M06-D07
Sözsüz iletişim
Ses tonu, yüz ifadesi ve bedenin çift iletişimindeki ağırlığını abartılı yüzde iddialarından ayırarak değerlendirir.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M06, İletişim · 2.750 kelime · 15 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sözsüz iletişim, sözcüklerin dışındaki her işareti kapsıyor; ses tonu, yüz ifadesi, beden ve dokunuş. Asıl ağırlığı, duyguların iletilmesinde ve sözcüklerle çeliştiği durumlarda ortaya çıkıyor.
"İletişimin yüzde 93'ü sözsüzdür" iddiası, Mehrabian'ın duygu ve tutumların iletilmesine odaklanan deneylerinden yanlış bir genellemeyle türetildi; bir bilgi, bir plan ya da bir söz büyük ölçüde sözcüklerle iletiliyor.
Evli çiftlerde eşin sözsüz duygularını doğru okumak, okuyandan çok okunanın memnuniyetiyle ilişkiliydi; ama bulguların bir kısmı karmaşık ve sözsüz iletişim basit bir "ne kadar doğru okursan o kadar iyi" formülüne indirgenemiyor.
Şefkatli dokunuş yetişkin ilişkilerde iyi oluşu destekleyebilir ve duyarlılık algısıyla karşılıklı bir bağı var; ama bu alan yetişkin yakın ilişkilerde hâlâ büyük ölçüde az araştırılmış.
Sözsüz işaretlerin anlamı evrensel değil; yorgunluk, ağrı ya da kültürel alışkanlık, bir işareti yanlış okumaya yol açabilir. Gözlenen bir işareti bir sonuca değil, bir soruya dönüştürmek daha güvenli.
Açılış sahnesi
Bir iletişim seminerinde eğitmen, beyaz tahtaya büyük harflerle üç sayı yazıyor: yüzde yedi, yüzde otuz sekiz, yüzde elli beş. "İletişimin yalnızca yüzde yedisi sözcüklerden oluşur" diyor. "Yüzde otuz sekizi ses tonundan, yüzde elli beşi beden dilinden. Yani ne söylediğinizin pek önemi yok; önemli olan nasıl söylediğiniz."
Salonda oturan bir kadın, eve dönerken bu sözü düşünüyor. O sabah eşine "Akşam yemeğe annemler gelecek, ben alışverişi yaparım" demişti. Eğer sözcüklerin yalnızca yüzde yedi önemi varsa, eşi bu cümleden ne anlamıştı? Akşam eşi "Alışverişi yaptın mı?" diye sorduğunda kadın gülüyor; sözcükler pekâlâ işini görmüştü.
Ama aynı akşam bir başka an daha yaşanıyor. Kadın eşine "Bugün nasıldı?" diye soruyor; adam "İyiydi" diyor ama sesi düşük, omuzları çökmüş, gözleri kaçıyor. Kadın sözcüklere değil, bu sese ve bu bedene inanıyor ve eşine sarılıyor. Bu ders, sözsüz iletişimin bir çiftin hayatında gerçekte ne kadar ağırlık taşıdığını, abartılı yüzde iddialarını bu gerçek ağırlıktan ayırarak ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önce o ünlü yüzde iddiasının nereden geldiğini ve neden yanlış aktarıldığını göreceğiz. Ardından evli çiftlerde eşin yüzünden ve sesinden duygu okumanın evliliğe ne kattığını soran bir çalışmaya bakacağız; sonucu biraz şaşırtıcı. Sonra sözsüz iletişimin belki en eski ve en doğrudan biçimine, dokunuşa geçeceğiz: Şefkatli dokunuşun ilişkilerdeki işlevine dair bir kuramsal derleme ve duyarlılık algısıyla dokunuş arasındaki karşılıklı bağı gösteren bir çalışma. Son olarak sözsüz işaretlerin ne zaman sözcüklerden daha çok şey söylediğini, ne zaman yanıltıcı olabildiğini konuşacağız.
M06-D01'de bir mesajın kodlanması ve kod çözülmesi sırasında bozulabildiğini görmüştük; o derste aktarılan deneyde çiftler belirsiz mesajların anlamını ses tonu ve yüz ifadesiyle iletmeye çalışıyordu. Bu ders, sözcüklerin dışındaki bu kanallara daha yakından bakıyor.
Sıfır noktası
Sözsüz iletişim, bir çiftin hayatında her an var. Bir eşin kapıyı kapatış biçimi, bir cümlenin sonundaki iç çekiş, sofrada karşıdakinin tabağına bir parça yemek koymak, bir kavganın ortasında bir anlığına el tutmak. Bu işaretlerin çoğu, sözcüklerle hiç dile getirilmeyen şeyleri iletiyor. Ama sözsüz iletişimin önemini anlatırken sık başvurulan bir iddia, bu önemi olduğundan çok daha büyük gösteriyor.
Mekanizma
Yüzde yedi efsanesi
Sözsüz iletişim üzerine en çok tekrarlanan sayılar, Albert Mehrabian'ın 1960'larda yaptığı deneylere dayanıyor. Ama bu sayıların ne anlama geldiği çoğu zaman yanlış aktarılıyor.
Bu bilgi, seminerlerde tekrarlanan iddianın neden yanlış olduğunu açıklıyor. Mehrabian'ın deneyleri, bir kişinin bir başkasına karşı ne hissettiğini, özellikle de sözcükleri ile ses tonu ve yüzü birbiriyle çeliştiğinde, nasıl algıladığımızı inceledi. Bu deneylerden "her konuşmanın yüzde 93'ü sözsüzdür" sonucunu çıkarmak, onların söylemediği bir şeyi söyletmek. Açılış sahnesindeki alışveriş cümlesi, sözcüklerin bir bilgiyi iletmekte ne kadar işe yaradığının basit bir örneği.
Ama bu yanlış aktarımın içinde doğru bir çekirdek de var. Tutarsız bir mesajda, örneğin "İyiyim" deyip omuzları çökük durmak gibi, insanlar çoğu zaman sözcüklerden çok sese ve yüze inanıyor. Açılış sahnesinin ikinci anı, bu doğru çekirdeğin bir örneği.
Yaygın yanlış"İletişimin yüzde 93'ü sözsüzdür."
Bu iddia, Mehrabian'ın duygu ve tutumların iletilmesine, özellikle de sözcükler ile ses tonu ve yüz ifadesinin çeliştiği belirsiz durumlara odaklanan deneylerinden yanlış bir genellemeyle türetildi. Bir yol tarifi, bir alışveriş listesi ya da bir söz, büyük ölçüde sözcüklerle iletiliyor. Sözsüz işaretlerin asıl ağırlığı, duyguların iletilmesinde ve sözcüklerle çeliştiklerinde ortaya çıkıyor; her iletişimde değil.
Sözsüz duyguları okumak
Sözsüz işaretleri doğru okumanın bir evlilik için ne anlama geldiğini inceleyen bir çalışma, beklenmedik bir tablo ortaya koydu.
Bu bulgunun en açık kısmı şu: Bir eşin sözsüz duygularını doğru okumak, onu okuyan kişiden çok, okunan kişinin memnuniyetiyle ilişkili. Bu mantıklı; çünkü duygularının doğru anlaşıldığını hisseden kişi kendini görülmüş hissediyor. Ama çalışmanın bazı ayrıntıları karmaşık ve kolayca yorumlanamıyor; örneğin ilişkiye dair olumlu duyguyu doğru okumanın eşin memnuniyetsizliğiyle ilişkili çıkması. Bu tür bulgular, sözsüz iletişimin basit bir "ne kadar doğru okursan o kadar iyi" formülüyle anlatılamayacağını gösteriyor.
Yaygın yanlış"Seni gerçekten seven biri, bir bakışından ne hissettiğini anlar."
Koerner ve Fitzpatrick'in çalışması, eşin sözsüz duygularını doğru okumanın ilişkiyle bağının karmaşık olduğunu gösterdi; bazı doğru okumalar memnuniyetle, bazıları memnuniyetsizlikle ilişkiliydi. Sözsüz işaretleri okumak bir beceri; ama bir sevgi ölçüsü değil. Seven bir eş de bir yüzü yanlış okuyabilir; ve bunu bir sevgi eksikliği saymak, M01-D07'de konuştuğumuz zihin okuma beklentisinin bakışlara uyarlanmış hâli.
Dokunuş
Sözsüz iletişimin belki en eski ve en doğrudan biçimi dokunuş. M04-D07'de bir eşin elini tutmanın tehdit karşısındaki beyin tepkilerini nasıl yatıştırdığını gösteren bir deneyi görmüştük. Yetişkin yakın ilişkilerde şefkatli dokunuşun işlevine dair bir kuramsal derleme, bu fikri daha geniş bir çerçeveye yerleştiriyor.
Bu derlemenin dikkat çeken bir yanı, dokunuşun yetişkin ilişkilerdeki etkisinin şaşırtıcı ölçüde az araştırılmış olması. Bebeklikte dokunuşun önemi çok iyi biliniyor; ama yetişkin çiftlerde, bir sarılmanın ya da bir el tutmanın ilişkiye ve sağlığa etkisi, henüz büyük ölçüde bir kuram ve bir araştırma gündemi.
Bir başka çalışma, dokunuş ile duyarlılık algısı arasındaki bağı doğrudan inceledi.
Bu bulgu, M05-D05'te gördüğümüz yakınlık sürecine sözsüz bir boyut ekliyor. Duyarlı bir eş daha çok dokunuyor; ve dokunuş, ertesi gün eşin onu daha duyarlı algılamasını öngörüyor. Sözcüklerle iletilen anlaşılmışlık duygusu, bir dokunuşla da iletilebiliyor; ve belki bazen sözcüklerden daha kolay.
Yaygın yanlış"Dokunuş yalnızca cinsel yakınlığın bir parçasıdır."
Jakubiak ve Feeney'nin derlemesi, şefkatli dokunuşu cinsel dokunuştan ayrı bir yakınlık ve güvence ifadesi olarak ele alıyor ve onun ilişkisel, psikolojik ve bedensel iyi oluşu destekleyebileceğini öne sürüyor. Bir el tutmak, bir sarılmak ya da omuza dokunmak, cinsel bir anlam taşımadan da iki kişi arasında bir yakınlık kuruyor. Jolink ve arkadaşlarının bulgusu da bu tür bir dokunuşun duyarlılık algısıyla karşılıklı bağını gösteriyor.
Sözsüz işaretlerin sınırları
Sözsüz işaretler güçlü; ama her zaman doğru okunmuyor. Bir eşin yüz ifadesi, onun o anki duygusundan çok yorgunluğunu, bir başka konudaki kaygısını ya da yalnızca alışkanlığını yansıtıyor olabilir. M06-D01'deki duygu baskınlığı, yani ilişkiye duyulan genel hissin eşin hareketlerini nasıl okuduğumuzu boyaması, sözsüz işaretler için de geçerli.
Usta katmanı
Klinik açıdan sözsüz iletişim, çift terapisinde hem bir bilgi kaynağı hem de bir müdahale alanı. Terapist, bir çiftin konuşurken birbirine nasıl baktığını, nasıl oturduğunu, ses tonlarının nasıl değiştiğini gözlemleyerek, sözcüklerin söylemediği şeyleri fark edebilir. Bir eş "Her şey yolunda" derken ötekinin gözlerini devirmesi, terapiye ne söylendiğinden daha çok şey anlatabilir.
Ama terapistin kendi yorumlarına da dikkat etmesi gerekiyor. Bir sözsüz işaret, terapistin kültürel ya da kişisel çerçevesine göre yanlış okunabilir. Yararlı bir yaklaşım, gözlenen işareti bir soru olarak çifte geri vermek: "Bunu söylerken kollarını kavuşturdun; şu an ne hissediyorsun?"
Kanıtın sınırı
Yüzde yedi, otuz sekiz ve elli beş iddiasının kaynağı olan özgün deneylere ve onların özetlerine bu derste erişilemedi; bu deneyler hakkındaki bilgi ikincil bir kaynaktan, bir ansiklopedi maddesinden aktarıldı. Bu, iddianın yanlış genellendiğini gösteriyor; ama özgün deneylerin ayrıntılarını, örneklem büyüklüklerini ve yöntemlerini burada doğrulayamadık.
Sözsüz duyguları okuma çalışması karmaşık ve bazıları sezgiye ters bulgular içeriyor; bu bulguların başka örneklemlerde tekrarlanıp tekrarlanmadığı bilinmiyor. Dokunuş üzerine kuramsal derleme, yazarların kendi ifadesiyle, yetişkin yakın ilişkilerde dokunuşun büyük ölçüde araştırılmamış olduğunu belirtiyor. Dokunuş ile duyarlılık arasındaki bağ ilişkisel; deneysel bir dokunuş müdahalesinin ilişkiyi değiştirip değiştirmediğini gösteren bir çalışmaya ulaşamadık.
Sözsüz işaretlerin anlamı kültüre göre farklılaşıyor; göz teması, fiziksel mesafe ve dokunuşun anlamı farklı bağlamlarda farklı. Buradaki araştırmalar bu farklılıkları doğrudan ölçmüyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sözsüz iletişim, sözcüklerin dışındaki her işareti kapsıyor; ses tonu, yüz ifadesi, beden ve dokunuş. Asıl ağırlığı, duyguların iletilmesinde ve sözcüklerle çeliştiği durumlarda ortaya çıkıyor.
"İletişimin yüzde 93'ü sözsüzdür" iddiası, Mehrabian'ın duygu ve tutumların iletilmesine odaklanan deneylerinden yanlış bir genellemeyle türetildi; bir bilgi, bir plan ya da bir söz büyük ölçüde sözcüklerle iletiliyor.
Evli çiftlerde eşin sözsüz duygularını doğru okumak, okuyandan çok okunanın memnuniyetiyle ilişkiliydi; ama bulguların bir kısmı karmaşık ve sözsüz iletişim basit bir "ne kadar doğru okursan o kadar iyi" formülüne indirgenemiyor.
Şefkatli dokunuş yetişkin ilişkilerde iyi oluşu destekleyebilir ve duyarlılık algısıyla karşılıklı bir bağı var; ama bu alan yetişkin yakın ilişkilerde hâlâ büyük ölçüde az araştırılmış.
Sözsüz işaretlerin anlamı evrensel değil; yorgunluk, ağrı ya da kültürel alışkanlık, bir işareti yanlış okumaya yol açabilir. Gözlenen bir işareti bir sonuca değil, bir soruya dönüştürmek daha güvenli.
Sonraki derse köprü
Bu derste ses tonunun ve yüz ifadesinin, sözcüklerle çeliştiğinde ne kadar güçlü olduğunu gördük. Ama bugün çiftlerin gündelik konuşmalarının büyük bölümü, ne ses ne yüz taşıyan yazılı mesajlarla yürüyor. Bir mesajın tonu nasıl anlaşılıyor, cevap beklemenin ilişkiye etkisi ne ve telefonlar birlikte geçirilen zamanı nasıl değiştiriyor? Sıradaki ders mesajlaşmaya ve dijital iletişime ayrıldı: Mesajlaşma ve dijital iletişim.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.