M06-D01
İletişim neden bozulur
İletilen mesaj ile algılanan mesaj arasındaki farkın kaynaklarını ve olumsuz yorumlama alışkanlığını açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M06, İletişim · 2.694 kelime · 15 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Temel Psikoloji Akademisi’nde: M13-D01
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İletişimin iki ucu var: Gönderenin niyeti ve alıcının yaşadığı etki; ikisi farklı olabilir ve iki kişi de kendi deneyiminde haklı olabilir.
Bir deneyde iletişim hataları hem mesajın belirsiz kodlanmasından hem de açık bir mesajın yanlış çözülmesinden kaynaklandı; evlilik uyumu yüksek çiftlerde iki aşama da daha iyi işliyordu.
Memnuniyetsiz eşler eşlerinin davranışlarını daha olumsuz yorumluyor; eşinin olumsuz davranışlarına iyi niyetli olmayan yüklemeler yapanların memnuniyeti, başlangıçtaki memnuniyet kontrol edildiğinde de bir yıl sonra daha düşüktü.
Duygu baskınlığı, ilişkiye dair genel duygunun eşin belirli davranışlarını nasıl gördüğümüzü belirlemesi; güçlü bir bağ hafif olumsuzlukları yumuşatıyor ama yoğun olumsuzlukları değil.
İletişim sorunlarının önemli bir kısmı sözcüklerden değil yorumlardan kaynaklanıyor; bu yüzden daha iyi konuşmayı öğrenmek önemli ama tek başına yeterli değil.
Açılış sahnesi
Bir salı akşamı bir adam, eşinin hazırladığı yemeği tadıyor ve "Tuzu biraz az olmuş" diyor. Kastettiği şey basit: Yemeğe biraz tuz eklemek istiyor. Eşi ise çatalını bırakıyor. Onun duyduğu cümle başka: "Yine beğenmedin. Ne yapsam yaramıyor." Akşam bir sessizlikle bitiyor.
Ertesi gün kadın bir arkadaşına olanları anlatıyor. Arkadaşı "Belki gerçekten sadece tuz istemiştir" diyor. Kadın bir an duraksıyor; sonra ekliyor: "Ama hep böyle şeyler söylüyor. Geçen hafta da evin dağınık olduğunu söyledi." Arkadaşı soruyor: "O da bir eleştiri miydi, yoksa bir gözlem mi?" Kadın cevap veremiyor.
Adamın söylediği ile kadının duyduğu arasında bir boşluk var ve bu boşluk tek bir akşamın ürünü değil. Bu ders, bir çiftte iletilen mesaj ile algılanan mesaj arasındaki farkın nereden kaynaklandığını ve olumsuz yorumlama alışkanlığının bu farkı nasıl büyüttüğünü ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önce iletişimin iki ucunu ayıracağız: Bir mesajı gönderen kişinin niyeti ile onu alan kişinin yaşadığı etki. Ardından mesajın gönderilirken ve alınırken nasıl bozulabildiğini gösteren klasik bir deneye bakacağız. Sonra iletişimin bozulmasında belki en güçlü etkenlerden birine, eşin davranışını nasıl yorumladığımıza geçeceğiz ve bu yorumların zaman içinde memnuniyeti nasıl öngördüğünü gösteren çalışmaları göreceğiz. Son olarak ilişkiye dair genel duygunun, eşin her davranışını nasıl renklendirebildiğini gösteren bir çalışmayı inceleyeceğiz.
Bu ders, Modül 6'nın ilk dersi. Modülün tamamı boyunca dinlemeyi, kendini açmayı, istemeyi ve dijital iletişimi konuşacağız; ama önce iletişimin neden bu kadar kolay bozulduğunu anlamamız gerekiyor.
Sıfır noktası
Çift terapisine başvuran çiftlerin en sık söylediği cümlelerden biri "iletişim kuramıyoruz". Ama bu cümle çoğu zaman çok farklı sorunları aynı sözcüğün altında topluyor: Birbirini dinlememek, söylenmesi gerekeni söylememek, söyleneni yanlış anlamak ya da doğru anlayıp kabul etmemek.
Açılış sahnesindeki adamın niyeti tuz istemekti; kadının yaşadığı etki ise bir eleştiriydi. İkisi de kendi deneyiminde haklı. Bu farkı kapatmanın ilk adımı, iletişimin iki ayrı ucu olduğunu kabul etmek: Gönderenin niyeti alıcının yaşadığı etkiyi belirlemiyor, alıcının yaşadığı etki de gönderenin niyetini kanıtlamıyor.
Mekanizma
Gönderirken ve alırken
İletişimin nerede bozulduğunu anlamak için, mesajın gönderilirken mi yoksa alınırken mi bozulduğunu ayırmak gerekiyor.
Bu ayrımı sınayan klasik bir deney, çiftlerin birbirine belirsiz mesajlar göndermesini istedi.
Bu deneyin önemli bir yanı, iletişim hatasının tek bir yerde olmadığını göstermesi. Bazen gönderen mesajını belirsiz kodluyor: Ses tonu, yüz ifadesi ve sözcükler birbiriyle uyuşmuyor. Bazen de mesaj açık ama alıcı onu yanlış çözüyor. Evlilik uyumu yüksek çiftlerde iki aşama da daha iyi işliyordu; ama bu bulgu, iyi iletişimin mi uyumu artırdığını, yoksa uyumlu çiftlerin mi daha iyi iletişim kurduğunu ayırmıyor.
Yaygın yanlış"İletişim sorunları hep söyleyenin hatasıdır."
Noller'ın deneyi, iletişim hatalarının hem gönderenin mesajı belirsiz kodlamasından hem de alıcının açık bir mesajı yanlış çözmesinden kaynaklanabildiğini gösterdi. Bir mesajın yanlış anlaşılması, onu söyleyenin kötü konuştuğunu kanıtlamıyor; dinleyenin yanlış duyduğunu da. İletişim iki kişilik bir süreç ve hata çoğu zaman ikisinin arasında bir yerde.
Eşin davranışını nasıl yorumladığımız
İletişimin bozulmasında belki en güçlü etkenlerden biri, eşin davranışına yüklediğimiz anlam. TP M13-D01'de yükleme kavramını, yani insanların davranışların nedenlerine dair yaptıkları çıkarımları tanımıştık. Evlilik araştırmaları bu kavramı eşler arasındaki ilişkiye uyguladı.
Bu derlemenin önerdiği şey şu: Bir eşin davranışı, onu nasıl yorumladığımıza göre ilişki üzerinde çok farklı bir etki bırakabilir. Eşin geç kalmasını "trafik vardı" diye açıklamak ile "beni umursamıyor" diye açıklamak, aynı davranıştan iki farklı akşam çıkarıyor. Memnuniyetsiz eşler ikinci tür açıklamaya daha yatkın; ve bu açıklamalar memnuniyeti daha da düşürüyor olabilir.
Bu olasılık bir boylamsal çalışmayla daha doğrudan sınandı.
Bu bulgunun gücü, başlangıçtaki memnuniyetin kontrol edilmesinden geliyor. Yani olumsuz yorumlar yalnızca zaten mutsuz olan insanların bir belirtisi değil; aynı başlangıç memnuniyetinden yola çıkan iki kişiden, eşinin olumsuz davranışlarını daha olumsuz yorumlayan kişi bir yıl sonra daha mutsuzdu. Olumsuz yorumlama alışkanlığı, kendi başına bir yük gibi görünüyor.
Yaygın yanlış"Eşim bunu bilerek yapıyor."
Bradbury ve Fincham'ın derlemesi, memnuniyetsiz eşlerin eşlerinin davranışlarını onları olumsuz bir ışık altında gösteren nedenlere bağlamaya daha yatkın olduğunu gösterdi. Bu yorumlar bazen doğru olabilir; ama çoğu zaman eşin davranışının başka açıklamaları da var: yorgunluk, dalgınlık, stres, farklı bir alışkanlık. M05-D08'de iyi niyetli yorumların sağlıklı ilişkilerde koruyucu olduğunu görmüştük; burada tersi geçerli: Kasıt arayan bir yorum, çoğu zaman bulduğundan fazlasını görüyor.
Genel duygunun gölgesi
Olumsuz yorumlamanın bir başka boyutu, ilişkiye dair genel duygunun, eşin tek tek davranışlarını nasıl algıladığımızı etkilemesi.
Bu bulgu, duygu baskınlığının hangi durumlarda işlediğine dair önemli bir sınır çiziyor. Güçlü bir evlilik bağı, eşin hafif olumsuz davranışlarının, örneğin biraz sıkılmış bir yüz ifadesinin ya da kısa bir sinirlenmenin, daha olumlu görülmesini sağlıyor. Ama eşin yoğun olumsuz duyguları, örneğin açık bir öfke ya da küçümseme, bu süzgeçten geçmiyor; o duygular ne kadar güçlü bir bağ olursa olsun olduğu gibi görülüyor.
Yaygın yanlış"İletişim sorunları yalnızca konuşma tekniğiyle çözülür."
Bu derste gördüğümüz bulgular, iletişimin bozulmasının önemli bir kısmının sözcüklerden değil, eşin davranışlarına yüklenen anlamlardan ve ilişkiye dair genel duygudan kaynaklandığını gösteriyor. Daha açık konuşmayı öğrenmek önemli; ama olumsuz bir süzgeçten bakan biri, en açık mesajı bile yanlış okuyabilir. Modülün son dersinde iletişim eğitimlerinin etkisine dair kanıtı ayrıca değerlendireceğiz.
Usta katmanı
Terapistin gözünden bakıldığında bu ders, "iletişim kuramıyoruz" şikâyetini parçalarına ayırmanın bir yolunu sunuyor. Terapist, bir çiftin anlattığı bir yanlış anlaşılmayı dinlerken üç soru sorabilir: Mesaj belirsiz mi gönderildi? Açık bir mesaj mı yanlış çözüldü? Yoksa mesaj doğru anlaşıldı ama olumsuz bir niyete mi bağlandı? Bu üç sorun farklı müdahaleler gerektiriyor.
Birinci sorunda, yani belirsiz kodlamada, iş gönderenin daha açık konuşmasını desteklemek. İkinci sorunda, yani yanlış kod çözmede, iş dinleyenin varsayımlarını sınamasını sağlamak: "Bunu şöyle anladım, doğru mu?" Üçüncü sorunda, yani olumsuz yüklemede, iş daha derin: Eşin davranışına yüklenen anlamın nereden geldiğini, hangi geçmiş deneyimlerin bu yorumu beslediğini konuşmak.
Olumsuz duygu baskınlığı olan bir çiftle çalışırken, iletişim tekniklerinden önce ilişkiye dair genel duyguyu değiştirmeye yönelik çalışmalar gerekebilir. Bir çift, birbirine olumsuz bir süzgeçten baktığı sürece, en iyi kurulmuş "ben dili" cümlesi bile bir saldırı gibi duyulabilir. M05'te gördüğümüz minnettarlık, duyarlılık ve ortak deneyimler, bu süzgeci değiştirmenin yollarından bazıları.
Kanıtın sınırı
Kaynakların bir kısmı onlarca yıllık ve örneklemleri küçük: 48 çift, 96 çift, 130 çift. Noller'ın deneyi laboratuvarda, standart ve belirsiz cümlelerle yapıldı; gündelik hayattaki konuşmalar bu cümlelerden çok daha karmaşık ve bağlama bağlı.
Yükleme araştırmaları, olumsuz yorumlar ile memnuniyet arasında güçlü bir ilişki gösteriyor ve boylamsal bir çalışma bu ilişkinin bir neden-sonuç ilişkisi olabileceğini düşündürüyor. Ama yorumları deneysel olarak değiştirip memnuniyetin nasıl değiştiğini gösteren çalışmalar bu derste aktarılmadı. Yorumların kendisi de çoğunlukla öz bildirimle ölçüldü.
Duygu baskınlığı bulgusu yalnızca yeni evlilerden ve tek bir laboratuvardan çıktı; onlarca yıllık evliliklerde ya da başka toplumlarda bu süzgecin aynı biçimde çalışıp çalışmadığını bilmiyoruz. Burada okuduğumuz araştırmalarda katılımcılar hemen hep kadın-erkek evli çiftlerdi.
Kendin dene
Aklında kalsın
İletişimin iki ucu var: Gönderenin niyeti ve alıcının yaşadığı etki; ikisi farklı olabilir ve iki kişi de kendi deneyiminde haklı olabilir.
Bir deneyde iletişim hataları hem mesajın belirsiz kodlanmasından hem de açık bir mesajın yanlış çözülmesinden kaynaklandı; evlilik uyumu yüksek çiftlerde iki aşama da daha iyi işliyordu.
Memnuniyetsiz eşler eşlerinin davranışlarını daha olumsuz yorumluyor; eşinin olumsuz davranışlarına iyi niyetli olmayan yüklemeler yapanların memnuniyeti, başlangıçtaki memnuniyet kontrol edildiğinde de bir yıl sonra daha düşüktü.
Duygu baskınlığı, ilişkiye dair genel duygunun eşin belirli davranışlarını nasıl gördüğümüzü belirlemesi; güçlü bir bağ hafif olumsuzlukları yumuşatıyor ama yoğun olumsuzlukları değil.
İletişim sorunlarının önemli bir kısmı sözcüklerden değil yorumlardan kaynaklanıyor; bu yüzden daha iyi konuşmayı öğrenmek önemli ama tek başına yeterli değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste iletişimin önemli bir kısmının dinleyenin ucunda bozulduğunu gördük: açık bir mesajın yanlış çözülmesi, bir davranışa olumsuz bir niyet yüklenmesi. Peki iyi dinlemek ne demek? Karşıdakini anlamaya çalışarak dinlemek ile cevap hazırlayarak dinlemek arasındaki fark nedir ve dinlediğini göstermenin yaygın yöntemleri gerçekten işe yarıyor mu? Modülün ikinci dersi bu soruların peşinde: Dinlemek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.