İçeriğe geç

F90-D1 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · İzlemeden önce

Mad Max: Fury Road — İzlemeden önce

Bağlamı, yapım koşullarını, izlenecek kopyayı ve izlerken sorulacak üç soruyu verir; olay örgüsünü açmaz. Hızlı kurguda okunur kalmak: kadrajın merkezi, ritim ve aksiyon coğrafyası.

Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 1.916 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Neden bu film

Avustralyalı yönetmenin çöl kovalamacası, bu akademinin derslerine bugüne dek hep aynı merakla konuk oldu. Durdurma ve geri sarma dersinde (0.5) bu kadar hızlı kurulan bir kovalamacada seyircinin yönünü nasıl kaybetmediğini sormuştuk; en-boy oranı dersinde (2.7) çölün karenin bütün genişliğine yayıldığını, ama en önemli öğenin sık sık karenin ortasına yakın durduğunu görmüştük; ritim dersinde (7.6) kısa planların arasına yerleştirilmiş uzun ve ağır bir anı fark etmiştik. Bu dosya o parçaları bir araya getirecek ve bütün filme soracak: bir aksiyon filmi, bu kadar hızlı akarken nasıl okunur kalabilir?

Bu soru bir okur için önemlidir, çünkü hızlı kurgu çoğu zaman okumanın düşmanı gibi görünür. Kesmeler sıklaştıkça seyirci bir planın içini incelemeye vakit bulamaz; gözü yalnızca bir hareketin, bir patlamanın, bir rengin izini sürer. Pek çok aksiyon filmi bu hızın içinde coğrafyayı kaybeder: kim kimi kovalıyor, kim nerede, araçlar hangi yöne gidiyor, anlaşılmaz olur. Fury Road bu soruna bir yanıt olarak sık sık anılır. Filmi seçmemizin ilk nedeni, okumanın en zor olduğu bir hızda, filmin okunurluğu nasıl kurduğunu incelemektir.

İkinci neden, bir önceki dosyayla kurulan karşıtlıktır. Aşk Zamanı yavaşlatılmış hareketin, tekrar eden müziğin ve neredeyse hiçbir şeyin olmadığı anların filmiydi; karakterler karenin kenarlarına itiliyordu. Fury Road ise neredeyse hiç durmayan bir kovalamacadır ve önemli olan, kenarlarda değil, merkezde tutulur. Bu iki yapıtı sırayla ele almak, aynı araçların birbirine en uzak iki noktada nasıl iş gördüğünü gözler önüne serer.

Üçüncü neden, bir türün sınırlarıdır. Aksiyon filmi, bu akademinin film listesinde az yer tutan bir türdür ve genellikle eleştiri geleneğinde «ciddi» sayılan filmlerin dışında tutulur. Fury Road ise altı Akademi Ödülü kazandı ve tüm zamanların en iyi aksiyon filmleri arasında sık sık anılır. Bir türün en iyi örneklerinden birini, Seviye 1 boyunca öğrendiğin araçlarla okumak, o türün de bir dil olduğunu, o dilin de okunabileceğini gösterir.

Bağlam

Fury Road, Mad Max serisinin dördüncü filmidir. Serinin ilk üç filmi, 1979, 1981 ve 1985'te, yine George Miller'ın yönetiminde ve Mel Gibson'ın Max rolünde yapılmıştı. Bu filmler kıyamet sonrası bir Avustralya'da, yakıtın ve suyun kıt olduğu bir dünyada, yollarda süren bir şiddeti anlatıyordu; özellikle ikinci film, araç kovalamacalarıyla aksiyon sinemasının bir ölçütü sayılmıştı. Dördüncü film, üçüncüden otuz yıl sonra geldi.

Bu uzun bekleyiş, filmin içeriğine de bir bağlam verir. Otuz yılda hem sinema hem dünya değişmişti. Aksiyon sineması bu sürede bilgisayarla üretilen görüntülere, hızla kesilen ve el kamerasıyla çekilen kovalamacalara yönelmişti; bazı eleştirmenler bu dönemin aksiyon filmlerinin coğrafyayı ve okunurluğu kaybettiğinden yakınıyordu. Fury Road bu bağlamda, büyük ölçüde gerçek araçlarla, gerçek dublörlerle ve gerçek bir çölde çekilmiş, ama yine de çok hızlı kurgulanmış bir film olarak karşılandı. Film iki bin kadar görsel efekt planı içerir; ama aksiyonun büyük bölümü, kameranın önünde gerçekten olan bir hareketten doğar.

Filmin dünyası da serinin önceki filmleriyle bir bağ taşır. Hikâye, benzinin ve suyun kıt birer meta olduğu kıyamet sonrası bir çölde geçer. Bir savaş lordu, Ölümsüz Joe, bir kaleden su ve yakıt üzerinden hüküm sürer. Max, bu dünyada tek başına dolaşan bir adamdır; Charlize Theron'un canlandırdığı İmparator Furiosa ise Joe'nun ordusunda yüksek rütbeli bir kadındır. Filmin akışını açmadan şunu söylemek yeterlidir: hikâye, bu iki karakterin aynı yolda, aynı yöne, aynı kovalamacanın içinde buluşmasıyla kurulur.

Bir de türün kendi bağlamı var. Önceki Mad Max filmleri erkek bir kahramanın, yalnız bir savaşçının etrafında kuruluydu. Bu filmde ise eleştirmenlerin sık sık vurguladığı gibi, Furiosa filmin dramatik merkezidir. Akademik yazılar da bu farkı, önceki filmlerin erkek merkezli hikâyeleriyle bir karşıtlık olarak tartışır. Bu karşıtlık bir yorumdur, dördüncü bölümde ayrıntılı olarak ele alınacak; ama izlerken, filmin adının bir adamı andığı hâlde, kimin kararlarının hikâyeyi ilerlettiğini kendine sorabilirsin.

Yapım

Filmi George Miller yönetti; senaryoyu Brendan McCarthy ve Nico Lathouris'le birlikte yazdı. Başrollerde Tom Hardy, Charlize Theron ve Nicholas Hoult oynar; Ölümsüz Joe'yu, serinin ilk filminde kötü adamı oynamış olan Hugh Keays-Byrne canlandırır. Görüntü yönetmeni John Seale, kurgucu Margaret Sixel, müzik Junkie XL adıyla tanınan Tom Holkenborg'dur.

Filmin tasarımı alışılmadık bir sırayla yapıldı. Miller'ın anlattığına göre film, senaryo yazılmadan önce beş storyboard sanatçısıyla birlikte, yaklaşık 3.500 çizimden oluşan bir resimli taslak olarak tasarlandı; bu sayı, bitmiş filmdeki plan sayısına yakındır. Miller filmi neredeyse kesintisiz bir kovalamaca olarak, az diyalogla ve görüntüyü öne koyarak kurmak istiyordu.

Buradan çıkan ders açık: bu yapıtta konuşmadan önce resim vardır. Plan saymak dersinde (10.3) bir sahnenin planlarını tek tek sıralamayı öğrenmiştin; bu filmin planları, çekilmeden önce zaten tek tek çizilmiştir. Kurgu, bu çizimlerin hızlı bir akışa dönüşmesidir.

Görüntü yönetmeni John Seale, film için emekliliğinden geri döndü; bu, onun dijital kamerayla çektiği ilk filmdi. Seale'in aktardığı en önemli talimat, kadrajla ilgilidir: Miller, hızlı kurgu nedeniyle her plandaki ilgi noktasının karenin merkezinde tutulmasını istedi, böylece seyirci onu aramak zorunda kalmayacaktı. Bu talimat, en-boy oranı dersinde gördüğümüz gözlemin, yani en önemli öğenin sık sık karenin ortasına yakın durmasının, bir yapım kararı olduğunu gösterir.

Çekimler büyük ölçüde Namibya'da, Dorob Ulusal Parkı'nda yapıldı; bazı sahneler Güney Afrika'da, Cape Town'daki stüdyolarda çekildi. Film başlangıçta Avustralya'da çekilecekti, ama beklenmedik yağmurlar çölde çiçeklerin açmasına yol açınca çekim yeri Namibya'ya taşındı. Bir kıyamet çölünün, yağmurdan sonra açan çiçekler yüzünden başka bir kıtada aranması, «doğal» görünen bir mekânın ne kadar kararla kurulduğunu bir kez daha hatırlatır.

Kurgu, filmin belki de en ünlü ögesidir. Margaret Sixel'in önünde 480 saatlik görüntü vardı; bu görüntüleri izlemek bile üç ay sürdü. Bitmiş film, yaklaşık 120 dakikada 2.700 kadar kesme içerir; bu, dakikada yirmi iki buçuk kesme demektir. Serinin ikinci filmi ise 90 dakikada yaklaşık 1.200 kesme içeriyordu. Sixel bu kurguyla Akademi Ödülü kazandı.

Kurgunun bir de görünmeyen bir katmanı vardır. Seale'in anlattığına göre filmin yarısından fazlası, saniyede 24 kare olan olağan hızda akmaz. Miller, bir planda ne olduğu anlaşılmıyorsa onu yavaşlatmış, fazla kolay anlaşılıyorsa kısaltmış ya da hızlandırmıştır. Bu, filmin kare hızının plan plan ayarlandığı anlamına gelir; seyircinin çoğu bunu fark etmez, ama bir okur, bazı hareketlerin hafifçe kesik, hafifçe hızlanmış göründüğünü sezebilir.

Oyuncular ve ekip de filmin zorluklarını taşıdı. Yapım kayıtlarına göre çekimler, çölün sert koşulları, uzun mesafeli araç sahneleri ve yoğun dublör işleri yüzünden ağır geçti; başrol oyuncuları arasında sette gerginlikler yaşandığı da aktarılır. Bu ayrıntılar filmin anlamını belirlemez, ama bir okura şunu hatırlatır: ekranda birkaç saniyelik bir plan olarak gördüğün bir araç sıçrayışı ya da bir dublörün bir direkten öbür araca geçişi, günlerce süren hazırlığın ve gerçek bir riskin ürünüdür. Bilgisayar ortamında üretilmiş bir hareket ile gerçekten yapılmış bir hareket arasındaki fark, seyircinin bedeninde bir ağırlık farkı olarak hissedilebilir. İzlerken bu farkı sezip sezmediğini kendine sor.

Hangi kopya

Bu filmin kopya sorusu, alışılmadık bir seçenek içerir: renkli sürüm ve siyah-beyaz sürüm. Miller, 2016'da filmin siyah-beyaz bir sürümünün de yayımlanacağını duyurdu; Black & Chrome adıyla anılan bu sürüm, görüntü yönetmeni Seale'in katılımı olmadan hazırlandı, ama Seale fikri dramatik bulduğunu ve yeni sürümün oyunculuğu öne çıkaracağını düşündüğünü söyledi.

Akademinin önerisi, ilk izlemeyi renkli sürümle yapmaktır: bu, filmin gösterime girdiği, ödüllerini kazandığı ve eleştirisinin büyük bölümünün dayandığı sürümdür. Siyah-beyaz sürümü ise, filmi bir kez izledikten sonra, bir karşılaştırma alıştırması olarak saklayabilirsin. Siyah-beyaz bir görüntünün bir ton aralığı seçimi olduğunu (9.2) konuşmuştuk; aynı kovalamaca, renk olmadan, yalnızca ışık ve gölgeyle nasıl okunuyor? Rengin bu filmde coğrafyayı ve zamanı ayırt etmeye ne kadar yardım ettiğini, onu kaldırınca görürsün.

Görüntü oranı da önemlidir. En-boy oranı dersinde filmin geniş bir oranda çekildiğini ve çölün karenin bütün genişliğine yayıldığını görmüştük. Kırpılmış bir aktarım, bu genişliği ve dolayısıyla araçların birbirine göre konumunu bozar. Filmi mümkün olduğunca büyük bir ekranda ve özgün oranında izle. Film ayrıca 3B olarak da gösterildi; ama Miller'ın başlangıçta planladığı doğrudan 3B çekim yerine, sonradan 3B'ye dönüştürüldü. İlk izleme için olağan, iki boyutlu bir gösterim yeterlidir.

Ses de bu filmde aksiyonun okunmasına yardım eder. Motorların gürültüsü, davulların ritmi ve müziğin yükselişi, kesmelerin arasında bir süreklilik kurar. İyi hoparlörlerle ya da kulaklıkla izle; ses bandı sıkıştırıldığında, bu süreklilik de zayıflar.

Defterin künye satırı bu kez üç bilgi bekliyor: hangi renk sürümü, hangi oran, ne büyüklükte bir ekran. Bu dosyanın coğrafya soruları, büyük ölçüde ekranın büyüklüğüne bağlı olacak.

İzlerken üç soru

Aşk Zamanı'nda aralıklara, tekrara ve görünmeyen eşlere bakmıştık. Bu dosyanın soruları bir merkeze, bir haritaya ve bir hız değişimine bakıyor. İlk seferde baştan sona, hiç ara vermeden git; kovalamacanın ortasında kumandaya uzanmamak, filmin sana kurduğu deneyimi yaşamanın tek yoludur. Bitince her soru için akılda kalan bir anı deftere yaz.

  1. Göz nereye bakıyor? Hızlı bir kovalamaca sırasında, her yeni planda gözün nereye gittiğini fark ediyor musun? En önemli şey, bir yüz, bir araç, bir silah, karenin neresinde duruyor? Bir planda neye bakacağını bilemediğin bir an oldu mu?
  2. Kim nerede? Kovalamaca boyunca araçların birbirine göre yerini, hangi yöne gittiklerini, kimin kimi kovaladığını takip edebiliyor musun? Film bu haritayı sana nasıl veriyor: geniş bir planla mı, bir yön işaretiyle mi, bir karakterin bakışıyla mı?
  3. Film ne zaman yavaşlıyor? Kesintisiz gibi görünen bir hızın içinde, kurgunun, müziğin ya da hareketin yavaşladığı anlar nerede? Bu yavaşlamalar seni bir karaktere mi, bir manzaraya mı, bir duyguya mı yaklaştırıyor?

Harita sorusunun bir de yüzlerle ilgili bir yanı var. Bu film çölün sert güneşinde, tozun ve dumanın içinde geçer; yüzler çoğu zaman yağ, kir ve boyayla kaplıdır. Ölümsüz Joe'nun savaşçı oğlanlarının bedenleri bembeyaz bir boyayla örtülüdür. Bir tenin ışıkla ve şeritle kurulduğunu (5.4) biliyorsun; bu çölde ise ten, makyajla ve boyayla bir kimliğin, bir aidiyetin işareti hâline getirilir. İzlerken şuna bak: hangi yüzler boyalı, hangileri çıplak? Boyalı ve çıplak yüzler aynı ışıkta mı gösteriliyor? Hızlı kurgunun içinde, bir yüzü ötekinden ayırt etmene ne yardım ediyor: ışık mı, boya mı, kadrajdaki yeri mi?

Bir uyarı da var. Bu film, ilk izlemede güçlü bir heyecan ve bir yorgunluk bırakabilir; seyircinin bedeni de bu hızın içinde çalışır. Bu tepki meşrudur ve bir okumanın başlangıcı olabilir. Ama «çok hızlıydı, bir şey anlamadım» bir izlenimdir; «üçüncü kovalamacada hangi aracın kimin olduğunu karıştırdım» bir gözlemdir. İlk seferde bu tür kopuşları bir kenara yaz; dosyanın sonraki iki bölümü onları tek tek ele alıp nedenlerini arayacak.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Film bittiğinde Fury Road'un yapı bölümüne, F90-D2'ye geç. O bölüm bir kaleden çıkan ve aynı yoldan geri dönen bir kovalamacanın aşamalarını izleyecek, hikâyenin neredeyse kesintisiz bir zaman içinde nasıl ilerlediğini ve filmin az sözle bilgiyi seyirciye hangi sırayla verdiğini çözümleyecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.