F12-D2 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yapı
Yurttaş Kane — Yapı
Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. Derin odak, alt açı, geriye dönüş: biçim unsurlarının bir arada okunabileceği film.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.095 kelime · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölüm Yurttaş Kane'in bütün yapısını açar ve filmin en bilinen sırrını da saklamaz: Kane'in son sözü olan «Rosebud»un ne olduğu, filmin son planlarında gösterilir ve aşağıda açıkça yazılıdır. Bu sırrın kendisi, filmin ünüyle birlikte yaygın biçimde biliniyor olabilir; ama filmin onu nasıl ve kime göstermediği, ilk izlemenin en değerli deneyimlerinden biridir. İzlemediysen burada dur. İzlediysen, ilk bölümün birinci sorusunu, bu hayatı kimin anlattığını ve anlatıcıların sırasını yazdığın notu yanına al.
Akış
Bu film için bölmeyi film kendisi önerir: bir açılış, bir haber filmi, bir muhabirin sorusu ve beş tanık. Muhabir tanıkları birer birer dolaşır; her biri ona Kane'den bir parça verir. Aşağıda akış, filmin kurduğu sırayla.
Açılış. Gece, yüksek bir demir parmaklık ve üzerinde girilmez yazan bir levha. Kamera parmaklığın ötesine geçer ve büyük, ıssız bir malikânenin, Xanadu'nun, yıkıntıya dönmüş bahçelerinden ve kafeslerinden geçerek, ışığı yanan tek bir pencereye yaklaşır. Işık söner. İçeride, bir yatakta yaşlı bir adam elinde bir kar küresi tutar ve tek bir kelime söyler: «Rosebud». Küre elinden kayar, basamaklara düşer ve kırılır. Bir hemşire içeri girer; kırık camın yüzeyinde onun yansıması görülür.
Haber filmi. Ardından bir sinema salonunda gösterilen bir haber filmi gelir: Charles Foster Kane'in hayatının resmî özeti. Haber filmi Kane'in servetini, gazete imparatorluğunu, iki evliliğini, siyasete girişini ve bir skandalla biten valilik adaylığını, sonunda da Xanadu'ya çekilişini ve ölümünü, kalın harfli ara başlıklar ve güçlü bir anlatıcı sesiyle anlatır.
Muhabirin sorusu. Haber filmi biter ve film, onu izleyen gazetecilerin karanlık bir gösterim odasına geçer. Gazetecilerin yüzleri çoğu zaman görünmez; projektörün ışığı, sigaraların dumanı ve siluetler vardır. Haber filmini hazırlayan adamların şefi, özetin bir şeyi eksik bıraktığını söyler: bir adamın son sözü, onun kim olduğunu açıklayabilir. Thompson adlı bir muhabir, «Rosebud»un anlamını bulmak için gönderilir.
Birinci tanık: Susan, ilk deneme. Thompson önce Kane'in ikinci karısı Susan Alexander'ı, onun şarkı söylediği bir gece kulübünde bulur. Susan sarhoştur ve konuşmayı reddeder. Thompson eli boş döner.
Birinci anlatım: Thatcher'ın anıları. Thompson, Kane'in çocukluğunda vasiliğini üstlenen bankacı Walter Thatcher'ın adını taşıyan bir kütüphanede, Thatcher'ın yazılı anılarını okur. Film anıların içine geçer: karla kaplı bir arazide, küçük Charles kızağıyla oynarken, annesi bir pansiyonun içinde onu Thatcher'a verecek belgeyi imzalar. Çocuk Thatcher'a kızağıyla vurur. Yıllar sonra genç Kane, kendisine kalan servetten yalnızca bir gazeteyi yönetmekle ilgilenir. Thatcher'ın anlatımı, büyük bunalım yıllarında Kane'in imparatorluğunun denetimini kaybetmesine kadar uzanır.
İkinci anlatım: Bernstein. Kane'in uzun yıllar yanında çalışmış olan Bernstein, onun gazeteyi ilk devraldığı yılları anlatır: genç ve heyecanlı Kane, gazeteyi bir halk gazetesine dönüştürmeye karar verir, ilkelerini bir bildiriyle yayımlar, rakip gazetenin en iyi gazetecilerini kendi kadrosuna katar. Bernstein'ın anlatımı, Kane'in Avrupa'dan dönüp bir başkanın yeğeniyle nişanlanmasıyla kapanır. Konuşmanın ortasında Bernstein, gençliğinde bir kez gördüğü bir genç kızı hâlâ hatırladığını anlatır; hiçbir şey olmamıştır, ama o anı unutamamıştır.
Üçüncü anlatım: Leland. Kane'in gençlik arkadaşı Jedediah Leland, yaşlılar için bir bakımevinde Thompson'a Kane'in evliliğini, siyasetini ve düşüşünü anlatır. Kahvaltı masasında yıllar boyunca soğuyan bir evlilik, sokakta tanışılan genç bir kadın, Susan, bir valilik kampanyası, bir rakibin skandalı ortaya çıkarması ve kaybedilen bir seçim. Ardından Kane, Susan'ı bir opera şarkıcısı yapmaya karar verir ve onun için bir opera binası yaptırır. Leland, Susan'ın ilk gösterisi üzerine olumsuz bir eleştiri yazmaya başlar ve sarhoş olup yazının başında uyuyakalır; Kane eleştiriyi kendisi tamamlar ve sonra Leland'ı işten çıkarır.
Dördüncü anlatım: Susan. Thompson Susan'a ikinci kez gider ve bu kez Susan konuşur. Kendi tarafından, opera kariyerinin bir işkenceye dönüşmesini anlatır: yetersiz sesine karşın Kane'in onu sahneye zorlaması, ilk gösteri gecesi, eleştiriler, bir intihar girişimi. Ardından Xanadu'daki yıllar gelir: dev salonlarda yapboz yapan bir kadın, birbirinden uzak oturan iki insan, bir piknik ve bir tokat. Susan sonunda Kane'i terk eder.
Beşinci anlatım: Raymond. Xanadu'nun uşağı Raymond, Susan'ın gidişinden sonra Kane'in onun odasını dağıttığını anlatır: Kane eşyaları kırar, devirir, fırlatır; sonra bir kar küresini eline alır, «Rosebud» der ve odadan çıkar. Bir koridorda, iki aynanın arasından geçerken, yansıması sonsuza kadar çoğalır.
Kapanış. Thompson, Xanadu'nun büyük salonunda, Kane'in biriktirdiği sayısız eşyanın sandıklar ve yığınlar hâlinde durduğu bir mekânda arkadaşlarına aramanın sonucunu söyler: «Rosebud»u bulamamıştır ve onun belki de bir yapbozun eksik bir parçası olduğunu düşünür. Muhabirler ayrılır. Kamera eşya yığınlarının üstünden yavaşça geçer. İşçiler değersiz bulunan eşyaları bir fırına atar. Aralarında bir çocuk kızağı vardır; kızak alevlerin içinde yanarken üstündeki yazı okunur: «Rosebud». Bacadan duman yükselir. Film, başta gördüğümüz parmaklık ve girilmez yazan levhayla kapanır.
Tanıkları bir tabloya dökmek, filmin bir hayatı nasıl parçalara böldüğünü gösterir:
| Anlatım | Anlatan | Anlatılan dönem | Biçim | Kane bu anlatımda |
|---|---|---|---|---|
| Haber filmi | Resmî bir ses | Bütün hayat | Haber filmi | Kamusal bir figür |
| Thatcher | Bir vasi | Çocukluk, gençlik, bunalım | Yazılı anı | Hırçın bir mirasçı |
| Bernstein | Sadık bir çalışan | Gazetenin ilk yılları | Sözlü anlatım | Heyecanlı bir genç |
| Leland | Eski bir dost | Evlilik, siyaset, opera | Sözlü anlatım | Güvenini kaybeden biri |
| Susan | İkinci eşi | Opera, Xanadu | Sözlü anlatım | Denetleyen bir eş |
| Raymond | Bir uşak | Son yıllar | Sözlü anlatım | Yalnız bir yaşlı |
Son sütun bir çözülmenin çizelgesidir. Kane kamusal bir figür olarak açılır ve her anlatımda biraz daha yakından, biraz daha yalnız görünür. Ama sütunun en önemli özelliği, hiçbir anlatımın onu bütünüyle kapsamamasıdır. Her tanık bir Kane anlatır; film bunların toplamını verir ve yine de bir boşluk bırakır.
Öykü ve olay örgüsü
Filmin öyküsü, Kane'in Colorado'daki çocukluğundan Xanadu'daki ölümüne uzanan, yaklaşık yetmiş yıllık bir hayattır. Olay örgüsü ise bu hayatı ölümle başlatır ve sonra tanıkların anlatımlarıyla geriye doğru kurar. Bu seviyede okuduğumuz beş filmin en dolambaçlı öykü düzeni budur: öyküde en sonda olan şey, olay örgüsünde ilk sırada durur ve öykünün geri kalanı, bir dizi geriye dönüşün içinden verilir.
Yine de film, tanıkların anlatımlarını kabaca kronolojik bir sırayla dizer. Thatcher çocukluğu ve gençliği, Bernstein gazetenin ilk yıllarını, Leland evliliği ve siyaseti, Susan opera ve Xanadu yıllarını, Raymond son yılları anlatır. Bu sayede seyirci, bir hayatı parça parça ama yine de baştan sona doğru izleyebilir. Film bir bilmece kurar, ama seyirciyi kaybetmeyecek bir düzenle kurar.
Bu düzenin içinde bir kesişme vardır. Susan'ın opera sahnesindeki ilk gecesi iki kez gösterilir: önce Leland'ın anlatımında, salondan, seyircilerin ve eleştirmenin gözünden; sonra Susan'ın anlatımında, sahnenin üstünden, kendi gözünden. Aynı olay, iki tanığın iki ayrı konumundan iki kez görülür.
Neden-sonuç zinciri bir dizi kayıpla kurulur. Çocuk annesinden ve evinden koparılır; genç adam bir gazete kazanır, ama dostlarını tek tek kaybeder; evliliği soğur, bir skandal siyasi hayatını bitirir; ikinci evliliği bir opera binasının içinde çöker; en sonda, bütün eşyalarıyla dolu bir sarayda tek başına ölür. Zincirin her halkası bir kazanç gibi başlar ve bir kayıpla biter. Olay örgüsünün bu düzeni, Kane'in hayatını bir yükseliş ve düşüş hikâyesi olarak okumayı mümkün kılar; ama film o hikâyenin bir ahlaki ders olmasına izin vermez, çünkü her tanığın anlattığı düşüş başka bir nedene bağlıdır.
Zaman
Film, birkaç günlük bir araştırmanın zamanı ile yetmiş yıllık bir hayatın zamanını iç içe geçirir. Muhabirin zamanı şimdiki zamandır: Kane öldükten sonraki günler, bir haftaya yayılan ziyaretler. Kane'in zamanı ise geçmiştir ve geriye dönüşlerle verilir. Film her tanıkla birlikte şimdiye döner, sonra yeniden geçmişe iner.
Bu yapının içinde zamanı sıkıştıran ünlü bir dizi vardır. Akademinin ilk derslerinden birinde (0.4) defter alıştırmasının konusu olan kahvaltı dizisi, bir evliliğin yıllarını birkaç dakikaya sığdırır: aynı masa, aynı iki insan, değişen giysiler, değişen konuşmalar ve giderek açılan bir mesafe. 7.4'te montaj dizisini tanımlamıştık; bu dizi, montaj dizisinin bir zamanı özetlemek için kullanıldığı açık bir örnektir. 12.2'nin süre sorusu da burada sorulabilir: bir evliliğin bütün süresi, ekranda birkaç dakikadır.
Film zaman geçişlerini çoğu zaman sesle de kurar. Bir sahnenin sonunda başlayan bir cümle, yıllar sonra geçen bir sahnede tamamlanır; bir alkış bir sahneden ötekine taşar. Ses köprüsü (8.2) bu filmde zamanın bir yerden ötekine atlamasının araçlarından biridir. Radyo geçmişinin filme bıraktığı en belirgin iz de burada görülür.
Bilgi ve bakış açısı
Bilginin dağılımı bu filmin yapısının merkezindedir. Film bir soru sorar ve o sorunun yanıtını yalnızca seyirciye verir. Muhabir «Rosebud»u bulamaz; filmin hiçbir karakteri kızağın üstündeki yazıyı görmez. Seyirci ise son planlarda, bütün karakterler salondan ayrıldıktan sonra, onu görür. Film böylece bir sırrı çözer, ama çözümün bir karakterin değil, seyircinin olmasını sağlar.
Bu çözüm bir başka belirsizlik de doğurur. Kızak, Kane'in çocukluğuna, annesinden koparıldığı güne bağlanır. Ama bu bağ bir açıklama mıdır? Muhabirin son sözleri, bir kelimenin bir insanın hayatını açıklayamayacağını söyler. Film hem bir yanıt verir hem de o yanıtın yetersiz olduğunu ima eder. 13.1'in sınırlı ve sınırsız anlatım ayrımında bu film ilginç bir yerde durur: tanıkların her biri sınırlı bir bilgi verir, ama film sonunda seyirciye, hiçbir tanığın bilmediği bir şeyi gösterir.
Tanıkların güvenilirliği de bir sorudur. Her anlatıcı Kane'i kendi konumundan görür ve anlattıklarının bir kısmı, onun tanık olamayacağı anlardır. Leland'ın anlatımında, onun orada bulunmadığı bazı sahneler de yer alır; örneğin Kane ile Susan'ın ilk karşılaşması. Eleştirmenler bu tutarsızlığa sık sık dikkat çeker.
Dr. Caligari dosyasında Francis'in tanık olamayacağı sahneleri anlatmasıyla benzer bir soruyla karşılaşmıştık. Orada bu durum, anlatıcının zihnine dair bir şüpheyi besliyordu. Burada ise farklı bir işlev görür: film, her tanığın anlatımını bir kapı olarak kullanır, ama o kapıdan geçtikten sonra tanığın gözüyle sınırlı kalmaz. Tanıklar bir hayata giriş yollarıdır, o hayatın sınırları değil.
Yüzler de bu bilgi düzeninin bir parçasıdır. Muhabir Thompson'ın yüzü film boyunca neredeyse hiç tam olarak görünmez; çoğu zaman sırtından, gölgede ya da karanlıkta çekilir. Bu, onu bir karakterden çok bir araca, seyircinin hikâyeye giriş kapısına dönüştürür. Kane'in yüzü ise tam tersine, her anlatımda başka bir yaşta ve başka bir ışıkta görülür. Genç Kane'in yüzü aydınlık ve hareketlidir; yaşlı Kane'in yüzü, makyajın ağırlaştırdığı bir ten ve giderek koyulaşan gölgelerle verilir. Bir yüzün yaşlanması, filmin zaman yapısının görünür hâlidir.
Yapının işi
Filmin yapısı bir soruşturma yapısıdır, ama sonuçsuz kalan bir soruşturmanın. Bir muhabir bir kelimenin anlamını arar, beş tanıkla konuşur ve sonunda aradığını bulamaz. Seyirci ise bulur, ama bulduğu şeyin bir açıklama olmadığını da hisseder. Yapı, bir sırrın çözülmesi ile bir insanın anlaşılamazlığı arasındaki gerilimi taşır.
Bu yapı, filmin açılışı ile kapanışını bir çerçeve olarak birbirine bağlar. Film bir parmaklık ve bir levhayla açılır ve aynı parmaklık ve levhayla kapanır. Girilmez yazan bir levha, bir insanın iç dünyasına girmenin imkânsızlığının bir imgesi olarak okunabilir. Aradaki bütün anlatımlar, bu parmaklığın ötesine geçme denemeleridir.
Yapının bir başka katmanı tekrardır. Kar küresi açılışta ve Raymond'ın anlatımında görünür; 1.2'de onun üç kez görünüşünü izlemiştik. Kızak, Thatcher'ın anlatımında çocuğun elinde ve kapanışta fırında görünür. Opera gecesi iki kez anlatılır. Bu tekrarlar, filmin parçalı yapısını bir arada tutan iplikler gibidir: farklı tanıkların farklı dönemleri, aynı nesnelerle ve aynı olaylarla birbirine bağlanır.
Seviye 1'in beş dosyasının yapılarını yan yana düşündüğümüzde, bu filmin onların bir toplamı gibi durduğunu görürüz. Dr. Caligari'nin çerçeve anlatısı burada da vardır, ama tek bir anlatıcı yerine beş tanıkla. Potemkin'in topluluğu burada tek bir insanın çevresindeki insanlara dönüşür. Jeanne d'Arc'ın bir yüzü kuşatan yapısı, burada bir hayatı kuşatan bir yapıya dönüşür. M'in araması, burada bir katili değil bir kelimeyi arar. Film, Seviye 1'in yapı biçimlerinin hemen hepsini bir arada kullanır ve onları tek bir soru etrafında toplar: bir insanı ne kadar tanıyabiliriz?
Son olarak yapının seyirciden istediği şeye bak. Film, bir hayatı parça parça vererek seyirciyi muhabirin yerine koyar: her tanığın anlattığını duyan, onları birbirine ekleyen, çelişkileri fark eden ve sonunda bir resim kurmaya çalışan odur. Ama bu resim hiçbir zaman tamamlanmaz. Kızak sırrı çözüldüğünde bile, seyirci elinde bir yanıttan çok bir soruyla kalır: bir çocukluğun kaybı bir hayatı açıklayabilir mi? Yapı, seyirciyi bir dedektif olarak çağırır ve onu bir dedektifin çözemediği bir vakayla baş başa bırakır. Bu yüzden film, bir kez izlenip bitirilen bir bilmece değil, her izlemede tanıklara yeniden dönülen bir dosyadır.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Sırada Yurttaş Kane'in yakın okuması var. Dosyanın üçüncü bölümü, bu yapının içinden birkaç anı seçecek ve derin odağın, alçak açının ve ses köprüsünün bir sahnenin anlamını nasıl taşıdığını, bu kez bir sahnenin planları düzeyinde sınayacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.