F12-D3 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yakın okuma
Yurttaş Kane — Yakın okuma
Üç ya da dört anahtar sahneyi dört soruyla, biçim unsurları düzeyinde okur. Derin odak, alt açı, geriye dönüş: biçim unsurlarının bir arada okunabileceği film.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.208 kelime · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Aşağıdaki okumalar, Kane'in nasıl öldüğünü, tanıkların neler anlattığını, Susan'ın opera kariyerinin ve Xanadu yıllarının nasıl geçtiğini ve kızağın sonunu bilerek yapılır. Yapı bölümünü okumadan bu bölüme geçme. Bu filmde yakın okuma, bir karenin derinliğine bakmayı gerektirir; kopyanı olabildiğince büyük bir ekranda aç ve her sahnede en az bir kareyi dondurup ön planı, orta planı ve arka planı ayrı ayrı betimle.
Seçilen sahneler
Bu film, akademinin derslerinde en çok parçası okunmuş film. 0.4'te kahvaltı dizisini, 3.3'te çocukluk evindeki kararı, 6.7'de yatak odasındaki derin odaklı kareyi, açı dersinde (2.3) aşağıdan çekilmiş tavanlı odaları, 1.2'de kar küresinin üç görünüşünü okuduk. Bu bölüm o sahnelere dönmüyor. Onun yerine, filmin şimdiye kadar okunmamış dört anına bakıyor ve ilk bölümün üç sorusunu yeniden soruyor: bu hayatı kim anlatıyor, karenin derinliğinde ne var ve yüzler nasıl görünüyor?
İlk sahne gösterim odasıdır: haber filminin bittiği ve aramanın başladığı karanlık oda. İkincisi opera gecesidir: kameranın bir sahneden yukarıya, tavanın altına kadar yükseldiği an. Üçüncüsü Xanadu'nun büyük salonudur: bir şöminenin önünde yapboz yapan bir kadın ve uzakta oturan bir adam. Dördüncüsü aynalar koridorudur: Kane'in yansımasının sonsuza kadar çoğaldığı kısa bir an.
Seçimin bir mantığı var. Dört sahne, filmin dört ayrı katmanından gelir: muhabirin şimdiki zamanı, Leland'ın ve Susan'ın anlatımları ve Raymond'ın anlatımı. Böylece yakın okuma, yapı bölümündeki tabloyu sahne düzeyinde de izler. Kapanıştaki eşya yığınları ve fırındaki kızak ise bilerek dışarıda kaldı; dört okumayı bitirdikten sonra defterinde onları aynı dört soruyla okumanı öneriyoruz.
Okumaya başlamadan önce bir yöntem önerisi. Bu filmin karelerinde çoğu zaman üç katman aynı anda keskindir ve göz kendiliğinden yalnızca birine, genellikle konuşan yüze gider. Her sahnede bir kareyi durdurduğunda, betimlemene en arkadaki katmandan başla ve öne doğru gel: önce duvar, kapı, pencere ya da tavan; sonra orta plandaki figürler; en son ön plandaki yüz ya da nesne. Bu ters sıra, 1.1'de öğrendiğin betimleme alışkanlığını bu filme uyarlamanın bir yoludur ve gözünün atladığı arka planı defterine geri getirir. Dört sahnenin hepsinde bu sırayla en az bir kare betimlersen, yorum bölümünde derin odak üzerine yapılan tartışmaları kendi gözlemlerinle sınayabilirsin.
Sahneler
Gösterim odası
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Haber filmi biter ve perde kararır. Bir gösterim odasının içindeyiz; ışık yalnızca arkadaki projektör penceresinden gelir. Işık demetleri odanın havasında, sigara dumanının içinde görünür. Adamlar koltuklarda oturur ya da ayakta durur; yüzlerinin çoğu karanlıkta kalır, yalnızca siluetleri ve başlarının çevresindeki ışık görülür. Haber filmini hazırlayanların şefi konuşmaya başlar; ötekiler araya girer, cümleler üst üste biner. Şef, Kane'in son sözünün peşine düşülmesini ister ve muhabir Thompson'a bu görev verilir. Thompson'ın yüzü de karanlıktadır.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi ışıktır ve ışık burada bir gizleme aracıdır. Düşük anahtar ışık (5.2) yüzleri burada neredeyse tamamen siler: ışık arkadan gelir ve adamları birer siluete dönüştürür. 5.3'teki motive ışık da burada açıkça görülür: tek ışık kaynağı projektördür ve demetleri havadaki dumanla görünür hâle gelir. Ses ise görüntünün tersine yoğundur. Konuşmalar üst üste biner, cümleler yarıda kesilir; seyirci bir tartışmanın ortasına düşmüş gibidir. Bu ses düzeni, Welles'in radyo geçmişinden gelen bir alışkanlık olarak sık anılır.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, filmin sorusunu kurar ve muhabiri yola çıkarır. Seyirci yönünden işlev bir yer değiştirmedir: seyirci az önce bir haber filmini izlemiştir ve şimdi o haber filmini izleyen adamları izler. İlk bölümün birinci sorusu bu hayatı kimin anlattığını soruyordu. Bu sahne bir yanıt verir: hayatı anlatacak olanlar yüzü olmayan adamlardır. Haber filminin resmî sesi biter ve yerine, karanlıkta konuşan, kimliği belirsiz bir grup gelir.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma yüzlerin karanlıkta kalışını bir kurum eleştirisi olarak görür: bir hayatı özetleyen basın, kendisi yüzsüzdür; Kane'in bir gazete imparatoru olduğu bir filmde, onun hayatını araştıranlar da gazetecilerdir ve onların yüzü yoktur. İkinci bir okuma muhabirin yüzsüzlüğüne bakar. Muhabirin yüzünün karanlıkta kalışı bu odada başlar ve filmin sonuna kadar sürer. Bu okumada muhabir bir karakter değil, seyircinin kendisidir: hikâyeye bakan, ama görünmeyen bir göz. Karşı kanıt da düşünülmeli: karanlık bir oda bir gösterim odasının doğal ışığıdır ve her siluetin bir mesaj taşıdığını varsaymak aceleci olur. Ama aynı yüzsüzlüğün muhabir için film boyunca sürmesi, onun bir rastlantı olmadığını düşündürür.
Opera gecesi
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Susan bir opera sahnesinde, kostümüyle, şarkı söylemeye hazırlanır. Sahne ışıklıdır; çevresinde başka şarkıcılar ve dekorlar vardır. Şarkı başlar. Kamera Susan'dan yukarıya doğru yükselmeye başlar: dekorların üstünden, perdelerin ve halatların arasından, giderek daha yükseğe. Susan'ın sesi aşağıda, giderek uzaklaşan bir ses olarak kalır. Kamera en sonda sahnenin tavanının altındaki bir geçide, iki sahne işçisinin durduğu yere varır. İşçilerden biri öbürüne bakar ve elini burnuna götürür.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi bir kamera hareketidir. 6.5'te vinç planını tanımlamıştık; bu, vinç planının bir mekânı aşağıdan yukarıya doğru katederek bir yorum kurduğu bir örnektir. Kamera hiç kesmeden yükselir ve seyirciyi bir sahneden bir tavana, bir gösterinin merkezinden onun en uzak köşesine taşır. Ses bu hareketle birlikte değişir: kamera yükseldikçe Susan'ın sesi uzaklaşır ve küçülür. Görüntü ile ses aynı yolu izler: ikisi de bir yeteneği yukarıdan, uzaktan gösterir. Hareketin sonunda iki işçinin jesti, bir cümle gerektirmeyen bir yargı olarak gelir.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Susan'ın opera kariyerinin bir başarısızlık olduğunu bir eleştiriden önce, bir jestle söyler. Seyirci yönünden işlev bir mesafe kurmaktır. Kamera Susan'dan uzaklaşırken, seyirci de onun yeteneğinden uzaklaşır ve sonunda sahneye yukarıdan bakan iki işçinin gözünden bakar. İlk bölümün ikinci sorusu karenin derinliğini soruyordu; bu sahnede derinlik dikeydir. Ön planla arka plan değil, aşağıyla yukarı karşı karşıya gelir: bir yanda bir gösteri, öbür yanda o gösteriyi seyreden ve yargılayan sıradan insanlar.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma sahneyi bir alay olarak görür: Kane'in Susan için yaptırdığı opera binası, bir yeteneksizliğin sahnesidir ve işçilerin jesti, bütün bu görkemin değerini tek bir hareketle söyler. Bu okumada kamera hareketi, bir imparatorluğun tepesinden aşağıya bakan değil, aşağıdan yükselip görkemi küçülten bir bakıştır. Başka bir okuma Susan'a acır: sahnenin ortasında, istemediği bir işe zorlanmış bir kadın, sesi giderek uzaklaşırken yalnız bırakılır. Bu okumada asıl yargılanan Susan değil, onu oraya koyan Kane'dir. Susan'ın kendi anlatımında aynı gecenin sahnenin üstünden, onun gözünden yeniden görülmesi, bu ikinci okumayı güçlendirir.
Xanadu'nun salonu
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Xanadu'nun büyük salonundayız. Dev bir şömine, yüksek tavanlar, uzak duvarlar. Susan şöminenin önünde yerde oturur ve bir yapboz yapar. Kane, salonun başka bir yerinde, ondan uzakta oturur. Konuşurlar, ama sesleri salonun büyüklüğünde yankılanır; aralarındaki mesafe, sesin gecikmesiyle bile duyulur. Film zamanı geçirir: bir yapboz tamamlanır, yerine bir başkası gelir, yerde yığılan yapbozlar çoğalır. Susan sıkıldığını, New York'a gitmek istediğini söyler; Kane ise onu burada tutar.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi mekân ile ses arasındaki ilişkidir. 3.2'de dekorun bir karakterin dünyasını taşıdığını görmüştük; burada dekor, iki insan arasındaki uzaklığın kendisidir. Kadraj Kane ile Susan'ı çoğu zaman aynı karede, ama birbirinden çok uzakta gösterir; salonun boşluğu, iki figürün arasını doldurur. Ses bu boşluğu duyulur kılar: konuşmalar yankılanır ve bir insanın sesi öbürüne ulaşmadan önce salonda dolaşır. Zaman geçişleri, 7.8'deki elipsin bir biçimi olarak, yapbozların birikmesiyle verilir: yıllar, yerde çoğalan parçalarla ölçülür.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Kane ile Susan'ın evliliğinin bir hapse dönüştüğünü gösterir. Seyirci yönünden işlev, kahvaltı dizisinde gördüğümüz bir evliliğin çözülüşünü başka bir ölçekte tekrarlamaktır. Kahvaltı masasında mesafe bir masanın uzunluğuydu; burada bir salonun genişliğidir. İlk bölümün ikinci sorusu karenin derinliğini soruyordu: bu sahnede derinlik, iki insan arasındaki duygusal mesafenin mekânsal karşılığıdır. Ön planla arka plan, bir evliliğin iki ucudur.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma yapbozu bir imge olarak görür: Susan bir resmi parça parça birleştirir, tıpkı muhabirin bir hayatı parça parça birleştirmeye çalıştığı gibi. Filmin kapanışında muhabirin «Rosebud»u bir yapbozun eksik parçası olarak anması bu okumayı destekler. Bu okumada yapboz, filmin kendi yapısının bir aynasıdır. İkinci bir okuma salonun kendisine bakar: Xanadu bir sarayın değil bir mezarın mekânıdır; büyüklüğü, içindeki insanları küçültür ve birbirinden uzaklaştırır. Kane'in biriktirdiği her şey, onu bir insandan ayıran bir duvara dönüşür. İki okuma, aynı salonu biri yapının, öbürü bir hayatın imgesi olarak okur.
Aynalar koridoru
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Susan gitmiştir ve Kane onun odasını dağıtmıştır. Elinde bir kar küresiyle odadan çıkar ve bir koridorda yürür. Koridorun iki yanında birbirine bakan iki büyük ayna vardır. Kane aynaların arasına girdiğinde görüntüsü kendini tekrarlamaya başlar: bir dizi Kane, giderek küçülerek, bir tünelin içinde kaybolur. Kane yürür ve kadrajdan çıkar; yansımalar da onunla birlikte kaybolur. Ses azdır; adımlar ve salonun sessizliği.
Nasıl yapılmış? Bu sahnede ayna bir çerçevedir (2.5) ve bir çoğaltmadır; çerçeve bir aynadır ve aynanın içinde bir başka ayna, onun içinde bir başkası vardır. Tek bir insan, bir görüntü dizisine dönüşür. Kamera sabittir; hareket eden yalnızca Kane'dir ve onun hareketiyle birlikte bütün yansımalar aynı anda hareket eder. Işık aynaların yüzeyini parlatır, ama Kane'in yüzü çoğu zaman tam olarak aydınlanmaz; yaşlı, ağır bir beden, kendi yansımalarının arasında yavaşça geçer.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, Raymond'ın anlatımının ve Kane'in yalnızlığının doruğudur: son kişi de onu bırakmıştır. Seyirci yönünden işlev, filmin bütün yapısını tek bir görüntüye sığdırmaktır. Yapı bölümünde her tanığın bir Kane anlattığını ve hiçbirinin onu bütünüyle kapsamadığını söylemiştik. Bu sahnede Kane, kelimenin tam anlamıyla bir dizi Kane'e dönüşür. İlk bölümün üçüncü sorusu yüzlerin nasıl göründüğünü soruyordu: burada yüz çoğalır, ama hiçbir yansıma onu tam olarak göstermez.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma sahneyi bir kimlik bölünmesi olarak görür: bir insan, başkalarının ona baktığı her açıdan başka biri olarak görünür ve bu görüntülerin toplamı, bir insan etmez. Bu okumada aynalar, tanıkların yerini alır: her yansıma bir tanığın Kane'idir. İkinci bir okuma sahneyi bir yalnızlık imgesi olarak görür: Kane'in yanında artık kimse yoktur, yalnızca kendi görüntüleri vardır. Karşı kanıt da düşünülmeli: karşılıklı aynalar, zengin bir sarayın sıradan bir süsü de olabilir. Ama film bu süsü, bütün yapısının bir soru olarak döndüğü bir anda, uzun tutulmuş bir planla gösterir; bu seçim, süsün bir anlam taşıdığını düşündürür.
Sahneler arasında
Gösterim odasından aynalara uzanan bu dört anda yüzler belli bir düzenle dağılır. Gösterim odasında yüzler karanlıktadır ve görünmez. Opera gecesinde bir yüz ışığın ortasındadır, ama kamera ondan uzaklaşır. Xanadu salonunda iki yüz birbirinden çok uzaktadır. Aynalar koridorunda bir yüz çoğalır ve hiçbir yansımada tam görünmez. Dört sahne, bir yüzü göstermenin dört ayrı yolunu ve dördünde de o yüze ulaşmanın imkânsızlığını gösterir.
İkinci olarak derinlik. Gösterim odasında derinlik ışık demetleriyle kurulur ve bir karanlığı ölçer. Opera gecesinde derinlik dikeydir ve bir sahneden bir tavana uzanır. Xanadu salonunda derinlik yataydır ve iki insan arasındaki mesafedir. Aynalar koridorunda derinlik sonsuzdur ve bir insanın görüntüsünü bir tünele çevirir. 6.7'de derin odağı bir kare içindeki katmanların aynı anda keskin tutulması olarak tanımlamıştık; bu dört sahne, derinliğin yalnızca bir odak meselesi değil, bir anlam meselesi olduğunu gösterir.
Üçüncü olarak ses. Gösterim odasında sesler üst üste biner ve kalabalıktır. Opera gecesinde bir ses kamerayla birlikte uzaklaşır. Xanadu salonunda sesler yankılanır ve birbirine geç ulaşır. Aynalar koridorunda ses neredeyse yoktur. Film sesi bir kalabalıktan bir sessizliğe doğru inceltir ve bu yol, Kane'in hayatının bir insanlar kalabalığından bir yalnızlığa giden yoluyla örtüşür.
Son olarak ten ve ışık. Dört sahnede ışık, yüzleri gizler ya da uzaklaştırır: arkadan gelen projektör ışığı, sahne ışığının uzaklaşan merkezi, büyük bir salonun loşluğu, aynaların parlaklığı. Ten bu filmde iki biçimde görünür: genç ve aydınlık bir yüzün tazeliği ile yaşlı ve makyajla ağırlaştırılmış bir yüzün katmanları. Aynalar koridorundaki yaşlı yüz, makyajın zamanı bir tene yazdığı en ağır andır. Kendi kopyanda dört sahnenin her birinde bir yüzün ne kadarının aydınlandığını not et; bu not, filmin yüzleri neden sürekli gizlediği sorusuna yorum bölümünde döndüğümüzde işine yarayacak.
Defterin için iki görev. Birincisi bir karşılaştırma: opera gecesinin iki anlatımını, Leland'ınkini ve Susan'ınkini, art arda izle ve iki sütunlu bir tablo yap. Bir sütunda Leland'ın anlatımında kameranın nerede durduğunu, kimin yüzünü gösterdiğini ve sesin nereden geldiğini; öbür sütunda Susan'ın anlatımında aynı şeyleri yaz. Aynı olayın iki konumdan nasıl iki ayrı anlam kazandığını, bu tablo kendi gözlemlerinle gösterecek. Yapı bölümü bu iki anlatımın var olduğunu söyledi; tablo, onların biçim bakımından nasıl ayrıldığını gösterir.
İkincisi kapanışın okuması. Fırındaki kızak sahnesini aynı dört soruyla oku ve bir şeye özellikle dikkat et: kameranın eşya yığınlarının üstünden geçerken izlediği yol. Kamera bir sarayın bütün nesnelerini, heykelleri, sandıkları, mobilyaları yukarıdan tarar ve sonunda, değersiz sayılıp fırına atılan küçük bir nesnede durur. 6.3'teki kaydırmayı ve 6.5'teki vinç planını hatırla: bir kamera hareketi, bir seçim yapar. Bu hareketin bir hayatın bütün birikiminden tek bir nesneye nasıl daraldığını, kendi cümlelerinle anlat. Ardından bir soru sor: bu daralma bir yanıt mı, yoksa bir yanıtın imkânsızlığı mı? Okumanı yazarken yorum katmanlarına henüz bakma; senin cümlen, sonraki bölümde başkalarının cümleleriyle karşılaştırılacak ilk malzemen olacak.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Sahneler okundu. Yurttaş Kane üzerine yazılmış okumalar dördüncü bölümde masaya gelecek: bir derin odak savunusu olarak, bir yazarlık tartışması olarak, bir Amerikan hayatının eleştirisi olarak ve bir kızağın sırrının psikanalitik okuması olarak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.