Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: olay listesi kronolojik olarak doğrudur ama yönsüzdür; hikâye o listeye bir yön eklemektir.
İkincisi: amaç olayları sıralamaz, onlara hiyerarşi verir; hangisinin önemli olduğunu belirleyen şey karakterin ne istediğidir.
Üçüncüsü: direnç engelle aynı şey değildir; engel yavaşlatır, direnç bedel ödetir.
Dördüncüsü: bir seçimi geri dönülemez yapan şey fiziksel imkânsızlık değil, karakterin artık biliyor olmasıdır.
Beşincisi: sıkıcılığın çaresi daha fazla olay değil, mevcut olaylara yön vermektir.
Açılış sahnesi
Şu dört cümleyi oku.
Sabah uyandı. Kahve içti. Otobüse bindi. İşe gitti.
Dört olay var. Hiçbiri yalan değil, hiçbiri eksik değil. Ama ortada hikâye yok ve bunu okur okumaz anladın. İlginç olan şu: nasıl anladığını söyleyemiyorsun.
Şimdi tek bir cümle ekleyeyim. Deniz'in cebinde bir istifa mektubu var.
Hiçbir olay değişmedi. Aynı sabah, aynı kahve, aynı otobüs. Ama şu anda dört cümlenin üçüncüsünü farklı okuyorsun. Otobüse binmek artık bir hareket değil, bir erteleme.
Hikâye, olaylara eklenen bir malzeme değildir; olaylara verilen bir yöndür.
Bu derste o yönü nasıl vereceğini öğreneceksin. Sadece üç ekleme var ve on dakika içinde ikisini yapmış olacaksın.
Bu derste ne olacak
Önce olay listesiyle hikâyenin arasındaki farkı tek tek söküp göstereceğiz. Sonra üç eklemeyi sırayla yapacağız: amaç, direnç ve geri dönüşü zor seçim. Her eklemeden sonra aynı dört cümleye geri dönüp neyin değiştiğini birlikte okuyacağız. Ardından dokuz filmden bu üç eklemenin gerçek işlerde nasıl kurulduğuna bakacağız; aralarında bunu bilerek reddeden filmler de olacak. Ders bittiğinde elindeki herhangi bir olay dizisine bakıp neyin eksik olduğunu isimlendirebiliyor ve o eksiği tek hamlede kapatabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir haritaya bak. Üzerinde on tane şehir var, hepsi işaretli, hepsi doğru yerde. Bu bir harita mı? Evet. Peki bu bir yol tarifi mi? Hayır.
Yol tarifi olabilmesi için üç şey gerekiyor: nereye gitmek istediğin, arada ne olduğu ve hangi ayrımda hangi yöne saptığın. Şehirler aynı kalır; onları bir güzergâha çeviren şey senin gitmek istediğin yerdir.
Olay listesi kötü bir şey değil. Bir tutanak, bir günlük, bir kaza raporu tam olarak böyle olmalıdır ve olmalıdır çünkü bunların işi yorumlamak değil kaydetmektir. Sorun, hikâye anlatmak isterken elimizde tutanak kalmasıdır.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Yol tarifinde varış noktası baştan bellidir ve değişmez. Hikâyede ise karakterin gitmek istediği yer çoğu zaman yanlış yerdir ve iyi hikâyeler tam olarak bunu keşfettirir. Yani hikâye bir yol tarifi değil, yanlış bir yol tarifini takip eden birinin başına gelenlerdir. Bunu şimdilik bir kenara yaz; beşinci bölümde iç ihtiyaç konusunu açtığımızda buraya döneceğiz.
Mekanizma
Birinci ekleme: amaç
Bir karakterin bu sahnede ne yapmaya çalıştığını söyle. Küçük olabilir, hatta küçük olması daha iyidir.
Dört cümlemize dönelim. Deniz istifa etmek istiyor.
Bu tek cümle üç şeyi birden yapıyor. Birincisi, olaylara bir sıralayıcı veriyor: artık her olay "istifaya yaklaştırıyor mu, uzaklaştırıyor mu" diye okunuyor. İkincisi, okurun kafasında bir soru açıyor: edecek mi? Üçüncüsü, olayların hangisinin önemli olduğunu belirliyor. Kahve önemsiz, otobüs önemli.
Dikkat et: hiçbir olay eklemedim. Sadece bir istek ekledim ve liste kendiliğinden hiyerarşi kazandı.
İkinci ekleme: direnç
Amacı zorlaştıran bir şey koy. Bir kişi, bir kural, bir borç, bir korku.
Deniz istifa etmek istiyor ama ailesinin borcunu ödeyen tek kişi o.
Şimdi ne oldu? Amaç bir kararla çözülemez hâle geldi. İstemek yetmiyor; istemenin bir bedeli var. Ve tam bu noktada okur, karakterin yerine kendini koymaya başlıyor, çünkü karşısında bir tercih var.
Direncin en yaygın yanlış anlaşılması şu: dışarıdan gelmesi gerektiği sanılır. Oysa en güçlü dirençler karakterin kendi içindedir. Deniz'in önünde duran şey bir patron değil, kendi sorumluluk duygusu.
Üçüncü ekleme: geri dönüşü zor seçim
Şimdi karaktere bir an ver. Bir kapı, bir buton, bir cümle. O anda seçtiği şey, seçmediğini kapatsın.
Otobüs her sabahki ofis durağına gelir. Kapılar açılır. Deniz ayağa kalkmaz.
Bu tek hareket bir seçimdir ve geri alınamaz; otobüs hareket etmiştir. Şimdi dört cümlelik listemizin son hâlini okuyalım.
Deniz, istifa mektubunu cebine koyup her sabah bindiği otobüse bindi. Ofis durağında kapılar açıldığında ayağa kalkmadı. Son durakta, on yıldır önünden geçtiği konservatuvarın kapısında indi.
Ortada macera yok, kaza yok, kimse ölmedi. Yine de artık hikâye var: alışkanlık, arzu, bedel ihtimali, seçim ve değişim.
Üçünün birlikte yaptığı şey
Bu üç ekleme rastgele seçilmedi. Üçü birlikte bir zincir kuruyor: amaç bir yön verir, direnç o yönü pahalı hâle getirir, seçim de bedeli ödetir. Zincirin bir halkası eksikse anlatı belirli bir şekilde tökezler.
Amaç yoksa olaylar sırayla akar ama hiçbir yere gitmez. Direnç yoksa karakter istediğini alır ve okur sıkılır. Seçim yoksa hikâye biter ama kapanmaz; olaylar durur, anlam oluşmaz.
Bir metne baktığında hangi halkanın eksik olduğunu bulmak, tamir etmenin yarısıdır.
Örneklerden okuma
Önce üç eklemenin en görünür kurulduğu üç işe bakalım.
Şimdi aynı zinciri çok daha az malzemeyle kuran üç işe bakalım. Buradaki ustalık, eklemeleri neredeyse görünmez yapmakta.
Şimdi de aynı üç eklemenin toplumsal bir zemine oturduğu üç Türk filmine bakalım.
Usta katmanı
Şimdi bu üç eklemeyi biraz zorlayalım.
Birincisi, amaç her zaman karakterin bildiği bir şey olmak zorunda değil. Karakterin ne istediğini bilmediği ama izleyicinin gördüğü anlatılar vardır ve bunlar genellikle daha rahatsız edici, daha kalıcı olur. Deniz istifa etmek istediğini biliyor; oysa aynı sahneyi Deniz'in bunu kendine itiraf edemediği hâliyle de yazabilirdin. O zaman zarf cepte durur ve hiç çıkmaz, seyirci de her sahnede o zarfı düşünür.
İkincisi, direnç ile engel aynı şey değil. Engel, karakteri yavaşlatan şeydir; direnç, karakteri bir bedel ödemeye zorlayan şeydir. Kapalı bir kapı engeldir, kapıyı açmak için birine yalan söylemek zorunda kalmak dirençtir. Acemi metinlerde engel çoktur, direnç azdır; bu yüzden çok şey olur ama hiçbiri ağırlık taşımaz.
Üçüncüsü, seçimin geri dönülemez olması fiziksel olarak imkânsız olması demek değil. Deniz ertesi gün ofise dönebilir. Seçimi geri dönülemez yapan şey, artık bunu bilerek yapacak olmasıdır. Bilgi, kapıyı kapatan şeydir. Bu, sinemada ve edebiyatta en sık kullanılan ve en az fark edilen mekanizmadır.
Dördüncüsü, bir ölçek uyarısı. Üç ekleme kısa biçimlerde bir kez yapılır ve yeter. Uzun biçimlerde ise zincir tekrar tekrar kurulur: her sekans kendi küçük amacını, kendi direncini ve kendi küçük seçimini taşır, hepsi büyük olanın içinde. Bir romanın ortasının çökmesinin en yaygın sebebi, büyük amacın korunup küçük zincirlerin unutulmasıdır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: bir metin sıkıcıysa daha fazla olay eklenmelidir.
Bu mantıklı geliyor, çünkü sıkılma "bir şey olmuyor" hissiyle geliyor. Ama sıkılmanın kaynağı genelde olay azlığı değil, yön yokluğudur. On olay ekleyip amacı eklemezsen okur daha hızlı sıkılır, çünkü artık takip etmesi gereken daha çok şey vardır ve hiçbiri bir yere bağlanmaz. Önce yönü koy; çoğu zaman fazladan olaya ihtiyacın kalmaz.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: karakterin amacı büyük olmalıdır.
Dünyayı kurtarmak, hayalini gerçekleştirmek, aşkı bulmak. Oysa büyük amaç, okurun bağ kurmasını kolaylaştırmaz; çoğu zaman zorlaştırır. Küçük ve somut amaç daha iyi çalışır çünkü ölçülebilir. "Mutlu olmak istiyor" izlenemez. "Bu akşam babasına doğruyu söylemek istiyor" izlenebilir. Büyük amaç genellikle küçük amaçların üstünde kendiliğinden belirir.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: değişim mutlaka karakterin olumlu yönde gelişmesidir.
Bu inanç sessizce bir kalıp dayatır ve pek çok metni yapaylaştırır. Değişim yön belirtmez; sadece farkı belirtir. Karakter kötüleşebilir, sertleşebilir, bir yanılsamayı kaybedebilir, hatta hiç değişmeyip biz onun hakkında bir şey öğrenebiliriz. Sonu daha iyi olmayan hikâyeler, çoğu zaman en çok hatırlananlardır.
Uygulama — kendin dene
Bugün yaptığın dört sıradan işi yaz. Sıra önemli değil, süslemeden yaz.
Şimdi üç eklemeyi tek tek yap ve her ekleme sonrası dört cümleyi baştan oku. Birinci ekleme: cümlelerden birinin arkasına bir amaç koy, ama amacı yazma; sadece amacı ele veren tek bir ayrıntı ekle. İkinci ekleme: o amacı pahalı hâle getiren bir şey ekle; kişi olmasın, bir sorumluluk ya da bir alışkanlık olsun. Üçüncü ekleme: son cümleyi, karakterin bir kapıyı kapattığı ana çevir.
En fazla yüz yirmi kelime. Kaza, ölüm, silah veya doğaüstü olay kullanma.
Bitirdiğinde şunu ölç: metnini birine okut ve tek bir soru sor — bu kişi ne istiyordu? Cevabı senin kadar net söyleyebiliyorsa amaç yerine oturmuş demektir. Söyleyemiyorsa eksik olan şey olay değil, ayrıntının seçimidir.
Kilit özet
Birincisi: olay listesi kronolojik olarak doğrudur ama yönsüzdür; hikâye o listeye bir yön eklemektir.
İkincisi: amaç olayları sıralamaz, onlara hiyerarşi verir; hangisinin önemli olduğunu belirleyen şey karakterin ne istediğidir.
Üçüncüsü: direnç engelle aynı şey değildir; engel yavaşlatır, direnç bedel ödetir.
Dördüncüsü: bir seçimi geri dönülemez yapan şey fiziksel imkânsızlık değil, karakterin artık biliyor olmasıdır.
Beşincisi: sıkıcılığın çaresi daha fazla olay değil, mevcut olaylara yön vermektir.
Sonraki derse köprü
Bu derste sana bir şeyi tanıtmadan kullandım. "Karakter ne istiyor" dedim ama Deniz kimdi, neden istifa etmek istiyordu, borcu kim yarattı? Hiçbirini bilmiyoruz ve bilmediğimiz için Deniz bir örnekti, bir insan değil.
Sıradaki derste kurs boyunca yanımızdan ayrılmayacak gerçek bir vakayla tanışacağız. Ada'yı ve kuruyan kuyuyu kuracağız; amacını, karşısındaki güçleri ve kaybederse ne olacağını tek tek işaretleyeceğiz. Bundan sonraki her kavramı önce onun üzerinde deneyeceğiz.