F10-D2 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yapı
M — Yapı
Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. Erken sesli sinemada sesin bir anlatı aracı olması: ıslık, sessizlik, ekran dışı.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.020 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Aşağıda M'in bütün akışı açıkça yazılı: katilin nasıl işaretlendiği, nerede yakalandığı, kimlerin karşısına çıkarıldığı ve filmin hangi cümleyle bittiği. Bu filmin gücünün bir kısmı, ikinci yarısında yön değiştirmesinden ve son sahnelerinde seyirciyi beklemediği bir yere götürmesinden gelir. İzlemediysen önce filmi izle. İzlediysen, ilk bölümde sesin olduğu ve olmadığı yerleri, bir de kendi tepkinin değiştiği anları not etmeni istemiştik; o iki notu yanına al.
Akış
Bu film için en verimli bölme, aramanın kimin elinde olduğuna göre yapılır. Film bir annenin beklemesiyle başlar, bir şehrin paniğine, polisin yöntemlerine, suç dünyasının örgütlenmesine ve en sonda bir yargılamaya geçer. Her aşamada arayan değişir ve aranan, yavaş yavaş görünür olur.
Bekleyen anne. Bir apartmanın avlusunda çocuklar bir sayışma oyunu oynar; tekerlemede bir katilden söz edilir ve bir kadın pencereden onlara bu şarkıyı söylememelerini söyler. Bir dairede Frau Beckmann, okuldan dönecek kızı Elsie için öğle yemeği hazırlar. Elsie ise sokaktadır, topunu bir ilan direğine vurur ve direkteki ödül ilanının üstüne bir adamın gölgesi düşer. Adam ona kör bir satıcıdan bir balon alır. Evde anne saate bakar, merdiven boşluğuna doğru kızının adını seslenir. Film o sesin üstüne boş yerleri gösterir: boş merdiven, çatı katında kurumaya asılmış çamaşırlar, masadaki boş tabak, çalıların arasından yuvarlanan bir top ve telgraf tellerine takılmış bir balon.
Panik içindeki şehir. Ödül ilanları duvarlara yapışır, kalabalıklar ilanların önünde toplanır. Bir sokakta bir çocukla konuşan yaşlı bir adam, çevresindekilerce şüpheli sayılır ve kalabalığın öfkesiyle karşılaşır. Bir kafede bir masa başında oturanlar birbirini suçlar. Bir gazeteye, katilin kendi elinden çıkmış bir mektup gelir. Şehir, katili her yerde görmeye başlar.
Polisin yöntemleri. Bakanlık, polis şefini sıkıştırır. Polis bütün yöntemlerini devreye sokar: el yazısı uzmanları mektubu inceler, olay yerinden toplanan izler ve ayak izleri değerlendirilir, haritalar üzerinde aranacak alanlar işaretlenir, gece kulüpleri ve suçluların buluşma yerleri baskına uğrar. Komiser Lohmann soruşturmanın başına geçer. Polisin sürekli baskınları suç dünyasının işlerini de durdurur.
İki toplantı. Bir odada polisin üst düzey yetkilileri, başka bir odada suç dünyasının liderleri toplanır. İki grup aynı soruyu tartışır: bu adam nasıl bulunacak? Film iki toplantı arasında gidip gelir; bir odada başlayan bir cümle ya da jest, öbür odada sürer gibi görünür. Suçlular, katili kendileri yakalamaya karar verir ve dilencilerin örgütünü devreye sokar: şehrin her sokağı, her köşesi dilencilerce gözetlenecektir.
Görünür olan katil. Film katili ilk kez evinde, bir aynanın karşısında gösterir: Hans Beckert yüzünü çekiştirir, buruşturur. Polis, geçmişte akıl hastanelerinden çıkmış kişilerin kayıtlarını tarar ve sonunda Beckert'in kaldığı odaya gelir. Odada, mektubun yazıldığı yüzeyi ve o yüzeyin üstündeki izleri bulur. Bu arada Beckert sokaktadır. Bir dükkânın vitrininde, camdaki yansımada küçük bir kız görür ve ıslık çalmaya başlar. Kör balon satıcısı ıslığı tanır. Genç bir dilenci, avucuna tebeşirle bir «M» harfi yazar ve Beckert'in omzuna dokunarak harfi paltosunun arkasına bırakır. Beckert, kızın uyarısıyla, paltosundaki harfi bir aynada görür.
Kuşatma. Takip edildiğini anlayan Beckert, kapanmak üzere olan bir ofis binasına girer ve bir depoya saklanır. Gece, suçlular binayı sessizce ele geçirir, bekçileri etkisiz hâle getirir ve binayı kat kat, oda oda arar. Beckert'i çatı katının depolarından birinde bulur ve götürürler. Ama içlerinden biri geride kalır ve polis tarafından yakalanır; polis onun ağzından, katilin nereye götürüldüğünü öğrenir.
Yeraltı mahkemesi. Beckert terk edilmiş bir fabrika yapısının bodrumuna götürülür. Karşısında suç dünyasının ve dilencilerin oluşturduğu kalabalık bir seyirci, bir tür mahkeme vardır. Bir suçlu onun savunucusu olarak görevlendirilir. Kalabalık ölüm cezası ister. Beckert, kendisini durduramadığını, içindeki bir şeyin onu sürüklediğini anlatan uzun bir konuşma yapar. Savunucu, bir hastanın cezalandırılamayacağını, onun bir mahkemeye ve bir hekime teslim edilmesi gerektiğini savunur. Kalabalık öfkelenir ve Beckert'e saldırmak üzereyken polis gelir. Bir el Beckert'in omzuna konur.
Gerçek mahkeme. Son sahnede bir mahkeme salonunda yargıçlar karar okumaya hazırlanır. Film kararın kendisini göstermez. Bunun yerine siyah giysili anneleri gösterir ve Frau Beckmann'ın sözleriyle kapanır: hiçbir kararın çocukları geri getirmeyeceğini ve çocuklara daha iyi göz kulak olmak gerektiğini söyler.
Aşamaları bir tabloya dökmek, aramanın elden ele geçişini görünür kılar:
| Aşama | Arayan | Katil seyirci için | Belirgin ses |
|---|---|---|---|
| Bekleyen anne | Bir anne | Bir gölge ve bir ses | Annenin seslenişi |
| Panik içindeki şehir | Kalabalık | Herkes olabilir | Sokak gürültüsü, öfkeli sesler |
| Polisin yöntemleri | Polis | Bir el yazısı, bir iz | Resmî konuşmalar |
| İki toplantı | Polis ve suçlular | Bir sorun | Birbirine bağlanan cümleler |
| Görünür olan katil | Polis ve dilenciler | Bir yüz, bir ıslık | Islık |
| Kuşatma | Suçlular | Saklanan bir adam | Sessizlik, adımlar |
| Yeraltı mahkemesi | Bir kalabalık | Konuşan bir sanık | Beckert'in konuşması |
| Gerçek mahkeme | Devlet | Görünmez | Bir annenin sözleri |
Üçüncü sütun filmin yapısını özetler: katil önce yalnızca bir gölgedir, sonra herkes olabilecek birine, sonra bir ize, bir yüze, saklanan bir bedene ve konuşan bir insana dönüşür; en sonda yeniden görünmez olur. Film bir katili görünür kılmak için kurulmuş bir yapıdır, ama son sahnesinde onu bir kez daha görünmezliğe bırakır.
Öykü ve olay örgüsü
Film olayları büyük ölçüde oldukları sırayla anlatır, ama bu sıranın içinde iki kopuş vardır. Birincisi, katilin cinayetleri ve hayatı hakkında film hiçbir geriye dönüş kullanmaz; seyirci onun geçmişini yalnızca yeraltı mahkemesindeki konuşmasından öğrenir. İkincisi, film katili tanıtmayı ertelemeyi seçer: ilk sahnelerde o yalnızca bir gölge ve bir sestir, yüzü ancak filmin ilk üçte birinden sonra, bir aynanın karşısında görülür. Olay örgüsü, öyküdeki merkezi karakteri bilerek geç sunar.
Bu erteleme, olay örgüsünün en önemli kararlarından biridir. Seyirci, katilin yüzünü görmeden önce şehrin ona verdiği tepkiyi görür: paniği, kuşkuyu, polisin yöntemlerini. Film böylece bir katilin hikâyesinden önce bir korkunun hikâyesini anlatır. Katil ortaya çıktığında, seyirci onu artık tek başına değil, onun yarattığı ve onu arayan bir şehrin içinde görür.
Neden-sonuç zinciri iki ayrı aramanın birbirine bağlanmasıyla kurulur. Polisin baskınları suçluların işini bozar; bu yüzden suçlular da aramaya katılır. İki arama birbirinden habersiz ilerler ve sonunda farklı yollardan aynı adama varır: polis bir odanın izlerinden, suçlular bir ıslıktan. Zincirin kritik halkası, bir körün kulağıdır. Bütün haritalar, bütün el yazısı uzmanları ve bütün baskınlar bir körün bir ezgiyi tanımasıyla aşılır. 1.3'te bu anı işlev sorusuyla okumuştuk; yapı bakımından o an, iki aramanın dengesini suçlulardan yana bozan andır.
Filmin bir başka kararı, olay örgüsünün merkezini sonlara doğru değiştirmesidir. Bir arama hikâyesi olarak başlayan film, yeraltı mahkemesinde bir yargılama hikâyesine dönüşür. Artık soru «katil nerede?» değil, «katile ne yapılmalı?» sorusudur. Bu dönüşüm, filmin ikinci yarısının seyirciyi en çok şaşırtan yanıdır ve son sahne onu bir kez daha çevirir: soru «katile ne yapılmalı?» sorusundan «çocukları kim koruyacak?» sorusuna geçer.
Zincirin yanında bir motif de yürür: kalabalık. İlk kalabalık, sokakta bir çocukla konuşan yaşlı bir adamın çevresinde toplanan öfkeli insanlardır; kanıt yoktur, kuşku yeter. Kafedeki masada da aynı şey olur: oturanlar birbirine bakar ve birbirini suçlar. Bu küçük sahneler, filmin sonundaki büyük kalabalığın, yeraltı mahkemesinin provasıdır. Orada da bir kalabalık, bir adamı yargılamak ister; ama bu kez adam gerçekten katildir ve bu durum, kalabalığın öfkesini haklı mı kılar, yoksa yalnızca daha tehlikeli mi? Film bu soruyu açılıştaki çocukların tekerlemesiyle bile önceden duyurur: bir katilin bir oyun şarkısında yaşadığı bir şehirde, korku gündelik hayatın sesine karışmıştır. Kalabalık motifi, filmi bir katilin değil, bir şehrin yapısı olarak okumayı mümkün kılar.
Zaman
Filmin olayları birkaç güne yayılır, ama film zamanı açıkça işaretlemez. Açılış, bir öğle saatini, annenin saate bakışıyla belirler; kuşatma bir gecede geçer; mahkemeler ise zaman dışı gibidir. Zamanın çoğu, olayların sırasıyla ve aramanın aşamalarıyla ölçülür.
Açılıştaki boş yerler dizisi, zamanın bir sıkıştırması ve aynı anda bir genişletmesidir. Film Elsie'nin başına geleni göstermez; annenin bekleyişini ve boş yerleri gösterir. Bir öğle saatinden bir kayboluşa uzanan zaman, birkaç planla geçilir; ama o planların her biri, bir bekleyişin ağırlığını taşıyacak kadar uzun tutulur. 7.8'de elipsi öğrenmiştik; bu dizi, bir filmin en önemli olayını bir elipsin içine saklamasının en açık örneklerinden biridir.
İki toplantının çapraz düzeni ise zamanı eşzamanlı kılar. İki oda aynı anda konuşur ve film onları art arda gösterir. 7.7'de çapraz kurguyu tanımlamıştık; bu sahne, çapraz kurgunun iki ayrı mekânı bir tartışmanın iki yanı gibi birbirine bağladığı bir örnektir. Kuşatma ise gerçek zamana yaklaşan bir ritimle ilerler: suçluların binada katı katı ilerleyişi, bir gecenin içinde, sabırla izlenir.
Bilgi ve bakış açısı
Film bilgiyi hiçbir karaktere bağlamaz ve seyirciyi çoğu zaman bütün karakterlerden daha fazlasını bilen bir yerde tutar. Seyirci katilin kim olduğunu, polisin ve suçluların bilmediği bir anda öğrenir; polisin Beckert'in odasına yaklaştığını, Beckert'in ise sokakta olduğunu bilir; suçluların binaya girdiğini, Beckert'in saklandığı depoyu ve geride kalan adamın polise yakalandığını görür. 13.1'in sınırsız anlatımına yakın bir düzendir bu.
Ama bu bilgi üstünlüğü bir rahatlık vermez. Seyirci, katilin kim olduğunu bildiği için Beckert'in takip edildiğini, sıkıştırıldığını ve yakalandığını onun bilmediği bir yerden izler. Kuşatma sahnesinde, saklanan adamın korkusu ile onu arayanların sabrı arasında gidip gelen film, seyirciyi garip bir konuma koyar: bir katilin yakalanmasını beklemek ile saklanan bir adamın korkusunu paylaşmak arasında. 13.4'ün gerilim sorusu, bu filmde ahlaki bir rahatsızlığa dönüşür.
Ses de bilgiyi dağıtır. Islık, seyirciye katilin varlığını görüntüden önce bildirir. Annenin seslenişi, görüntüde olmayan bir kızın yokluğunu duyurur. Yeraltı mahkemesinde ise ses bilginin kendisi olur: Beckert'in konuşması, seyircinin onun hakkında öğrendiği her şeydir. Filmin en uzun konuşması, filmin en uzun süre gizlenmiş karakterinden gelir.
Yüzler de bu dağılımın içinde durur. Film çocukları, Elsie dışında, çoğunlukla gruplar hâlinde ve uzaktan gösterir; annelerin yüzleri ise açılışta ve kapanışta, filmin iki ucunda belirir. Beckert'in yüzü, aynanın karşısında ilk göründüğünde bir yüz buruşturmasıdır; yeraltı mahkemesinde ise ter içinde, korkuyla ve acıyla dolu, yakından gösterilen bir yüzdür. Işık bu yüzü ne bir canavar gibi karartır ne de bir kurban gibi yumuşatır; onu terli, yorgun ve çaresiz bir insan yüzü olarak verir. İlk bölümün üçüncü sorusunun yanıtı burada aranmalıdır: film bu yüzü kime karşı, nasıl bir duyguyla gösteriyor?
Yapının işi
Filmin yapısı bir daralma yapısıdır, ama Jeanne d'Arc'tan farklı bir daralma. Orada bir insanın çevresi bir odaya kadar küçülüyordu; burada bir şehrin bütünü adım adım bir insanın çevresinde toplanır. Önce bütün şehir arar, sonra iki örgüt, sonra bir bina, sonra bir depo ve en sonda bir bodrum. Arayanların sayısı arttıkça aranan adamın alanı daralır.
Bu daralmanın içinde bir ayna vardır. Polis ile suçlular, iki toplantı sahnesinde birbirinin yansıması gibi kurulur: aynı soruyu tartışır, benzer jestler yapar ve sonunda aynı adama ulaşırlar. Film bu benzerliği bir şaka olarak değil, bir soru olarak bırakır: devletin düzeni ile suç dünyasının düzeni arasındaki fark nedir? Yeraltı mahkemesi bu soruyu daha da keskinleştirir: suçlular bir mahkeme kurar, bir savunucu atar ve bir karar vermek ister. Bir yasa dışı kurum, bir yasanın biçimini taklit eder.
Yapının sonu bu soruyu bir yanıtla kapatmaz. Polis gelir ve Beckert'i suçluların elinden alır; gerçek bir mahkeme kurulur. Ama film kararı göstermez ve son sözü bir yargıca değil, bir anneye verir. Bütün film boyunca katili arayan bir şehir, en sonda kendi çocuklarına bakmadığı için uyarılır. Yapının en son halkası, seyirciyi bir katilin hikâyesinden bir topluluğun sorumluluğuna götürür.
Filmin iki ucu birbirine seslenir. Film bir annenin bekleyişiyle açılır ve annelerin yasıyla kapanır. Açılışta annenin sesi boş bir merdivende yankılanır; kapanışta bir annenin sözü, bir mahkeme salonunun sessizliğinde duyulur. İki uç da bir yokluğun sesidir.
Dört dosyanın yapılarını bir arada düşünmek, bu filmin yeni getirdiğini gösterir. Dr. Caligari bir anlatıcının çerçevesiydi, Potemkin bir topluluğun genişlemesi, Jeanne d'Arc bir yüzün kuşatılması. M ise bir şehrin bir insanı kuşatmasıdır ve bu kuşatmayı yalnızca görüntüyle değil, sesle de kurar: bir ıslığın şehrin sokaklarında dolaşması, kör bir adamın kulağında durması ve bir mahkemenin bodrumunda bir insanın sesine dönüşmesi.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Dosyanın üçüncü bölümünde, F10-D3'te, bu şehrin birkaç anına yakından bakacağız: sesin ve sessizliğin bir sahnenin içinde nasıl dağıtıldığını, bir yüzün ışıkla nasıl kurulduğunu ve bir kesmenin iki ayrı mekânı nasıl birbirine bağladığını sahne düzeyinde sınayacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.