F79-D1 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya · Film dosyası · İzlemeden önce
Ruhların Kaçışı — İzlemeden önce
Bağlamı, yapım koşullarını, izlenecek kopyayı ve izlerken sorulacak üç soruyu verir; olay örgüsünü açmaz. İlk tam okuma için: kuralları başka işleyen bir dünya ve el çizimi animasyonun sabrı.
Film Okuma Akademisi — İzlemekten okumaya · 2.008 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Neden bu film
Hayao Miyazaki'nin filmiyle akademide bir kez karşılaştın: durdurmak ve sessiz izlemek üzerine olan 0.5, suyun üstünde ilerleyen bir tren yolculuğunu açılış sahnesi olarak kullandı. O ders sahnenin olay örgüsündeki yerini açmadı; bu bölüm de açmayacak. Trenin nereye gittiğini, Chihiro'nun neden o trende olduğunu film sana kendi sırasıyla anlatsın.
Seviye 0 dört filmle kuruldu ve bu, yelpazenin son teli. Altına Hücum bir komedyenin bedenine, Kazablanka bir stüdyonun düzenine, Bisiklet Hırsızları bir şehrin sokaklarına yaslanıyordu. Dördüncü film bu üçünün hiçbirine yaslanmaz. Ruhların Kaçışı baştan sona çizilmiş bir filmdir: ekrandaki her yüz, her duvar, her damla su ve her ışık birisi tarafından çizilmiştir. Önceki üç filmde «nasıl yapılmış?» sorusuna verilen cevaplar bir kameranın önünde olan bir şeye dayanıyordu. Burada kameranın önünde hiçbir şey yoktur; her şey yapılmıştır.
Bu fark, dört sorunun her birini başka bir yere taşır. «Ne görüyorum?» sorusu, gördüğün her şeyin bir karar olduğunu bilerek sorulur. «Nasıl yapılmış?» sorusu ışığı ve hareketi de kapsar, çünkü onlar da çizilmiştir. «Ne işe yarıyor?» sorusu, bir ayrıntının oraya rastlantıyla girmiş olamayacağını hesaba katar. «Ne anlama gelebilir?» sorusu ise, gerçek dünyaya benzemeyen bir dünyanın yine de gerçek dünya hakkında ne söylediğini sorar.
Bir bağ daha var. Bisiklet Hırsızları'nda dünyanın sertliğini en yakından gören kişi bir çocuktu: Bruno, babasının yanında yürüyor ve ona olanları izliyordu. Ruhların Kaçışı'nın kahramanı da bir çocuktur, on yaşında bir kız. Ama bu kez çocuk bir tanık değil, olayların merkezindeki kişidir; yetişkinler onun yanında değil, çoğu zaman onun karşısında ya da ondan uzaktadır. Bu iki film yan yana konunca, bir çocuğun gözünün sinemada nasıl iki farklı biçimde kullanılabileceğini gösterir: birinde bir yetişkinin hikâyesine tanıklık eden göz, ötekinde kendi hikâyesini yaşayan göz. Bu karşılaştırmayı şimdilik yalnızca aklında tut; Bruno'nun bakışını konuştuğumuz soruların bir benzerini aşağıda Chihiro için de soracağız. Bir farkı da şimdiden not et: Bruno'yu bir çocuk oyuncu canlandırıyordu, Chihiro'nun her hareketi ise bir çizerin kararıdır; aynı «çocuk bakışı» iki filmde iki ayrı emekle kurulur.
Filmin seçilmesinin bir nedeni de Seviye 0'ın okurunu bir yanılgıdan korumaktır. Animasyonu çocuklara yönelik, ciddi okumaya değmeyen bir tür sayan bir alışkanlık hâlâ yaygındır. Bu film, çocukların da izleyebildiği ama yetişkinleri de derinden etkileyen, sinema tarihinin en çok ödül almış ve en çok tartışılmış animasyonlarından biridir. Animasyonun kendine özgü dili Seviye 7'nin animasyon modülünde, 46.1'de, bu filmle birlikte ayrıca okunacak; burada filmi, Seviye 0'ın öteki filmleriyle aynı ciddiyetle okumaya hazırlanıyoruz.
Bağlam
Film 2001'de Japonya'da gösterime girdi. Yönetmeni Hayao Miyazaki, o tarihe kadar Japonya'nın en tanınmış animasyon yönetmenlerinden biri olmuştu. 1985'te, yönetmen Isao Takahata ve yapımcı Toshio Suzuki ile birlikte Studio Ghibli'yi kurmuştu; Komşum Totoro, Kiki'nin Teslimat Servisi ve Prenses Mononoke gibi filmler bu stüdyodan çıkmıştı. Ghibli, Japon animasyonu içinde ayrıntılı el çizimi, uzun hazırlık ve kişisel bir yönetmen imzasıyla tanınan bir stüdyoydu.
Film Japonya'da çok büyük bir seyirci kitlesine ulaştı ve uzun yıllar ülkenin en çok hasılat yapan filmi olarak kaldı. Uluslararası ödüller de bu başarıyı izledi: film 2002'de Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı'yı paylaştı ve bir yıl sonra Akademi'nin uzun metraj animasyon ödülünü kazandı. Altın Ayı'nın bir animasyona verilmesi, bu türün büyük festivallerde nasıl görüldüğü açısından da dikkat çekici bir olaydı.
Filmin dünyası Japon halk inançlarından ve gündelik kültüründen beslenir. Hikâyenin büyük kısmı, tanrıların ve ruhların yıkandığı bir hamamda geçer. Japon geleneğinde doğanın, nehirlerin, ağaçların ve yerlerin kendi ruhları ya da tanrıları olduğu düşüncesi yaygındır ve film bu düşünceyi bir masal dünyasına dönüştürür. Filmin özgün adı da bu gelenekten gelir: adın son sözcüğü olan kamikakushi, halk inancında bir insanın, çoğunlukla bir çocuğun, tanrılar tarafından ortadan kaldırılması, gizlenmesi anlamına gelir. Türkçe ad bu sözcüğü «ruhların kaçışı» diye vermiştir; birebir bir çeviri değil, bir yorumdur. Adın iki adı, Sen'i ve Chihiro'yu bir arada taşıdığına da dikkat et; bunun ne anlama geldiğini film gösterecek.
Bağlamın bir başka katmanı izleyicinin kendisidir. Bu dünyanın ayrıntılarının bir kısmı, Japon gündelik hayatını bilen biri için tanıdıktır: hamam kültürü, ayakkabıların çıkarılması, yemek ve ikram törenleri, çalışma ilişkilerindeki saygı biçimleri. Türkiye'den izleyen biri bu ayrıntıların bir kısmını kendi kültüründen tanıdığı şeylere, örneğin hamama, benzetebilir; bir kısmını hiç fark etmeyebilir. 1.6'da gördüğümüz gibi bağlam, bir sahnede neyi gördüğümüzü değiştirir. Bu filmde bağlam bilgisinin bir kısmı eksik kalacaktır ve bunu bilmek, okumayı aceleci yorumlardan korur.
Filmi bir bağlama yerleştirmenin son yolu, onu yönetmenin öteki filmleriyle yan yana koymaktır. Miyazaki'nin filmlerinde sık sık bir genç kız kahraman, doğa ile insan arasında bir gerilim, uçmak ve hava, çalışmanın ve emeğin değeri gibi temalar görülür. Bu tekrarlar Seviye 6'da yazarlar kuramı tartışılırken bir örnek olabilir. Burada bir uyarı yeter: bir yönetmenin öteki filmlerinden çıkardığımız kalıpları bu filme taşımak, filmin kendisine bakmayı unutturabilir.
Yapım
Studio Ghibli'nin yapım biçimi, Hollywood stüdyolarınınkinden ve önceki üç filmimizden çok farklıdır. Bir animasyon filmi, binlerce çizimden oluşur. Miyazaki'nin yönteminde film önce bir senaryo olarak değil, yönetmenin kendi çizdiği sahne taslakları olarak, yani bir hikâye taslağı olarak gelişir. Bu taslaklar sahnelerin kadrajını, karakterlerin hareketini ve zamanlamasını belirler; animatörler bu taslaklardan yola çıkarak çalışır.
Bu yöntemin Kazablanka ile ilginç bir benzerliği vardır: orada da senaryo çekimler sürerken yazılmaya devam etmişti. Ama fark büyüktür. Kazablanka'da kararlar bir stüdyonun pek çok insanı arasında dağılmıştı; Miyazaki'nin yönteminde ise taslakları çizen yönetmenin kendisidir ve görüntünün büyük kısmı ilk olarak onun elinden çıkar. Niyet yanılgısını konuştuğumuz derste, 1.5'te, «yönetmen ne demek istedi?» sorusunun neden zor olduğunu görmüştük. Bu film o soruya biraz daha yakın durmayı mümkün kılar, çünkü yönetmen hem hikâyeyi hem görüntüyü çizer; ama soru yine de cevabını filmin kendisinde aramalıdır, yönetmenin söylediklerinde değil.
Filmin görüntüsü el çizimine dayanır, ama tamamen el yapımı da değildir. Filmin yapıldığı yıllarda Ghibli, çizimleri boyamak ve katmanları bir araya getirmek için bilgisayar kullanmaya başlamıştı; bazı hareketler ve ışık etkileri de dijital araçlarla desteklendi. Ekranda gördüğün şey bu yüzden bir el çiziminin dokusunu taşır, ama o dokunun bir kısmı dijital bir ortamda bir araya getirilmiştir. Bu ayrım ilk izlemede fark edilmez ve fark edilmesi de gerekmez; ama «nasıl yapılmış?» sorusu bu filmde, en azından, çizgi ile renk arasında, el ile makine arasında bir iş bölümü olduğunu bilmeyi gerektirir.
Miyazaki'nin anlatımında bir sözcük bu filme bakışı özellikle etkiler. 0.5'in kaynağı olan Roger Ebert söyleşisinde yönetmen, Japoncada ma denen bir şeyden, eylemin arasındaki boşluktan, karakterlerin hiçbir şey yapmadan oturduğu ya da baktığı anlardan söz eder. Ona göre bu anlar filmi bir hareket dizisi olmaktan çıkarıp nefes alan bir şeye dönüştürür. Bu dosyanın sonraki bölümleri bu boşlukları ayrıca arayacak; ama ilk izlemede bile bir şeyin farkına varabilirsin: film sık sık, hikâyeyi ilerletmeyen, bir karakterin yalnızca oturduğu, yemek yediği ya da manzaraya baktığı anlara yer açar. Bu anları sabırsızlıkla geçmek yerine fark etmek, filmin ritmini anlamanın ilk adımıdır. Ebert'in bu söyleşiyi yaptığı yıl film Amerika'da gösterime girmişti; yönetmenin sözleri bu yüzden filmin hemen ardından gelen bir tanıklıktır.
Filmin müziği, Miyazaki'nin uzun süredir birlikte çalıştığı besteci Joe Hisaishi'ye aittir. Ses de görüntü gibi tamamen kurulmuştur: canlı çekimli bir filmde sokağın gürültüsü en azından bir yerden kaydedilebilir, ama animasyonda her ses, her adım, her su sesi sonradan yapılmak zorundadır. Bisiklet Hırsızları'nın sonradan kaydedilen sesi bize bunun ilk örneğini vermişti; animasyon bu durumu en uç noktasına taşır.
Miyazaki'nin bu filmi kimin için yaptığına dair söyledikleri de sık sık aktarılır. Yönetmen, filmi tanıdığı ailelerin on yaşlarındaki kız çocuklarını düşünerek yaptığını, onlara uygun bir kahraman bulmak istediğini söyleşilerinde anlatmıştır. Bu bilgi filmi yalnızca çocuklara yönelik bir film yapmaz; ama Chihiro'nun yaşını ve bakışını neden bu kadar dikkatle kurduğunu anlamaya yardım edebilir. Burada da aynı ölçü işler: bir yönetmenin beyanı bağlam verir, filmin ne yaptığını tek başına kanıtlamaz.
Hangi kopya
Filmin özgün dili Japoncadır ve akademinin önerisi, filmi Japonca ses ve güvenilir bir altyazı çevirisiyle izlemektir. Animasyonda dudak hareketleri sesle birebir eşleşmek zorunda olmadığı için dublaj canlı çekimli bir filmdekinden daha az göze batar; bu, dublajın masum olduğu anlamına gelmez. Seslendiren oyuncunun sesi, karakterin yaşını, sertliğini ya da sıcaklığını değiştirebilir.
Dublajlar konusunda bir tartışma daha vardır. Filmin İngilizce dublajında, özgün Japonca metinde bulunmayan bazı açıklayıcı sözlerin eklendiği, sessiz kalan anların bazılarının konuşmayla doldurulduğu ileri sürülmüştür. Bu farkın ölçüsü kaynaktan kaynağa değişir.
Bu tartışma akademinin bir önceki dersiyle doğrudan bağlantılıdır. 0.5, bu filmin tren yolculuğunu sessizliğin ve boşluğun bir sahnesi olarak okumuştu. Sessiz anların konuşmayla doldurulduğu bir kopya, o sahnenin okunmasını değiştirebilir. Dublajlı bir kopyayla izleyeceksen, en azından bir sahneyi özgün dilde ve altyazıyla da izleyip karşılaştırmanı öneririz.
Görüntü konusunda da dikkatli ol. Filmin bazı eski ev videosu baskılarında renk tonunun özgün görüntüden farklı, daha kırmızıya çalan bir ton taşıdığı tartışılmıştır. Animasyonda renk tamamen bir karar olduğu için, renk tonundaki bir kayma bir bakıma filmin kendisini değiştirir. Elinden geliyorsa yeni ve iyi bir baskıyla izle; gelmiyorsa, renkle ilgili gözlemlerin kopyaya bağlı kalabileceğini not et.
Kopyanı seçtikten sonra Okuma Defteri'ne üç bilgi yaz: dil, altyazı ya da dublaj, baskının yaşı.
İzlerken üç soru
Önceki üç filmde kameranın önünde gerçek bir dünya vardı ve sorularımız o dünyanın nasıl kaydedildiğine bakıyordu. Bu filmde dünyanın kendisi yapılmıştır. Bu yüzden aşağıdaki üç soru, kuralları, bir bedeni ve çizilmiş ışığı sorar.
Soruları ezberleme; aklının bir köşesinde taşı. Filmin dünyası zengin ve hızlıdır; her ayrıntıyı yakalamaya çalışmak hikâyeyi kaçırmana neden olabilir. Film bitince her soruya, hatırladığın tek bir anla kısa bir cevap yaz.
- Bu dünyanın kuralları nasıl öğreniliyor? Bir kural ne zaman söyleniyor, ne zaman yalnızca gösteriliyor, ne zaman da Chihiro onu çiğneyince ortaya çıkıyor? Bir kuralı ilk kez ne zaman öğrendiğini not et.
- Chihiro'nun bedenine bak: nasıl yürüyor, nasıl koşuyor, merdivenleri nasıl iniyor, bir işi nasıl yapıyor? Filmin başındaki duruşu ile sonraki duruşu arasında bir fark görüyor musun?
- Işık ve renk yüzlere nasıl düşüyor? Bu dünyada ışık da çizilmiştir: kimin yüzü sıcak bir ışıkla, kimin yüzü gölgeyle, kimin yüzü hiç ışık almadan çiziliyor? İnsan karakterler ile ruhlar arasında çizim ve renk bakımından nasıl bir fark var?
Üçüncü sorunun animasyonda özel bir ağırlığı vardır. Akademi her filmde ışığın kimi nasıl gösterdiğini sorar; çünkü ışık bir yüzü öne çıkarırken başka bir yüzü silebilir ve tenin rengi, ışığın bu işi nasıl yaptığını değiştirir. Canlı çekimde bu, bir ışık ustasının bir yüzü nasıl aydınlattığı sorusudur. Animasyonda ise bir yüzün rengi de, ona düşen ışık da, gölgenin yeri de bir çizerin elinden çıkar. Bir karakterin ten rengi bir paletten seçilmiş bir renktir. Bu, «kim nasıl görünüyor?» sorusunu animasyonda daha da doğrudan bir karar sorusuna dönüştürür.
Bu sorulara bir dördüncüsünü eklemiyoruz, ama 0.5'te öğrendiğin araçları bu filmde de kullanabileceğini hatırlatıyoruz. İkinci izlemede bir sahneyi sesi kapalı izlemek, animasyonda her hareketin nasıl zamanlandığını görmeni sağlar: bir karakter ne kadar yavaş döner, bir kapı ne kadar sürede açılır, su ne hızla akar. Bir sahneyi de görüntüsüz dinlemek, sesin bu dünyayı nasıl kurduğunu duyurur. Gerçek bir sokağın kaydı olmadığı için, burada duyduğun her ses birinin yaptığı bir seçimdir.
Birinci soru ise filmin bütün yapısına uzanır. Dosyanın ikinci bölümü filmin olay örgüsünü izlerken, Chihiro'nun bu dünyanın kurallarını hangi sırayla öğrendiğine ve seyircinin bu kuralları ondan önce mi, sonra mı öğrendiğine ayrıca bakacak.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Sıradaki bölüm filmi bitirmiş okura yazılıyor. Ruhların Kaçışı'nın yapı bölümü filmin akışını baştan sona izliyor: kendi yasaları olan bir dünyaya giren bir çocuğun hangi sırayla neyi öğrendiğini ve seyircinin bu öğrenmeye nereden katıldığını çözümlüyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.