F77-D3 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yakın okuma
Aşk Zamanı — Yakın okuma
Üç ya da dört anahtar sahneyi dört soruyla, biçim unsurları düzeyinde okur. Dar koridorlar, çerçeve içinde çerçeve ve tekrar eden müzik: kavuşmayan aşkın kompozisyonu.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.223 kelime · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölüm, iki komşunun gerçeği hangi nesnelerden okuduğunu, otel odasında neyi prova ettiklerini ve filmin bir tapınağın taş duvarında nasıl kapandığını sahne sahne inceler. Bu anlara hazırlıksız varmak, filmin yavaş yavaş açılan sırrının parçasıdır. Önce filmi izle. İzlediysen, yapı tablosuna eklediğin ışık başlığını, yani her parçada yüzleri hangi kaynağın aydınlattığını gösteren notları önüne koy.
Seçilen sahneler
Bu filmin iki görüntü özelliğini akademide zaten not ettin: biçim dersinde (1.2) yavaşlatılmış bir merdiven inişini ve ona eşlik eden müziği, kompozisyon dersinde (2.5) kenarlara itilmiş, pervazların arasından görünen iki kişiyi. Bu bölüm o gözlemleri dört sahnenin içine taşıyacak ve şunu soracak: kadraj, tekrar ve ışık, bir sahnenin anlamını birlikte nasıl kuruyor?
Dört sahne şunlar. Birincisi merdiven: Su'nun metal kabını taşıyarak dar basamaklardan indiği, filmde birkaç kez dönen an. İkincisi iki nesne: bir el çantasının ve bir kravatın iki komşuya eşlerinin sırrını açtığı anlar. Üçüncüsü otel odası: iki kişinin bir dövüş sanatları tefrikası yazdığı ve eşlerinin hikâyesini prova ettiği oda. Dördüncüsü Angkor Wat: Chow'un taş bir duvara bir sır fısıldadığı son sahne.
Bu anların plan düzeyindeki dökümü kaynaklarımızda yoktur. Elimizde filmin olay sırası, ses bandının parçaları ve yapım üzerine aktarılanlar var; akademinin önceki iki dersinde yaptığımız gözlemler de. «Nasıl yapılmış?» sorusunun yanıtını bu yüzden yine kendi sayımınla tamamlayacaksın. Bu dosyanın sayım kâğıdında dört başlık olsun: kadrajın içindeki çerçeve (kapı, pencere, pervaz, ayna), hız (olağan ya da yavaşlatılmış), ses (müzik, söz, sessizlik) ve ışığın kaynağı (lamba, sokak, gün).
Dört sahnenin dışında da bakılmaya değer anlar var. Pansiyon sahibesinin akşam taş oyunu masası, iki kahramanın sıkıştığı topluluğu tek bir kalabalık karede toplar. Singapur'daki sessiz telefon, bir sözün söylenmeyişinin nasıl bir sahne olabileceğini gösterir. Chow'un yıllar sonra eski binaya döndüğü an ise, aynı koridorun bir başka zamanda nasıl başka bir yer olduğunu sorar. Ana sahneleri bitirdikten sonra bunlardan birini aynı dört başlıkla say.
Bu bölümün sayımlarını yaparken yeni restorasyon ile eski aktarım arasındaki farkı da aklında tut. İlk bölümde 2020 restorasyonunun renk düzenini ve görüntü oranını değiştirdiğini konuşmuştuk. Merdiven sahnesindeki ışığın tonu, otel odasındaki gölgeler ve Angkor Wat'ın gün ışığı, iki sürümde farklı görünebilir. Eğer iki sürüme de erişebiliyorsan, dört sahneden birini iki sürümde yan yana say; sayımının hangi sonuçlarının sürüme bağlı olduğunu bu karşılaştırma gösterir.
Sahneler
Merdiven ve yemek kabı
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Desenli, bedene oturan bir elbise; elde metal, kulplu bir kap. Su, binanın daracık basamaklarından sokağa doğru iner. Kamera onun hızını bilerek düşürmüştür: bir adım, bir topuk sesi, bir kumaş kıvrımı, alışılmışın çok ötesine yayılır. Arkada yaylılar aynı ağır cümleyi çalar. Kimse konuşmaz. Birkaç akşam sonra aynı iniş yeniden gelir; elbisenin deseni değişmiştir, gerisi neredeyse aynıdır.
Nasıl yapılmış? Bu sahnede üç araç birbirine kilitlenir: yavaşlatılmış hız, tekrar eden müzik ve dar bir mekân. Biçim dersinde müziğin bu yavaş anlarla o kadar bağlı olduğunu söylemiştik ki ikisini ayırmak güçtü. Şimdi bir adım öteye geç ve tekrarları say. Merdiven inişi kaç kez geliyor? Her gelişte Su'nun elbisesi farklı mı? Kadraj aynı açıdan mı kuruluyor, yoksa her seferinde biraz kayıyor mu? Işığın kaynağına bak: bir sokak lambası mı, bir merdiven ışığı mı, yoksa kaynağı görünmeyen sıcak bir aydınlık mı?
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne neredeyse hiçbir şey anlatmaz: bir kadın yemek almaya gider. Ama bu «hiçbir şey», filmin zamanını kurar. Sahnenin her tekrarı, günlerin birbirine benzediğini, yalnızlığın bir alışkanlık olduğunu hissettirir. Seyirci yönünden işlev, bakışı yavaşlatmaktır: yavaşlatılmış bir hareket, olağan bir eylemi bir görüntüye, neredeyse bir ritüele çevirir. İlk bölümün ikinci sorusu neyin tekrar ettiğini soruyordu. Merdiven bu soruya en çıplak karşılığı verir; ve aynı zamanda tekrarın her seferinde küçük bir farkla geldiğini, değişenin elbise ve ışık olduğunu gösterir.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma sahneyi bir yalnızlığın biçimi olarak görür: kocası geç saatlere kadar dışarıda olan bir kadın, her akşam tek başına yemek almaya iner, ve film bu yalnızlığı bir güzelliğe, neredeyse bir dansa çevirir. Öbür bir bakış merdiveni hafızanın içine yerleştirir: yavaşlatılmış hareket, bir şeyin olduğu gibi değil, hatırlandığı gibi gösterildiği izlenimini verir; merdiven inişi, birinin aklında tekrar tekrar canlanan bir görüntüdür. Elbiselerin her seferinde değişmesi bu ikinci okumaya bir soru ekler: bir hatıra, her hatırlanışta biraz değişir mi? İki okumayı sınamanın yolu, sahnenin her tekrarında neyin aynı, neyin farklı kaldığını sabırla saymaktır.
İki nesne: çanta ve kravat
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Gerçeğin ilk ipucu bir yolculuk hatırası gibi gelir: Chow'un karısının kolunda, bu şehirde bulunmayan bir çanta. Su'nun dolabında da aynısı vardır ve onu kocası getirmiştir. Öbür ipucu bir boyun bağıdır: Su'nun kocasının taktığı desen, Chow'un gardırobundakinin tıpatıp eşidir; ve Chow'unkini ona karısı hediye etmiştir. İki ipucu iki ayrı zamanda belirir; birleştiklerinde iki komşu, kimsenin yüksek sesle söylemediği şeyi aynı anda bilir hâle gelir.
Nasıl yapılmış? Burada sorulacak soru, nesnelerin nasıl gösterildiğidir. Nesne dersinde (3.3) bir nesnenin bir karakterin yerine konuşabildiğini görmüştün. Kendi kopyanda say: çanta ve kravat yakın planda mı gösteriliyor, yoksa karakterlerin bedeninde, kalabalık bir karede küçük bir ayrıntı olarak mı kalıyor? Eşler bu anlarda kadrajda mı, yoksa yalnızca nesneleri mi görüyoruz? Kompozisyon dersindeki gözlemle birleştir: bu keşif sahnelerinde karakterler karenin ortasında mı, kenarında mı duruyor?
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, filmin bütün hikâyesini başlatan bilgiyi verir. Ama bu bilgi bir itirafla, bir yakalanmayla ya da bir kavgayla değil, iki sessiz nesneyle gelir. Seyirci yönünden işlev, filmin bilgi düzenini öğretmektir: bu filmde önemli şeyler söylenmez, gösterilir; gösterildiğinde bile bir aksesuarın içinde saklanır. İlk bölümün üçüncü sorusu görmediğimiz eşleri soruyordu. Bu sahnede eşler, kendi yüzleriyle değil, bıraktıkları izlerle var olur: bir çanta ve bir kravat, iki görünmez insanın birbirine verdiği armağanlardır.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma nesneleri bir ihanetin kanıtları olarak okur: modern, yurt dışından gelen, bir tüketim dünyasına ait iki nesne, iki evliliğin içine sızmış bir başka ilişkinin işaretidir. Başka bir okuma aynı nesnelerin bir aynalama kurduğuna dikkat çeker: Chow'un karısında Su'nunkiyle aynı çanta, Su'nun kocasında Chow'unkiyle aynı kravat vardır; iki çift, nesneler üzerinden birbirinin kopyasına dönüşür. Bu okuma, iki kahramanın daha sonra eşlerini canlandırmasının bir habercisidir: kopyalanan nesneler, kopyalanan rollere yol açar. Karşı kanıt olarak şunu düşün: film bu aynalamayı bir sözle vurgulamaz; nesneler, keşfin ardından bir daha önemli bir rol oynamaz.
Otel odası
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Kiralık bir otel odası, komşuların meraklı gözlerinden uzakta. Masanın üzerinde kâğıtlar: ikisi birlikte, kılıç ustalarının ve intikamların anlatıldığı bir gazete tefrikası yazmaktadır. Aynı odada başka bir yazı da sürer: eşlerinin ilişkisinin nasıl başladığını, kimin önce kime açıldığını, bir hesaplaşmada hangi sözlerin söyleneceğini birlikte oynarlar. Bu oyunlardan biri Su'yu altüst eder. Bir süre birbirlerinden uzak dururlar, sonra yine odaya dönerler.
Nasıl yapılmış? Bu sahnelerin en önemli sorusu, seyircinin bir provayı bir gerçek konuşmadan ne zaman ayırt edebildiğidir. Kendi kopyanda, otel odasındaki ya da öncesindeki canlandırmalardan birinde şuna bak: sahne başladığında bunun bir prova olduğunu biliyor muyuz, yoksa bunu sahnenin ortasında ya da sonunda mı anlıyoruz? Kadraj iki kişiyi aynı karede mi tutuyor, yoksa onları ayrı karelere, bir karşı çekim düzenine mi bölüyor? Eksen ve bakış eşleme dersinde (7.3) iki kişinin bakışlarının kesmeyle nasıl birbirine bağlandığını görmüştün; burada bu bağın, bir rolün mü yoksa bir duygunun mu bağı olduğu belirsiz kalabilir.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden otel odası, iki kişinin birbirine en çok yaklaştığı yerdir ve aynı zamanda bu yakınlığın en çok kılık değiştirdiği yer. Bir yazı işi ve bir prova, onların bir arada olmasının gerekçesidir. Seyirci yönünden işlev, bir belirsizliği yaşatmaktır: iki kişinin ne yaptığını, kimin rolünü oynadığını, bir sözün kime söylendiğini tam olarak bilemeyiz. Bu belirsizlik, iki kişinin kendileri için de geçerlidir: bir rolün arkasına saklanmak, bir duyguyu hem yaşamanın hem inkâr etmenin yoludur.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma odayı bir korunak olarak görür: komşuların gözünden ve toplumun yargısından uzak, iki kişinin birbirine dürüst olabildiği tek yer. Başka bir okuma, yönetmenin kendi uyarısını izler: bu buluşmalarda bir karanlık da vardır; iki kişi, eşlerinin ilişkisini yeniden oynayarak hem acılarını anlamaya hem de aynı ilişkiyi kendileri yaşamaya çalışır. Bu okumada oda bir korunak değil, bir sahnedir ve iki kişi, kendilerine bile itiraf edemedikleri bir arzuyu bir oyunun kılığında yaşar. Su'nun bu oyundan sarsılması, iki okuma arasında bir köprü kurar: bir rol, oynayana dokunduğunda artık yalnızca bir rol değildir.
Angkor Wat
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Yıllar geçmiş, savaş komşu ülkeleri sarmıştır. Chow, Kamboçya'nın büyük tapınak kentinde, aşınmış kabartmaların ve geniş taş avluların arasında yürür. Bir duvarda küçük bir girinti bulur, yüzünü ona yaklaştırır, dudakları kıpırdar. Sonra girintiyi bir avuç toprakla sıvar. Bir keşiş biraz ötede onu seyreder. Söylenen hiçbir kelime bize ulaşmaz.
Nasıl yapılmış? Bu sahne, filmin mekân ve ışık düzenini kırar. Film boyunca dar koridorlarda, lamba ışığında, gece geçen bir hikâye, ilk kez açık bir alana, geniş taş yapılara ve gün ışığına çıkar. Yapım anlatılarına göre film, son bölümlerinde Angkor Wat'ta çekilmiş görüntüleri kullanır; ses bandında Michael Galasso'nun bir «Angkor Wat teması» yer alır. Kendi kopyanda say: bu sahnede Chow karenin neresinde duruyor? Önceki sahnelerin pervazları, kapı aralıkları burada başka bir biçimde, taş kemerler ya da duvar oyukları olarak, yeniden beliriyor mu? Bir de sesi dinle: fısıltı sırasında müzik var mı, yoksa sessizlik mi?
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Singapur'da anlatılan hikâyeyi, bir sırrı ağaç oyuğuna fısıldayıp çamurla kapatma geleneğini, gerçekleştirir. Seyirci yönünden işlev, filmi bir kapanışla değil, bir mühürle bitirmektir. Seyirci, film boyunca iki kişinin söyleyemediği şeyi beklemiştir; sonunda o şey söylenir, ama bize değil, bir duvara. İlk bölümün birinci sorusu karakterleri hangi aralıklardan gördüğümüzü soruyordu. Bu sahnede aralık, bir duvar oyuğuna dönüşür: söz, bir aralığın içine gömülür.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma sahneyi bir yasın tamamlanması olarak görür: Chow, taşıdığı sırrı bir duvara bırakır ve onunla birlikte bir dönemi kapatır. Başka bir okuma sahneyi tarihin içine yerleştirir: kişisel bir sır, savaş yıllarında, yüzyıllar önce kurulmuş bir tapınağa gömülür; küçük bir hikâye, büyük bir zamanın içinde neredeyse kaybolur. Keşişin bakışı bu okumaya bir tanık ekler: sır duyulmaz, ama gömülüşü görülür. Üçüncü bir okuma ise sırrın içeriğini hiç bilmediğimizi hatırlatır: belki bir aşk itirafı, belki bir pişmanlık, belki bir başka şey. Film, bir hikâyeyi en önemli cümlesini söylemeden bitirir.
Bir de kostüm üzerine. Giysinin bir karakter adına konuşabildiğini (3.4) bu dört sahnede de sınayabilirsin. Bu dört sahnede Su'nun giysisi neredeyse her seferinde değişir, Chow'unki ise büyük ölçüde aynı kalır: koyu bir takım, beyaz bir gömlek, bir kravat. Bu fark bir bilgi taşır mı? Bir okuma, Su'nun değişen elbiselerini zamanın geçişinin, günlerin birbirinden ayrılmasının tek görünür işareti olarak okur. Bir başkası, onları Su'nun kendini her gün yeniden kurmasının, bir yalnızlığın içinde zarafetini korumasının biçimi olarak. Kendi sayımında Su'nun kaç farklı elbiseyle göründüğünü yaz; merdiven sahnesinin her tekrarına hangi elbisenin eşlik ettiğini not et.
Sahneler arasında
Dört sahne bir mekân yolu çizer: dar bir merdivenden bir evin içine, bir evden bir otel odasına, bir otel odasından bir tapınağın açık avlusuna. Mekân genişledikçe iki kişi birbirinden uzaklaşır; son sahnede ise yalnızca biri kalır. Karenin köşelerine sıkıştırılmış o iki beden (2.5), bu yolun ilk durağıdır; son durak, açık bir alanda tek başına duran bir adamdır.
Ses de aynı yolu izler. Merdivende müzik bir tekrar ve bir ritüeldir; nesnelerin keşfinde söz azdır ve bilgi sessiz nesnelerden gelir; otel odasında söz bir rol olarak, bir prova olarak döner; Angkor Wat'ta ise en önemli söz duyulmaz. Film, sözü giderek geri çeker ve en sonunda tamamen saklar.
Ten ve ışık bu dizide ayrıca okunur. Merdivende ve otel odasında yüzler gece, yapay ve sıcak bir ışıkta görünür; Su'nun teni ve kumaşı her dönüşte başka bir tonla boyanır. Tony Leung'un yüzü çoğu zaman gölgede, bir duvarın ya da bir pervazın yanında durur. Angkor Wat'ta ise ilk kez gün ışığı vardır ve Chow'un yüzü, taşın ve göğün aydınlığında başka bir tonda görünür. Bir tenin lambayla birlikte var olduğunu ten dersinden (5.4) biliyoruz; bu filmde ışık, iki kişinin yakınlığının ve uzaklığının da bir ölçüsüdür. Kendi sayımında şuna bak: iki kahramanın yüzleri aynı karede aynı ışığı mı alıyor, yoksa biri aydınlıkta, öbürü gölgede mi kalıyor?
Dört sahnenin hepsinde bir tanık da vardır ya da yoktur. Merdivende Su'yu kimse izlemez, yalnızca kamera; nesnelerin keşfinde tanık, nesnelerin kendisidir; otel odasında komşuların bakışından kaçılmıştır, ama seyirci oradadır; Angkor Wat'ta ise ilk kez bir tanık açıkça kadrajdadır, bir keşiş. Filmin bütününde komşuların, ev sahiplerinin, binanın gözü iki kahramanı kuşatır; son sahnede bu göz, yargılamayan, yalnızca bakan bir keşişe dönüşür. Kimin izlediği sorusu, bu dört sahneyi birbirine bağlayan bir başka çizgidir.
Son olarak, dört başlıklı sayımını dördüncü bölüme götür. Eleştirmenler bu filme dönerken iki tartışmayı sık sık yeniler: bu bir aşk hikâyesi mi, yoksa bir hatıranın, bir kaybolmanın hikâyesi mi; ve bu güzellik bir şeyi açıyor mu, yoksa örtüyor mu? Senin kadraj, hız, ses ve ışık sayımın, bu iki soruya ekrandan bir dayanak verecek.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Dördüncü bölüm, F77-D4, bu filmi yorumlayanların taktığı mercekleri tek tek elden geçirecek: bir hatıra ve özlem filmi olarak, Hong Kong'un 1997 sonrasındaki kimlik arayışının bir görüntüsü olarak, bir üslubun ve bir kostümün filmi olarak ve kanonun hızla değişen yapısının bir örneği olarak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.