HM03-M01-D02
Bir iddianame olarak tarih: Ameke 1885
Ameke'nin İngilizce baskısının İngiliz Homeopati Derneği için yayımlandığını künyeden gösterir ve editör önsözündeki «tıp mesleğinin iddianamesi» çerçevesini değerlendirir.
Homeopati Bölümü — Homeopatinin Dünya Tarihi Akademisi — HM03-M01, Kim anlatıyor: homeopati tarihinin tarihçileri · 2.370 kelime · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ameke'nin İngilizce baskısı başlık sayfasında İngiliz Homeopati Derneği için yayımlandığını belirtir. Editör Dudgeon önsöze homeopati tarihinin tıp mesleğinin iddianamesi olduğu cümlesiyle başlar. Aynı Dudgeon'un 1854'te kurucuyu eleştirmesi, bir yazarın ağırlığının rolüne bağlı olduğunu gösterir.
Önsözün akıl yürütmesi üç adımlıdır. Baskı belgelenebilir. Baskıdan rakibin gizli kuşkusuna geçiş bir niyet okumasıdır. Eski yöntemin terk edilmesinden homeopatiye borçluluğa geçiş ise «en azından kınamada» kaydını siler.
Ameke kendini «düşmanca olmayan» diye tanımlar; Hufeland'ı tarafsız tanık diye çağırır, Hahnemann'ın homeopati öncesi hayatını önce düşmanlarının yazdığına dikkat çeker. Kitap yasa koyuculara seslenen bir taleple biter. Tek yanlılık tavizi değerlidir; kaynaksız «milyonlar» ise ağırlık koymak içindir.
Bir iddianameyi okurken kayıt, çıkarım ve talep ayrılır. Baskının gerçekliği baskı görenin doğruluğunu göstermez. Ek bölümdeki bakteri kuşkusu, savcı bakışının sınırını gösterir.
Açılış sahnesi
Kastamonu Adliyesi, ikinci kat, öğle arası. Stajyer avukat Naz, kırk sayfalık bir iddianameyi kantine taşımış, kenarlarını sarıyla boyamış.
«Ustam, bu adam kesin suçlu,» diyor. «Şuna bakın: sahte fatura, tanık ifadesi, banka kaydı. Her biri belgeli.»
Karşısındaki kıdemli avukat Hilmi Bey çayını karıştırıyor. «Belgelerin sahte olduğunu düşünmüyorum. Peki iddianameyi kim yazdı?»
«Savcı.»
«Görevi ne?»
Naz duraksıyor. «Suçlamak.»
«O hâlde bu metinde sanığın lehine olanı arama. Olmaması savcının kötü niyetli olduğunu göstermez, türün kendisi böyle. İçindeki kayıtları ciddiye al. Ama ‹bu adam suçlu› cümlesi iddianamenin sonucu değil, başlangıcı. Karar okunmadan önce iki şeye bakacaksın: savunma ne diyor, karşılaştırılacak başka kayıt var mı?»
«Ya savcı haklıysa?»
«Olabilir. Çoğu zaman da haklıdır. Haklıysa, savunmayı dinledikten sonra da haklı kalır.»
Bu derste ne olacak
Bir önceki derste bir kitabı önsözünden okumayı denedik. Bu derste aynı yöntemi, kendini neredeyse açıkça bir suçlama olarak sunan bir kitaba uyguluyoruz: Berlinli hekim Wilhelm Ameke'nin homeopati tarihi.
Ders künyeyle başlıyor; İngilizce baskıyı kimin, kimin adına bastığını kitabın kendi sayfasından gösteriyor. Sonra editör önsözünün ilk cümlesini ve o cümleye dayanan akıl yürütmeyi okuyor. Ardından yazarın önsözüne ve kitabın kapanışına geçiyor. Son olarak bir suçlamanın haklı olan kısmını, kanıtının yetmediği kısımdan ayırmaya çalışıyor.
Sıfır noktası
Hukukta iddianame, savcının suçlamasını ve dayandığı delilleri mahkemeye sunduğu belgedir. Bir yönü olması kusur sayılmaz; o yön, belgenin işidir. Ama iddianameyi yargı kararıyla karıştırmak ciddi bir hatadır.
Tarih kitabı da bazen bu türde yazılır. Olaylar gerçektir, belgeler gösterilir, kronoloji doğrudur; ama kitap bir sanığı ve bir hükmü baştan bellidir. Böyle bir metni okumak için önce türünü adlandırmak gerekir. Tür bir kez görülünce, içindeki belge değerini korur, sonuç ise bir talep olarak okunur.
Mekanizma
Künye: kimin için basıldı?
Kitabın başlık sayfası bir bakışta çok şey söylüyor.
Yayıncının kendi kitabına yazdığı önsöz, birincil metin; [T].
Homeopatik iddia — homeopati tarihi, tıp mesleğinin bir doğruya kasıtlı direnişinin kaydıdır; rakiplerin zorbalığı kendi yöntemlerine güvenmediklerini gösterir ve tarih sonunda Hahnemann'ı haklı çıkaracaktır.
Künye taraf konusunda hiçbir şeyi saklamıyor. Bunu kusur olarak değil, dürüstlük olarak okumak gerekiyor. Okur kitabın İngiliz homeopatlarının kurumu için basıldığını daha ilk sayfada görüyor.
Editörün adı ayrıca dikkat çekici. Bölümün önceki akademisinde sık okuduğumuz Dudgeon, 1854 derslerinde Hahnemann'ın dinamizasyon kuramını gereksiz bulan, kurucunun doz kurallarını «yetersiz veri» ile eleştiren ölçülü bir içeriden yorumcuydu. Otuz yıl sonra aynı adam, aynı kurucu için bir iddianamenin önsözünü yazıyor. Burada bir çelişki aramak gerekmiyor. Derste öğrencilerine konuşan bir hekimle, kendi okulunu dışarıya savunan bir yayıncı aynı işi yapmıyor. Bir yazarın ağırlığı değişmez bir nitelik değil, hangi rolde konuştuğuna bağlı. Akademi boyunca aynı kişiyi farklı rollerde gördüğümüzde bu soruyu yeniden soracağız.
Önsözün akıl yürütmesi
Dudgeon'un önsözünü yalnızca tonuyla değil, kurduğu çıkarımlarla da tartmak gerekiyor.
İlk adım, baskının kendisi. Ceza davaları, derneklerden ihraç, dergilerden dışlama: bunlar süs değil, kitabın ikinci bölümünün belgelediği olaylar. Ameke'nin ek notları da İngiltere'de bir profesörün istifaya zorlandığını, hekimlerin hastanelerinden çıkarıldığını, Amerikan tıp derneğinin etik kurallarıyla homeopatları boykot ettiğini sıralıyor. Bu dipnotların bir kısmını başka belgelerle sınayabileceğiz; akademinin Amerika modülü AMA'nın 1847 etik metnini doğrudan okuyacak. Bu kısım iddianamenin en güçlü yeri.
İkinci adım, baskıdan güvensizliğe geçiş. Çoğunluk tartışma yerine dışlamayı seçtiyse, kendi yöntemlerinden kuşku duyuyordu. Bu bir kanıt değil, bir niyet okuması. Bir meslek, çok güvendiği için de dışlayabilir; kendisini şarlatanlara karşı koruduğuna inanarak da. Davranış gerçek olabilir, ona atfedilen gizli kuşku ise belgelenmiyor.
Üçüncü adım, kınamanın haklılığından yöntemin haklılığına geçiş. Dudgeon burada dikkatli bir kayıt düşüyor: «en azından» kınamasında. Bu ayrım önemli ve akademinin en çok işine yarayacak yer burası. Kan alma ve müshil pratiğine karşı çıkmakta haklı olmak bir şeydir. Homeopatik ilacın işe yaradığını göstermek başka şey. Eski yöntemin terk edilmesi, yerine önerilen yöntemin doğruluğunu kanıtlamaz; yalnızca zarar veren bir yolun kapandığını gösterir. Önsöz kaydı düşüyor, ama birkaç satır sonra eski okulun homeopatiye «borçlandığını» söyleyerek o ayrımı siliyor.
Önsözün önerisi ise kendi ölçütüne çağrı yapıyor. Hastanelerde yan yana sınama. Bu, bugünkü gözle bakınca doğru sorulmuş bir soru. Editör bunu rakibinin yapmadığı için suçluyor. Yan yana sınama çağrısı bugün de geçerli; o sınamaların ne bulduğu ise HM05'in konusu.
Yazarın önsözü: «düşmanca olmayan» bir bakış
Yazarın kendi girişi, birincil metin; [T].
Ameke'nin seçtiği sözcük ilginç: tarafsız değil, «düşmanca olmayan». Bir önceki derste Jütte'nin de andığı bu ifade, kendi konumunu tanımlamakta çoğu kitaptan daha açık. Kitabın planı da iddianamenin planı: önce mağdurun geçmişi ve itibarı, sonra ona karşı işlenen fiiller, en sonda karşı tarafın bugünkü durumu.
Hufeland'ın yeri de plana göre seçilmiş. Tarih akademisinde okuduğumuz gibi Hufeland, homeopatiye ölçülü yaklaşan ama kabul etmeyen önemli bir dönem hekimiydi. Burada onun övgü kısmı öne alınıyor ve «tarafsız» sıfatıyla tanık kürsüsüne çıkarılıyor. Ameke'nin boşluk iddiası da değerli bir bilgi taşıyor: Hahnemann'ın homeopati öncesi hayatını önce düşmanları yazmış. Yani bu kitap boş bir alana değil, bir karşı anlatıya cevap veriyor.
Ameke'nin bu yönü küçümsenmemeli. Bölümün tarih dersleri, Hahnemann'ın kimya ve eczacılık çalışmaları için defalarca bu kitaba başvurdu. Kurbanın geçmişini anlatmak için belge toplayan iddianameler, başka türlü kaybolacak kayıtları koruyabilir.
Kapanış: bir taleple biten kitap
Aynı kitabın sonuç bölümü, birincil metin; [T].
Metin bir tarih anlatısı olarak başlayıp yasa koyuculara seslenen bir dilekçe olarak bitiyor. Kitabın türü burada artık gizlenmiyor. Hedef kitle yalnız okur değil, hastane ve yasa kararını verecek kişiler.
Kapanışta iki şey birlikte duruyor. Ameke'nin dürüst bir tavizi var: Hahnemann'ın tek yanlı olduğunu ve hata yaptığını yazıyor. Yandaş bir yazar için bu küçük bir şey değil. Ama hemen ardından gelen sayılar, «binlerce hekim, milyonlarca bağlı kişi», kaynak göstermeyen birer ağırlık. Bir uygulamanın yaygınlığı da onun doğruluğunu göstermez; bu, homeopatinin karşıtlarının da kendi kan alma pratiği için kullanabileceği bir akıl yürütmeydi.
Ek bölüm ise iddianamenin sınırını gösteriyor. Kitap dönemin tıbbının kusurlarını tararken hücre patolojisini ve bakteri öğretisini de sanık sandalyesine oturtuyor; dizinde bakteriler «birçok hastalığın öne sürülen nedeni» diye geçiyor. Bugünden bakınca eski okulun yanlışlarını tutarlı biçimde yakalayan bir bakışın, o okulun içinden doğan en büyük ilerlemeyi aynı kuşkuyla karşıladığı görülüyor. Savcı bakışı bir kusuru iyi yakalar, bir başarıyı tanımakta aynı ölçüde iyi değildir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir iddianameyi okumanın ustalığı, üç şeyi ayırmaktır: kayıt, çıkarım ve talep. Ameke'de kayıt ihraçlar, soruşturmalar, sansür ve hakaret alıntılarıdır. Çıkarım, bunların rakibin kuşkusunu ve bilimsel iflasını gösterdiğidir. Talep ise hastanelerde yer ve serbest rekabettir. Bir okur kayda inanıp çıkarımı reddedebilir, talebin bir kısmını destekleyip gerekçesini reddedebilir.
Baskı gerçekti ve bu, homeopatiye karşı ciddi bir ahlaki tablo çizer. Ama baskının gerçekliği baskı uygulananın doğruluğu demek değildir. Tıp tarihi hem haksız yere susturulmuş doğru fikirleri hem de haklı olarak dışlanmış yanlış fikirleri içerir. Dışlanmış olmak bir fikrin değerini iki yönde de ölçmez. «Bize de Galileo'ya yaptıklarını yaptılar» biçimindeki akıl yürütme bu boşluktan beslenir; Ameke'nin dizininde Galileo'nun geri alışının bulunması rastlantı değil.
İkinci incelik, zamanın tanıklığı. Editör, «zaman gösterdi» diyor. Gerçekten de kan alma terk edildi. Ama zamanın gösterdiği, kitabın yazıldığı yıldan sonra da sürdü: bakteriyoloji, klinik deneme ve sonraki yüzyılın ilaçları. Bir iddianamenin «tarih bizi haklı çıkaracak» cümlesi, yazıldığı anda sınanamaz. Bugün sınanabiliyor; ve sınama kurucunun kınamasının bir kısmını haklı çıkarırken, bu haklılığı öğretisinin geri kalanına taşımıyor.
Son olarak, kitabın dipnotlarından birinde rakibin istatistik mantığına yöneltilen bir eleştiri var: homeopati hastanelerinin sonuçları üstün çıktığı için «bunlar pişirilmiştir» denmesi. Eleştiri mantık olarak yerinde; sonuca bakıp veriyi reddetmek hatadır. Ama hastane karşılaştırmalarının kendisi, hastaların nasıl seçildiği bilinmeden, bir üstünlük de göstermez. İddianamenin en keskin yerlerinde bile okur iki yönlü tartmak zorunda.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışYaygın kanı — «Homeopatların gördüğü baskı abartıdır, ciddiye alınamaz.» Kitap ve notları ihraçları, adli soruşturmaları ve dergi dışlamalarını adlarıyla sıralar; bunların bir kısmı başka belgelerle sınanabilir.
Taraflı bir anlatım, gerçek olayları da aktarıyor olabilir.
Sınır
Okunanlar: İngilizce baskının başlık sayfası, editör önsözü, yazar önsözü, içindekiler, Retrospect bölümü, sonuç sayfaları, ekin başlangıcı ve dizinin bir kısmı. Kitabın ana gövdesinin ikinci bölümü bu derste satır satır okunmadı; önceki derslerde belirli yerleri kullanıldı. Dipnotların yazarı metinde her zaman belirtilmiyor; editörün eklediği notlar olması muhtemel. Almanca özgün baskı görülmedi. Ameke'nin sıraladığı ihraç ve soruşturmaların her biri tek tek bağımsız belgeyle sınanmadı. Kitaptaki tek tek ilaç ve hastalık anlatıları kullanılmadı. Açılıştaki dava kurgudur.
Bu ders bir kitabın türünü inceliyor. Bir tedavinin haksızlığa uğradığının söylenmesi onun işe yaradığını göstermez; sağlık kararınızda böyle bir anlatı hekim görüşünün yerine geçmez.
Kendin dene
Kilit özet
Ameke'nin İngilizce baskısı başlık sayfasında İngiliz Homeopati Derneği için yayımlandığını belirtir. Editör Dudgeon önsöze homeopati tarihinin tıp mesleğinin iddianamesi olduğu cümlesiyle başlar. Aynı Dudgeon'un 1854'te kurucuyu eleştirmesi, bir yazarın ağırlığının rolüne bağlı olduğunu gösterir.
Önsözün akıl yürütmesi üç adımlıdır. Baskı belgelenebilir. Baskıdan rakibin gizli kuşkusuna geçiş bir niyet okumasıdır. Eski yöntemin terk edilmesinden homeopatiye borçluluğa geçiş ise «en azından kınamada» kaydını siler.
Ameke kendini «düşmanca olmayan» diye tanımlar; Hufeland'ı tarafsız tanık diye çağırır, Hahnemann'ın homeopati öncesi hayatını önce düşmanlarının yazdığına dikkat çeker. Kitap yasa koyuculara seslenen bir taleple biter. Tek yanlılık tavizi değerlidir; kaynaksız «milyonlar» ise ağırlık koymak içindir.
Bir iddianameyi okurken kayıt, çıkarım ve talep ayrılır. Baskının gerçekliği baskı görenin doğruluğunu göstermez. Ek bölümdeki bakteri kuşkusu, savcı bakışının sınırını gösterir.
Sonraki derse köprü
Ameke'nin kitabı ustalar ve hasımlar arasında geçiyor; homeopatiyi kimin kullandığı, neden kullandığı neredeyse hiç görünmüyor. Oysa bir hareket yalnız kavgayla yayılmaz. Sıradaki ders başka bir tarihçinin tezine bakıyor: homeopatiyi kıtalar arasında taşıyan insanlar kimdi ve onu kentlerde kimler benimsedi?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.