İçeriğe geç

M06-D04

Ben dili ve sınırları

Ben dilinin ne zaman işe yaradığını, ne zaman kalıplaşmış bir formüle dönüştüğünü örneklerle gösterir.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M06, İletişim · 2.563 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Ben dili, bir duyguyu karşıdakini merkeze koymadan kendi deneyimi üzerinden anlatmak; ama "hissediyorum" sözcüğünü bir yorumun ya da suçlamanın önüne eklemek onu sahte bir ben diline dönüştürüyor.

Varsayımsal senaryolarla yapılan bir deneyde ben dili algılanan düşmanlığı azalttı; en iyi açılış ise ben dilini karşıdakinin bakış açısını tanımakla birleştiren cümlelerdi.

Gerçek çiftlerde daha çok "sen" diyen eşler konuşma sırasında daha olumsuzdu, daha çok "biz" diyenler daha olumlu çözümler üretti ve "ben" kullanımı evlilik memnuniyetiyle ilişkiliydi; ama bu bulguların yönü belirsiz.

Otuz çalışmanın meta-analizinde biz dili ilişki işleyişiyle olumlu yönde ilişkiliydi ve eşin biz dili, kişinin kendisininkinden daha güçlü bir bağ gösterdi; ama biz dili bazen bir eşin ötekinin sesini eritmesini de gizleyebiliyor.

Ben dilinin özü kalıbında değil; önce kendi duygunu bulmak, sonra onu bir yorum yapmadan gözlenebilir bir davranışa bağlamakta.

Açılış sahnesi

Bir kadın, eşinin yine geç eve geldiği bir akşam, kapıda onu bekliyor. Aklından iki cümle geçiyor. Birincisi yıllardır söylediği cümle: "Sen hiç saatinde gelmiyorsun, hiç beni düşünmüyorsun." İkincisi bir iletişim kitabında okuduğu cümle: "Geç kaldığında ve haber vermediğinde, kendimi önemsiz hissediyorum."

Kadın bu akşam ikinci cümleyi deniyor. Eşi bir an duruyor, sonra özür diliyor; toplantının uzadığını, telefonunun şarjının bittiğini anlatıyor. Akşam, alışık oldukları kavgaya dönmüyor. Kadın şaşırıyor; aynı şikâyeti başka bir dille söylemek bu kadar fark yaratabilir miymiş?

Bir hafta sonra ise aynı kadın, aynı kalıbı bir başka konuda kullanıyor: "Sen bulaşıkları hiç yıkamadığında, kendimi senin hizmetçin gibi hissediyorum." Eşi sinirleniyor: "Bu da bir suçlama, sadece başına 'kendimi hissediyorum' eklemişsin." İlk akşam işe yarayan cümle, ikinci akşam neden bir suçlama gibi duyuldu? Bu ders o soruyla ve bir çiftin seçtiği küçük sözcüklerin ilişki hakkında ne anlattığıyla ilgileniyor.

Bu derste ne olacak

Önce ben dilinin ne olduğunu ve nereden geldiğini tanıyacağız. Ardından ben dilinin bir çatışma konuşmasının açılışında karşıdakinin savunmacılığını azaltıp azaltmadığını sınayan bir deneye bakacağız. Sonra gerçek çiftlerin bir sorun çözme konuşmasında kullandığı zamirlerin evlilik sağlığı hakkında ne söylediğini gösteren bir çalışmaya ve "biz" dilinin ilişki işleyişiyle bağını toplayan bir meta-analize geçeceğiz. Son olarak ben dilinin sınırlarını, yani onun bir formüle dönüştüğü, suçlamayı gizlediği ya da duyguyu bastırdığı durumları konuşacağız.

M06-D01'de niyet ile etki arasındaki farkı görmüştük. Ben dili, bu farkı daraltmaya yönelik en yaygın önerilerden biri; bu ders o önerinin ne kadar sağlam olduğuna bakıyor.

Sıfır noktası

Bu kavram, Thomas Gordon'un 1960'larda ortaya attığı ve 1970'te yayımladığı bir ebeveynlik eğitimi kitabında yaygınlaştırdığı bir fikirden geliyor. Ben dilinin yaygın öğretilen biçimi iki parçalı bir cümle: "Sen şunu yaptığında, ben şunu hissediyorum." Bu kalıbın önemli bir şartı var: "Sen şunu yaptığında" kısmı, karşıdakinin niyetine dair bir yorum değil, gözlenebilir bir olay olmalı.

Açılış sahnesindeki ikinci cümle, yani "bulaşıkları hiç yıkamadığında kendimi senin hizmetçin gibi hissediyorum", bu türden bir sahte ben dili. "Hiç yıkamadığında" bir genelleme, "hizmetçin gibi" ise eşin kadına bir hizmetçi gibi davrandığı yorumunu taşıyor. Biçim ben dili, içerik bir suçlama.

Mekanizma

Ben dili savunmacılığı azaltır mı?

Ben dilinin temel iddiası, karşıdakinin savunmaya geçmesini önlemesi. Bir çalışma, bu iddiayı bir çatışma konuşmasının açılışı üzerinden sınadı.

Burada dikkat çeken, en iyi stratejinin yalnızca ben dili değil, ben dili ile karşıdakinin bakış açısını tanımanın birleşimi olması: "Neden öyle hissedebileceğini anlıyorum; ama ben şöyle hissediyorum, bu yüzden durumu adil bulmuyorum." Ben dili, karşıdakini görmezden geldiğinde tek yönlü bir şikâyete dönüşebiliyor; karşıdakinin bakış açısını da içerdiğinde ise bir diyaloğun kapısını açıyor.

Yaygın yanlış"Duygudan söz etmek zayıflıktır; ben dili insanı savunmasız bırakır."
Doğrusu

Ben dili gerçekten bir açıklık gerektiriyor; ama Rogers ve arkadaşlarının deneyinde sen diline göre daha az düşmanca algılandı ve bir çatışmanın sarmala dönüşme olasılığını azaltıyor gibi göründü. Duygusunu söyleyen kişi kontrolü kaybetmiyor; tersine, konuşmanın neyle ilgili olduğunu açıkça belirliyor. Asıl savunmasızlık, bir duyguyu suçlama kılığında söylemek ve karşıdakinin saldırıya geçmesine yol açmak olabilir.

Gerçek çiftlerin zamirleri

Ben dili önerisinin bir varsayımı, kişinin kullandığı sözcüklerin konuşmanın tonunu belirlediği. Bir çalışma, gerçek çiftlerin bir sorun çözme konuşmasında kullandığı zamirleri saydı.

Bu bulgu, ben dili önerisini doğrudan sınamıyor; ama çiftlerin gerçek konuşmalarında kullandıkları zamirlerin onların ilişkisi hakkında bir şey söylediğini gösteriyor. "Sen" çok kullanılan konuşmalar daha olumsuz, "biz" çok kullanılanlar daha çözüm odaklı. Ama bu bulgunun yönü belirsiz: Belki "sen" demek konuşmayı olumsuzlaştırıyor; belki de zaten olumsuz bir konuşmada insanlar daha çok "sen" diyor.

Yaygın yanlış"Ben dili sihirli bir formüldür; doğru kalıbı kullanırsan karşındaki savunmaya geçmez."
Doğrusu

Rogers ve arkadaşlarının deneyinde ben dili algılanan düşmanlığı azalttı; ama en iyi sonuç, ben dilinin karşıdakinin bakış açısını tanımakla birleştiği cümlelerden geldi. Üstelik bu deney gerçek bir çatışmada değil, varsayımsal senaryolarla yapıldı. "Kendimi hissediyorum" kalıbı, bir suçlamanın önüne eklendiğinde karşıdakini yatıştırmıyor; çoğu zaman yalnızca suçlamayı daha nazik bir ambalaja koyuyor.

"Biz" dili

M05-D01'de bilişsel karşılıklı bağımlılığı, yani bir kişinin kendisini eşiyle birlikte bir bütünün parçası olarak düşünmesini ve bunun çoğul zamirlerde nasıl göründüğünü görmüştük. Bir meta-analiz, "biz" dilinin ilişki işleyişiyle bağını otuz çalışma üzerinden topladı.

Meta-analizde şaşırtıcı olan, eşin biz dilinin, kişinin kendi biz dilinden daha güçlü bir bağ göstermesi. Bir kişinin "biz" demesi kendisi için bir şey ifade ediyor; ama eşinin "biz" dediğini duymak, ilişkiye dair hissettiklerinde belki daha büyük bir fark yaratıyor.

Yaygın yanlış"Çok 'biz' diyen çift her zaman sağlıklıdır."
Doğrusu

Karan ve arkadaşlarının meta-analizi biz dilinin ilişki işleyişiyle genel olarak olumlu yönde ilişkili olduğunu gösterdi; ama yazarlar biz dilinin bazen olumsuz yönde de ilişkili olabildiğini belirtiyor. "Biz", bir ortaklığı anlatabildiği gibi, bir eşin ötekinin ayrı sesini görmezden gelmesini de gizleyebilir. Zamir bir ipucu; ama bir teşhis değil.

Usta katmanı

Klinik açıdan ben dili, çift terapisinin en yaygın öğretilen araçlarından biri. Bu derste gördüğümüz bulgular, onun yararlı olabildiğini ama sihirli bir formül olmadığını gösteriyor. Terapistin çiftlere ben dilini bir kalıp olarak değil, bir düşünme biçimi olarak öğretmesi yararlı olabilir: Önce kendi ne hissettiğini bulmak, sonra bunu karşıdakinin niyetine dair bir yorum yapmadan, gözlenebilir bir davranışa bağlayarak anlatmak.

Terapide sahte ben dilini fark etmek önemli bir adım. Bir eş "Senin beni umursamadığını hissediyorum" dediğinde, terapist bu cümleyi iki parçaya ayırabilir: "Umursamadığı" bir yorum; "hissediyorum" ise bir duyguyu değil, bir inancı anlatıyor. Kişi gerçekte ne hissediyor; kırgınlık mı, yalnızlık mı, korku mu? Bu duyguyu bulmak, cümleyi bir suçlamadan bir paylaşıma dönüştürebilir.

Kanıtın sınırı

Ben dilinin işe yarayıp yaramadığını gerçek çiftlerde deneyle ölçen araştırma, yaygınlığına bakıldığında şaşırtıcı ölçüde az. Bu derste aktarılan deney varsayımsal senaryolarla yapıldı ve katılımcılar, bir cümleyi alan kişinin nasıl tepki vereceğini tahmin etti; gerçek bir çatışmada, kendi eşlerinden bir ben dili cümlesi duyan insanların nasıl tepki verdiği bu deneyden doğrudan çıkarılamaz.

Zamir çalışmaları ilişkisel; "sen" dilinin mi konuşmayı olumsuzlaştırdığı, yoksa olumsuz konuşmalarda mı daha çok "sen" denildiği ayrıştırılmış değil. Simmons ve arkadaşlarının çalışması özel bir klinik örneklemle, bir eşinde kaygı bozukluğu tanısı olan çiftlerle yapıldı; sonuçlar genel çift nüfusuna dikkatle genellenmeli.

Ben dili, belirli bir kültürel iletişim tarzından, doğrudan ve bireysel duyguları öne çıkaran bir tarzdan doğdu. Dolaylı iletişimin ve ilişkisel uyumun öne çıktığı kültürlerde ben dilinin nasıl algılandığına dair kanıt bu derste yer almadı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Ben dili, bir duyguyu karşıdakini merkeze koymadan kendi deneyimi üzerinden anlatmak; ama "hissediyorum" sözcüğünü bir yorumun ya da suçlamanın önüne eklemek onu sahte bir ben diline dönüştürüyor.

Varsayımsal senaryolarla yapılan bir deneyde ben dili algılanan düşmanlığı azalttı; en iyi açılış ise ben dilini karşıdakinin bakış açısını tanımakla birleştiren cümlelerdi.

Gerçek çiftlerde daha çok "sen" diyen eşler konuşma sırasında daha olumsuzdu, daha çok "biz" diyenler daha olumlu çözümler üretti ve "ben" kullanımı evlilik memnuniyetiyle ilişkiliydi; ama bu bulguların yönü belirsiz.

Otuz çalışmanın meta-analizinde biz dili ilişki işleyişiyle olumlu yönde ilişkiliydi ve eşin biz dili, kişinin kendisininkinden daha güçlü bir bağ gösterdi; ama biz dili bazen bir eşin ötekinin sesini eritmesini de gizleyebiliyor.

Ben dilinin özü kalıbında değil; önce kendi duygunu bulmak, sonra onu bir yorum yapmadan gözlenebilir bir davranışa bağlamakta.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir şikâyetin hangi dille söylendiğinin önemli olabildiğini gördük. Ama bir şikâyeti iletmenin bir başka boyutu daha var: Şikâyet bir davranışa mı yöneliyor, yoksa kişinin kendisine mi? "Bulaşıkları yıkamadın" ile "Sen tembel birisin" arasındaki fark ne kadar büyük ve bu fark ilişkiyi nasıl etkiliyor? Sıradaki ders bu ayrımı ele alıyor: Şikâyet ile eleştiri.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.