İçeriğe geç

F13-D3 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya · Film dosyası · Yakın okuma

Kazablanka — Yakın okuma

Üç ya da dört anahtar sahneyi dört soruyla, biçim unsurları düzeyinde okur. İlk tam okuma için: stüdyo sisteminin görünmez üslubu ve bir aşk hikâyesinin savaş içindeki yeri.

Film Okuma Akademisi — İzlemekten okumaya · 2.347 kelime · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.

Sürpriz uyarısı

Bu bölüm Kazablanka'yı bitirmiş bir okura yazıldı: Ilsa'nın sırrı, Rick'in havaalanındaki kararı ve son plan burada açıkça konuşulur. İzlemediysen dosyanın ilk bölümüne dön ve filmi önce bütün olarak gör.

Sahneleri okurken plan sayısı ve kameranın tam konumu verilmedi. Yayımlanmış bir plan dökümü olmadan bu tür sayılar uydurmaya çok yakındır; bunun yerine her gözlem, sahneyi açan herkesin kendi kopyasında sınayabileceği bir düzeyde tutuldu: kim nerede, ne duyuluyor, ışık nereden geliyor. Kopyanı yanında aç ve her sahneyi bu bölümü okuduktan sonra bir kez daha izle.

Seçilen sahneler

Bu bölüm dört ana uğrayacak ve bu dört anın seçimi doğrudan birinci bölümün üç sorusundan geliyor. O sorular kafenin haritasını, şarkının ne zaman çaldığını ve ışığın yüzlere, özellikle Sam'e nasıl düştüğünü soruyordu. Seçilen sahneler bu üç soruya en çok malzeme veren yerlerdir.

İlk durak, Ilsa'nın kafeye girdiği gece Sam'den şarkıyı istediği andır. Şarkının filmdeki ilk büyük duyuluşudur ve Rick, Ilsa ile Sam'i ilk kez aynı kadraja toplar. İkinci durak Marsilya Marşı'dır; kafenin bütün kalabalığının tek bir sahnede bir araya geldiği ve haritanın bir anda değiştiği yerdir. Üçüncüsü Rick'in odasıdır: Ilsa'nın silahı, itirafı ve ardından gelen meşhur kesme. Burada filmin göstermediği şey, gösterdiği kadar önemlidir. Dördüncüsü sisli pisttir, filmin kapanışı.

Bir sahneyi dışarıda bırakmak zorunda kaldık: rulet. Rick'in Bulgar çifte yardım ettiği bu kısa sahne, yapı bölümünde gördüğümüz gibi, Rick'in taraf tutmaya başladığı ilk yerdir ve yakın okumaya çok elverişlidir. Ama dört soruyu dört sahneye yaymak, beşinciyi okura bırakmayı gerektirdi. Bölümün sonundaki görev bu sahneye dönmeni isteyecek.

Paris geriye dönüşü de seçilmedi. Paris, olay örgüsünde büyük bir yer tutar; ama yakın okuması, geriye dönüşün nasıl açılıp kapandığına, yani kurgunun zamanla yaptığı işe dayanır. Bu iş Seviye 2'nin zaman modülünde, 12.1'de, daha uygun bir yerde okunacak.

Sahneler

Şarkı istenen an

Ne görüyorum, ne duyuyorum? Kafede Ilsa masasındadır; Laszlo kısa bir süre için yanından ayrılmıştır. Ilsa, Sam'i masasına çağırır. Sam isteksizdir; Ilsa'yı tanımıyormuş gibi davranır ve şarkıyı hatırlamadığını söyler. Ilsa ezgiyi mırıldanır. Sam sonunda piyanoya oturur, çalar ve söyler. Kafenin içinden Rick hızla gelir; Sam'e bu şarkıyı bir daha çalmamasını söylediğini hatırlatır, sonra Ilsa'yı görür ve durur. Bu anda müzik kesilir ve yerine orkestranın güçlü bir vurgusu gelir. Kısa süre sonra masada Renault ve Laszlo da bulunur ve konuşma bir tanışma nezaketine döner.

Nasıl yapılmış? Sahne iki ses katmanıyla kurulur. Şarkı öykü içi bir sestir: Sam'in piyanosundan gelir ve kafedeki herkes duyabilir. Rick'in Ilsa'yı gördüğü anda gelen orkestra vurgusu ise öykü dışıdır: kafede bir orkestra çalmaz, onu yalnız seyirci duyar. Seviye 1'in ses modülünde ayrılacak bu iki katman burada aynı anda, birbirinin üstüne geçerek çalışır. Görüntü düzeyinde sahne Ilsa'nın yüzüne yaklaşır: Sam şarkıyı söylerken kamera onun yüzünü yakın planda, yumuşak bir ışıkla gösterir. Rick'in gelişi ise hızlı adımlarla, kafenin içinden olur ve sahnenin ritmini bir anda değiştirir.

Ne işe yarıyor? Sahne, filmin bütün yaralarını tek bir şarkıya bağlar. Seyirci henüz Paris'i bilmez; ama Sam'in isteksizliği, Rick'in yasağı ve Ilsa'nın yüzü, bu şarkının bir geçmişi olduğunu söyler. Yapı bölümünde Rick'in önce bir bilmece olarak kurulduğunu söylemiştik; bu sahne bilmeceyi bir nesneye, bir ezgiye dönüştürür. Gece yarısı Rick'in aynı şarkıyı kendisi çaldırması ve geriye dönüşün başlaması bu anın üzerine kurulur. Şarkı bir hatırlatıcıdır ve film onu hatırlamanın kapısı olarak kullanır.

Ne anlama gelebilir? Bir okuma, şarkıyı geçmişin şimdiye zorla girmesi olarak görür: Rick'in kafesinde her şey kontrol altındadır, yalnız bu ezgi değildir. Başka bir okuma ise sahnenin asıl yükünü Sam'de görür. Şarkıyı çalan, yasağı bilen, Ilsa'yı tanıyan ve Rick'i koruyan odur; ama sahnenin bütün duygusal sonucu iki beyaz yıldızın yüzüne aktarılır. Sam'in bildiği şey hikâyeyi taşır, ama hikâyenin sahibi olmaz. Bu ikinci okuma dördüncü bölümde, ırkla ilgili eleştiri geleneğine bağlanacak.

Marsilya Marşı

Ne görüyorum, ne duyuyorum? Alman subayları piyanonun başına toplanmış, kendi marşlarını söylemektedir. Laszlo orkestraya gider ve Marsilya Marşı'nı çalmalarını ister. Orkestra şefi Rick'e bakar; Rick başıyla onaylar. Orkestra çalmaya başlar ve kafedeki insanlar, birbiri ardına ayağa kalkarak, marşı söyler. İki şarkı bir süre birbirine karşı duyulur, sonra Alman marşı bastırılır. Kalabalığın içinde, o akşam kafeye bir Alman subayıyla gelen Yvonne gözyaşlarıyla söyler ve marşın sonunda Fransa için bir yaşasın çığlığı atar. Kısa süre sonra Strasser kafenin kapatılmasını ister ve Renault bunu yapar.

Nasıl yapılmış? Sahnenin kurgusu yüzden yüze atlar. Laszlo, orkestra şefi, Rick, Alman subayları, şarkı söyleyen müşteriler ve Yvonne kısa yakın planlarla dizilir. Kurgu, sahnenin asıl hareketini taşır: tek tek yüzler, bir kalabalığa dönüşür. Ses ise bir savaş alanı gibi kurulur; iki marş aynı mekânda, aynı anda çalınır ve biri öbürünü bastırana kadar ikisi de duyulur. Rick'in onayı sahnenin en küçük ama belirleyici hareketidir: bir baş eğişi. Kafenin sahibi, kafenin sesini kime vereceğine karar verir.

Ne işe yarıyor? Sahne, birinci bölümün ilk sorusuna en açık cevaptır. Film boyunca kafe ayrı masalardan, ayrı çıkarlardan, ayrı dillerden oluşan bir haritadır: herkes kendi vizesinin peşindedir ve kimse yanındakine bakmaz. Marşla birlikte bu harita bir anda dağılır; insanlar masalarından kalkar, aynı ezgiyi söyler ve kafe bir topluluğa dönüşür. Alman subayları ise piyanonun başında, artık bir azınlıktır. Yapı bakımından sahne, Rick'in taraf tutmasının ilk kamusal adımıdır: o ana kadar yaptıklarını kimse görmemiştir, bu onayı herkes görür.

Ne anlama gelebilir? 1942 seyircisi için sahne açık bir çağrı olarak okunabilir: dağınık bir kalabalığın ortak bir düşmana karşı birleşmesi. Yvonne'un gözyaşları bu okumaya bir derinlik katar; aynı akşam bir Alman subayının yanında oturan kadın, şimdi marşı söyler ve film onun değişimini yargılamadan gösterir. Bir başka okuma ise sahnenin bir yanılsamayı da sahnelediğini söyler: marş biter, kafe kapatılır, Strasser yerinde durur. Birlik bir şarkı kadar sürer. Hemen ardından gelen kısa bir an bu okumayı destekler: kafeyi kumar oynatıldığı gerekçesiyle kapatan Renault, şaşkınlığını ilan ettiği anda kumarhaneden kazancını alır. Film, kahramanca bir anın sonuna bir alay koyar; seyirci güler, ama gülüşü, düzenin hiç değişmediğini de söyler. Hangisinin ağır bastığı, okurun sahnenin sonuna ne kadar ağırlık verdiğine bağlıdır.

Rick'in odası

Ne görüyorum, ne duyuyorum? Rick odasına döndüğünde Ilsa'yı orada bulur. Ilsa belgeleri ister; Rick vermez. Ilsa bir silah çıkarır. Rick ona ateş etmesini söyler ve yaklaşır. Ilsa ateş etmez, ağlamaya başlar ve Rick'e sarılır. Ardından film odadan dışarıya, havaalanının ışık kulesine geçer. Sahneye döndüğümüzde Rick pencerenin önünde sigara içmektedir ve Ilsa ona Paris'te olanları anlatır: Laszlo'nun öldüğünü sandığını, onun yaşadığını kaçış günü öğrendiğini. Bundan sonrasının kararını artık Rick'in vermesini ister.

Nasıl yapılmış? Sahnenin en çok tartışılan biçim seçimi bir kesmedir. Ilsa ile Rick'in sarılmasından sonra film dışarıya, kuleye geçer ve sonra odaya, değişmiş bir duruma döner. Aradaki sürede ne olduğu gösterilmez. Işık da sahnenin yükünü taşır: oda karanlıktır, yüzler bir kaynaktan gelen ışıkla kısmen aydınlanır ve Ilsa'nın yüzü, silahı tutarken de ağlarken de, ışığın içinde kalır. Kamera, silah sahnesinde iki karakteri aynı kadrajda tutar; itiraf bölümünde ise daha çok Ilsa'nın yüzüne yaklaşır.

Ne işe yarıyor? Sahne, yapı bölümünde gördüğümüz iki bilgi istisnasından birini kapatır: Ilsa'nın sırrı burada açılır. Seyirci, filmin ilk yarısında Rick'le birlikte taşıdığı kırgınlığı burada bırakmak zorunda kalır. Ama sahne bir bilgiyi verirken ikincisini, Rick'in ne yapacağını, açık bırakır. Ilsa kararı Rick'e devreder; böylece film, son gecenin sorusunu tek bir adamın elinde toplar. Kesme ise sahneyi bir kurala uydururken, seyircinin hayal gücüne bir boşluk açar.

Ne anlama gelebilir? Bir okuma, silahın inmesini Ilsa'nın teslimi olarak görür: kararı Rick'e bırakan kadın, filmin geri kalanında bir karar nesnesine dönüşür. Başka bir okuma ise aynı anı, Ilsa'nın hikâyesinin ilk kez kendi ağzından anlatıldığı yer olarak görür: film boyunca Rick'in yarası üstünden kurulan bakış, burada Ilsa'nın neden gittiğine döner. Kesme üzerine ikinci bir tartışma da vardır. Kesmeyi bir sansür izi olarak okuyanlar onu filmin dışından gelen bir zorlama sayar; kesmeyi bir üslup seçimi olarak okuyanlar ise belirsizliğin filmin kendi gücü olduğunu söyler. Bu iki okuma birbirini dışlamaz.

Sisli pist

Ne görüyorum, ne duyuyorum? Havaalanı gecedir ve pist sisle kaplıdır. Arka planda bir uçak bekler. Rick, Renault'nun eline kalemi verir ve geçiş belgelerine yazılacak adları, Victor Laszlo ile eşinin adlarını, kendisi söyler. Ilsa'nın uçağa kocasıyla binmesini ister. Ilsa itiraz eder; Rick onu dinlemez ve Paris'in her zaman onların olacağını söyler. Paris'te söylediği bir sözü, kadeh kaldırırken kullandığı bir ifadeyi tekrarlar. Laszlo gelince Rick, Ilsa'nın önceki gece belgeler için odasına geldiğini, onları alabilmek için hâlâ Rick'e aşıkmış gibi davrandığını ve aralarındakinin çoktan bittiğini anlatır. Ilsa ile Laszlo uçağa yürür. Strasser gelir, Rick onu vurur. Renault polislere olağan şüphelileri toplamalarını söyler. Uçak kalkar; Rick ile Renault sisin içine doğru yürür.

Nasıl yapılmış? Sis, sahnenin ışığını ve mekânını birlikte kurar. Stüdyoda çekilmiş bir pist, sisle uzaklığı belirsizleşmiş, sınırları görünmeyen bir yere dönüşür. Sis aynı zamanda ışığı yumuşatır; arka plandaki ışık kaynakları birer hale gibi görünür. Rick ile Ilsa'nın konuşması büyük ölçüde iki yüzün karşılıklı yakın planlarıyla verilir. Ilsa'nın yüzü ıslak gözlerle ve yumuşak bir ışıkla gösterilir; Rick'in yüzü şapkanın gölgesinde daha serttir. Kapanışta kamera iki adamı arkadan, sisin içine doğru uzaklaşırken izler ve müzik yükselir.

Ne işe yarıyor? Aşk ile kaçış, sahnede aynı anda düğümünden çözülür ve ikinci bilgi istisnasını açar: Rick'in kararı burada görünür. Paris'te söylenen sözün tekrarı, sahneyi geriye dönüşe bağlar; film kendi geçmişini bir hatıra gibi kullanır. Sis, sahneyi gerçek bir havaalanından çok bir eşiğe benzetir: karakterler bir yerden bir yere değil, bir hayattan ötekine geçer. Renault'nun Vichy şişesini çöpe atması ise sahnenin küçük ama kamusal bir sonucudur; Rick'in taraf tutması, Renault'yu da taraf tutmaya götürür.

Ne anlama gelebilir? Sahne, bir fedakârlık sahnesi olarak okunmaya en elverişli olanıdır: Rick aşkını savaşın büyük sorusu karşısında bırakır. Ama sahnenin başka bir yüzü de vardır: Ilsa'nın ne istediği burada en az sorulan şeydir. Film boyunca Ilsa'nın kimle gideceğine iki adam karar verir; sisli pistte bu karar Rick'in sözleriyle kesinleşir. Bu sahne, fedakârlığın bir kadın adına verilmiş bir karar olduğunu düşünen okurlar için de malzeme sunar. Hangi okumanın ağır bastığı, okurun Rick'in sesine mi, Ilsa'nın sessizliğine mi daha çok dikkat ettiğine bağlıdır.

Sahneler arasında

Dört sahne art arda okunduğunda birinci bölümün üç sorusunun cevapları belirginleşir. Kafenin haritası filmin başında dağınıktır ve Marsilya Marşı'nda bir anda değişir. Ama harita yalnız kafeye ait değildir: odada iki kişiye, pistte dört kişiye daralır. Film, kalabalık bir mekândan başlayıp giderek daha az insanın bulunduğu mekânlara doğru ilerler ve son planda yalnız iki adam kalır.

Şarkı, dört sahnenin üçünde bir biçimde iz bırakır. İlk sahnede öykü içinde, Sam'in piyanosundan çalar. Marşta, başka bir şarkı onun yerini alır ve bu kez kafenin bütün sesi bir topluluğun sesine dönüşür. Pistte ise Paris'e yapılan gönderme, şarkının söylediği şeyi, geçmişin şimdiye taşınmasını, söze döker. Şarkının ezgisi filmin müziğinde de tekrar eder ve kendi kopyanda bunu dinleyerek izleyebilirsin: ezgi hangi sahnelerde orkestrada geri gelir?

Üçüncü soru, ışık ve Sam, en zor cevaplananıdır. Ilsa'nın yüzü okuduğumuz sahnelerde özenle aydınlatılır; ışık yüzünü yumuşatır, gözleri çoğu zaman parlak kalır. Rick'in yüzü daha çok gölgeyle kurulur. Sam ise yalnız ilk sahnede merkezdedir ve orada bile sahnenin sonu iki yıldızın yüzüne geçer. Sinema kuramı bu farkı yalnız bir oyuncu tercihi olarak değil, bir ışık geleneğinin parçası olarak da okur.

Bu kuramın Kazablanka'ya nasıl uyduğunu sınamanın tek yolu kopyaya dönmektir. Sam piyanodayken ışık yüzüne nereden geliyor, ne kadar parlıyor, kamera ona ne kadar yaklaşıyor? Aynı sahnede Ilsa'nın yüzü nasıl gösteriliyor? Bu karşılaştırmayı kendi gözünle yapmak, bir kuramı ezberlemekten daha öğreticidir.

Dört sahneyi birbirine bağlayan bir şey daha var: karar. İlk sahnede Rick hiçbir şeye karar vermez, yalnızca tepki verir. Marşta küçük bir onay verir. Odada karar ona devredilir. Pistte kararı verir. Dört sahne, yapı bölümünde tablo hâlinde gördüğümüz merdivenin dört basamağıdır. Bu basamakları tek tek okumak, filmin görünmez üslubunun bir karakteri nasıl değiştirdiğini görmeyi sağlar: değişim hiçbir zaman açıkça söylenmez, sahne sahne gösterilir.

Son sahne, dışarıda bıraktığımız Paris'e de havasıyla bağlanır. Rick'in Ilsa'yı ilk kaybettiği yer yağmur altındaki bir istasyondu; Ilsa'yı ikinci kez, bu kez kendi kararıyla kaybettiği yer sisli bir pisttir. Yağmur Rick'in üstüne yağar ve mektubun mürekkebini akıtır; sis ise iki karakterin çevresini sarar ve dünyayı görünmez kılar. İlk ayrılık Rick'e olan bir şeydir, ikincisi Rick'in yaptığı bir şey. Bu karşılaştırma bir simge iddiası değildir; iki sahneyi yan yana izleyip havanın, ışığın ve karakterlerin bedenlerinin nasıl değiştiğine bakmak için bir öneridir. Motifle simge arasındaki ayrım Seviye 2'nin motif modülünde ayrıca konuşulacak.

Okuma Defteri için bir görev: dışarıda bıraktığımız rulet sahnesini aynı dört soruyla oku. Rick'in yüzü, Bulgar kadının yüzü, ruletin başındaki kalabalık ve Renault'nun tepkisi neler söylüyor? Bu sahne, dört basamaklı merdivenin neresine oturuyor?

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Bu bölümdeki her sahne en az iki okuma önerisiyle kapandı: fedakârlık ve Ilsa'nın sessizliği, birlik ve yanılsama, sansür izi ve üslup. Kazablanka dosyasının yorum katmanları bölümü bu önerileri eleştiri geleneklerine bağlıyor: filmi siyasi bir çağrı, bir kült nesnesi ve bir ırk temsili olarak okuyanların ne gördüğünü, Umberto Eco'nun klişeler üzerine denemesiyle birlikte tartışıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.