HM03-M01-D01
Taraflı tarih yazımı (partisan historiography)
Jütte'nin «taraflı ve savunmacı tıp tarihi» dönemine ilişkin saptamasını özetler ve bu dönemde tarihi kimlerin yazdığını iki örnekle gösterir.
Homeopati Bölümü — Homeopatinin Dünya Tarihi Akademisi — HM03-M01, Kim anlatıyor: homeopati tarihinin tarihçileri · 2.457 kelime · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Jütte, Almanya'da 20. yüzyılın başına kadarki dönemi «taraflı ve savunmacı tıp tarihi çağı» diye adlandırır: bu tarihi çoğunlukla hekimler ve kavganın tarafları yazdı, yaklaşım tarihsel olmaktan çok doksografikti.
Homeopatların kendi cephesinden Bönninghausen ve Gross 1834'te hekim olmayan okura kurucu merkezli anlatılar sundu; Müller 1837'de ilk hastane müdürü olarak kendi itibarını savundu. Karşı cephede Wunderlich süssüz anlatımın adamı zaten yargıladığını söyledi, Haeser ve Eble de kendi okullarının yandaşı olarak yazdı.
Haehl biyografisi önsözlerinden okunduğunda parayı kurumsal bir ailenin verdiği, yazarın adanmış bir homeopat olduğu ve Hering'in «olası hatalara değinmeden» yönergesinin benimsendiği görülür. Aynı kitap yine de arşiv belgeleri ve mektuplar sunar.
Taraflılık bir kaynağı geçersiz kılmaz. Belge ile yorumu ayırmak, «bu cümlede taraf olmak ne kazandırıyor?» diye sormak ve iddiayı ikinci bir kaynakla sınamak gerekir. Kural, akademik tarihçinin kendisi için de geçerlidir.
Açılış sahnesi
Amasya, bir lisenin kütüphanesi, cuma öğleden sonrası. Yiğit, yerel tarih ödevi için iki ince kitapçığı masaya bırakıyor. İkisi de ilçedeki eski elma kooperatifini anlatıyor.
«Hocam, bunlar aynı kooperatifin tarihi mi, emin değilim,» diyor. «Birinde kurucu başkan köylüyü tüccarın elinden kurtaran bir kahraman. Ötekinde kasayı boşaltıp giden biri.»
Tarih öğretmeni Meral Hanım kitapçıkları eline alıyor, ama metne bakmıyor. İlk sayfaları çeviriyor.
«Önce şuraya bak. Bunu kooperatifin ellinci yılında yönetim kurulu bastırmış; yazarı da kurucunun oğlu. Ötekini yazan kim?»
Yiğit iç kapağı okuyor. «Eski muhasebeci. Kendi cebinden bastırmış. Burada yazıyor: ‹Haksız yere işten çıkarılmamın gerçek öyküsü.›»
«Güzel. Hangisi yalan söylüyor, onu sormadan önce başka bir şey sor: bu kitapçıkları kim, neye karşı yazdı?»
Yiğit kaşlarını çatıyor. «Yani ikisi de işe yaramaz mı?»
«Tersine. Muhasebecinin verdiği kasa rakamlarını belediye arşivinden sınayabilirsin. Kurucunun oğlunun aktardığı mektuplar başka yerde yok. Ama bir şey daha öğreniyorsun: ellinci yılda bu kasaba kendini nasıl görmek istiyormuş.»
Bu derste ne olacak
Bu akademi homeopatinin Hahnemann'dan sonra dünyaya nasıl yayıldığını anlatacak. O yayılmayı anlatan kaynakların çoğunu ise yarışın içindeki insanlar yazdı. Bu yüzden akademi, ülkelere ve kurumlara geçmeden önce bir okuma kuralı kuruyor.
Kural, tıp tarihçisi Robert Jütte'nin 1999 tarihli bir değerlendirmesine dayanıyor. Jütte, Almanya'da alışılmışın dışındaki tıbbın tarih yazımını gözden geçirirken 20. yüzyıl başına kadarki dönemi «taraflı ve savunmacı tıp tarihi çağı» diye adlandırıyor. Önce bu saptamanın ne dediğini okuyoruz. Sonra tarihi kimlerin yazdığına iki yönden bakıyoruz: homeopatların kendi cephesinden ve karşı cepheden. Ardından bu akademinin en çok başvuracağı kitaplardan birini, Haehl'in Hahnemann biyografisini, sayfalarını çevirmeden önce önsözlerinden okuyoruz.
Sıfır noktası
Bir metnin taraflı olması, yazarının bir sonuçtan çıkarı ya da bağlılığı bulunması demek. Bu tek başına metnin yanlış olduğunu göstermez. Bir davanın avukatı da doğru belge sunabilir. Yalnızca belgeleri seçerken ve dizerken neyi kazanmak istediğini bilmek gerekir.
Yakın tarihli bir olayı anlatan kaynak için bu soruyu sormak kolaydır. İki yüz yıl önceki bir kitap önümüze geldiğinde ise eski dili, kalın cildi ve dipnotları ona tarafsız bir hava verir. Tarih yazımı (historiography) tam bu noktada işe yarar: geçmişin kendisine değil, geçmişin kimler tarafından, hangi amaçla anlatıldığına bakar.
Mekanizma
Jütte'nin saptaması
Bir tıp tarihçisinin alan değerlendirmesi; [C].
Saptamanın ağırlık merkezi «kötü niyet» değil, koşullar. Hekimler kendi alanlarının tarihini yazıyordu, çünkü başka yazan yoktu. Kavga sürüyordu ve kavganın ortasında tarafsız kalmak mümkün görünmüyordu. Tarih yazmak, o kavganın araçlarından biriydi.
Doksografi kavramı da bir şey açıklıyor. Bir öğrenci homeopatiyi ustaların sözleri üzerinden öğreniyorsa, tarih de doğal olarak bir usta anlatısına dönüşür. Bönninghausen'ın gerekçesi bunu açıkça söylüyor: Jütte'nin aktardığına göre o, homeopatinin tarihini kurucusunun tarihinden ayırmanın imkânsız olduğunu savunmuştu. Bu cümle bir tarih yönteminden çok bir bağlılık beyanı. Dünyaya yayılan bir hareketi tek bir kişinin hayatına bağlıyor.
Jütte'nin son eki unutulmamalı. Doksografi, kronolojiye sadık kalabilir. Kurucunun oğlunun kitapçığındaki tarihler doğru olabilir; taraflılık çoğu zaman tarihleri değil, ışığın nereye düştüğünü değiştirir.
Kendi cephesinden: Müller'in hastanesi
Jütte'nin en öğretici örneği, homeopatinin karşıtlarından değil içinden geliyor. Moritz Müller, Leipzig'deki homeopati hastanesinin ilk müdürüydü ve hareketin içinde Hahnemann'ın en önemli karşıtı sayılıyordu. 1837'de «Homeopatinin Tarihine Dair» adlı bir kitap yayımladı.
Jütte'nin okumasına göre Müller, derneğin tarihinin merkez dışında iyi bilinmediğini ve çarpıtıldığını, kişiler ve olaylar hakkındaki yaygın görüşleri düzeltmek zorunda hissettiğini yazıyordu. Kitabın ağırlığı homeopatların kendi aralarındaki kavgalardaydı. Asıl kaygı, ilk müdür olarak kendi itibarıydı; hastanenin ilk yıllarını, yönetim ve para sıkıntılarını bu yüzden yanlı anlatıyordu.
Burada bir şey dikkat çekiyor: taraflılık tek bir çizgi boyunca işlemiyor. Müller bir homeopat, ama Hahnemann'a karşı yazıyor. «Homeopati tarafı» diye tek bir cephe yok. Bir metnin kimin adına konuştuğunu sormak, onu «homeopat» ya da «karşıt» diye etiketleyip geçmek değil. Aynı okulun içinde de hesaplaşmalar var; Dudgeon'un derslerinde izlediğimiz iç eleştiriler bu yüzden değerli ama onlar da bir hizbin sesi.
Karşı cepheden: gerçekleri sıralamak
Aynı tarihçinin değerlendirmesi; Wunderlich, Haeser ve Eble'nin kendi kitapları okunmadı; [C].
Wunderlich'in tutumu üzerinde durmaya değer, çünkü taraflılığın en zor fark edilen biçimi bu. Yorum yapmıyorum, yalnızca gerçekleri sıralıyorum, diyor. Oysa neyin aktarılacağını, hangi sırayla ve hangi yüzyılın ölçütüyle okunacağını seçen kişi zaten o. «Süssüz anlatım adamı yargılar» cümlesi, tarafsızlık kılığına girmiş bir hüküm.
Aynı hile tersinden de işliyor. Bir sonraki bölümde göreceğimiz gibi, homeopatların yol göstericisi Hering de biyografi yazarına yargıda bulunmamayı öğütlüyordu. İki taraf da «ben yargılamıyorum» diyor ve iki metin de bir yargıya varıyor.
Bir kitabı önsözünden okumak
Bu akademide ve bölümün önceki derslerinde sıkça başvurulan Haehl biyografisi, deneyi yapmak için iyi bir örnek. Metne girmeden yalnızca ilk sayfaları okuyalım.
Bir homeopatın ve yayıncılarının kendi kitaplarına yazdığı giriş, birincil metin; [T].
Homeopatik iddia — Hahnemann, kendi ülkesinin haksızca engellediği büyük bir kurucudur; hayatının doğru anlatımı, öğretisinin değerini de ortaya koyar.
Daha ilk sayfalarda epey şey öğrendik. Parayı homeopatinin kurumsal mirasını koruyan bir aile vermiş. Yazar, gençliğinde bu yola adanmış bir homeopat. Kitabın kahramanı hakkındaki önyargı önsözde saklanmıyor: «en büyük oğullarından biri». Yönergesi alınan Hering, «olası hatalara değinmeden» yazılmasını istiyor.
Bu kadarı Haehl'i güvenilmez kılar mı? Kılmaz, tersine bir ayrım yapmayı öğretir. Aynı önsöz, Haehl'in on yıllar boyunca arşivlere gittiğini, mektuplar topladığını ve Bradford'daki yanlışları düzelttiğini de anlatıyor. Hahnemann'ın Almanca elyazmalarına ve mektuplarına ulaşan bu kişiye borçluyuz; bölümün tarih derslerinin çoğu onun belgelerine dayandı. Belge ile yorum burada iki ayrı katman. Bir mektubun tarihini Haehl'den alabiliriz. Hahnemann'ın o mektupta haklı olduğu yargısını ise ondan almayız.
Editörlerin küçük itirafı da altın değerinde. Haehl'in yer yer «mazeret ürettiğini» kendi yayıncıları görüyor; onlara göre mazerete gerek bile yok. Yani yayıncılar yazardan daha da hayran. Taraf içinde bile ton farkları var.
Tarihçinin kendi künyesi
Kuralı Jütte'nin kendisine de uygulamak gerekir. Makalesinin ilk sayfasındaki adres, Stuttgart'taki Robert Bosch Vakfı Tıp Tarihi Enstitüsü. Akademinin ilerleyen modülünde aynı enstitünün Nasyonal Sosyalizm dönemine dair bir metnini, başka bir kaynakla karşılaştırarak okuyacağız.
Jütte de bu konuda açık. Makalesinin girişinde, alışılmışın dışındaki tıbbın az sayıdaki temsilcisinin uzun bir kendine dönük ve yanlı tarih yazımı geleneğine dayandığını, sayıları artan tıp ve sosyal tarihçilerin ise aynısını yapmak için açık mesleki nedenleri bulunduğunu yazıyor. Yani akademik tarihçi de kavganın dışında durmuyor; yalnızca çıkarı farklı.
Bu, «herkes taraflı, öyleyse hiçbir şey bilinemez» demek değil. Müller'in hastane rakamları, Haehl'in mektupları, Wunderlich'in aktarımı başka belgelerle sınanabilir. Akademi boyunca izleyeceğimiz yol da bu: bir iddiayı kim söylüyor, başka kim doğruluyor, ikinci bir kaynak yoksa bunu açıkça yazmak.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Taraflılık saptamasının kolay bir yanlış kullanımı var: kaynağın yanlılığını gösterip iş bitti sanmak. Yazar homeopat, öyleyse söyledikleri geçersiz, ya da yazar karşıt, öyleyse söyledikleri geçersiz. Bu, mantıkta köken yanılgısı (genetic fallacy) denen hatadır: bir iddiayı içeriğine bakmadan kaynağı yüzünden reddetmek. Jütte'nin doksografinin kronolojiye bağlı kalabileceğini eklemesi bu yüzden önemli.
Pratikte işe yarayan soru, «taraflı mı?» değil, «bu cümlede taraf olmak ona ne kazandırıyor?» sorusu. Bir kurum tarihçisi kurumunun kuruluş yılını yanlış yazmakla az şey kazanır; o yıl başka belgelerle de sınanabilir. Aynı yazar kurumunun «ülkedeki ilk» olduğunu söylüyorsa kazancı büyür, kuşku da artmalı. Hastane broşürü kendi kolera ölüm oranını veriyorsa, karşılaştırma için bağımsız bir belge aramak zorunlu olur. Akademinin ilerleyen derslerinde bu tür «ilk» ve «en iyi» iddiaları tek tek çıkacak.
Bir başka incelik, sessizlik. Hering'in «olası hatalara değinmeden» öğüdü, yalan söylemeyi değil, seçmeyi öğütlüyor. Her cümlesi doğru bir metin de yanıltıcı olabilir. Bu yüzden bir kaynağın ne söylediği kadar, başka kaynaklarda bulunup onda bulunmayan şeye de bakılır. Kooperatif kitapçığında kasa açığından hiç söz edilmemesi, bir bilgidir.
Son olarak, adlandırma da bir taraftır. Jütte «alternatif», «marjinal», «sınır», «sıra dışı» sözcüklerinin her birinin bir yargı taşıdığını, «şarlatanlık» sözcüğünün küçümseme yüklü olduğunu tartışıp «alışılmışın dışındaki tıp» terimini seçiyor. Bu akademi de bir dili seçmek zorunda: homeopatiyi kurum ve toplum olarak anlatırken tarihçinin mesafesini koruyacak, etkinliğine dair yargıyı ise HM05'in klinik kanıtına bırakacak.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışYaygın kanı — «Eski bir tıp tarihi kitabı, olaylara uzak olduğu için tarafsızdır.» Jütte, 20.
yüzyılın başına kadar bu tarihin büyük ölçüde hekimlerce ve kavganın taraflarınca yazıldığını gösterir; Müller, Wunderlich ve Haeser'in metinleri kendi dönemlerinin hesaplaşmalarını taşır.
Yaygın yanlışYaygın kanı — «Taraflı bir kaynak hiçbir şekilde kullanılamaz.» Jütte doksografinin kronolojiye bağlı kalabileceğini yazar; Haehl de yandaş bir yazar olduğu hâlde arşiv belgeleri ve mektuplar toplamıştır.
Belge sınanabilir, yorum ise ayrı tartılır.
Sınır
Okunanlar: Jütte'nin 1999 makalesinin giriş ve ilk bölümü; Haehl biyografisinin birinci cildindeki iki önsöz. Bönninghausen, Gross, Müller, Wunderlich, Haeser, Eble ve Hering'in kendi kitapları görülmedi; onlara dair her bilgi Jütte'nin ya da Haehl'in aktarımıdır. Jütte Almanya'yı inceliyor; başka ülkelerdeki tarih yazımı için bu saptama doğrudan kanıt değil, akademinin ilgili modüllerinde ayrıca sınanacak. Açılıştaki kooperatif ve kitapçıklar kurgudur.
Burada tarih okuma yöntemi öğretiliyor, homeopatinin etkili olup olmadığına dair bir hüküm verilmiyor. Bir kurucunun övgüyle ya da yergiyle anlatılması tedavinin değerini göstermez; sağlıkla ilgili kararlarda bu tür anlatılar muayenenin yerine geçmez.
Kendin dene
Kilit özet
Jütte, Almanya'da 20. yüzyılın başına kadarki dönemi «taraflı ve savunmacı tıp tarihi çağı» diye adlandırır: bu tarihi çoğunlukla hekimler ve kavganın tarafları yazdı, yaklaşım tarihsel olmaktan çok doksografikti.
Homeopatların kendi cephesinden Bönninghausen ve Gross 1834'te hekim olmayan okura kurucu merkezli anlatılar sundu; Müller 1837'de ilk hastane müdürü olarak kendi itibarını savundu. Karşı cephede Wunderlich süssüz anlatımın adamı zaten yargıladığını söyledi, Haeser ve Eble de kendi okullarının yandaşı olarak yazdı.
Haehl biyografisi önsözlerinden okunduğunda parayı kurumsal bir ailenin verdiği, yazarın adanmış bir homeopat olduğu ve Hering'in «olası hatalara değinmeden» yönergesinin benimsendiği görülür. Aynı kitap yine de arşiv belgeleri ve mektuplar sunar.
Taraflılık bir kaynağı geçersiz kılmaz. Belge ile yorumu ayırmak, «bu cümlede taraf olmak ne kazandırıyor?» diye sormak ve iddiayı ikinci bir kaynakla sınamak gerekir. Kural, akademik tarihçinin kendisi için de geçerlidir.
Sonraki derse köprü
Bir tarih kitabı, kendini açıkça bir suçlama olarak sunarsa ne olur? Sıradaki ders, on dokuzuncu yüzyılın sonunda İngiliz homeopatlarının kurumu için basılmış bir homeopati tarihini ele alıyor ve yayıncısının kitaba taktığı adı, künyeyle birlikte tartıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.