İçeriğe geç

F68-D1 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · İzlemeden önce

Üç Renk: Mavi — İzlemeden önce

Bağlamı, yapım koşullarını, izlenecek kopyayı ve izlerken sorulacak üç soruyu verir; olay örgüsünü açmaz. Yasın sesi ve rengi: müziğin kesilmesi, mavinin ve karartmanın işlevi.

Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 1.887 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Neden bu film

Polonyalı yönetmenin üçlemesini açan film, bu akademinin sayfalarında daha önce üç kez belirdi. Ses modülünü açan derste (8.1), sessizliğe yakın bir dünyayı bölen orkestra girişlerini dinledin; sessizlik dersinde (8.4) Julie'nin kendi seçtiği suskunluğa kulak verdin; renk değişimi dersinde (9.4) mavinin bir avizede, bir şekerde ve bir havuzda yer değiştirdiğini izledin. Her seferinde filmin tek bir yanına baktık. Bu dosya o yanları bir araya getirecek ve filmin bütününe soracak: bir yas, nasıl hem bir ses hem bir renk olarak anlatılabilir?

Filmi seçmemizin ilk gerekçesi, ses ile görüntünün birlikte çalışma biçimidir. Çoğu filmde müzik bir sahneye eşlik eder; burada müzik bir olaydır. Girer, keser, yarıda kalır, bir kadını bir sokakta durdurur, bir odada ışığı değiştirir. Ve bu girişlerin bazılarında ekran kısa bir süre kararır. Seviye 1'in ses ve renk modüllerini bitiren bir okur için, bu modüllerin araçlarının tek bir filmde nasıl birbirine bağlandığını görmenin daha yoğun bir örneği az bulunur.

İkinci gerekçe bir yüzdür. Filmin neredeyse her sahnesinde Juliette Binoche'un oynadığı Julie vardır ve film, onun az konuşan, çoğu zaman ifadesini saklayan yüzünü çok yakından izler. 4.4'te yüzün kadrajda bir manzara gibi okunabileceğini görmüştün. Bu filmde yüz, bir yasın neredeyse tek yüzeyidir: film bize Julie'nin ne düşündüğünü söylemez, yalnızca yüzünü, bir ışığın o yüzün üstünden geçişini ve bir müziğin o yüzü nasıl böldüğünü gösterir.

Üçüncü gerekçe bir öncekiyle kurulan bağdır. Malick'in ovasında anlatıcı kızın sözleri gördüklerimizle ayrı yollara sapıyor, gün batımının yaldızı bir hasadı geçmiş zamana itiyordu. Bu filmde de ses ve ışık, sözün söyleyemediğini taşır; ama bu kez bir ovada değil, bir şehrin içinde, bir kadının bedenine ve odasına yakın bir mesafede. İki filmi art arda düşünmek, aynı araçların, uzak ve yakın iki ölçekte nasıl çalıştığını gösterir.

Bağlam

Mavi, Kieślowski'nin Üç Renk üçlemesinin ilk filmidir. Üçleme, adını Fransız bayrağının üç renginden, temalarını da o renklerin sembolize ettiği devrim ideallerinden alır: mavi özgürlük, beyaz eşitlik, kırmızı kardeşlik. Mavi 1993'te, Beyaz ile Kırmızı 1994'te gösterildi. Kieślowski'ye göre Mavi'nin konusu özgürlüktür, ama toplumsal ya da siyasal anlamda değil, duygusal anlamda bir özgürlük.

Bu, bir okur için önemli bir uyarıdır. Bir filmin adı ve bir yönetmenin açıklaması, okumaya bir yön verir; ama niyet yanılgısı dersinin (1.5) uyarısı burada da geçerli: yaratıcının yorumu bir başlangıç noktasıdır, kilidi açan anahtar değil. «Mavi özgürlüktür» sözünü izlerken bir hipotez olarak taşı ve filmin sana o özgürlüğü nasıl gösterdiğini, ya da göstermediğini, kendi gözünle ara.

Kieślowski bu üçlemeye geldiğinde, Polonya'da uzun bir belgesel ve kurmaca geçmişi olan bir yönetmendi. 1980'lerin sonunda Polonya televizyonu için on bölümlük Dekalog'u yapmış, 1991'de Fransa ile ortak yapım olarak Veronika'nın İkili Yaşamı'nı çekmişti. Üçlemenin senaryolarını, Dekalog'dan beri birlikte çalıştığı avukat ve yazar Krzysztof Piesiewicz'le birlikte yazdı. Kırmızı'dan sonra film yapmayı bırakacağını açıkladı ve 1996'da öldü. Üçleme bu yüzden bir yönetmenin son yapıtları olarak da okunur; ama sonradan olanı filmin içine okumak, bağlam dersinde (1.6) adını koyduğumuz hataya düşmektir.

Dönemin bir başka bağlamı Avrupa'dır. Film, Soğuk Savaş'ın bitişinin ve Avrupa'nın birleşmesi üzerine konuşmaların yoğunlaştığı yıllarda yapıldı; Fransa, İsviçre ve Polonya'nın ortak yapımıdır. Bu bağlam filmin içinde de bir iz bırakır: Julie'nin ölen kocası ünlü bir bestecidir ve filmin müziği, onun yarım kalmış bir eseri etrafında döner. O eserin ne için yazıldığını film sırasında öğreneceksin; burada yalnızca, filmin müziğinin bir dönemin siyasal havasıyla da ilişkili olduğunu bilmen yeter.

Filmin dünyası da küçüktür ve bu küçüklük bir yapım kararıdır. Olayların çoğu birkaç mekânda geçer: bir hastane odası, boşaltılan bir aile evi, Paris'te küçük bir daire, bir kafe, kapalı bir yüzme havuzu. Kalabalık sahneler azdır; Julie çoğu zaman yalnızdır ya da tek bir kişiyle karşı karşıyadır. Bu sadelik, Persona'da gördüğümüz azlığa benzer: az şey vardır, ve bu yüzden her ayrıntı, bir ışığın rengi, bir nesnenin yeri, bir sesin yüksekliği, bir karar olarak öne çıkar. Mekânların her birinde ışığın ve rengin nasıl değiştiğine dikkat et. Hastane ile havuz, daire ile kafe aynı mavi ile mi kurulmuş, yoksa her mekânın kendi rengi mi var?

Yapım

Filmin başrolünde Juliette Binoche oynar. Benoît Régent, Florence Pernel, Charlotte Véry ve Julie'nin annesi rolünde Emmanuelle Riva diğer önemli rollerdedir. Görüntü yönetmeni Sławomir Idziak, müzik Zbigniew Preisner'dir. Yapımcı, Fransız MK2 şirketinin kurucusu Marin Karmitz'dir.

Idziak'ın görüntüsü bu dosyanın en önemli konularından biridir. Filmin pek çok sahnesi mavi filtrelerle ya da mavi ışıkla çekilmiştir ve birçok nesne mavidir. Ama renk tek bir anlamda sabitlenmez; bazı sahnelerde kırmızı bir ışık baskındır, bazılarında beyaz öne çıkar. Üçlemenin her filminin farklı bir görüntü yönetmeniyle çekilmesi de bir yapım kararıdır: renk, her filmde başka bir elin yorumuna bırakılmıştır. 9.1'de renk paletinin bir filmin duygusal haritasını kurduğunu görmüştün; bu filmde palet, tek bir rengin farklı yoğunluklarıyla kurulur.

Preisner'in müziği ise filmin dramatik yapısının bir parçasıdır. Kieślowski ile Preisner, Dekalog'dan beri birlikte çalışıyordu ve müzik bu filmde bir karakter gibi davranır: filmde besteci olan biri vardır, ve duyduğumuz müziğin bir kısmı onun müziğidir. Böyle bir müzik, sesin hikâye dünyasına ait olup olmadığı ayrımını (8.2) sarsar. Bir müzik, karakterin kafasında mı çalıyor, odada mı, yoksa yalnızca seyirci için mi? İzlerken bu soruyu açık tut; film her zaman bir yanıt vermez.

Oyunculuk da bir yapım kararıdır. Binoche bu rolle 1993 Venedik Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı; film aynı festivalde Altın Aslan'ı aldı. 4.2'de oyunculuk üsluplarını konuşmuştuk: bu film, ifadeyi gizleyen, az hareket eden, duyguyu gözlerin ve ağzın küçük değişimlerine bırakan bir oyunculuğa dayanır. Yüz kamerada uzun süre kalır ve seyirci, bir şey olmadığı anlarda da o yüze bakmaya devam eder.

Bir yapım ayrıntısı daha var: üçlemenin üç filmi birbirine küçük bağlantılarla örülüdür. Mavi'de, bir sonraki filmin kişilerinden birinin kısa bir an göründüğü bir sahne vardır. Bu bağlantıları şimdi aramana gerek yok; ama üçlemeyi sonradan izlersen, filmlerin birbirine bir ağ gibi bağlandığını göreceksin.

Üçlemenin öbür iki filmini izlemeden de bu dosyayı okuyabilirsin. Mavi kendi başına tamamlanmış bir filmdir. Ama üçlemenin bir bütün olarak tasarlandığını bilmek, bazı küçük anları daha dikkatli izlemeni sağlar: bir yabancının kısa bir görünüşü, bir rengin beklenmedik bir yerde belirmesi, bir sahnenin başka bir filmde yankılanacağı duygusu. Bu anları şimdilik yalnızca not et; yorumlamaya çalışma.

Son olarak oyunculara dair bir hazırlık. Binoche dışındaki oyuncuların çoğu filmde kısa sürelerle görünür; bazıları yalnızca bir ya da iki sahnede vardır. Ama her biri Julie'nin kaçmaya çalıştığı dünyanın bir parçasını taşır: bir anne, bir komşu, bir eski çalışma arkadaşı, kazayı görmüş biri. İzlerken her yeni karakterin Julie'ye neyi geri getirdiğini kendine sor; bir kişinin filme girişi, çoğu zaman geçmişin bir parçasının geri dönüşüdür.

Hangi kopya

Bu filmde kopya seçimi iki şeyi belirler: mavinin ne kadar mavi, sesin ne kadar derin olduğu. Mavi filtreler ve mavi ışık, kötü bir aktarımda ya grileşir ya da yapay bir parlaklıkla patlar. Gece sahnelerinde ve havuzda, koyu mavi ile siyah arasındaki ince geçişler bir lekeye dönüşebilir. Renklerin dikkatle aktarıldığı yeni bir yayını tercih et; Criterion üçlemeyi bir arada yayımlamıştır ve dosyanın kaynakçasındaki bazı denemeler o yayın için yazılmıştır.

Ses daha da önemlidir. Bu film, büyük bir orkestranın ani girişleri ile bir şeker küpünün kahveye düşüşü gibi çok küçük seslerin yan yana durduğu bir ses bandına sahiptir. Sesi sıkıştıran bir yayın ya da bir dizüstü bilgisayarın hoparlörü, bu iki ucun arasındaki farkı yok eder; büyük ses yeterince büyük, küçük ses yeterince küçük olmaz. Ekran ve hoparlör, izleme koşulu dersinde (0.6) gördüğümüz gibi okumanın parçasıdır; bu film, kulaklıkla ya da iyi hoparlörlerle izlenmesi gereken filmlerin başında gelir.

Dil için de bir not: film Fransızcadır. Fransızca konuşmayı kendi sesiyle duy, çeviriyi alttan oku. Dublaj, Binoche'un az konuşan, kısa ve kuru yanıtlar veren sesini, cümlelerin arasındaki sessizlikleri ve nefesleri kaybettirebilir; bu filmde sözün azlığı, sözün kendisi kadar önemlidir.

Künye satırına üç şey yaz: yayının kaynağı ve yılı, ses düzeninin ne olduğu ve filmi hangi ekranda, hangi hoparlörle izlediğin. Üçüncüsü bir teknik ayrıntı gibi görünür; ama bu dosyanın ses soruları, büyük ölçüde ona bağlı olacak.

İzlerken üç soru

Cennet Günleri'nde ışığın saatine, anlatıcının sesine ve manzaraya bakmıştık. Bu dosyanın soruları bir müziğe, bir renge ve bir karanlığa bakıyor. Filmi ilk kez kesintisiz izle; özellikle müzik girişlerinde durdurma. Bitince her soru için bir anı deftere, olayla adlandırarak yaz.

  1. Müzik ne zaman giriyor, ne zaman kesiliyor? Büyük orkestra girişleri bir sahnenin hangi anında geliyor ve Julie'nin bedeni, yüzü, hareketi o an ne yapıyor? Müzik kesildiğinde sahne kaldığı yerden mi sürüyor, yoksa bir şey değişmiş mi?
  2. Mavi nerede? Bir nesnede mi, bir ışıkta mı, bir mekânda mı? Mavi ne zaman ekranı bütünüyle kaplıyor, ne zaman küçük bir ayrıntı olarak kalıyor? Mavi olmayan renkler, özellikle kırmızı ve beyaz, nerede beliriyor?
  3. Ekran ne zaman kararıyor? Bir sahnenin ortasında görüntünün kısa bir süre siyaha döndüğü anlar oluyor mu? Bu kararmalar bir zaman atlaması mı gibi görünüyor, yoksa zaman durmuş gibi mi? Kararmadan sonra gelen ilk görüntü neyi gösteriyor?

İkinci soru, ten ve ışık sorusunun bu filmdeki biçimidir. Bir yüze mavi bir ışık düştüğünde ten, olduğundan soğuk, solgun, bazen neredeyse hasta görünür. Bu film Julie'nin yüzünü sık sık böyle bir ışıkla gösterir. Ten dersi (5.4) bir yüzün nasıl görüneceğini şeridin, lambanın ve laboratuvarın birlikte belirlediğini göstermişti. Burada soru, renkli bir ışığın bir tenin anlamını nasıl değiştirdiğidir: aynı yüz, beyaz bir gün ışığında ve mavi bir ışıkta iki ayrı insan gibi mi görünüyor? Bir de şuna bak: film, Julie'nin çevresindeki öbür yüzleri, özellikle onunla en çok konuşan kadınları, aynı mavi ışıkta mı, yoksa daha sıcak bir ışıkta mı gösteriyor?

Son bir uyarı. Bu film, ilk izlemede bir ruh hâli, bir hüzün ve bir güzellik duygusu bırakır; o duyguyu yaşamak meşrudur. Ama bu filmin araçları çok belirgindir: müziğin girişi, mavinin yoğunluğu, ekranın kararması. Bu belirginlik, bir okurun onları tek bir anlama bağlamasını da kolaylaştırır: «mavi yas demektir», «müzik koca demektir». Bu tür eşleştirmeleri ilk izlemede bir kenara bırak. Yapı ve yakın okuma bölümleri, bu araçların film boyunca nasıl değiştiğini gösterecek.

Bir de kendi tepkine dair bir not. Bu film, bir kaybın ardından gelen günleri anlatır ve bazı seyirciler için ağır bir deneyim olabilir. Yas, kendi hayatında yakın bir deneyimse, filmi bir kerede değil, birkaç oturumda izlemek de meşru bir seçimdir; 0.7'de okuma etiğini konuşurken, bir filmin seyirci üzerindeki etkisinin de okumanın bir parçası olduğunu söylemiştik. Ama bölerek izliyorsan, ilk izlemede müzik girişlerinin ortasında durma; bu girişler filmin kurgusunun ritmini taşır ve yarıda kesildiklerinde etkileri değişir.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Film bittiğinde Mavi'nin yapı bölümüne, F68-D2'ye geç. O bölüm bir kazadan bir bestenin tamamlanmasına uzanan hikâyenin aşamalarını izleyecek, Julie'nin geçmişten kaçışının olay örgüsünde nasıl kurulduğunu, müziğin ve kararmaların zamanı nasıl böldüğünü ve filmin Julie'nin bilmediği şeyleri seyirciye hangi sırayla açtığını çözümleyecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.