F27-D3 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yakın okuma
Vertigo — Yakın okuma
Üç ya da dört anahtar sahneyi dört soruyla, biçim unsurları düzeyinde okur. Renk, müzik, öznel kamera ve takıntı: biçimin bir zihni seyirciye taşıması.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.324 kelime · ≈ 11 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölümün okumaları, Madeleine'in kim olduğunu, çan kulesinde ne olduğunu ve Judy'nin sonunu bilerek yapılır. Yapı bölümünde açtığımız sırrın hepsi burada sahne okumalarının malzemesidir. Filmi izlemediysen dur ve önce izle. İzlediysen, bu bölümü filmin ikinci izlemesiyle birlikte oku: aşağıdaki sahnelerin çoğu, sırrı bilen bir gözle ikinci kez bakıldığında başka bir şey söyler.
Seçilen sahneler
Bu filmin iki ünlü sahnesi akademinin derslerinde zaten okundu. 6.6'da açılıştaki çatıda kameranın baş dönmesi etkisini, 8.5'te otel odasında yeşil ışığın içinden çıkan Judy'yi ve onu saran müziği inceledik; 9.1'de lokantadaki ilk görüşün kırmızı ve yeşil paletine baktık. Onlara burada dönmeyeceğiz. Onun yerine filmin dört başka anını seçti ve dosyanın açılışındaki üç soruyu bu anlara yöneltti: hangi renkler tekrar ediyor, kimin gözüyle bakıyoruz ve bir yüz nasıl yapılıyor?
İlk sahne bir takiptir: Scottie'nin arabasıyla Madeleine'in arabasını şehrin sokaklarında izlediği sessiz bir yolculuk. İkincisi müzedir: Madeleine'in bir portrenin önünde oturduğu ve Scottie'nin onu uzaktan izlediği an. Üçüncüsü dev ağaçların ormanıdır: kesilmiş bir ağacın yıllık halkaları üzerinde bir doğumun ve bir ölümün gösterildiği sahne. Dördüncüsü kolyedir ve ondan çıkan son tırmanıştır: Scottie'nin her şeyi bir aynada anladığı ve kuleye geri döndüğü an.
Dışarıda bırakılan sahneler de bir seçimdir. Scottie'nin kâbusu, çizgi ve renk efektleriyle kurulmuş kısa bir dizi olarak, filmin öznel dilinin en uç noktalarından biridir; ama bu bölümün sorusu bir saplantının gündelik gerçekliğin içinde nasıl kurulduğudur, bu yüzden onu deftere bırakıyoruz. Lokantadaki ilk görüş ve otel odasındaki dönüşüm, daha önceki derslerde okunduğu için dışarıda kaldı. Bu üç sahneyi, aşağıdaki dört okumayı bitirdikten sonra aynı üç soruyla kendin oku ve okumalarını defterinde bu bölümün yanına koy.
Dört sahnenin sırası da bir şey söyler. İlk üç sahne filmin ilk yarısından, dördüncüsü ikinci yarısının sonundan gelir. İlk üçü, ikinci izlemede, sırrı bilen bir gözle bakıldığında tamamen değişen sahnelerdir: bir takip bir oyunun izlenmesine, bir portre bir kılık değiştirmeye, bir doğum ve ölüm bir rolün repliğine dönüşür. Dördüncüsü ise bu oyunun Scottie tarafından görüldüğü andır. Dört sahne, bilginin bir sahnenin anlamını nasıl değiştirdiğini sahne düzeyinde gösterir.
Okurken bir yöntem öner kendine. Her sahneyi iki kez oku: bir kez ilk izleyicinin gözüyle, sırrı bilmeden; bir kez ikinci izleyicinin gözüyle, Madeleine'in bir rol olduğunu bilerek. Aşağıdaki okumaların «Ne anlama gelebilir?» başlıkları bu iki bakışı ayrı ayrı sınar. Kendi defterinde de her sahne için iki satır yaz: ilk izlemede ne gördün, ikinci izlemede ne gördün?
Sahneler
Takip
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Scottie arabasındadır. Ön camdan, ilerideki yeşil bir arabanın arkası görünür. Film Scottie'nin yüzüne geçer: gözleri ileriye, dikkatle bakar. Sonra yeniden ön cam, yeniden yeşil araba. Yeşil araba tepeleri aşar, dönemeçlere girer, Scottie'nin arabası onun arkasından ayrılmaz. Bu düzen defalarca tekrarlanır: Scottie'nin yüzü, onun gördüğü araba, yeniden Scottie'nin yüzü. Konuşma yoktur. Herrmann'ın müziği, bir yandan yükselen bir yandan geri çekilen bir ezgiyle yolculuğa eşlik eder. Araba sonunda bir yerde durur ve Madeleine iner.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi bir kurgu düzenidir: bakan bir yüz, bakılan şey ve yeniden bakan yüz. 7.3'te bakış eşlemeyi öğrenmiştin; burada bakış eşleme bir sahnenin bütününe yayılır ve seyirciyi Scottie'nin gözüne bağlar. 7.1'deki Kuleşov etkisi de bu düzenin içindedir: Scottie'nin yüzü çoğu zaman ifadesizdir, ama yanına konan görüntü, ilerideki araba ve içindeki kadın, o yüze bir merak, bir arzu yükler. Kamera Scottie'nin arabasının içinde kalır ve seyircinin gördüğü şehir, onun ön camından görülen şehirdir. Müzik sözlerin yerini alır ve bir yolculuğu bir duyguya çevirir.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Scottie'nin görevini yerine getirişini gösterir: bir kadını izler ve onun nereye gittiğini öğrenir. Seyirci yönünden işlev, seyirciyi bir izleyiciye dönüştürmektir. Seyirci Scottie'nin gözüyle bakar ve onun gibi, ilerideki kadının bir sırrı olduğunu düşünür. İlk bölümün ikinci sorusu kimin gözüyle baktığımızı soruyordu; bu sahne yanıtı en açık biçimde verir: Scottie'nin gözüyle, ve neredeyse yalnızca onun gözüyle.
Ne anlama gelebilir? İlk izlemede sahne bir gizemin peşine düşmektir: bir kadın bir hayaletin izini sürer, bir adam da onun izini. Bu okumada takip, bir merakın ve yavaş yavaş bir arzunun büyümesidir. İkinci izlemede aynı sahne bambaşka bir şey olur: izlenen kadın, izlendiğini bilen ve bir rol oynayan bir kadındır. Takip, bir gizemin değil bir sahnelemenin izlenmesidir; Scottie bir oyunun seyircisidir ve oyunun kendisi için oynandığını bilmez. Bu okumada seyirci de Scottie gibi aldatılmıştır ve sahne, sinemanın kendisine, bir seyircinin önünde oynanan bir oyuna dair bir imgeye dönüşür.
Müze
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Madeleine bir sanat müzesinin salonunda, bir bankta oturur. Karşısında bir kadın portresi vardır: Carlotta Valdes. Scottie salonun girişinden, uzaktan onu izler. Film Madeleine'in yanındaki çiçek demetine yaklaşır; sonra portredeki kadının elinde tuttuğu demete. İki demet birbirine benzer. Ardından Madeleine'in saçına yaklaşır: saçı arkada sarmal bir topuzla toplanmıştır. Sonra portredeki kadının saçına: aynı sarmal. Salon sessizdir; müzik sakin ve gizemlidir.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi bir eşleştirmedir. 7.5'te grafik eşlemeyi öğrenmiştin: iki ayrı görüntü, biçimleri birbirine benzediği için birbirine bağlanır. Burada eşleme kesmeyle ve kamera hareketiyle kurulur: bir demetten bir demete, bir topuzdan bir topuza. Kamera, Scottie'nin bakışını izler gibi, ayrıntıdan ayrıntıya ilerler ve seyirciye bir benzerliği adım adım kurar. Işık yumuşaktır; Madeleine'in profili sakin, neredeyse hareketsiz bir figür gibi gösterilir. Bir müze salonunda, bir portrenin önünde oturan bir kadın, kendisi de bir portreye dönüşür.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Elster'ın anlattığı hikâyeyi, Madeleine'in Carlotta'ya kapıldığını, Scottie'nin gözünde doğrular. Seyirci yönünden işlev, bir benzerliği bir kanıt gibi sunmaktır. Seyirci, Scottie gibi, iki demet ve iki topuz arasındaki benzerliği görür ve bir hayaletin varlığına inanmaya başlar. İlk bölümün üçüncü sorusu bir yüzün nasıl yapıldığını soruyordu. Bu sahne yanıtın ilk adımını verir: bir yüz, bir saç biçimi, bir demet ve bir oturuşla bir başka yüze benzetilir.
Ne anlama gelebilir? İlk izlemede sahne bir doğaüstü korkunun sahnesidir: bir kadın, ölmüş bir kadının izine kapılmıştır. İkinci izlemede ise sahne bir kostüm ve makyaj gösterisidir: Judy, Elster'ın tasarladığı biçimde giydirilmiş, saçı bir portreye göre toplanmış ve bir izleyicinin önüne yerleştirilmiştir. Bu okumada müze, sinemanın bir benzetmesidir: bir kadın bir bakışın önünde bir görüntü olarak sergilenir. Sahnenin ikinci izlemedeki asıl gücü, ikinci yarıda Scottie'nin Judy'ye yapacağı şeyin burada önceden gösterilmesidir: bir kadını bir başka kadının görüntüsüne göre biçimlendirmek. Elster bunu bir cinayet için yapar; Scottie aynı şeyi bir aşk için yapacaktır.
Ağaç halkaları
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Scottie ile Madeleine, dev ağaçlardan oluşan bir ormandadır. Ağaçlar çok yüksektir ve gövdeleri kadrajı dikey çizgilerle doldurur. Bir yerde kesilmiş bir ağacın geniş bir kesiti sergilenir; yıllık halkalarının üstüne tarihler işaretlenmiştir. Madeleine halkalara yaklaşır, parmağını halkaların bir yerinde, sonra bir başka yerinde gezdirir ve burada doğduğunu, burada öldüğünü söyler gibi konuşur. Ses alçaktır; orman sessizdir.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi mekân ile zaman arasındaki ilişkidir. Ağaçlar, yüzyıllardır duran canlılar olarak, insan ölçeğinin dışında bir zamanı temsil eder; kadraj iki insanı bu dev gövdelerin arasında küçük figürler olarak gösterir. Kesitin halkaları ise zamanın görünür hâlidir: her halka bir yıl, her tarih bir olay. Madeleine'in parmağı bu zaman çizelgesinin üstünde dolaşır ve bir insan hayatını, ağacın yüzyıllarının içinde küçük bir aralığa sığdırır. Işık ormanın içinde loş ve yumuşaktır; Madeleine'in yüzü bu loşlukta solgun ve uzak görünür.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Madeleine'in Carlotta'yla özdeşleşmesinin en yoğun anıdır: bir kadın kendini bir başkasının hayatının içinde yaşıyormuş gibi konuşur. Seyirci yönünden işlev, filmin zaman temasını bir imgeye yerleştirmektir. Halkalar, yapı bölümünde konuştuğumuz döngünün, geçmişin şimdiye geri dönüşünün bir başka biçimidir. Sahne, Scottie'nin Madeleine'e duyduğu korumacı ilginin bir aşka dönüşmeye başladığı yerdir de: kendini bir ölüme yazgılı sanan bir kadın, onu kurtarmak isteyen bir adamın önünde durur.
Ne anlama gelebilir? İlk izlemede sahne bir ölüm önsezisidir: bir kadın kendi sonunu bir ağacın halkalarında görür ve bu, filmin sonraki trajedisini önceden duyurur. İkinci izlemede sahne bir repliğin söylenişidir: Judy, Elster'ın ona öğrettiği bir rolü oynar ve bir doğumdan ve bir ölümden söz ederken, kendisine ait olmayan bir hayatı anlatır. Bu okumada sahnenin acı yanı, oynanan rolün bir gerçeği de taşımasıdır: Judy bu oyunun sonunda gerçekten bir başka kadının ölümüne ortak olacaktır. Bir oyunun içinde söylenen bir cümle, oyunun dışında doğru çıkar.
Kolye ve son kule
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Judy, Madeleine'e dönüştürüldükten sonra, bir gece dışarı çıkmak üzere hazırlanırken aynanın karşısına geçer. Bir kolye takar ve Scottie'den kopçasını kapatmasını ister. Scottie aynada kolyeyi görür. Film kolyeye yaklaşır ve kolyenin görüntüsü, müzedeki portrede Carlotta'nın taktığı kolyenin görüntüsüyle birleşir. Scottie'nin yüzü değişir; bir şey söylemez. Ardından Judy'yi arabasıyla misyona götürür. Çan kulesine çıkan merdivenleri tırmanmaya başlarlar; Scottie onu zorlar, konuşur, suçlar. Merdiven boşluğuna baktığında görüntü bir kez daha uzar gibi olur, ama Scottie tırmanmayı sürdürür. Tepede Judy oyunu baştan sona anlatır ve onu sevdiğini tekrarlar. Gölgelerin içinden biri yaklaşır; Judy irkilir, bir adım geri atar ve boşluğa düşer. Scottie kulenin kenarında, aşağıya bakarak kalır.
Nasıl yapılmış? Sahnenin ilk yarısı bir aynanın ve bir eşleştirmenin üzerine kurulur. Kolye ilk kez bir aynada, bir yansıma olarak görülür; yani Scottie gerçeği doğrudan değil, bir görüntünün içinden görür. Kolyenin görüntüsü ile portredeki kolyenin birleşmesi, müze sahnesindeki eşleştirmenin bir tekrarıdır: orada bir benzerlik bir yanılsama kuruyordu, burada aynı tür bir benzerlik o yanılsamayı yıkar. İkinci yarı bir tırmanıştır ve filmin açılışındaki kamera etkisini, 6.6'da okuduğumuz baş dönmesi etkisini, merdiven boşluğunda bir kez daha kullanır. Ama bu kez etki bir yenilgiyle değil, bir aşılmayla biter: Scottie basamakları çıkar. Işık kulenin tepesinde karanlıktır ve figürler çoğu zaman siluet olarak görülür.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, filmin bütün sırrının Scottie tarafından öğrenildiği ve iki yarının birbirine bağlandığı yerdir. Seyirci yönünden işlev bir yetişmedir: seyirci, mektup sahnesinden beri bildiği şeyi Scottie'nin şimdi öğrendiğini görür ve onun öfkesini, bilmenin ağırlığıyla izler. İlk bölümün ikinci sorusu kimin gözüyle baktığımızı soruyordu. Bu sahnede seyirci ile Scottie yeniden aynı bilgiye sahiptir; ama seyirci, Judy'nin korkusunu da, onun Scottie'yi gerçekten sevdiğini de bilir. Bakış, bir kez daha ikiye bölünür.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma sahneyi bir iyileşme ve bir ceza olarak görür: Scottie korkusunu yener ve kendisini aldatanı yüzleştirir; ama bu iyileşme bir kadının ölümüyle, tıpkı ilk kuledeki gibi, sonuçlanır. Bu okumada film, bir saplantının iyileşmenin kendisinde bile tekrar ettiğini söyler. Başka bir okuma Judy'ye bakar: kendi kimliğini bir başkasının rolüne bırakmak zorunda kalan, sonra o rolü sevdiği adam için yeniden oynayan ve en sonda bir korkuyla düşen bir kadın. Bu okumada asıl kurban, iki adamın da biçimlendirdiği bir kadındır. Karşı kanıt da düşünülmeli: Judy bir cinayete ortak olmuştur ve film onu yalnızca bir kurban olarak göstermez. İki okuma, sahnenin hangi yüze, Scottie'ninkine mi Judy'ninkine mi, daha çok baktığı sorusunda ayrılır.
Sahneler arasında
Takipten kuleye uzanan dört anın ortak bir iskeleti var: bir benzetme. Takipte bir kadın bir hayaletin izini sürüyor gibidir. Müzede bir kadın bir portreye benzetilir. Ormanda bir kadın bir başkasının hayatını kendi hayatı gibi anlatır. Kolye sahnesinde bir kadın bir portrenin süsünü takar ve benzerlik çöker. Film, bir kadını bir başka kadına benzetmenin dört adımını izler ve dördüncü adımda o benzetmenin bir yalan olduğunu gösterir.
İkinci olarak bakış. Takipte seyirci neredeyse yalnızca Scottie'nin gözüyle bakar. Müzede de öyledir: kamera onun bakışını ayrıntıdan ayrıntıya izler. Ormanda bakış ikisinin arasında paylaşılır. Kolye sahnesinde ise Scottie gerçeği bir aynada, bir yansımada görür. Bakış, filmin ilk yarısında bir izleyicinin, Scottie'nin bakışıdır; sonunda bir yansımanın içinden kendi yanılgısını gören bir bakışa dönüşür.
Üçüncü olarak renk. İlk bölümün birinci sorusu hangi renklerin tekrar ettiğini soruyordu. Takipteki araba yeşildir; müzedeki ve ormandaki Madeleine, açık ve soluk tonlar içindedir; kolye sahnesinde ise Judy, Madeleine'in renklerine bürünmüştür. 9.1'de yeşilin bir hayaletin imgesine bağlandığını okumuştuk; bu dört sahnede yeşil, bir araba, bir giysi ve bir ışık olarak, bir saplantının nesnesini her seferinde yeniden işaretler. Kendi kopyanda, dört sahnede yeşilin nerelerde göründüğünü bir liste hâlinde not et.
Müzik de dört sahneyi birbirine bağlar. Takipte Herrmann'ın ezgisi bir yolculuğun ritmini taşır ve bir merakı büyütür. Müzede aynı müzik daha yavaş, daha gizemli bir tona bürünür ve bir benzerliğin kuruluşuna eşlik eder. Ormanda müzik neredeyse çekilir; sahnenin sessizliği, Madeleine'in sözlerinin ağırlığını artırır. Kolye sahnesinde ise müzik bir kez daha yükselir, ama bu kez bir arzunun değil bir anlayışın, bir yıkılışın sesidir. 8.5'te bu müziğin bir türlü çözülmeyen, kendi içinde dönen yapısını okumuştuk. Dört sahne boyunca müzik, bir saplantının ilerleyişini izler: bir merak, bir büyülenme, bir sessizlik ve bir çöküş. Kendi kopyanda dört sahneyi yalnızca dinleyerek, görüntüye bakmadan bir kez daha geç; 0.5'teki görüntüsüz dinleme, bu filmde müziğin ne kadar çok şey anlattığını gösterecek.
Son olarak ten ve yüz. Müzede ve ormanda Madeleine'in yüzü yumuşak bir ışıkta, profilden, bir portre gibi verilir; teni solgun ve sakindir. Kolye sahnesinde aynı yüz, Judy'nin yüzü olarak, bir aynanın parlak yüzeyinde görünür ve oradan kulenin karanlığına geçer. Bir yüzün nasıl yapıldığı sorusu, bu dört sahnede bir yapılışın ve bir yıkılışın sorusuna dönüşür: makyaj, saç ve ışık bir yüzü bir başka yüze benzetir, ama bir ayna ve bir kolye o benzerliği bir anda çözer. Ten bu filmde bir kimliğin taşıyıcısı değil, bir kılığın yüzeyidir; ve kılık çöktüğünde, altında korkmuş bir insan yüzü kalır.
Defterine iki iş düşüyor. Birincisi bir karşılaştırma: müzedeki eşleştirme ile kolye sahnesindeki eşleştirmeyi yan yana koy ve ikisini karşılıklı iki sütuna yaz. Bir sütunda müzede kameranın hangi ayrıntıdan hangisine geçtiğini, öbür sütunda kolye sahnesinde aynı şeyi yaz. İki eşleştirmenin biri bir yanılsamayı kurarken, öbürünün onu nasıl yıktığını kendi gözlemlerinle göster. İkincisi bir sayım: takip sahnelerinden birinde Scottie'nin yüzüne kaç kez döndüğünü ve ön camdan kaç görüntü görüldüğünü say. Sayı, filmin seyirciyi bir izleyicinin gözüne ne kadar sıkı bağladığını gösterecek.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Sahneler okundu; Vertigo dosyasının dördüncü bölümü bu filme bakan yorum geleneklerini açacak: bakışın ve arzunun eleştirisi, bir yönetmenin saplantısı olarak film, kanondaki yeri ve bir kadının iki erkek tarafından biçimlendirilmesi üzerine yazılmış okumalar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.