F53-D2 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yapı
Cennet Günleri — Yapı
Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. Doğal ve motive ışık; görüntünün anlatıdan bağımsız ağırlığı.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.236 kelime · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölüm filmin hikâyesini baştan sona anlatır: çiftçinin hastalığına dair duyulan sözü, bir evliliğin hangi hesapla kurulduğunu, çekirgeleri, yangını, kimin kimi öldürdüğünü ve üç kişinin sonunda nereye dağıldığını. Bu film, hikâyesini bilmeyen bir seyirciye bile seyrek ve dolaylı anlatılan bir filmdir; önceden bilmek, o seyrekliğin içindeki şaşkınlıkları da alır götürür. Filmi görmediysen burada bırak. Gördüysen, ilk bölümün ikinci sorusu için tuttuğun notu, yani Linda'nın sesinin görüntüyle ayrıştığı anları yanına al.
Akış
Cennet Günleri, iki hasat mevsimi arasına sıkıştırılmış bir aşk üçgenini anlatır. Bir sanayi şehrinden bir tarlaya, bir tarladan bir eve, bir evden yeniden yollara uzanan bu hikâye, yedi aşamaya bölünebilir. Aşağıdaki sıralama, filmin olaylarını ekrandaki düzenle verir.
Fabrika ve tren. 1916, Chicago. Bir çelik fabrikasında çalışan Bill, bir tartışma sırasında ustabaşını kazara öldürür. Sevgilisi Abby ve küçük kız kardeşi Linda'yla birlikte şehirden kaçar. Üçü, mevsimlik işçilerle dolu bir trenle Teksas'ın kuzeyindeki düzlüklere doğru yol alır. Tren ülkeyi baştan başa geçerken, yıllar sonra konuşan bir Linda'nın sesi bu olayları düşünür; bir zamanlar dindar bir adamın ona ateşten bir kıyamet görüntüsü anlattığını, kıyamet gününde Tanrı'nın iyileri kurtarıp kötüleri geri çevireceğini hatırlar.
Hasat. Teksas'ta, adı hiç verilmeyen, hastalığı belirsiz kalan varlıklı bir çiftçi, bulabildiği kadar mevsimlik işçiyi buğday demetlemek için işe alır. Bill ile Abby de aralarındadır; dedikodudan kaçınmak için kardeş olduklarını söylerler. Bir gün Bill, bir hekimin çiftçiye bir yıllık ömrü kaldığını söylediğine kulak misafiri olur. Çiftçinin muhasebecisi ona çiftliği satıp kazancının tadını çıkarmasını önerir; çiftçi kalmaya karar verir.
Teklif ve evlilik. Çiftçi Abby'den hoşlanır ve hasattan sonra yanında kalmasını ister. Bill, Abby'yi çiftçiyle evlenmeye yüreklendirir: adam yakında ölecek, mirası onlara kalacaktır. Abby, Bill'in onu hâlâ sevip sevmediğini sorgular; Bill çiftçinin yakında öleceğinden ve yeniden bir araya geleceklerinden emindir. Abby çiftçiyle evlenir ve onu Bill ile Linda'nın da çiftlik evinde kalmasına ikna eder. Çiftliğin kâhyası Abby ile Bill'in birer dolandırıcı olduğundan kuşkulanır; çiftçi bu kuşkuyu reddeder ve kâhyadan uzaklaşır.
Bekleyiş. Çiftçinin sağlığı bozulmaz; Bill'in hesabı tutmaz. Zamanla, utangaç ve içten çiftçi Abby'nin gönlünü kazanır. Ama Abby'nin «ağabeyi»yle fazla samimi ilişkisinden de kuşkulanmaya başlar. Bill, Abby'nin çiftçiye gerçekten âşık olduğunu geç fark eder ve durumu kurtarmanın tek yolunun çiftlikten ayrılmak olduğunu anlar; küçük kız kardeşini eski sevgilisinin yanında bırakarak gider. Çiftçi, Linda'ya iyi bir baba gibi davranmaya çalışır.
Dönüş ve çekirgeler. Bill, bir sonraki yılın hasadında çiftliğe döner. Abby'ye, onu bir başka adamla evlenmeye yüreklendirmenin bir hata olduğunu itiraf eder. Abby bir karar veremeden tarlalara bir çekirge sürüsü iner. Çiftçi hasadı kurtarmak için çekirgeleri dumanla kaçırmak üzere denetimli ateşler yaktırır. Ama Bill'i görünce kendini kaybeder ve elinde bir silahla onun peşine düşer; bu sırada lambalarından birini devirir ve çıkan yangın hasadın büyük bölümünü yakar.
Ertesi gün. Ertesi gün çiftçi Bill'in karşısına bir tabancayla çıkar. Bill, bir tornavidayla çiftçiyi öldürür.
Kaçış ve dağılma. Bill, Abby ve Linda bir kez daha kaçar. Kâhyanın yardımıyla polis, kaçmaya çalışan Bill'i vurur. Yeni bir hayat arayan Abby, Linda'yı bir yatılı okula bırakır ve Birinci Dünya Savaşı'na giden askerlerle dolu bir trene biner. Bir süre sonra Linda, çiftlikte tanıdığı bir arkadaşıyla birlikte okuldan kaçar.
Yedi aşamayı mevsim, mekân ve üç ilişki üzerinden yan yana koymak, filmin neyi hızlı, neyi yavaş anlattığını gösterir:
| Aşama | Zaman | Mekân | Bill ile Abby | Çiftçi | Linda |
|---|---|---|---|---|---|
| Fabrika ve tren | Bir gün, bir yolculuk | Fabrika, tren | Sevgili | Yok | Yol arkadaşı |
| Hasat | İlk hasat | Tarla | «Kardeş» | Hasta, yalnız | İşçilerin arasında |
| Teklif ve evlilik | Hasat sonu | Ev | Ortak bir hesap | Âşık | Evin içine girer |
| Bekleyiş | Belirsiz aylar | Ev, çevresi | Uzaklaşır | Kazanır, kuşkulanır | Bir babası olur |
| Dönüş ve çekirgeler | İkinci hasat | Tarla | Yeniden yakın | Öfkeli | Tanık |
| Ertesi gün | Bir sabah | Yanmış tarla | Kaçmaya hazır | Ölür | Tanık |
| Kaçış ve dağılma | Bilinmeyen | Nehir, kasaba, okul | Ayrılır | Yok | Yalnız |
Dördüncü sütun bir eğri çizer: sevgililer, bir yalanla «kardeş» olur, bir hesapla birbirini başka birine verir, bu hesap bir aşka dönüştüğünde birbirinden uzaklaşır, kısa bir süre yeniden yaklaşır ve sonunda bir ölümle ayrılır. Son sütun ise filmin kimin hikâyesi olduğu sorusunu açar. Linda, hikâyenin hiçbir aşamasında karar veren kişi değildir; ama filmin hem ilk hem son sesi ondan gelir ve son görüntüde yola çıkan da odur.
Öykü ve olay örgüsü
Filmin öyküsü bir melodramdır ve bunu söylemek bir küçümseme değildir. Bir aşk üçgeni, bir miras hesabı, ölümcül bir hastalık, bir aldatmaca, bir kıskançlık, bir cinayet ve bir kaçış: bu ögeler Hollywood'un en eski anlatı kalıplarının parçalarıdır. Ama olay örgüsü bu malzemeyi alışılmadık bir seyreklikle sunar. Diyalog azdır; kararlar çoğu zaman bir konuşmayla değil, bir bakışla, bir yürüyüşle ya da bir kesmenin ardından ortaya çıkan yeni bir durumla bildirilir. Abby'nin evlenmeye karar verdiği an, Bill'in çiftlikten ayrılmaya karar verdiği an, bir sahne içinde dramatik biçimde kurulmaz; seyirci çoğu zaman kararın sonucunu görür.
Bu seyreklik bir yapım sürecinin de ürünüdür. Filmin kurgusu iki yılı aşkın sürdü ve kurgu masasındaki Billy Weber'in sonradan anlattıklarına bakılırsa Malick, diyaloğun önemli bir kısmını atarak yerine Linda Manz'ın doğaçlama anlatımını koydu. Yapım anlatılarında, çekimlerin ilk haftalarından sonra Malick'in senaryoyu büyük ölçüde bir kenara bıraktığı ve filmi, olay örgüsünün derinliğinden çok bir dünyanın genişliğine yaslanacak biçimde çekmeye karar verdiği de aktarılır.
Bu bilgi, okura bir yöntem dersi verir. Bir filmin olay örgüsü yalnızca senaryoda değil, kurgu masasında da yazılır. Atlanan zaman (7.8) çoğu filmde temponun aracıdır; burada ise hikâyeyi inceltir, aralarına hava girmiş bir anlatı bırakır. Olaylar arasındaki boşlukları seyirci doldurur: Abby'nin çiftçiye ne zaman ve neden gerçekten bağlandığını film göstermez, yalnızca bunun olduğunu sonradan sezdirir.
Neden-sonuç zinciri yine de nettir ve tek bir duyulmuş söze bağlıdır. Bill'in hekimin sözüne kulak misafiri olması, bütün hesabı başlatır: çiftçi ölecekse, Abby onunla evlenebilir ve miras onlara kalır. Hesabın tutmaması, yani çiftçinin ölmemesi, zincirin ikinci halkasıdır; bekleyiş bir aşka, aşk bir kuşkuya, kuşku Bill'in ayrılışına yol açar. Bill'in dönüşü zinciri yeniden kurar ve çekirgelerle yangın, kıskançlıkla bir doğa felaketini aynı ana toplar. Zincirin kritik halkası, gerçekleşmeyen bir ölümdür: hikâye, beklenen bir ölüm gelmediği için çöker.
Öykünün bir ikinci katmanı da vardır ve o, Linda'nın sesinde yaşar. Filmin açılışında Linda, ateşten bir kıyametin ve kıyamet gününde iyilerle kötülerin ayrılacağının anlatıldığını hatırlar. Film ilerledikçe bu söz, olay örgüsünde somut bir karşılık bulur: tarlalara çekirgeler iner ve ardından bir yangın hasadı yakar. Bu iki felaket, Kitab-ı Mukaddes'teki bela anlatılarını anımsatan bir sırayla gelir. Olay örgüsü bir melodramı anlatırken, Linda'nın sesi o melodramın üzerine bir kıyamet çerçevesi geçirir.
Zaman
Film iki takvimle ilerler. Birincisi mevsimlerin takvimidir: ilk hasat, bir bekleyiş ve ikinci hasat. Hikâyenin bütünü bir yılı biraz aşar ve bu yıl, hekimin çiftçiye verdiği bir yıllık süreyle neredeyse örtüşür. Seyirci bu yüzden bir saat sayacı duyar: bir yıl dolduğunda ne olacaktır? Ama sayaç boşa işler. Çiftçi ölmez; beklenen son gelmez ve gerilim, bir ölümün gelmeyişiyle büyür.
İkinci takvim günün takvimidir. İlk bölümde gördüğümüz gibi, filmin pek çok dış mekân sahnesi büyülü saatte, gün batımından sonraki kısa aydınlıkta çekildi. Almendros bu anın bir saat değil, en fazla yirmi beş dakika kadar sürdüğünü söyler. Bu ışık, filmin olaylarını gün içinde de bir sıraya sokar: önemli anların çoğu, günün sona erdiği, ışığın kaybolmak üzere olduğu bir zamana yerleşir. Mevsimlerin takvimi bir hikâyenin sonunu, günün takvimi bir anın sonunu işaretler; ve film ikisini üst üste koyarak her sahneye bir bitiş duygusu katar.
Linda'nın sesi üçüncü bir zaman katar. Anlatıcı, olayları yıllar sonra hatırlayan bir Linda'dır; ses, hikâyenin şimdisinin değil, sonrasının sesidir. Ama Linda olayları bir sırayla, bir tarihçinin düzeniyle anlatmaz: bir şeyi hatırlar, bir başkasına atlar, bir yargı söyler, bir çocuk gibi konudan sapar. 7.2'de süreklilik sisteminin zamanı bir düzene koyduğunu görmüştük; Linda'nın sesi o düzenin üstünde, onunla tam örtüşmeyen bir hatıra zamanı kurar. Seyirci bir yandan filmin şimdisini izler, bir yandan da o şimdinin, bir çocuğun yıllar sonra hatırladığı bir geçmiş olduğunu duyar.
Ritim ikinci hasatta değişir. İlk dört aşama seyrek, yavaş ve görüntülerle dolu bir tempoyla ilerler; çekirgeler, yangın, cinayet ve kaçış ise kısa bir süreye sıkışır. Yapının bu biçimi, Hudutların Kanunu'nda gördüğümüz uzun hazırlık ve kısa sona benzer; ama burada hazırlık bir pazarlıklar dizisi değil, bir güzellikler dizisidir. Felaket, uzun süre bakılmış bir cennetin üzerine düşer.
Bilgi ve bakış açısı
Film bilgiyi üç kanaldan dağıtır: görüntü, az sayıdaki diyalog ve Linda'nın sesi. Bu üç kanal her zaman aynı şeyi söylemez.
Görüntü ve diyalog düzeyinde seyirci, büyük ölçüde Bill'in bilgisini paylaşır. Hekimin sözünü Bill'le birlikte duyarız; Bill ile Abby'nin kardeş olmadığını baştan biliriz. Bu, filmin ilk yarısında bir dramatik ironi kurar: çiftçi bilmediği bir yalanın içinde yaşar, seyirci ise o yalanı bilerek onun mutluluğunu izler. Kâhya, filmde bu yalanı sezen tek kişidir ve onun kuşkusu reddedildiğinde seyirci, çiftçinin bilgisizliğinin bedelini önceden sezer.
Ama film Abby'nin iç dünyasına çok az erişim verir. Abby'nin çiftçiye ne zaman gerçekten bağlandığını, Bill'e duyduğu sevginin ne zaman değiştiğini, ikinci hasatta neye karar verecek olduğunu bilmeyiz. Olay örgüsünün tam ortasındaki kişi, bilgi bakımından en kapalı kişidir. Seyirci Abby'yi çoğu zaman uzaktan, bir tarlanın, bir evin ya da bir göğün önünde, bir yüzden çok bir figür olarak görür.
Linda'nın sesi ise bu boşluğu doldurmaz, başka bir boşluk açar. Linda olaylara dair yorumlar yapar, insanları yargılar, bir şeyi sezdiğini söyler; ama onun bildiği, bir çocuğun bildiğidir. Yetişkinlerin hesaplarını, aşkını, kıskançlığını kısmen anlar, kısmen yanlış anlar. Sesin hikâyenin dünyasına ait olup olmadığı ayrımı (8.2) burada bulanıklaşır: Linda'nın sesi bir karakterin sesi olduğu için öykünün içinden gelir, ama sonradan konuştuğu için öykünün dışında durur. Ve bu ses, Seviye 2'nin bilgi ve bakış açısı modülünde terimleriyle konuşulacak bir soruyu doğrudan sorar: bir anlatıcı ne bilir, ve bilmediği şeyi anlattığında seyirci kime inanır?
Bu üç kanalın arasındaki boşluk, filmin en tuhaf etkisini doğurur. Görüntü bir aşk üçgeninin ağırlığını taşır, diyalog o ağırlığı az sözle ima eder, Linda'nın sesi ise çoğu zaman başka bir şeyden, tarladaki bir şeyden, kıyametten, bir arkadaştan söz eder. İlk bölümde «anlatılanla görülen örtüşüyor mu?» diye sormuştun. Yapı düzeyindeki yanıt şudur: çoğu zaman tam örtüşmez, ve bu örtüşmezlik bir kusur değil, filmin bilgi düzeninin kendisidir.
Yapının işi
Yapının ilk işi bir üçgeni bir manzaraya yerleştirmektir. Bir aşk üçgeni, çoğu filmde kapalı odalarda, yakın planlarda, yüzlerin ve sözlerin arasında anlatılır. Bu film ise aynı üçgeni geniş tarlalara, göğe ve hasadın kalabalığına açar. Üç kişinin ilişkisi, bir doğanın, bir mevsimin ve bir emeğin içinde küçük kalır. Yapım anlatılarında Malick'in filmi «derin değil geniş» çekmeye karar verdiği aktarılır; olay örgüsünün seyrekliği, bu genişliğin bedelidir ve aynı zamanda onun anlamıdır.
İkinci işi bir kehaneti gerçekleştirmektir. Açılışta Linda'nın hatırladığı ateşten kıyamet, ikinci hasatta çekirgeler ve yangınla somutlaşır. Yapı, bir çocuğun yarım anladığı bir dinî uyarıyı, filmin doruk noktasında bir felakete dönüştürür. Bu, yapıya bir ahlaki çerçeve gibi görünen bir şey verir: bir yalanın üzerine kurulmuş bir cennet ateşle yıkılır. Ama film bu çerçeveyi açıkça onaylamaz; Linda'nın kıyamet sözü bir çocuğun ağzından gelir ve film kimin «iyi», kimin «kötü» olduğunu söylemez.
Üçüncü işi bir kayma yaratmaktır. Hikâye Bill, Abby ve çiftçinin hikâyesi olarak başlar; ama son aşamada Bill ölür, çiftçi zaten ölmüştür, Abby bir trenle çıkar gider ve film son görüntüsünü Linda'ya, okuldan kaçıp bir arkadaşıyla yola düşen bir kıza ayırır. Yapı, merkezindeki üçgeni dağıttıktan sonra kenardaki tanığı merkeze taşır. Bu kayma, Linda'nın sesine geriye dönük bir ağırlık verir: belki de bu baştan beri onun hikâyesiydi.
Işığın yüzlere ne yaptığı da yapının bir parçasıdır. Yapım anlatılarına göre sahnelerin büyük çoğunluğu öğleden sonranın sonunda ya da gün batımından sonra çekildi ve gökyüzü çoğu zaman oyuncuların yüzlerini bir silüete dönüştürdü. Bu, yapı açısından bir bilgi kararıdır: filmin önemli anlarında yüzler okunmaz ya da yarı okunur. Abby'nin iç dünyasının kapalı kalması, yalnızca diyaloğun azlığından değil, ışığın onun yüzünü sık sık gölgeye bırakmasından da gelir. Tarlada çalışan işçilerin güneşte yanmış yüzleri de aynı ışıkta bir kalabalığın parçası olur. Yapı tablosuna bir sütun daha ekle: her aşamada başroldeki yüzler okunuyor mu, silüet mi kalıyor? Sonraki bölüm, F53-D3, bu soruyu tek tek sahnelerde sınayacak.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Üçüncü bölüm, F53-D3, Cennet Günleri'nin birkaç anına yakından bakacak: fabrikadan kaçışın ve trenin açılışı, büyülü saatte bir hasat akşamı, çekirgelerin inişi ve yangının gecesi. Işığın saatinin, Linda'nın sesinin ve kadrajdaki insan ile manzara dengesinin bu anlarda nasıl kurulduğunu sahne düzeyinde sınayacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.