İçeriğe geç

Konfüçyüs ile · Karakterin erdemleri

Sefer çizelgesi

Suçlu aramak ile sorumluluk almak arasındaki fark ne?

1.216 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · dinlemek için kadın ya da erkek anlatıcı sesi seçebilirsin

Açılış

Tekin elli üç yaşında. Bayburt'ta küçük bir minibüs firması işletiyor: Bayburt'tan Aydıntepe'ye, Bayburt'tan Trabzon'a seferler. Yedi aracı, dokuz şoförü var. Firmayı babasından devraldı; yirmi yıldır her sabah garajda, şoförlerinin çayını içip kontağı çevirmelerini izler.

Bu bayram yoğunluğunda bilet talebi çok arttı. Tekin, kaçırmamak için sefer çizelgesini sıklaştırdı. Şoförlerin dinlenme aralarını kısalttı, bazı şoförlere arka arkaya iki uzun sefer yazdı. «Üç gün dayanırız,» dedi. Şoför Yasin bayramın ikinci gecesi, Trabzon dönüşünde, Zigana'dan inerken bir an daldı. Minibüs bariyere sürtündü. Kimse ağır yaralanmadı; iki yolcu hafif bereyle hastaneye gitti, gece taburcu oldular.

Ertesi sabah sigorta eksperi, jandarma tutanağı, yolcuların şikâyetleri geldi. Tutanakta «sürücü dikkatsizliği» yazıyordu. Firmanın muhasebecisi Tekin'e bir tavsiye verdi: «Yasin'i hemen çıkar. Dosyada sürücü hatası yazsın, firma temiz kalsın. Yoksa sigorta da, belediye de bizim çizelgemize bakar.»

Tekin akşam eve gittiğinde karısı Nurgül her şeyi duymuştu. Yasin'in karısı onu aramış, ağlamıştı; iki çocuğu vardı. Nurgül kocasına tek bir şey sordu: «Yasin'e o iki seferi kim yazdı?»

Bilgenin kapısı

Konfüçyüs, erdemli insanla küçük insanın arasındaki farkı tek bir cümleye sığdırır:

«Erdemli insanın aradığı şey kendisindedir. Küçük insanın aradığı şey başkalarındadır.»

Çincedeki «求», hem «aramak» hem «istemek» demek. Bu yüzden söz iki biçimde okunur: Erdemli insan bir şeyi kendinden ister, küçük insan başkalarından. Ya da: bir şey ters gittiğinde erdemli insan nedeni kendinde arar, küçük insan başkalarında. İki okuma da aynı yere çıkıyor: sorumluluğun ilk durağı insanın kendisidir. Bu, başkalarının hiç kusur işlemediği anlamına gelmiyor. Konfüçyüs'ün istediği bir sıralama: önce kendine bak, sonra başkasına. Çoğu insan bu sıralamayı ters çevirir; başkasının kusurunu bulunca kendi payına bakmaya gerek kalmadığını düşünür. Konfüçyüs ise kendi payını bulmadan başkasının kusuruna bakmanın, aramanın kendisini bozduğunu söylüyor.

Bakmadığın yer

Kâğıt üzerinde bu bir firma kararıydı. Muhasebeci haklıydı: tutanakta sürücü hatası yazıyordu; Yasin gerçekten bir an dalmıştı. Onu çıkarmak, firmayı sigorta ve belediye incelemesinden koruyabilirdi. Yedi aracın, dokuz şoförün, bir firmanın geleceği söz konusuydu.

Ama Nurgül'ün sorusu, Konfüçyüs'ün cümlesinin tam karşısında duruyordu. «Yasin'e o iki seferi kim yazdı?» Tutanaktaki «sürücü dikkatsizliği», bir koşulun sonucuydu: kısaltılmış dinlenme, arka arkaya iki uzun sefer, bayram gecesi bir dağ yolu. Bu koşulları kuran Yasin değil, Tekin'di. Yasin'in bir an dalması, Tekin'in çizelgesinin içinde olmuştu.

Muhasebecinin tavsiyesi, Konfüçyüs'ün «küçük insan» dediği yolu açıyordu: nedeni başkasında aramak. Yasin'i çıkarmak, dosyayı temiz tutardı; ama gerçeği değil. Ve bu yol, bir şeyi daha yapacaktı: bir sonraki bayramda aynı çizelgeyi yeniden yazmayı mümkün kılacaktı. Çünkü kusur Yasin'de görülürse, çizelgenin değişmesine gerek kalmazdı.

Bir de Tekin'in kendine sormadığı bir soru vardı. «Üç gün dayanırız» derken, kim dayanacaktı? Tekin o üç günü garajda, sıcak bir odada, telefonun başında geçirmişti. Dayanan, Zigana'nın virajlarında gece yarısı direksiyon tutan şoförlerdi. Tekin'in «biz» dediği, aslında «onlar»dı.

Ve o «onlar»ın arasında Yasin vardı: otuz iki yaşında, iki çocuk babası, firmanın en titiz şoförü. Yasin bayramdan önce Tekin'e bir şey söylemişti: «Abi, iki uzun sefer üst üste ağır olur, Zigana gece zor.» Tekin gülmüş, «Sen yaparsın» demişti. Bu cümle şimdi Tekin'in kulağında çınlıyordu. Uyarılmıştı. Uyarıyı duymuş, ama bilet sayısının sesi daha yüksek gelmişti.

Belki de en ağır olanı, Tekin'in babasından kalan bir alışkanlıktı. Babası firmayı yönetirken her kazadan sonra şoförü suçlar, bir başkasını işe alırdı. Tekin bunu çocukken görmüş, garajda büyümüştü. Şimdi aynı kapının önündeydi ve babasının yolu ona en doğal yol gibi geliyordu.

Derinleşme

Analektler'in son bölümünde, eski bilge hükümdarların sözleri derlenir. Bunlardan birinde, Shang hanedanını kuran Tang'a atfedilen bir dua yer alır:

«Eğer ben, kendi şahsımda suç işlersem, bu, dört bir yandaki halka yüklenmesin. Eğer dört bir yandaki halk suç işlerse, o suçlar benim şahsımın üzerinde olsun.»

Aynı bölümde, Zhou'nun kurucusuna atfedilen bir başka söz de yer alır:

«Halkın kusurları varsa, onlar yalnızca benim, tek kişinin üzerindedir.»

Bu sözler bir yöneticinin sorumluluğunu en uç noktasına taşıyor. Tang, halkın suçlarını kendi üstüne alıyor; çünkü halkın içinde yaşadığı düzeni kuran odur. Bir yöneticinin hatası halka yüklenmemeli; ama halkın hatası, yöneticinin kurduğu düzene bakılmadan yargılanmamalıdır.

Mengzi aynı fikri bir okçu benzetmesiyle bireyin içine taşır:

«İnsanlık okçuluğa benzer. Okçu önce kendini doğrultur, sonra okunu atar. Atar da hedefi vuramazsa, kendisini yenene kızmaz; yalnızca dönüp nedeni kendinde arar.»

Tekin o gece uyumadı. Sabah garaja erken gitti. Muhasebeciyi çağırdı ve kararını söyledi: Yasin işten çıkarılmayacaktı. Sigorta eksperine yazılı bir açıklama verecekti; o gece Yasin'in çizelgesinde arka arkaya iki uzun sefer olduğunu, dinlenme aralarını kendisinin kısalttığını yazacaktı. Muhasebeci «Bu firmaya pahalıya patlar» dedi. Tekin «Biliyorum» dedi.

Sonra Yasin'in evine gitti. Yasin kapıyı açtığında başı öndeydi; işten çıkarılmayı bekliyordu. Tekin ona sarıldı. «Seni o yola ben gönderdim,» dedi. «İki sefer üst üste. Dalan sendin; ama yorgunluğu sana ben yükledim.» Yasin'in gözleri doldu. Bir süre sonra konuştu: «Abi, ben de dalmamalıydım. Mola verebilirdim, Maçka'da durabilirdim. Yetişeyim dedim.» Tekin başını salladı. «İkimiz de yetişmeye çalıştık,» dedi. «Sen yolcuya, ben bilete. Bundan sonra ikimiz de duracağız.»

Sonraki hafta Tekin bütün şoförleri garajda topladı. Ne olduğunu açıkça anlattı: çizelgeyi kendisinin sıklaştırdığını, Yasin'in uyarısını dinlemediğini, kazanın kendi kararlarının içinden çıktığını. Sonra yeni bir kural koydu: bir şoför yorgun olduğunu söylerse, sefer iptal edilecekti ve bunun için kimse sorgulanmayacaktı. Şoförlerden biri, en yaşlısı, ilk kez Tekin'in babasından farklı bir patronla çalıştığını söyledi.

Firmanın bayram çizelgesi o yıldan sonra değişti. Tekin, yoğun günler için iki geçici şoför tutmaya, gerekirse bazı seferleri iptal etmeye karar verdi. Bilet kaçırmak, bir şoförü bir dağ yolunda uykuya teslim etmekten ucuzdu. Sigorta incelemesi firmaya bir ceza getirdi; Tekin onu ödedi. O yıl kâr azaldı, ama dokuz şoförden hiçbiri işten ayrılmadı; ertesi bayram da kimse yolda dalmadı.

Sorumluluğu üstlenmenin, Yasin'i tamamen aklamak anlamına gelmediğini de söylemek gerek. Yasin bir an dalmıştı; bu bir hataydı ve Yasin bunu biliyordu. Tekin'in yaptığı, Yasin'in hatasını yok saymak değil, o hatanın içinde doğduğu düzeni kendi adına sahiplenmekti. Konfüçyüs'ün «kendinde ara» sözü, başkalarının hiç kusur işlemediğini değil, kendi payını görmeden başkasınınkine bakmamayı söylüyor.

Öbür bilgeler

Emet'te maden işçisi Ercan, oğlunun bahis borcundan arkadaşları ve reklamları sorumlu tutarken, oğlu ona cumartesi kuponunu hatırlatmıştı (STO-K07.7). Tekin de şoförünün kazasından önce şoförünü, sonra kendini sorgulamak zorunda kaldı. Seneca, oğlundan kötü olduğu hâlde oğlunu kınayan babayı örnek verir; Konfüçyüs erdemli insanın aradığını kendinde aradığını. Ercan ile Tekin, ikisi de birinin hatasının kendi kurduğu bir düzenin içinden çıktığını gördü.

Kurşunlu'da lokantacı Nazım, zehirlenme listesinden çırağının adını silip tavuğu kendisinin az pişirdiğini söylemişti (SOK-K07.7). Tekin de Yasin'in kapısında, aynı yükü kendi omzuna aldı. Sokrates nedeni koşuldan ayırmayı öğretir; Tang halkın suçunu kendi şahsının üzerine alır. Nazım'ın çırağı ve Tekin'in şoförü, ustalarının sorumluluk aldığı gün, işlerine yeniden güvenle döndü.

Bugün bir kez dene

Yönettiğin bir şey var mı, küçük ya da büyük: bir ekip, bir aile, bir proje? Orada son zamanlarda biri bir hata yaptı mı? Konfüçyüs'ün sorusunu sor: Bu hata, benim kurduğum düzenin içinde mi doğdu? Ben nedeni önce kendimde mi arıyorum, yoksa başkasında mı?

Bu hafta, o hatayı yapan kişiye, eğer payın varsa, payını söyle. Onu aklamak için değil; hatanın doğduğu koşulları birlikte düzeltmek için.

Yanında taşıyacağın soru

Birinin hatası, senin kurduğun bir düzenin içinden mi çıktı?