyondaki kişinin eşi sağlıklıdır; destek ona değil, hastaya gerekir."
Benazon ve Coyne'un çalışmasında eşler genel nüfus normlarına göre belirgin biçimde daha fazla depresif ruh hâli bildirdi ve bunu açıklayan şey büyük ölçüde üstlendikleri yüklerdi. Yanındaki kişinin de bir destek ağına ihtiyacı var.
Destek olmanın sınırları
M08-D07 eşler arasında desteğin nasıl verildiğini ve alındığını ele aldı. Depresyonda bu soru keskinleşiyor: Eşin sevgisi, sabrı ve ilgisi ne kadarını değiştirebilir?
Burada iki hata yaygın. Birincisi, eşin bütün sorumluluğu üstlenip terapist, hemşire ve tek dost rolüne girmesi. İkincisi, sorunu tümüyle bireysel sayıp ilişkiyi hesaptan çıkarması. Araştırma bu iki uç arasında bir yer gösteriyor.
Bu sonuç eş için iki şey söylüyor. İlişkiye yapılan yatırım belirtileri tek başına ortadan kaldırmayabilir; depresyonun kendi tedavisi bir uzmanın işi. Ama ilişkideki sıkıntıyı azaltmak da boş bir çaba değil; iki kişinin aynı evde nasıl yaşadığı değişebiliyor.
Eşin yapabileceği şeyler daha alçakgönüllü ama gerçek: Değişikliği yargılamadan adlandırmak, profesyonel destek aramayı cesaretlendirmek ve randevuya eşlik etmeyi teklif etmek, gündelik işleri geçici olarak yeniden paylaşmak, belirtiyi kişisel bir reddediliş olarak okumamaya çalışmak. Yapamayacağı şeyler de var: tanı koymak, ilaç önermek ya da kesmek, depresyonu sevgiyle "çözmek".
Bir sınır daha var ve ertelenmemesi gerekiyor. Partner kendine zarar vermekten ya da yaşamına son vermekten söz ediyorsa bu bir ilişki konusu olarak bekletilmez: Aynı gün bir ruh sağlığı uzmanına ulaşmak, tehlike yakınsa acil yardım hattını aramak ya da en yakın acil servise gitmek gerekir. Eşin bu yükü tek başına taşıması beklenmez.
Yaygın yanlış"Eşim beni yeterince sevseydi, sevgim onu iyileştirirdi."
Barbato ve D'Avanzo'nun meta-analizinde çift terapisi ilişki sıkıntısını azalttı ama depresif belirtiler üzerinde bireysel terapiden daha üstün bulunmadı. Sevgi ve ilişki niteliği önemli; ama depresyonun belirtileri bir sevgi sınavı değil, tedavisi de eşin görevi değil.
Yaygın yanlış"Depresyondaki birine destek olmak, onun yerine her şeyi yapmaktır."
Benazon ve Coyne'un bulgusu, eşin üstlendiği yüklerin kendi ruh hâlini çökertebildiğini gösteriyor. Destek, kişinin kendi yaşamındaki payını geri almasına alan bırakıyorsa ve destek verenin kendi sınırını da gözetiyorsa sürdürülebilir oluyor.
Usta katmanı
Terapist depresyon ile ilişki sıkıntısının bir arada geldiği bir çifti karşıladığında ilk iş, tablonun hangi yöne ağırlık verdiğini anlamaya çalışmak. Belirtiler yoğun, işlevsellik ciddi biçimde bozulmuş ve kişide risk işaretleri varsa öncelik bireysel değerlendirme ve tedavi; çift çalışması bunun yanına eklenebilir ama onun yerini tutmaz. Belirtiler ılımlıysa ve ilişkideki sıkıntı belirginse, Barbato ve D'Avanzo'nun önerdiği gibi çift temelli bir çalışma işe yarar bir seçenek olabilir. Terapi S09-P01-D02 çift ve aile çalışmasının genel çerçevesini anlatıyor; buradaki ek, çift terapistinin depresyonu bir ilişki sorunu olarak yeniden adlandırıp bireysel tedavi ihtiyacını gözden kaçırmaması.
Terapistin bakışında ikinci ayrım, eşin yükünün görünür kılınması. Çoğu seansta konuşma depresyondaki kişiye yöneliyor, öteki eş bir yardımcı terapist gibi yerleşiyor. Benazon ve Coyne'un önerisi bu dengeyi değiştirmeye çağırıyor: Eşin kendi yorgunluğu, öfkesi ve suçluluğu da odaya ait.
Üçüncü nokta güvenlik. Eşlerden biri kendine zarar verme düşüncelerinden söz ediyorsa, terapist bu konuşmayı çift seansının akışı içinde bırakmıyor; risk ayrıca ve hemen değerlendiriliyor, gerekiyorsa acil sağlık hizmetine yönlendirme yapılıyor. Depresyonun yanında eşler arasında korkutma ya da baskı varsa, ortak çalışmaya geçmeden her eşin güvenliği tek tek konuşulmalı.
Kanıtın sınırı
Yukarıdaki bulguların büyük kısmı evli, heteroseksüel ve büyük ölçüde Batılı örneklemlerden geliyor. Davila ve arkadaşlarının iki yönlü bağ bulgusu yeni evli çiftlerle sınırlı; aynı döngünün yirmi yıllık bir evlilikte, birlikte yaşayan ama evli olmayan çiftlerde ya da eşcinsel çiftlerde nasıl işlediği ayrıca sınanmalı. Whisman ve Bruce'un bulgusu tek bir toplum örnekleminden ve bir yıllık izlemeden geliyor; farklı ülkelerde ve daha uzun sürelerle tekrarlanması gerekiyor.
Benazon ve Coyne'un eş yükü bulgusu küçük ve klinik bir örneklemden geliyor; tedavi görmeyen depresyonda yükün nasıl dağıldığı bilinmiyor. Geniş ailenin bakıma katıldığı, akrabaların aynı evde ya da yakın oturduğu hanelerde yükün yalnız eşe mi düştüğü, yoksa paylaşılıp paylaşılmadığı da bu verilerle yanıtlanamıyor. Çift terapisinin depresyondaki yeri ise tartışmalı kalıyor: Meta-analiz, çalışmaların küçük, kısa ve birbirinden farklı olduğunu kendisi vurguluyor. Eldeki kanıt, ilişkiyi hesaba katmanın değerli olduğunu gösteriyor; ama eşin desteğinin depresyonu iyileştirdiğini göstermiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Mutsuz bir evlilik yalnızca depresyonun ardından gelmiyor; izleme verileri onun yeni depresif dönemlerden önce de görülebildiğini gösteriyor.
Yeni evli çiftlerde doyum ile belirtiler zaman içinde birbirini karşılıklı olarak etkiledi; hangisinin önce geldiğini sormak yerine döngünün hangi noktasına dokunulabileceğini sormak daha verimli.
Sevinmeyen, çekilen ya da çabuk parlayan bir partner, bir reddedilişi değil bir belirtiyi gösteriyor olabilir.
Depresyondaki birinin yanında yaşayan kişi de yük taşır ve onun da desteğe ihtiyacı vardır.
Eş eşlik edebilir, cesaretlendirebilir, yükü paylaşabilir; tanı koymak, ilaç önermek ve tedavi etmek onun işi değildir. Kendine zarar verme sözleri ertelenmez.
Sonraki derse köprü
Depresyonda ilişkiye giren şey çoğu zaman bir çekilmeydi: daha az söz, daha az istek, kapanan bir kapı. Bazı insanlarda ise içerideki sıkıntı tam tersi bir hareketle görünür: Sık sık sormak, emin olmaya çalışmak, korkutan durumlardan uzak durmak. Bu hareketler partnerin günlük hayatını da biçimlendirir ve partner, iyi niyetle verdiği her cevapla döngüyü farkında olmadan besliyor olabilir. Kaygının ilişkiye nasıl yerleştiğini ve yardım etmek isteyen partnerin bu döngüde nerede durduğunu inceleyeceğiz: Kaygı ve ilişki.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.