İçeriğe geç

M06-D02

Dinlemek

Anlamaya yönelik dinlemeyi cevap hazırlayarak dinlemekten ayırır ve geri yansıtmanın sınırlarını tartışır.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M06, İletişim · 2.702 kelime · 15 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sözcükleri duymak ile konuşanın kendini dinlenmiş hissetmesi farklı şeyler; cevap hazırlayarak dinlemek, anlamaya yönelik dinlemekten farklı bir deneyim bırakıyor.

Bir deneyde geri yansıtma dinleyiciyi daha sempatik gösterdi ama konuşanın kendini anlaşılmış hissetmesini artırmadı; bir tekniği uygulamak, karşıdakini anlamakla aynı şey değil.

Bir görüşme çalışmasında insanlar yalnızca öznel ihtiyaçları karşılandığında kendini dinlenmiş hissetti; bazen bu ihtiyaç bir konuşma, bazen bir eylemdi.

Nitelikli dinleme konuşanın görüşlerini değiştirmedi ama onu daha açık hâle getirdi; dinlemek onaylamak değil, konuşulabilecek bir zemin kurmak.

Dinleme, dinleyen için de yorucu olabilir; bu yüzden dinlemeye en çok ihtiyaç duyulan anlarda, dinlemek de en zor hâle gelebiliyor.

Açılış sahnesi

Bir kadın, akşam yemeğinden sonra eşine işyerinde yaşadığı bir haksızlığı anlatmaya başlıyor: Haftalardır hazırladığı bir sunumu yöneticisi, toplantıda kendi fikriymiş gibi sunmuş. Eşi onu dikkatle dinliyor, başını sallıyor ve kadın sözünü bitirir bitirmez konuşmaya başlıyor: "Bunu hemen İnsan Kaynakları'na bildirmelisin. Hatta e-postaları sakla, kanıt olsun. Benim işyerimde de bir kere böyle olmuştu, biliyor musun..."

Kadın bir süre eşinin anlattıklarını dinliyor, sonra susuyor. O gece bir arkadaşına mesaj atıyor: "Anlattım ama dinlenmedim." Ertesi gün eşi bu mesajı görmeden kendisi soruyor: "Dün akşam bir şey mi oldu? Konuşmadan sonra biraz uzaklaştın." Kadın "Sen beni dinlemedin" diyor. Adam şaşkın: "Ama her şeyi dinledim, hatta sana ne yapacağını bile söyledim."

İkisi de haklı. Adam kadının söylediklerini duymuştu; ama kadın kendini dinlenmiş hissetmemişti. Bu ders, bir eşin konuşurken ötekinin onu gerçekten dinlemesinin ne anlama geldiğini, yaygın dinleme tekniklerinin nerede işe yarayıp nerede yaramadığını ve dinlemenin dinleyene de bir bedeli olduğunu ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önce anlamaya yönelik dinleme ile cevap hazırlayarak dinleme arasındaki farkı tanıyacağız. Ardından en yaygın dinleme tekniklerinden birini, karşıdakinin söylediğini kendi sözcükleriyle geri söylemeyi sınayan bir deneye bakacağız; sonucu birçok kişiyi şaşırtabilir. Sonra insanların ne zaman kendini dinlenmiş, ne zaman dinlenmemiş hissettiğini anlatan bir görüşme çalışmasına ve nitelikli dinlemenin konuşan kişide ne değiştirdiğini sınayan deneylere geçeceğiz. Son olarak, dinlemenin dinleyen için yorucu olabileceğini ve bunun neden en çok ihtiyaç duyulan anlarda dinlemeyi zorlaştırdığını konuşacağız.

M05-D05'te duyarlılık algısını, yani eşimizin gözünde görülüp kabul edildiğimize dair duyguyu konuşmuştuk. Dinlemek, bu algının en çok kurulduğu ya da yıkıldığı yerlerden biri.

Sıfır noktası

Gündelik dilde "dinlemek" ve "duymak" çoğu zaman aynı anlamda kullanılıyor. Ama bir kişinin sözcükleri işitmesi ile konuşan kişinin kendini dinlenmiş hissetmesi farklı şeyler.

Açılış sahnesindeki adam kadının söylediklerini duymuştu; ama dinleyişinin amacı anlamaktan çok bir çözüm bulmaktı. Kadın konuşurken adam büyük ihtimalle bir sonraki cümlesini hazırlıyordu. Bu iki dinleme biçimi arasındaki fark, ilk bakışta küçük görünse de, konuşanın deneyiminde büyük bir fark yaratıyor.

Yaygın yanlış"İyi bir dinleyici, karşıdakinin derdini hemen çözen kişidir."
Doğrusu

Kriz ve arkadaşlarının görüşmelerinde insanlar kendini, yalnızca dinleyici o anki ihtiyaçlarını karşıladığında dinlenmiş hissetti; bu ihtiyaç bazen bir eylemdi, bazen yalnızca anlaşılmak. Bir çözüm, istenmediği anda, konuşana "duygun önemli değil, sorunu kapatalım" mesajı verebilir. İyi dinlemenin ilk adımı, çözmek değil, karşıdakinin ne istediğini anlamak.

Mekanizma

Geri yansıtma işe yarıyor mu?

Etkin dinleme, özellikle de geri yansıtma, iletişim eğitimlerinde ve çift terapisi kitaplarında en sık önerilen becerilerden biri. Ama bu tekniğin tek tek öğelerinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını sınayan çalışmalar az. Bir deney, geri yansıtmanın konuşan kişi üzerindeki etkisini doğrudan ölçtü.

Bu bulgu, dinleme tekniklerine dair yaygın bir varsayımı sarsıyor. Geri yansıtma, dinleyiciyi daha sempatik gösteriyor; ama konuşanın kendini daha iyi anlaşılmış hissetmesini sağlamıyor. Bir açıklama, tekniğin kendisinin değil, onun arkasındaki gerçek ilginin önemli olması. Mekanik bir geri yansıtma, "Seni duydum" demekten öteye geçmeyebilir; konuşan kişi ise duyulmaktan çok anlaşılmak istiyor.

Yaygın yanlış"Geri yansıtma, karşıdakine anlaşıldığını hissettirmenin en güvenilir yoludur."
Doğrusu

Weger ve arkadaşlarının deneyinde geri yansıtma dinleyiciyi daha sempatik gösterdi ama konuşanın kendini anlaşılmış hissetmesini artırmadı. Bu deney yabancılarla ve duygusal yükü düşük bir konuyla yapıldı; yakın bir ilişkide ve duygusal bir konuda sonuç farklı olabilir. Ama bulgu bir uyarı taşıyor: Bir tekniği uygulamak, karşıdakini anlamakla aynı şey değil.

Ne zaman dinlenmiş hissederiz?

Bir başka çalışma, insanların ne zaman kendini dinlenmiş, ne zaman dinlenmemiş hissettiğini doğrudan onlara sordu.

Bu bulgu, dinlemeyi tek bir konuşmanın sınırlarının ötesine taşıyor. Bir kişinin kendini dinlenmiş hissetmesi, yalnızca o anda göz teması kurulmasına ya da başının sallanmasına değil, onun neye ihtiyacı olduğunun anlaşılmasına ve gerekiyorsa bunun için bir şey yapılmasına bağlı. Açılış sahnesindeki kadın bir çözüm istemiyordu; ama başka bir akşam bir çözüm isteyebilirdi. Dinlemek, önce karşıdakinin neye ihtiyacı olduğunu anlamakla başlıyor.

Dinlemenin konuşana etkisi

Nitelikli dinlemenin, konuşan kişide ne değiştirdiğini sınayan deneyler de var. Bunlardan biri, dinlemenin en zor olduğu konuşmalardan birinde, karşıt siyasi görüşteki insanlarla yapılan konuşmalarda dinlemenin etkisine baktı.

Bu bulgu, dinlemenin konuşanı ikna etmediğini ama onu daha açık hâle getirdiğini gösteriyor. Bir çift arasındaki anlaşmazlıkta bu ayrım önemli: Eşi dinlemek, onun fikrini değiştirmeyebilir; ama onu daha az savunmacı, daha açık ve konuşmayı sürdürmeye daha istekli kılabilir. Dinlemenin amacı ikna etmek değil; konuşmanın sürdürülebileceği bir zemin kurmak.

Bu fikrin kuramsal bir açıklamasını öneren bir derleme de var.

Yaygın yanlış"Birini dinlemek, onunla aynı fikirde olduğunu göstermektir."
Doğrusu

Itzchakov ve arkadaşlarının deneylerinde nitelikli dinleme konuşanların siyasi tutumlarını değiştirmedi ama onları daha açık hâle getirdi. Dinlemek ile onaylamak farklı şeyler. Bir eş, ötekinin görüşüne katılmadan da onu dikkatle ve yargılamadan dinleyebilir; ve bu dinleme, anlaşmazlığın kendisini değil, anlaşmazlığın içinde konuşulabilecek zemini değiştirebilir.

Dinlemenin bedeli

Dinlemeyi tartışırken çoğu zaman yalnızca konuşanın deneyimine bakılıyor. Ama dinlemenin dinleyen için de bir bedeli var.

Bu derlemenin işyerleri için önerdiği dinleme paradoksu, yakın ilişkilere de uyarlanabilir. Eşinin en çok dinlenmeye ihtiyaç duyduğu anlar, çoğu zaman dinleyenin de en yorgun, en gergin ya da kendi derdiyle en meşgul olduğu anlar. Bir kriz anında eşini dinlemek, dinleyenin de bir kriz içinde olduğu zamanlarda çok zor olabiliyor.

Usta katmanı

Terapi pratiği için bu ders, çift terapisinin en köklü tekniklerinden birine, etkin dinlemeye, daha temkinli bakmayı öneriyor. Etkin dinleme ve geri yansıtma pek çok çift terapisi yaklaşımında temel bir araç; ama bu araçların mekanik biçimde uygulanması, konuşanın kendini anlaşılmış hissetmesini sağlamayabilir. Terapide önemli olan, tekniğin kendisinden çok, onun arkasındaki gerçek merakı geliştirmek.

Yararlı bir başlangıç, konuşmanın başında dinleyenin konuşana ne istediğini sorması: "Şu an benden bir çözüm mü istiyorsun, yoksa yalnızca dinlememi mi?" Kriz ve arkadaşlarının bulgusu, insanların ancak öznel ihtiyaçları karşılandığında kendini dinlenmiş hissettiğini gösteriyor; bu ihtiyacı tahmin etmek yerine sormak, dinlemenin isabetini artırabilir.

Dinlemenin bedeline de dikkat etmek gerekiyor. Bir çiftte dinleme sürekli tek yönlü işliyorsa, terapi hem dinlenmeyen eşin ihtiyaçlarını hem de dinleyen eşin yorgunluğunu konuşmayı gerektirebilir. Yip ve Fisher'ın dinleme paradoksu, iki eşin de dinlenmeye en çok ihtiyaç duyduğu anlarda ikisinin de dinleyecek gücü bulamayabileceğini hatırlatıyor.

Kanıtın sınırı

Buradaki deneylerin ve görüşmelerin hiçbiri romantik çiftlerle yürütülmedi. Geri yansıtma deneyi üniversite öğrencileri arasında kısa bir görüşmeyle, dinlenmiş hissetme çalışması banka çalışanlarıyla, siyasi dinleme deneyleri hatırlanan ya da hayal edilen etkileşimlerle yapıldı. Yakın bir ilişkide, duygusal yükü yüksek bir konuda ve uzun bir geçmişi olan iki kişi arasında dinlemenin nasıl işlediği bu çalışmalardan doğrudan çıkarılamaz.

Geri yansıtma deneyinin bulgusu, etkin dinlemenin değersiz olduğunu göstermiyor; yalnızca, tek bir öğesinin, belirli bir bağlamda, beklenen etkiyi yapmadığını gösteriyor. Daha duygusal konularda ve daha yakın ilişkilerde aynı tekniğin farklı etkisi olabilir. Dinlemenin kuramsal açıklamaları ise henüz büyük ölçüde sınanmayı bekliyor.

Çift terapisinde dinleme becerilerinin eğitiminin ilişki sonuçlarına etkisine dair kanıtı, modülün son dersinde iletişim eğitimlerini konuşurken ayrıca değerlendireceğiz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sözcükleri duymak ile konuşanın kendini dinlenmiş hissetmesi farklı şeyler; cevap hazırlayarak dinlemek, anlamaya yönelik dinlemekten farklı bir deneyim bırakıyor.

Bir deneyde geri yansıtma dinleyiciyi daha sempatik gösterdi ama konuşanın kendini anlaşılmış hissetmesini artırmadı; bir tekniği uygulamak, karşıdakini anlamakla aynı şey değil.

Bir görüşme çalışmasında insanlar yalnızca öznel ihtiyaçları karşılandığında kendini dinlenmiş hissetti; bazen bu ihtiyaç bir konuşma, bazen bir eylemdi.

Nitelikli dinleme konuşanın görüşlerini değiştirmedi ama onu daha açık hâle getirdi; dinlemek onaylamak değil, konuşulabilecek bir zemin kurmak.

Dinleme, dinleyen için de yorucu olabilir; bu yüzden dinlemeye en çok ihtiyaç duyulan anlarda, dinlemek de en zor hâle gelebiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste dinleyenin ucuna baktık: karşıdakini anlamak için ne gerekiyor. Ama iletişimin bir de konuşanın ucu var. Bir kişinin iç dünyasını, korkularını, utançlarını, isteklerini eşine ne kadar ve ne zaman açtığı, ilişkinin derinliğini nasıl belirliyor? Kendini açmak her zaman iyi mi, yoksa ilişkinin evresine göre bir ölçüsü mü var? Sıradaki ders bunun peşine düşüyor: Kendini açmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.