F07-D3 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yakın okuma
Jeanne d'Arc'ın Tutkusu — Yakın okuma
Üç ya da dört anahtar sahneyi dört soruyla, biçim unsurları düzeyinde okur. Yakın planın yüzü bir mekâna çevirmesi; boş fonun ve çerçevenin baskısı.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.213 kelime · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Aşağıdaki okumalar filmin bütün gününü ve sonunu bildiğini varsayar: imzanın, geri alınışın ve meydanın neler getirdiğini yapı bölümünde açmıştık ve burada saklamıyoruz. Bu bölümü kopyan açıkken oku. Her sahnede bir yüzün kadrajın neresinde durduğunu görmek için durdurman gerekecek; bir kareyi dondurup yüzün kenarlara ne kadar yakın olduğuna bakmak, bu filmde okumanın kendisidir.
Seçilen sahneler
İlk bölümün üç sorusu bu seçimin pusulası oldu: yüzlerin nerede durduğu, kameranın nereden baktığı ve makyajsız tenin nasıl göründüğü. Filmin hemen her anı bu sorulara bir yanıt verir, çünkü film hemen her anında bir yüzdür. Bu yüzden seçim, en çarpıcı anları değil, aynı soruya farklı yanıtlar veren anları aradı.
Dört sahne aldık. İlki sorgu salonundan bir an: Jeanne'ın gördüğü azizler üzerine sorulan sorular ve yargıçlara verdiği yanıtlar. Burada kadraj, kamera açısı ve yüzün süresi en saf hâlleriyle görülür. İkincisi hücrede askerlerin alayı: bir yüzün bir başka bakışın önünde aşağılandığı an. Üçüncüsü işkence odası: filmin yüzlerden çok bir nesneye, dönen bir çarka baktığı nadir anlardan biri. Dördüncüsü saçların kesilişi: bir bedenin değiştiği ve bir kararın geri alındığı an.
Meydan bilerek dışarıda kaldı. Filmin en kalabalık, en çok kesme içeren sahnesidir ve yapı bölümü onun bir dönüm olduğunu söyledi. Ama orada yüzler çoğalır ve dağılır; bu bölümün sorusu ise tek bir yüzün kadrajla ilişkisidir. Meydanı, aşağıdaki dört okumayı bitirdikten sonra kendi defterinde, aynı dört soruyla okumayı öneriyoruz.
Okumaya başlamadan önce küçük bir ölçüm alışkanlığı edinmek işini kolaylaştırır. Her sahnede birkaç kareyi durdur ve kadrajı zihninde üçe böl: üst, orta ve alt. Yüzün hangi bölümde durduğunu, gözlerin kadrajın hangi yüksekliğinde kaldığını ve başın üstünde ne kadar boş alan bulunduğunu not et. Aynı ölçümü bir yargıcın yüzü için de yap. Birkaç ölçümden sonra bir düzen göreceksin; bu düzeni görmek, aşağıdaki okumaların hepsinden daha öğreticidir, çünkü onu kendi gözünle kurmuş olursun. 2.5'te kompozisyonu tanımlarken kadrajın içindeki ağırlıklardan söz etmiştik; bu film, o ağırlıkların neredeyse tek bir değişkene, yüzün yüksekliğine indirgendiği bir alıştırma alanıdır. Ölçümlerini defterine bir tablo olarak dökersen, dosyanın son bölümündeki tartışmalarda bir yorumun hangi gözleme dayandığını sınamak için elinde somut bir dayanak olur.
Sahneler
Azizlere dair sorular
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Jeanne bir taburede oturur. Kadrajın büyük kısmını yüzü kaplar; arkasında yalnızca açık renkli, düz bir yüzey vardır. Yüz çoğu zaman kadrajın ortasında değil, alt kenarına ya da bir yanına yakındır. Gözleri yukarıya, kadrajın dışındaki yargıçlara bakar. Ardından bir yargıcın yüzü gelir: yakın, alttan çekilmiş, arkasında yine düz bir fon, ama yüz kadrajın üst kısmına doğru itilmiştir. Sorular ara yazılarla verilir, yanıtlar da. Bir soru ile yanıt arasında birkaç yüz daha görünür: başka yargıçlar, gülen, kaşlarını çatan, birbirine eğilen yüzler. Ses yoktur; kopyanın müziği varsa, sorunun ve yanıtın ritmini o taşır.
Nasıl yapılmış? Sahnenin merkezi kadraj ve açıdır. 2.3'te alt ve üst açıyı tanımlamıştık; bu film iki açıyı iki tarafa dağıtır. Jeanne'ın yüzü çoğunlukla hafif üstten ya da karşıdan, yargıçların yüzleri ise alttan çekilir. Ama asıl karar kadrajın içindeki konumdadır. Jeanne'ın yüzü kadrajın alt kenarına yakın durur ve başının üstünde boş, açık bir alan kalır; 2.5'teki boş alan burada bir baskı gibi işler. Yargıçların yüzleri ise kadrajın üst kısmına itilir ve aşağıya doğru bakar. Kurgu bu iki konumu art arda getirir: aşağıda bir yüz, yukarıda bir yüz, yine aşağıda. Fon her iki tarafta da düzdür ve mekânın bir parçasını göstermez; seyirci yüzlerin hangi odada, birbirinden ne kadar uzakta olduğunu bilmez.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, sorgunun ilk tuzaklarını kurar ve Jeanne'ın bunlardan nasıl kurtulduğunu gösterir. Seyirci yönünden işlev, bir güç ilişkisini bir kadraj ilişkisine çevirmektir. Yargıçlar kadrajın üstündedir ve aşağı bakar; Jeanne altta durur ve yukarı bakar. Ama film bu düzeni bir zafer düzenine de çevirebilir: Jeanne'ın yanıtları, alt kenarda duran bir yüzün içinden gelir ve yukarıdaki yüzleri şaşırtır. İlk bölümün ikinci sorusu kameranın nereden baktığını soruyordu; bu sahne, açının ve kadrajdaki konumun, sözlerin ağırlığını nasıl değiştirdiğini gösterir.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma sahneyi bir kuşatma olarak görür: Jeanne'ın yüzü kadrajın sınırına doğru itilir, başının üstündeki boşluk onu ezer ve yargıçların yüzleri bir duvar gibi yukarıdan iner. Bu okumada kadraj, mahkemenin baskısının bir biçimidir. İkinci bir okuma aynı boşluğa başka bir anlam verir: Jeanne'ın gözleri yukarıya, yargıçların ötesine, kadrajın dışındaki bir şeye bakar ve başının üstündeki boş alan, onun gördüğünü söylediği şeyin yeri olabilir. Ekran iki okumaya da kapı aralar. İkisi de aynı gözleme dayanır: yüzün altta, boşluğun üstte olması.
Samandan taç
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Jeanne hücresindedir. Askerler içeri girer ve onunla alay etmeye başlar. Biri onun başına samandan örülmüş bir taç geçirir, biri eline bir değnek tutuşturur. Askerlerin yüzleri yakından ve sık sık gösterilir: gülen, yüzünü buruşturan, bir şey söyleyip başkasına dönen yüzler. Jeanne'ın yüzü bu yüzlerin arasında kesilir: hareketsiz, gözlerinden yaşlar akan bir yüz. Başındaki taç kadrajın üst kenarına değer.
Nasıl yapılmış? Sahne bir kalabalık yüz ile tek bir yüz arasında bir karşıtlıkla kurulur. Askerlerin yüzleri hareketlidir, ağızları açık, başları eğik; Jeanne'ın yüzü ise sabittir. Kurgu, birkaç hareketli yüzün ardından tek bir sabit yüzü getirir. Bu, 7.2'deki plan-karşı plan düzeninin bir çeşitlemesidir, ama burada karşı plan tek bir kişiye değil, bir gruba aittir. Işık her iki tarafta da yumuşak ve düzdür; gölge azdır. Bu düzlük, askerlerin yüzlerindeki her kırışığı ve Jeanne'ın yanaklarındaki her yaş damlasını eşit biçimde görünür kılar.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, sorgunun salondan hücreye taşınmasıyla baskının biçim değiştirdiğini gösterir: sorulardan sonra alay gelir. Seyirci yönünden işlev bir aşağılanmaya tanıklık etmektir. Askerlerin yakın planları seyirciyi onların gülüşüne yaklaştırır, ama Jeanne'ın yüzüne her kesme, seyirciyi o gülüşten uzaklaştırır. Tenin yakınlaştırıp yakınlaştırmadığı ya da teşhir edip etmediği sorusu, ilk bölümden beri açık duruyor. Bu sahnede iki etki aynı anda işler: askerlerin yüzleri bir açığa vurmadır, kabalıklarını gösterir; Jeanne'ın yüzü bir yakınlıktır, acısını paylaştırır.
Ne anlama gelebilir? Yapı bölümünde filmin adının dinsel bir geleneği çağırdığını söylemiştik. Bu sahne o çağrının en görünür anıdır. Bir okuma, samandan tacı ve eldeki değneği, İsa'nın askerlerce alay edilerek taç giydirildiği anlatının bir yankısı olarak görür; bu okumada Jeanne'ın sessizliği bir dayanma, bir tanıklık biçimidir. Bir başka okuma, aynı sahneyi dinsel çağrışımdan bağımsız olarak, iktidar karşısındaki bir bedenin aşağılanması olarak okur: askerler bir kızı, bir tutsağı, bir kadını alaya alır. İki okuma birbirini dışlamaz. Ama birincisi filmin adına ve dinsel bağlamına, ikincisi ekrandaki yüzlerin dağılımına daha çok dayanır.
Dönen çark
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Jeanne işkence aletleriyle dolu bir odadadır. Film, alışkanlığının dışına çıkarak bir nesneyi gösterir: sivri dişleri olan büyük bir çark döner. Çarkın dönüşü yakın planda ve ardışık planlarla verilir. Araya yargıçların yüzleri ve Jeanne'ın yüzü girer. Jeanne'ın yüzü bu kez korkuyla doludur. Bir noktada başı yana düşer ve bayılır.
Nasıl yapılmış? Sahnenin en belirgin kararı, filmin yüzlerden bir nesneye dönmesidir. Bütün sorgu boyunca hareket yüzlerdeydi: bir kaşın kalkması, bir dudağın titremesi. Burada hareket bir makinededir ve hızlıdır: çarkın dişleri kadrajın içinden geçer. Kurgu da hızlanır; çarkın planları kısa ve tekrarlıdır, Potemkin'in makine dairesini hatırlatan bir ritimle. Bu, filmin genel ritminden bir kopuştur. Yavaş, yüzlerin arasında bekleyen bir film, kısa bir süre için bir makinenin ritmine girer.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, yargıçların sözle başaramadığını korkuyla deneyişidir. Seyirci yönünden işlev bir şiddet tehdidini, şiddetin kendisini göstermeden kurmaktır. Film hiçbir işkenceyi göstermez; yalnızca aleti ve yüzü gösterir. Korku, çarkın hareketi ile Jeanne'ın yüzü arasındaki kesmeden doğar. 7.1'deki Kuleşov etkisini hatırla: art arda gelen iki görüntü arasında seyirci kendiliğinden bir bağ kurar. Burada çark ve yüz yan yana geldiğinde, seyirci yüzde bir acıyı, gösterilmemiş bir acıyı görür.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma çarkı bir mekanik iktidarın imgesi olarak görür: yargılamanın sözle yürüyen yüzü bittiğinde, altındaki makine görünür olur. Bu okumada çark, bütün sorgunun gizli düzenidir; sorular bu makinenin nazik bir yüzüdür. Başka bir okuma sahnenin biçimine bakar: yüzlerin filmi bir an için bir nesnenin filmine dönüşür ve bu dönüşüm, Jeanne'ın bedenini ilk kez bir tehlikenin karşısında, bir makinenin önünde gösterir. Karşı kanıt da düşünülmeli: sahne kısadır ve film hızla yüzlere döner. Çarkın bir imge olarak ağırlığı, sahnenin süresinden çok, filmin geri kalanında bir benzerinin bulunmamasından gelir.
Saçların kesilişi
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Mezarlıktaki imzanın ardından Jeanne hücreye döner. Bir adam elinde bir makasla gelir ve onun saçlarını keser. Film saçların düştüğünü, başın giderek açıldığını yakından gösterir. Jeanne'ın yüzü bu sırada değişir: önce boşluğa bakar, sonra bir şeyin farkına varmış gibi bir ifade belirir. Sahnenin sonunda yargıçları çağırtır ve imzasını geri aldığını söyler; ara yazı onun sözlerini verir.
Nasıl yapılmış? Sahne bir bedenin dönüşümünü yakın planların sırasıyla verir. Makasın saça değdiği plan, saçların düştüğü plan ve Jeanne'ın yüzü art arda gelir. 6.1'deki sabit kamera burada bir tanık gibidir; hareket eden, kesilen saç ve değişen yüzdür. Işık açık ve düzdür; saçlar kesildikçe başın derisi, kulakların çizgisi, alnın yüksekliği görünür olur. Makyajsız bir yüzün yakın planı, burada makyajsız bir başın yakın planına dönüşür ve ten, kadrajın en geniş yüzeyi hâline gelir.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne, yapının dönüm noktasını taşır: boyun eğişin sonucu bedende görünür olur ve aynı an geri dönüşü başlatır. Seyirci yönünden işlev, bir kararın nasıl doğduğunu bir yüzde göstermektir. Film Jeanne'ın neden fikrini değiştirdiğini bir ara yazıyla değil, önce bir yüz değişimiyle verir; ara yazı ancak bu değişimden sonra gelir. Yapı bölümünde bedeni bir takvim olarak okumuştuk; bu sahne o takvimin en keskin sayfasıdır.
Ne anlama gelebilir? Bir okuma saçların kesilişini bir ceza olarak görür: yargıçlar, imzalayan Jeanne'ın görünüşünü değiştirerek onun boyun eğişini bedenine yazar. Bir başka okuma aynı sahneyi bir arınma olarak görür: kesilen saçla birlikte Jeanne'ın korkusu da düşer ve açılan baş, bir kararın çıplaklığını taşır. Bu iki okuma aynı görüntüyü iki zıt yöne çeker. Ekrandaki dayanak ikisi için de aynıdır: saçların düşüşü ile yüzdeki değişimin aynı planlar dizisinde, art arda gelmesi. Hangisinin ağır bastığı, okurun bu dizide yüzü mü yoksa saçı mı merkeze aldığına bağlıdır.
Sahneler arasında
Dört sahneyi birlikte düşündüğümüzde, ilk görünen şey yüzün kadrajdaki yolculuğudur. Sorguda Jeanne'ın yüzü kadrajın alt kenarına itilir ve başının üstünde bir boşluk kalır. Hücredeki alayda yüz, hareketli yüzlerin arasında sabit bir nokta olur. İşkence odasında yüz ilk kez bir nesnenin karşısında, korkuyla görünür. Saçların kesilişinde yüzün çevresi, saç, kesilip atılır ve yüz bir başa dönüşür. Dört sahne, bir yüzün adım adım çıplaklaştırılmasını izler: önce mekânı, sonra onuru, sonra güvenliği, en sonda görünüşü elinden alınır.
İkinci olarak açı ve konumun düzeni. Yargıçlar dört sahnenin hepsinde yukarıda ya da alttan çekilmiş olarak görünür; Jeanne ise hep aşağıda ya da kadrajın kenarındadır. Bu düzen değişmez, ama anlamı değişir. Sorguda bir baskıdır, alayda bir aşağılanma, işkence odasında bir tehdit, saç kesiminde bir yargı. Aynı kadraj kararı, dört bağlamda dört işlev görür.
Üçüncü olarak ritim. Filmin genel ritmi yavaştır ve yüzlerin arasında bekler. İşkence odası bu ritmi bir kez kırar; çarkın planları kısa ve tekrarlıdır. Saç kesimi ise yeniden yavaşlar ve bir yüzün değişimine zaman tanır. Dört sahnede kesme sıklığını kabaca not edersen, filmin bir yüze ne zaman zaman verdiğini, ne zaman onu bir ritmin içine attığını görürsün.
Son olarak ten. Dört sahnenin hepsinde ışık düz ve yumuşaktır, fon açıktır ve makyaj yoktur ya da çok azdır. Bu düzen, yüzlerin dokusunu, kırışıklıklarını, yaşlarını ve sonunda bir başın derisini kadrajın en önemli yüzeyi yapar. Potemkin'de ten bir tipin işaretiydi; burada ten, tek bir insanın acısının yüzeyidir. Ama aynı düzen yargıçların yüzlerinde başka bir iş görür: onların kırışıkları ve sert ifadeleri, aşağıdan yükselen bir bakışın içinde bir tehdit gibi büyür. Ten bu filmde tarafsız değildir; ışığın ve açının eşit dağılmadığı bir yerde, aynı makyajsızlık iki ayrı anlam taşır.
Bir de yargıçların arasındaki tek farklı yüze bak. Jeanne'a merhametle bakan genç rahip, dört sahnenin hiçbirinin merkezinde değildir, ama sorguda ve hücrede, yargıçların yüz duvarı içinde ara ara belirir. Onun yüzü öteki yargıçların yüzleri gibi alttan ve sert gösterilmez; daha yumuşak bir ifadeyle, bazen Jeanne'a bakarken görülür. Film, yargıçlar arasındaki bu tek çatlağı kadrajın dilinde de ayırır. Kendi kopyanda onun yüzünün kaç kez ve hangi anlarda göründüğünü say. Sayım, filmin bir duvarın içine ne kadar bir açıklık bıraktığını gösterecek.
Defterinde meydanı okurken bu dört sahneden çıkan soruları ona taşı. Jeanne'ın yüzü kalabalığın içinde nerede durur: kadrajın kenarında mı, ortasında mı? Yargıçların alttan çekilmiş yüzleri burada da var mı, yoksa yerlerini başka yüzler mi alır? Kalabalığın yüzleri askerlerin alay eden yüzlerine mi, yoksa Jeanne'ın sabit yüzüne mi benzer? Kesmeler işkence odasındaki gibi sıklaşıyor mu? Bu sorulara verdiğin yanıtlar, filmin bütün gün boyunca kurduğu kadraj düzeninin son sahnede sürüp sürmediğini ya da bozulup bozulmadığını gösterecek. Yapı bölümü meydanı bir açılış olarak okumuştu; senin okuman, bu açılışın biçimde de karşılığı olup olmadığını sınayacak.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Sahneler okundu. Şimdi Jeanne d'Arc'ın Tutkusu üzerine yazılmış okumalara geçiyoruz; dördüncü bölüm, bu yüzün ve bu kadrajların eleştiri geleneğinde nasıl okunduğunu açacak: dinsel bir üslup olarak, bir oyuncunun bedeninden istenen bir sınav olarak ve sinemanın yakın plan üzerine düşüncesinin bir örneği olarak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.