İçeriğe geç

M05-D05

Duyarlılık algısı

Eşin kendisini anladığı, değer verdiği ve önemsediği algısının yakınlıktaki merkezi rolünü açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M05, İlişkiyi sürdürmek · 2.971 kelime · 15 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Duyarlılık algısı, eşin bizi anladığına, değer verdiğine ve önemsediğine dair inancımız; eşin ne yaptığından çok, onun nasıl yaşandığını anlatıyor.

Günlük kayıtlarla yapılan bir çalışmada yakınlık, iki kişinin kendini açmasının birleşiminden doğdu ve algılanan duyarlılık bu süreçte bir aracı rol oynadı; duyguları paylaşmak, olguları paylaşmaktan daha çok yakınlık yarattı.

Duyarlılık algısı daha iyi uykuyla ilişkili; çok destek almak ise yalnızca duyarlılık algısı düşük olanlarda daha yüksek ölüm riskiyle ilişkiliydi.

Yirmi yıllık bir izlemede duyarlılık düzeyinin ölümle bağı ek değişkenler kontrol edildiğinde dayanıklı çıkmadı; duyarlılık algısındaki azalma ise gündelik stres tepkileri üzerinden daha sonraki ölüm riskiyle ilişkiliydi.

Duyarlılık hem eşin davranışına hem de algılayanın dikkatine bağlı; terapide iki parçaya da çalışmak gerekebilir.

Açılış sahnesi

Bir hemşire, on iki saatlik bir nöbetin ardından eve dönüyor. O gün servisinde uzun süredir baktığı yaşlı bir hasta ölmüş. Kapıdan girer girmez eşine "bugün Hüsnü amca gitti" diyor. Eşi televizyonun sesini kısıyor, yanına geliyor ve "Ah, o seni hep soran amca mıydı?" diye soruyor. Kadın başını sallıyor ve ağlamaya başlıyor. Eşi bir şey söylemiyor; sadece yanında oturuyor.

Aynı akşam, aynı apartmanın başka bir katında, başka bir hemşire de aynı servisten eve dönüyor ve aynı haberi veriyor. Onun eşi telefondan başını kaldırmadan "Çok yaşlıydı zaten, değil mi?" diyor. Haklı da; adam seksen dokuz yaşındaydı. Kadın bir şey demiyor, odasına geçiyor.

İki eşin söylediği şeylerin hiçbiri yanlış değil. Ama iki kadından biri o gece anlaşıldığını hissederek uyuyor, öteki yalnız. Bu ders, bir ilişkide "anlaşılıyorum, önemseniyorum" duygusunun neden bu kadar merkezi olduğunu ve bu duygunun neye bağlı olduğunu ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önce duyarlılık algısı kavramını tanıyacağız: eşin bizi anladığı, değer verdiği ve önemsediğine dair inancımızı. Ardından yakınlığın, kendini açma ile eşin duyarlılığının birleşiminden nasıl doğduğunu gösteren bir günlük çalışmasına bakacağız. Sonra duyarlılık algısının uyku, sağlık ve hatta ölüm riskiyle ilişkisini inceleyen araştırmaları göreceğiz. Son olarak bu algının ne kadar "gerçek" duyarlılıktan, ne kadar algılayanın kendisinden geldiğini ve bunun klinik açıdan ne anlama geldiğini konuşacağız.

M04-D08'de destek vermenin bağlanmayla nasıl ilişkili olduğunu görmüştük. Bu ders bir adım geri çekilip şunu soruyor: Bir destek davranışının işe yaraması için ne gerekiyor?

Sıfır noktası

Terapi S10-P01-D03'te kendini açmayı, yani kişinin iç dünyasından bir şeyi başka birine anlatmasını tanımlamıştık. M03-D09'da da psikolojik yakınlığı, eşlerin birbirine iç dünyalarını açtığı ve birbirini derinden tanıdığı bir yakınlık biçimi olarak görmüştük. Bu ders, kendini açmanın yakınlığa nasıl dönüştüğünü soruyor.

Bu tanımda üç öğe var. Anlaşılmak, eşin kişinin gerçekte ne hissettiğini ve neyi önemsediğini doğru kavraması. Değer görmek, eşin kişinin bu hâlini kabul etmesi ve onaylaması. Önemsenmek, eşin kişinin iyiliğini gerçekten dert etmesi. Açılış sahnesindeki birinci eş üçünü de birkaç sözcükle yaptı: Hastanın kim olduğunu hatırladı, kadının gözyaşlarını düzeltmeye çalışmadı ve televizyonu kapatıp yanına geldi.

Mekanizma

Yakınlık nasıl doğar?

Yakınlığın kişiler arası süreç modelini sınayan çalışmalardan biri, insanları gündelik hayatlarında, her sosyal etkileşimin hemen ardından kayıt tutarak izledi.

Bu bulgunun iki ayrıntısı önemli. Birincisi, yakınlık yalnızca kişinin kendini açmasından doğmuyor; karşıdakinin bu açılmaya nasıl karşılık verdiği, yani duyarlılık algısı, sürecin bir parçası. İkincisi, duyguları paylaşmak, bilgileri paylaşmaktan daha çok yakınlık yaratıyor. "Bugün toplantı uzun sürdü" demek ile "bugün toplantıda kendimi çok değersiz hissettim" demek arasında, yakınlık açısından büyük bir fark var.

Yaygın yanlış"Bir ilişkide her şeyi paylaşırsanız yakınlaşırsınız."
Doğrusu

Kendini açmak yakınlığın gerekli bir parçası ama yeterli değil. Laurenceau ve arkadaşlarının çalışmasında yakınlık, karşıdakinin duyarlılığının algılanmasıyla birlikte ortaya çıktı. Duyarsız bir karşılıkla karşılaşan bir açılma, kişiyi yakınlaştırmak yerine incitebilir. Asıl soru ne kadar paylaşıldığı değil, paylaşılanın nasıl karşılandığı.

Duyarlılık ve beden

Duyarlılık algısının yalnızca ilişki memnuniyetiyle değil, bedensel sağlıkla da ilişkili olduğunu gösteren bir dizi çalışma var. M01-D04'te ilişki kalitesinin sağlıkla bağlantısını genel olarak görmüştük; bu çalışmalar o bağlantının arkasındaki bir yola işaret ediyor.

Duyarlılık algısının belki de en çarpıcı bulgusu, destek alma ile sağlık arasındaki ilişkiyi değiştirmesi.

İlk okuyuşta akla yatmıyor: Nasıl olur da daha çok destek almak daha yüksek bir ölüm riskiyle ilişkili olabilir? Bir açıklama, M04-D08'de konuştuğumuz görünür destek ile görünmez destek ayrımıyla bağlantılı. Duyarlılıktan yoksun bir destek, kişiye yetersiz olduğunu, başkasının yardımına muhtaç olduğunu ya da anlaşılmadığını hissettirebilir. Destek miktarı değil, desteğin bir duyarlılık duygusuyla gelip gelmediği belirleyici olabilir.

Yirmi yıllık bir izleme

Aynı ulusal araştırmanın üç dalgasını kullanan bir başka çalışma, duyarlılık algısı ile ölüm arasındaki bağı yirmi yıl boyunca izledi ve daha karmaşık bir tablo ortaya koydu.

Bu çalışmanın dürüst bir yanı var: İlk ve basit bulgu, yani duyarlılık algısının düzeyinin ölümü öngörmesi, ek değişkenler hesaba katıldığında dağıldı. Dayanıklı kalan bulgu daha incelikli: Duyarlılık algısının zaman içinde azalması, kişinin gündelik streslere daha olumsuz tepki vermesiyle ve bu da daha sonraki ölüm riskiyle ilişkiliydi. Bu, duyarlılık algısının sabit bir özellikten çok, değişebilen ve değişimiyle önem taşıyan bir şey olduğunu düşündürüyor.

Yaygın yanlış"Eşinin seni anladığını hissetmek uzun yaşamanı sağlar."
Doğrusu

Bu derste aktarılan sağlık bulguları gözlemsel; bir ilişki gösteriyor, bir neden göstermiyor. Yirmi yıllık izlemede duyarlılık algısının düzeyinin ölümle bağı, kişilik ve evlilik riski gibi değişkenler hesaba katıldığında dayanıklı çıkmadı. Daha dayanıklı olan bulgu, duyarlılık algısındaki değişimin gündelik stres tepkileri üzerinden işlemesiydi ve bu etkinin büyüklüğü küçüktü. Duyarlılık önemli; ama onu bir sağlık reçetesine çevirmek, bulguların taşıyabileceğinden fazlasını söylemek olur.

Algı nereden gelir?

Duyarlılık algısı, adından da anlaşılacağı gibi bir algı. Bu algı yalnızca eşin gerçek davranışından değil, algılayanın kendisinden de besleniyor. M04-D04'te kaygılı bağlanan kişilerin eşlerinin davranışlarını daha olumsuz yorumlama eğiliminde olduğunu görmüştük; aynı davranış, farklı bağlanma geçmişleri olan iki kişide farklı bir duyarlılık algısı bırakabilir.

Bu, klinik açıdan önemli bir ayrım. Bir danışan eşinin onu anlamadığından yakındığında, iki olasılık var: Eşi gerçekten duyarsız olabilir, ya da danışan eşinin duyarlı davranışlarını fark etmekte zorlanıyor olabilir. Çoğu zaman ikisi bir arada.

Duyarlılık algısını artırmanın yollarından birine dair erken bir ipucu, ilişkiye yönelik bilinçli farkındalık üzerine yapılan bir çalışmadan geliyor.

Dikkat çeken, etkinin yalnızca kişinin kendisinde görülmesi. İlişkiye dair farkındalığı yüksek olan kişi eşini daha duyarlı algıladı ve kendi ilişki kalitesi arttı; eşinin tarafında ise böyle bir etki görülmedi. Bu, duyarlılık algısının bir kısmının algılayanın dikkatinde yattığını düşündürüyor: Eşin duyarlı anlarını fark etmek, belki eşi daha duyarlı yapmaktan önce gelen bir adım.

Usta katmanı

Klinik açıdan duyarlılık algısı, çift terapisinin en merkezi hedeflerinden biriyle örtüşüyor: iki eşin birbirini daha doğru anlaması ve birbirine anlaşılmış hissettirmesi. Ama bu derste gördüğümüz gibi, duyarlılık iki parçalı: Bir kişinin duyarlı davranması ve ötekinin bu duyarlılığı algılaması. Terapide her iki parçaya da çalışmak gerekebilir.

Duyarlı davranmanın ilk adımı çoğu zaman bir soru sormak: "Şu an sana ne iyi gelir? Dinlememi mi, bir şey yapmamı mı istersin?" Bu soru, açılış sahnesindeki ikinci eşin ve iş görüşmesinden reddedilen kadının sevgilisinin kaçırdığı adımı telafi ediyor: Eşin o anki ihtiyacını tahmin etmek yerine sormak.

Yaygın yanlış"Duyarlı olmak, eşin her istediğini yapmak demektir."
Doğrusu

Duyarlılık bir itaat değil. Eşin ne hissettiğini anlamak, bu hâlini kabul etmek ve iyiliğini önemsemek, onun her isteğine evet demeyi gerektirmiyor. Bir kişi eşinin bir isteğini geri çevirip yine de onun neden bunu istediğini anladığını gösterebilir: "Neden bunu istediğini anlıyorum, bu hafta yapamayacağım ama senin için önemli olduğunu biliyorum."

Duyarlılığı algılamak da bir beceri. Bazı danışanlar, eşlerinin duyarlı davranışlarını fark etmekte zorlanıyor; çünkü dikkatleri eksik olana, yapılmayana yönelmiş. Bu danışanlarla, eşin duyarlı anlarını fark etmeye ve kaydetmeye yönelik çalışmalar yapılabilir; ama bu çalışmaların amacı gerçek bir duyarsızlığı örtmek değil, var olan duyarlılığı görünür kılmak olmalı.

Kanıtın sınırı

Bu derste aktarılan çalışmaların neredeyse tamamı gözlemsel ve ilişkisel; duyarlılık algısının ilişki kalitesine ya da sağlığa neden olduğunu göstermiyor. Duyarlılık algısı yüksek olan insanlar, zaten daha sağlıklı, daha az kaygılı ya da daha iyi ilişkilerde olabilir; araştırmacılar bazı değişkenleri kontrol etse de, ölçülmeyen başka etkenler her zaman olası.

Sağlık bulgularındaki etki büyüklükleri küçük ve bazıları, ek değişkenler hesaba katıldığında dayanıklılığını yitirdi. Yirmi yıllık izlemenin kendi yazarları, duyarlılık düzeyinin ölümle ilişkisinin kontrol değişkenleri eklendiğinde ortadan kalktığını açıkça bildirdi. Bu dürüstlük önemli: Duyarlılık algısı ile sağlık arasındaki bağ ilginç ama henüz kesin değil.

Çalışmaların büyük kısmı ABD'de yapıldı. Duyarlılığın nasıl ifade edildiği ve nasıl algılandığı kültürden kültüre değişebilir; M04-D12'de, bazı kültürlerde sevginin sözle değil davranışla gösterildiğini görmüştük. Duyarlılık algısını ölçen soruların bu farklılıkları ne kadar yakaladığını henüz bilmiyoruz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Duyarlılık algısı, eşin bizi anladığına, değer verdiğine ve önemsediğine dair inancımız; eşin ne yaptığından çok, onun nasıl yaşandığını anlatıyor.

Günlük kayıtlarla yapılan bir çalışmada yakınlık, iki kişinin kendini açmasının birleşiminden doğdu ve algılanan duyarlılık bu süreçte bir aracı rol oynadı; duyguları paylaşmak, olguları paylaşmaktan daha çok yakınlık yarattı.

Duyarlılık algısı daha iyi uykuyla ilişkili; çok destek almak ise yalnızca duyarlılık algısı düşük olanlarda daha yüksek ölüm riskiyle ilişkiliydi.

Yirmi yıllık bir izlemede duyarlılık düzeyinin ölümle bağı ek değişkenler kontrol edildiğinde dayanıklı çıkmadı; duyarlılık algısındaki azalma ise gündelik stres tepkileri üzerinden daha sonraki ölüm riskiyle ilişkiliydi.

Duyarlılık hem eşin davranışına hem de algılayanın dikkatine bağlı; terapide iki parçaya da çalışmak gerekebilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste duyarlılığın çoğunlukla zor anlarda, bir kayıp ya da bir hayal kırıklığı paylaşıldığında sınandığını gördük. Ama duyarlılık yalnızca kötü haberlerde değil, iyi haberlerde de sınanıyor. Bir terfi, bir sınav sonucu, küçük bir başarı paylaşıldığında eşin nasıl karşılık verdiği, ilişki için ne söylüyor? Bir sonraki dersin konusu bu: İyi haberi paylaşmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.