M05-D03
Bağlılık ve fedakârlık
Eş için kendi tercihinden vazgeçmenin ne zaman ilişkiyi güçlendirdiğini, ne zaman tükettiğini ayırt eder.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M05, İlişkiyi sürdürmek · 2.895 kelime · 15 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Fedakârlık, bir kişinin eşi ya da ilişki için kendi isteğinden vazgeçmesi; bağlılık arttıkça fedakârlık isteği de artıyor, özellikle kendiliğinden ortak sonucu gözetmeyen kişilerde.
Fedakârlığın etkisini en çok belirleyen şey güdüsü: Eşi mutlu etmek ya da yakınlığı artırmak için yapılan fedakârlık iyi oluş ve ilişki kalitesiyle olumlu, çatışmadan kaçınmak için yapılan fedakârlık ise olumsuz yönde ilişkili.
İnsanlar kendi fedakârlıklarının bedelini küçük görüyor; bu yanlılık vazgeçmeyi kolaylaştırıyor ama zamanla gerçek bedelin gözden kaçmasına da yol açabiliyor.
Yakın ilişkilerde fedakârlık bazen düşünülerek değil, kendiliğinden yapılıyor; öz denetimi düşük kişiler fedakârlık yapmaya daha istekli olduklarını bildirdi.
Çatışan tercihler karşısında yalnızca "ben ya da sen" seçeneklerini görmek yerine üçüncü bir yol aramak, fedakârlığın tek taraflı bir yüke dönüşmesini önleyebiliyor.
Açılış sahnesi
İki komşu kadın, apartmanın merdiveninde karşılaşıyor ve ikisi de aynı haberi veriyor: Bu yaz eşleriyle birlikte tatile gitmek yerine, eşlerinin yaşlı babasının yanında, Ordu'daki köyde kalacaklar. İki kadın da bir ay boyunca deniz yerine fındık bahçesi, otel yerine eski bir köy evi görecek.
Birinci kadın bunu anlatırken gülümsüyor: "Kayınpederim artık eskisi gibi değil, belki son yazları. Eşim çok mutlu olacak, ben de köyde biraz kafa dinlerim." İkinci kadın ise kısık bir sesle konuşuyor: "Hayır desem kavga çıkacaktı. Kayınvalidem de 'gelin gelmedi' diye köyde konuşacaktı. Ne yapayım, gidiyorum."
İki kadın da aynı şeyden vazgeçti: deniz kenarında bir tatilden. Ama ikisinin bu vazgeçişten ne alıp ne kaybedeceği aynı değil. Bu ders, bir ilişkide fedakârlığın ne zaman ilişkiyi besleyen bir armağan, ne zaman fedakârlık yapanı yavaş yavaş tüketen bir yük olduğunu ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önce fedakârlığın ne olduğunu ve bağlılıkla nasıl ilişkili olduğunu göreceğiz. Ardından fedakârlığın tek bir şey olmadığını, aynı davranışın farklı güdülerle yapılabileceğini ve bu güdülerin sonuçları nasıl değiştirdiğini gösteren çalışmalara bakacağız. Sonra fedakârlığın bedelinin nasıl algılandığına, fedakârlık yapanın ve alanın bu bedeli neden farklı gördüğüne geçeceğiz. Son olarak fedakârlığın ilişkiyi tüketmeye başladığı noktayı ve bu noktanın nasıl fark edilebileceğini konuşacağız.
Bu ders fedakârlığı bir erdem ya da bir hata olarak sunmuyor. Bazı vazgeçişler ilişkiyi derinleştiriyor, bazıları yavaş bir yıpranmanın başlangıcı oluyor; araştırmalar bu ikisini ayırt etmek için bazı ipuçları veriyor.
Sıfır noktası
M05-D01'de güdü dönüşümünü, yani insanların bir anlık kazancın yerine ilişkinin geleceğini gözeterek seçim yapmasını görmüştük. M05-D02'de de bağlılığın memnuniyetten ayrı bir yönelim olduğunu ve kriz anlarında ilişkiyi ayakta tutabildiğini. Fedakârlık bu iki fikrin kesiştiği yerde duruyor.
Fedakârlık, ilişki biliminde ilk bakışta çelişkili bir yer tutuyor. Bir yandan, M05-D01'deki güdü dönüşümünün en açık örneği; eşin iyiliğini kendi iyiliğinin önüne koymak. Öte yandan, her vazgeçiş birine bir şeye mal oluyor ve o hesabı çoğu zaman tek kişi kapatıyor.
Mekanizma
Bağlılık fedakârlığı nasıl besler?
Yatırım modelinden gelen bir öngörü, bağlılığı yüksek insanların ilişki için fedakârlık yapmaya daha hazır olacağı. Bu öngörü, bireysel farklılıklarla birlikte sınandı.
Bu bulgu ilginç bir şey söylüyor. Bağlılık ile fedakârlık arasındaki bağ, ortak sonucu zaten gözeten toplum yanlısı kişilerde daha zayıf, kendi sonucunu öne koyan bireyci kişilerde daha güçlüydü. Bireyci biri için bağlılık belirleyici görünüyor: Bağlılık arttıkça bu kişilerin fedakârlık isteği de belirgin biçimde artıyor. Bağlılık, bir anlamda, kendiliğinden ortaklaşa düşünmeyen birini ilişki için ortaklaşa düşünmeye yönelten şey.
Yaygın yanlış"Gerçek fedakârlık karşılık beklemez."
Bu cümle fedakârlığı tek yönlü bir armağan olarak tanımlıyor. Oysa araştırmada kişinin kendi fedakârlık isteği, eşinin de fedakârlık yapacağına dair inancıyla ve eşinin gerçek fedakârlık isteğiyle birlikte gidiyordu. Karşılıklılık beklentisi fedakârlığı değersizleştirmiyor; çoğu ilişkide onu mümkün kılan şeylerden biri.
Neden vazgeçiyoruz?
Fedakârlığın sonuçlarını en çok belirleyen şeylerden biri, onun neden yapıldığı. Açılış sahnesindeki iki kadın aynı davranışı iki farklı nedenle yapıyordu.
Bu bulgu açılış sahnesindeki iki kadının neden farklı yaz geçireceğini açıklayabilir. Birinci kadın eşine ve kayınpederine bir şey vermek için gidiyor; vazgeçişin içinde bir kazanç görüyor. İkinci kadın ise bir kavgadan ve dedikodudan kaçmak için gidiyor; vazgeçişi bir kayıptan başka bir şey değil. Davranış aynı, ama ikisinin ilişkiye ve kendilerine etkisi farklı olabilir.
Yaygın yanlış"Fedakârlık her zaman ilişkiyi güçlendirir."
Araştırmalar fedakârlığın etkisinin büyük ölçüde güdüsüne bağlı olduğunu gösteriyor. Eşi mutlu etmek ya da yakınlığı artırmak için yapılan fedakârlık ilişki kalitesiyle olumlu yönde ilişkiliyken, çatışmadan ya da eşin öfkesinden kaçmak için yapılan fedakârlık hem kişinin iyi oluşuyla hem de ilişkinin kalitesiyle olumsuz yönde ilişkili. Bir fedakârlığın sayısı değil, neden yapıldığı belirleyici.
Bedelin algılanması
Fedakârlığın bir bedeli var; ama bu bedel, fedakârlığı yapan ile alan tarafından farklı görülebiliyor.
Bu bulgu iki yöne çekilebiliyor. Bir yandan kendi bedelini küçük görmek, fedakârlığı daha kolay ve daha az acı verici kılıyor; kişinin iyi oluşunu koruyor. Öte yandan, eşin bedeli abartması da fedakârlığın fark edilmesini ve takdir edilmesini kolaylaştırabilir. Sorun, bu yanlılığın sürekli tek yönde çalışması: Kendi bedelini hep küçük gören biri, zamanla ödediği bedelin gerçek büyüklüğünü gözden kaçırabilir.
Dürtü ile düşünce
Fedakârlığın ne kadar düşünülerek yapıldığı da bir soru. İlginç bir çalışma, yakın ilişkilerde fedakârlığın bir düşünce ürünü değil, kendiliğinden bir eğilim olabileceğini öne sürdü.
Merdivendeki iki komşuyu bir kez daha düşünelim. Birinci kadın, eşinin babasının yanında kalmayı neredeyse düşünmeden kabul etmiş; vazgeçişi kendiliğinden gelmiş. İkinci kadın ise uzun uzun hesap yapmış: kavga, dedikodu, kayınvalidenin sözleri. Kendiliğinden gelen fedakârlık ile hesaplanan fedakârlık farklı yerlerden geliyor olabilir.
Usta katmanı
Fedakârlık, çift terapisinde sık karşılaşılan ama nadiren açıkça konuşulan bir konu. Çiftler genellikle "kim daha çok fedakârlık yapıyor?" sorusu etrafında sessiz bir hesap tutuyor ve bu hesap çoğu zaman bir kavgada birden açığa çıkıyor: "Ben senin için her şeyi bıraktım!"
Bir derleme, fedakârlığın yapan için bir yük olabildiğini, alan için karışık bir armağan olduğunu ve uzun vadede ilişkiye zararlı sonuçları da olabileceğini özetliyor. Aynı derleme, çatışan tercihlerle karşılaşan çiftler için doğru stratejileri bulmanın önemini vurguluyor ve örnek olarak alternatif çözümler aramayı, iki eşin bedel ve kazançlarını karşılaştırmayı ve durumu yeniden değerlendirmeyi sayıyor.
Bu örneklerden ilki, alternatif çözümler aramak, belki en çok gözden kaçanı. Çiftler bir çatışmayla karşılaştığında çoğu zaman yalnızca iki seçenek görüyor: ya ben vazgeçerim ya sen. Oysa çoğu durumda üçüncü bir yol var. M05-D01'in açılış sahnesindeki çift bunu yapmıştı: Ne birinin istediği tam olarak oldu ne ötekinin, ama ikisi de kabul edilebilir bir noktada buluştu.
Terapide izlenmesi gereken ikinci bir tehlike, fedakârlığın tek yönlü bir alışkanlığa dönüşmesi. M05-D01'de, yapıcı tepkiyi hep tek bir eşin verdiği ilişkilerde bu kişinin tükenebileceğini görmüştük. Fedakârlık için de benzer bir risk var: Kaçınma güdüsüyle, uzun süre ve tek taraflı yapılan fedakârlık, kişinin kendi ihtiyaçlarını görünmez kılabiliyor. Bu noktada fedakârlık bir ilişki yatırımından çok, kişinin kendinden vazgeçişine dönüşüyor.
Yaygın yanlış"İyi bir eş, kendi isteklerini ilişki için hep bir kenara koyar."
Bu cümle, fedakârlığı bir sevgi ölçüsü olarak görüyor. Oysa araştırmalar, sürekli tek taraflı ve kaçınma güdüsüyle yapılan fedakârlığın kişinin iyi oluşuna ve ilişkinin kalitesine zarar verebildiğini gösteriyor. Bir ilişkide iki kişinin de ihtiyaçlarının görünür olması, birinin hep geri çekilmesinden daha sağlıklı bir zemin sunuyor.
Kanıtın sınırı
Fedakârlık araştırmalarının büyük kısmı, flört eden genç çiftlerle ya da üniversite öğrencileriyle yapıldı ve ölçümler çoğunlukla öz bildirime dayanıyor. İki haftalık bir günlük çalışma, gündelik küçük fedakârlıkları iyi yakalasa da, kariyer değiştirmek ya da bir şehirden ayrılmak gibi büyük ve bir kere yapılan fedakârlıkların uzun vadeli etkilerini göstermiyor.
Fedakârlık güdüsü ile sonuçlar arasındaki ilişki de neden-sonuç yönü açısından belirsiz. Kaçınma güdüsüyle fedakârlık ilişkiyi yıpratıyor olabilir; ama zaten yıpranmış bir ilişkide insanlar daha çok kaçınma güdüsüyle fedakârlık yapıyor da olabilir. Boylamsal bileşenler bu belirsizliği biraz azaltıyor ama tamamen ortadan kaldırmıyor.
Bu çalışmaların çoğu, toplumsal cinsiyet rollerinin fedakârlığı nasıl biçimlendirdiğini ayrıntılı olarak ele almıyor. Bir kültürde kadının fedakârlığı beklenen ve görünmez bir şeyse, aynı davranışın anlamı ve bedeli farklı olabilir; açılış sahnesindeki ikinci kadının "gelin gelmedi" korkusu bu tür bir beklentinin izini taşıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Fedakârlık, bir kişinin eşi ya da ilişki için kendi isteğinden vazgeçmesi; bağlılık arttıkça fedakârlık isteği de artıyor, özellikle kendiliğinden ortak sonucu gözetmeyen kişilerde.
Fedakârlığın etkisini en çok belirleyen şey güdüsü: Eşi mutlu etmek ya da yakınlığı artırmak için yapılan fedakârlık iyi oluş ve ilişki kalitesiyle olumlu, çatışmadan kaçınmak için yapılan fedakârlık ise olumsuz yönde ilişkili.
İnsanlar kendi fedakârlıklarının bedelini küçük görüyor; bu yanlılık vazgeçmeyi kolaylaştırıyor ama zamanla gerçek bedelin gözden kaçmasına da yol açabiliyor.
Yakın ilişkilerde fedakârlık bazen düşünülerek değil, kendiliğinden yapılıyor; öz denetimi düşük kişiler fedakârlık yapmaya daha istekli olduklarını bildirdi.
Çatışan tercihler karşısında yalnızca "ben ya da sen" seçeneklerini görmek yerine üçüncü bir yol aramak, fedakârlığın tek taraflı bir yüke dönüşmesini önleyebiliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste bağlılığın, insanları eşleri için kendi tercihlerinden vazgeçmeye yönelttiğini gördük. Ama bağlılık yalnızca ilişkinin içinde değil, dışında da sınanıyor: Bir iş yerinde, bir arkadaş toplantısında ya da bir uygulamada karşılaşılan çekici biri, bağlı bir kişinin gözünde nasıl görünüyor? Bağlı insanlar alternatiflerini nasıl değerlendiriyor? Bu soruların cevabı, modülün dördüncü dersinde: Alternatiflerin çekiciliği.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.