F17-D2 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya · Film dosyası · Yapı
Bisiklet Hırsızları — Yapı
Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. İlk tam okuma için: sade bir hikâyenin sokakta, amatör oyuncularla nasıl kurulduğu.
Film Okuma Akademisi — İzlemekten okumaya · 2.126 kelime · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölümün geri kalanı Bisiklet Hırsızları'nı ilk iş gününden stadyumun önündeki son sahneye kadar adım adım izler; bisikletin bulunup bulunmadığı ve Antonio'nun sonunda ne yaptığı açıkça yazılıdır. Filmi henüz izlemediysen burada bırak ve dosyanın ilk bölümündeki üç soruyla filme git. İzlediysen, birinci bölümün önerdiği gibi geçtiğin yerlerin sırasını hatırlamaya çalıştığın notunu yanına al: aşağıdaki akış o sırayla karşılaştırılmak için yazıldı.
Akış
Kazablanka'yı günlere ve gecelere bölmüştük; Altına Hücum'u mekân öbeklerine. Bisiklet Hırsızları için en kullanışlı bölme, Antonio'nun neyi aradığına göre yapılır: önce bir işi, sonra bir bisikleti, sonra bir hırsızı, en sonunda da çıkış yolu olmayan bir çözümü. Bu dört arayış birbirinin içinden doğar.
Birinci arayış: iş. Film bir iş bulma bürosunun önünde açılır. İşsiz adamlar bir merdivenin çevresine toplanmıştır ve bir memur adları okur. Antonio Ricci'nin adı okunur: ona belediyede afiş yapıştırma işi verilir, ama işin şartı bir bisikletinin olmasıdır. Antonio'nun bisikleti rehindedir. Eve döner. Karısı Maria yataktaki çarşafları çıkarır, birlikte rehin dükkânına götürür ve çarşafların karşılığında bisikleti geri alırlar. Seviye 0'ın son dersinde okuduğumuz sahne budur: tavana kadar yükselen çarşaf bohçaları arasında bir memurun merdivene tırmandığı yer. Ardından Antonio, Maria'yı bisikletle bir falcı kadının evine götürür; Maria işin bulunacağını ona önceden söyleyen kadına borcunu ödemek ister. Antonio bu inanca öfkelenir ve karısını azarlar.
İkinci arayış: bisiklet. Ertesi sabah Antonio işe çıkar. Oğlu Bruno, bir benzin istasyonunda çalışmaktadır; baba ile oğul birlikte yola çıkar. Antonio şehrin bir köşesinde, merdivene çıkmış bir film afişini duvara yapıştırırken genç bir adam bisikleti alıp kaçar. Antonio peşinden koşar, ama hırsızı kalabalıkta kaybeder. Karakola gider; oradaki memur olayı kaydeder ama bir şey yapamayacağını belli eder. Antonio, belediyenin çöp toplama işinde çalışan arkadaşı Baiocco'ya başvurur. Ertesi sabah, Baiocco ve arkadaşlarıyla birlikte, çalıntı malların satıldığı bilinen pazarlarda bisikleti ararlar. Önce bir meydandaki pazar, sonra Porta Portese pazarı. Parçalara ayrılmış bisikletler, tekerlekler, zil ve kadrolar arasında arama sürer. Yağmur başlar.
Üçüncü arayış: hırsız. Yağmurun altında Antonio, hırsızı yaşlı bir adamla konuşurken görür. Hırsız kaçar; Antonio yaşlı adamın peşine düşer. Yaşlı adam yoksullara yardım dağıtılan bir kiliseye girer; Antonio ayini ve dağıtımı bozarak onu içeride sıkıştırmaya çalışır, ama yaşlı adam da elinden kaçar. Gerilen Antonio, Bruno'ya bir tokat atar. Çocuk ağlar ve babasından birkaç adım uzakta yürümeye başlar. Kısa süre sonra nehir kıyısında bir çocuğun boğulmak üzere olduğu duyulur; Antonio bir an onun Bruno olduğundan korkar. Değildir. Barışmak için Antonio, Bruno'yu bir lokantaya götürür. Yan masada zengin bir aile ve onların oğlu yemek yer; Antonio ile Bruno, işler yolunda gitseydi kazanacakları parayı hesaplar. Ardından Antonio, karısına öfkelendiği falcının kapısına kendisi gider ve bisikletin nerede olduğunu sorar. Kadının cevabı belirsizdir.
Dördüncü arayış: çözüm. Falcının evinden çıkınca Antonio hırsızı sokakta yeniden görür ve onu bir eve, oradan da hırsızın kendi mahallesine kadar izler. Mahalleli Antonio'ya düşmanca davranır; hırsız bir nöbet geçirerek yere yığılır; annesi ve komşuları onu korur. Bruno bir polis çağırır. Polis evde arama yapar, ama bisiklet bulunmaz ve Antonio'nun tanığı yoktur. Antonio mahalleden eli boş çıkar. Baba ile oğul bir stadyumun yakınına varır. Maç bitmek üzeredir ve dışarıda yüzlerce bisiklet durur. Antonio bir yan sokakta tek başına duran bir bisiklet görür. Bruno'yu tramvayla eve göndermek ister; Bruno tramvayı kaçırır. Antonio bisikleti alıp kaçar, kalabalık peşine düşer ve onu yakalar. Bruno babasını kalabalığın ortasında görür. Bisikletin sahibi, çocuğu görünce şikâyetçi olmaktan vazgeçer. Baba ile oğul stadyumdan dağılan kalabalığın içinde yürür; Antonio ağlamaktadır, Bruno babasının elini tutar.
Akış bir tabloya dökülünce, arayışların aynı soruyu her seferinde daha dar bir çerçevede sorduğu görülür:
| Arayış | Başlıca yerler | Antonio kime başvurur | Bruno nerede |
|---|---|---|---|
| İş | Büro, ev, rehin dükkânı, falcı | Devlete ve aileye | Evde, kenarda |
| Bisiklet | Sokak, karakol, pazarlar | Polise ve arkadaşlarına | Yanında, yardımcı |
| Hırsız | Kilise, nehir kıyısı, lokanta | Kendine, sonra falcıya | Önce uzakta, sonra karşısında |
| Çözüm | Mahalle, stadyum | Hiç kimseye | Tanık |
Üçüncü sütun filmin en sert çizgisini taşır. Antonio önce kurumlara başvurur, sonra arkadaşlarına, sonra bir falcıya, sonunda da kimseye. Her başvuru bir öncekinden daha az umut verir. Dördüncü sütun ise filmin ikinci hikâyesini, oğlun babasını giderek daha yakından gören birine dönüşmesini izler.
Öykü ve olay örgüsü
Bu filmde öykü ile olay örgüsü neredeyse aynı çizgide ilerler. Geriye dönüş yoktur, ileriye atlama yoktur, aynı olayın iki kez gösterildiği bir an yoktur. Film olayları oldukları sırayla ve büyük ölçüde Antonio'nun yanında kalarak anlatır. Kazablanka'nın Paris'i gecenin sonuna saklayan düzenlemesiyle karşılaştırıldığında, bu sadelik bir eksiklik değil bir seçimdir: seyirci, Antonio'nun yaşadığını onunla aynı sırada yaşar ve hiçbir zaman ondan önde değildir.
Asıl ilginç olan, olayları birbirine bağlayan zincirin niteliğidir. Klasik bir anlatıda her sahne bir sonrakini zorunlu kılar: bir ipucu bir yere götürür, bir karar bir sonuç doğurur. Bisiklet Hırsızları'nda zincirin halkalarının bir kısmı rastlantıdır. Antonio hırsızı yağmurun altında tesadüfen görür; ikinci kez yine tesadüfen, falcının kapısından çıkarken görür. Nehir kıyısındaki çocuk, hikâyenin hiçbir yerine bağlanmayan bir korku anıdır. Lokanta sahnesi aramayı ilerletmez, durdurur. Zinciri konu alan 11.2 de bu filmi tam da zincirin gevşediği yerleri göstermek için örnek alacak; burada şu kadarını not etmek yeter: film hikâyesini ilerletmek kadar, ilerlemeyen anlara da yer açar.
Zincir gevşektir, ama dağınık değildir. Gevşekliği bir yönde toplayan şey, Antonio'nun durumudur: her sahne, onun bisikletsiz ve dolayısıyla işsiz kalma tehdidinin altında geçer. Kilisede de, lokantada da, falcının evinde de bu tehdit sahnenin içindedir. Seyirci aramanın her an boşa çıkabileceğini bilir ve bu bilgi gevşek halkaları bir arada tutar.
Karakterlerin dağılımı da yapının parçasıdır. Hırsız, filmin büyük bölümünde neredeyse yüzü olmayan bir figürdür; onu bir kez kaçarken, bir kez de yağmurda kısa bir an görürüz. Ancak dördüncü arayışta bir yüzü, bir annesi, bir mahallesi ve bir hastalığı olur. Film hırsızı bir kötü olarak kurmaz; onu, Antonio'nun kendi mahallesine benzeyen bir mahallenin içine yerleştirir. Hırsız ile soyulan adamın aynı yoksulluğun iki ucunda durduğu, bu yerleştirmeyle görünür. Yaşlı adam, falcı ve polis gibi yan karakterler ise birer kapıdır: Antonio her birinin önünde durur, hiçbirinden geçemez.
Zaman
Film kısa bir zamana yayılır: Antonio'nun işe alındığı gün, bisikletin çalındığı gün ve aramanın sürdüğü gün. Pazar yerinin kalabalığı ve öğleden sonraki futbol maçı, aramanın bir pazar gününe denk geldiğini düşündürür; akademinin ilk dersi o son sahneyi bir pazar öğleden sonrası olarak anmıştı. Filmin büyük bölümü bu tek güne, sabahtan akşama uzanan bir aramaya ayrılmıştır.
Bu zaman düzeni bir saat gibi işler. Antonio'nun işini kaybetmemesi için bisikleti hemen bulması gerekir; her geçen saat, bisikletin parçalarına ayrılıp satılma ihtimalini artırır. Falcının belirsiz cevabı da bu zamanla ilgilidir: ya hemen bulursun ya hiç, der gibi bir söz. Kazablanka'nın son tarihi kalkacak uçaklardı; buradaki son tarih, bir işçinin bir sonraki iş günüdür.
Film zamanı çoğu zaman sürekli akıtır. Sahneler arasında büyük atlamalar azdır; Antonio'nun bir yerden ötekine yürüyüşü, bisikletle yolculuğu, pazarlardaki arayış sık sık gerçek zamana yakın bir hızla gösterilir. Seviye 2'nin süre dersi, 12.2, öykü süresi ile ekran süresi arasındaki ilişkiyi ayrıca ele alacak. Bu filmde fark küçüktür ve seyirci aramanın yorgunluğunu, adımların, sokakların ve beklemelerin uzunluğu üzerinden duyar.
Günün havası da zamanı işaretler. Arama sabah erkenden başlar, pazarda yağmura döner ve yağmurun ardından gelen öğleden sonra boyunca sürer. Hava filmde bir simge gibi değil, gündelik bir durum gibi girer; ama yapı bakımından bir işi vardır: yağmur hırsızın yeniden görüldüğü anla aynı zamana denk gelir ve aramanın en umutlu anı ile en dağınık anı, ıslak bir pazarın içinde birbirine karışır. Gün ışığının yüzlere düşüşü de bu değişimle birlikte değişir. Birinci bölümün üçüncü sorusu tam da bunu soruyordu: sabahın ışığında, yağmurun gri ışığında ve öğleden sonranın uzun gölgelerinde yüzler nasıl görünüyor? Yakın okuma bu soruyu sahne düzeyinde sınayacak.
Ama birkaç yerde film zamanı yavaşlatır ve bu anlar yapının en çok anılan anlarıdır. Lokanta sahnesi, aramanın en acil olduğu günün ortasında bir duraklamadır; baba ile oğul oturur, yer, hesap yapar. Nehir kıyısındaki an kısa ama ağırdır. Ve son sahnede, Antonio'nun bisikleti alma kararından önceki bekleyiş: stadyumun önünde bir aşağı bir yukarı yürüyüş, bisikletlere bakış, oturup kalkış. Film burada bir kararı acele etmeden olgunlaştırır; seyirci, Antonio'nun ne yapacağını sezmeye başladığı anda film bu sezgiyi bir süre askıda tutar.
Bilgi ve bakış açısı
Seviye 2'nin bilgi modülünde sınırlı anlatım adıyla anılacak düzen, bu filmin temel düzenidir: seyirci büyük ölçüde Antonio'nun bildiğini bilir. Hırsızın kim olduğunu Antonio'dan önce öğrenmeyiz; yaşlı adamın ne bildiğini öğrenmeyiz; bisikletin nereye götürüldüğünü hiçbir zaman öğrenmeyiz. Kazablanka seyirciyi her odaya, her masaya götürüyordu; bu film seyirciyi bir adamın yanına bağlar ve onun göremediğini göstermez.
Bu düzenin bir istisnası vardır ve film onu en sona saklar. Antonio, Bruno'yu tramvaya bindirip eve gönderdiğini sanır; film ise Bruno'nun tramvayı kaçırdığını gösterir. Bu kısa an, filmde seyircinin Antonio'dan fazlasını bildiği nadir yerlerden biridir. Antonio bisikleti alırken oğlunun onu izleyebileceğini bilmez; seyirci bilir. Seviye 2'nin gerilim ve sürpriz dersinde, 13.4'te, seyircinin karakterden fazla bildiği bu tür anların nasıl gerilim kurduğu ayrıca konuşulacak. Burada gerilim bir tehlikeden çok bir utançtan doğar: bir babanın, oğlunun gözü önünde yapacağı şey.
Bakış açısının bir ikinci katmanı Bruno'dur. Film çoğu zaman Antonio'nun yanında kalır, ama sık sık Bruno'ya döner: çocuğun yüzüne, yürüyüşüne, babasını izleyişine. Bu dönüşler bir öznellik değildir; film Bruno'nun zihnine girmez, onun ne düşündüğünü söylemez. Ama seyirci, Antonio'yu giderek daha çok Bruno'nun durduğu yerden görmeye başlar. Birinci bölümün ikinci sorusu çocuğun neyi gördüğünü soruyordu; yapı düzeyinde cevap şudur: film ilerledikçe Bruno'nun gördüğü, filmin göstermek istediği şeyle örtüşmeye başlar. Son sahnede baba kalabalığın ortasında yakalandığında, onu en yakından gören kişi oğludur.
Yapının işi
Bu yapının ilk işi, küçük bir kaybın ne kadar büyük olduğunu göstermektir. Bir bisiklet bir otomobil, bir servet ya da bir hayat değildir; ama film onu bir işe, işi bir aileye, aileyi bir şehre bağlayarak kaybın ağırlığını adım adım büyütür. Dört arayışın her biri, Antonio'nun başvurabileceği bir kapının kapanmasıdır: devlet, arkadaşlar, inanç, mahalle. Sonunda kendi eliyle bir bisiklet almaktan başka bir yol kalmamış gibi görünür.
İkinci işi, bir hikâyenin içine ikinci bir hikâye yerleştirmektir. Görünen hikâye bir bisikletin aranmasıdır. Onun altındaki hikâye, bir babanın oğlunun gözündeki yeridir. Film başladığında Bruno babasına hayranlıkla bakan, ona yardım eden bir çocuktur; tokattan sonra ondan uzaklaşır, lokantada onunla barışır ve son sahnede onu en zayıf anında görür. Bisiklet çizgisi bir kayıpla biter. Baba ile oğul çizgisi ise bir el tutuşla biter; bu iki son, aynı planın içinde yan yana durur.
Üçüncü işi, bir dairenin kapanmasıdır. Film işsiz adamların kalabalığıyla açılır ve stadyumdan dağılan bir kalabalıkla biter. Antonio filmin başında kalabalığın içinden adı okunarak çıkarılır, sonunda kalabalığın içine geri karışır. Bu iki kalabalık arasındaki benzerlik bir okuma önerisidir ve dördüncü bölümde, filmin toplumsal okumalarıyla birlikte yeniden açılacak. Yapının burada yaptığı, başı ve sonu birbirine bakan iki aynaya dönüştürmektir.
Dördüncü olarak yapı, bir adın anlamını değiştirir. Film boyunca hırsız, Antonio'nun bisikletini alan genç adamdır. Son sahnede ise Antonio da bir bisiklet alır. Birinci bölümde adın İtalyancada çoğul olduğunu söylemiştik; yapı, bu çoğulun kimi kapsadığını filmin en sonunda açar. Dosyanın son bölümü adın tekil ve çoğul çevirilerinin bu sonu nasıl farklı okuttuğunu tartışacak.
Seviye 0'ın üç filmini yapı bakımından yan yana koymak da öğreticidir. Altına Hücum gevşek bağlı büyük numaralardan oluşan epizodik bir yapıydı; sahneler kendi başına izlenebiliyordu. Kazablanka sıkı kenetli bir yapıydı; sahneler çalınan geçiş belgelerinin elden ele dolaşmasıyla birbirine kilitleniyordu. Bisiklet Hırsızları bu ikisinin arasında bir yerde durur. Tek bir amaç vardır, bisikleti bulmak, ve sahneler bu amacın çevresinde dizilir; bu yönüyle Kazablanka'ya yakındır. Ama amaca götüren zincirin halkaları rastlantılardan, duraklamalardan ve sonuçsuz kalan girişimlerden oluşur; bu yönüyle de Altına Hücum'un gevşekliğini andırır. Fark şuradadır: Chaplin'in filminde gevşeklik şakaya alan açıyordu, De Sica'nın filminde ise yorgunluğa ve umutsuzluğa. Aynı yapısal özellik, iki filmde iki ayrı duyguyu taşır.
Son olarak yapı, klasik anlatının bir beklentisini bilinçli olarak boşa çıkarır. Bir arama hikâyesi genellikle aranan şeyin bulunmasıyla ya da bulunamamasının açıkça bir anlam kazanmasıyla kapanır. Bu film bisikleti bulmaz ve kaybın ne anlama geldiğini söylemez; sorunu çözmeden, bir yürüyüşün ortasında biter. Seviye 2'nin kapanış ve açık uç dersi, 11.5, seyirciye bırakılan bu tür işleri ayrıca soracak.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Akış, filmin hangi anlarda yavaşladığını gösterdi: rehin dükkânındaki bohçalar, kilisedeki kovalamaca, lokantadaki hesap, stadyumun önündeki bekleyiş. Sıradaki yakın okuma, bu duraklardan birkaçında kamerayı ve sesi tek tek izliyor ve birinci bölümün üç sorusunu, babanın şehirdeki yerini, Bruno'nun bakışını ve gün ışığını, sahne düzeyinde sınıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.