F07-D2 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yapı
Jeanne d'Arc'ın Tutkusu — Yapı
Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. Yakın planın yüzü bir mekâna çevirmesi; boş fonun ve çerçevenin baskısı.
Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.065 kelime · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölüm filmi baştan sona izler ve sonunu açıkça anlatır: Jeanne'ın sorgudan sonra neyi imzaladığı, sonra neyi geri aldığı ve filmin nasıl bir kalabalık sahnesiyle bittiği aşağıda yazılı. Tarihi bilen biri için son bir sır değildir; ama filmin o sona hangi duraklardan geçerek vardığı, ilk izlemede keşfedilmeye değer. İzlemediysen burada dur. İzlediysen, ilk bölümün sonunda yakın planların süresine dikkat etmeni istemiştik; hangi yüzlerin kalıp hangilerinin kaybolduğunu yazdığın notu yanına al.
Akış
Bu filmi bölmenin en doğal yolu mekânlardır, çünkü Jeanne bir günün içinde birkaç odadan geçirilir ve her oda yargılamanın bir başka aşamasıdır. Film bu mekânları bir bütün olarak nadiren gösterse de, her birinin kendine özgü bir nesnesi ve bir sınavı vardır. Aşağıda altı aşama, sırasıyla.
Tutanak. Film bir kitapla açılır. Eller bir el yazması cildin sayfalarını çevirir ve ara yazılar seyirciye bu kitabın Jeanne'ın yargılamasının tutanağı olduğunu, filmin de bu kayda dayandığını söyler. Daha bir yüz görmeden, seyirci izleyeceği şeyin bir belgeden geldiğini öğrenir.
Sorgu salonu. Jeanne zincirli ayaklarla içeri getirilir ve yargıçların karşısına oturtulur. Sorular başlar: adı, yaşı, duaları bilip bilmediği. Sonra sorular onun gördüğünü söylediği azizlere yönelir: Mikail ona nasıl göründü, kanatları var mıydı, çıplak mıydı? Jeanne'ın yanıtları kısa ve yalındır; yargıçlardan biri, Tanrı'nın onu giydiremeyeceğini mi sandıklarını soran bir yanıtla karşılaşır. Ardından en tehlikeli soru gelir: Tanrı'nın lütfu içinde olup olmadığını biliyor mu? Bu sorunun her yanıtı bir tuzaktır ve Jeanne bir tuzağı açmayan bir yanıt verir. Yargıçlardan biri, kralın gönderdiği bir mektup gibi sunulan sahte bir mektupla Jeanne'ın güvenini kazanmaya çalışır.
Hücre. Sorgudan sonra Jeanne hücresine götürülür. Muhafız askerler onunla alay eder; başına samandan bir taç koyarlar. Yargıçlar hücreye gelir ve sorguyu orada sürdürür; erkek giysilerini bırakıp bırakmayacağı sorulur, ona bir ayin vaat edilir ve bu vaat bir pazarlığa dönüşür.
İşkence odası. Jeanne işkence aletlerinin bulunduğu bir odaya götürülür. Sivri dişli bir çark döner; yargıçlar ona aletleri gösterip bir belgeyi imzalamasını ister. Jeanne reddeder ve bayılır. Hastalanınca kan alınarak tedavi edilir.
Mezarlık. Jeanne açık havaya, bir mezarlığa çıkarılır. Bir kalabalık toplanmıştır; ona yakılacağı söylenir ve bir vaaz okunur. Jeanne sonunda bir elin yönlendirmesiyle bir belge imzalar: önceki sözlerinden vazgeçtiğini kabul eden bir belge. Ölümden kurtulur, ömür boyu hapse mahkûm edilir. Hücreye dönünce saçları kesilir.
Meydan. Saçları kesilirken, Jeanne imzasından pişman olur ve yargıçları çağırtır: hayatını kurtarmak için Tanrı'yı inkâr ettiğini söyler ve imzasını geri alır. Artık ölüme mahkûmdur. Kendisine yakın davranan genç din adamı ona son kez ayin verir. Jeanne meydana götürülür ve bir kazığa bağlanır. Rouen halkı bir kalabalık hâlinde toplanmıştır. Ateş yakılır ve kalabalığın içinden yükselen itirazlar, askerlerin şiddetiyle bastırılır. Film dumanın ve kalabalığın görüntüleriyle kapanır.
Altı aşamayı bir tabloya döktüğümüzde, filmin bir günü nasıl bir daralma ve açılma düzeniyle kurduğu görünür:
| Aşama | Mekân | Jeanne'a dayatılan | Kalabalık |
|---|---|---|---|
| Tutanak | Bir kitap | Henüz yok | Yok |
| Sorgu salonu | Kapalı salon | Sorular | Yargıçlar |
| Hücre | Dar bir oda | Alay ve pazarlık | Askerler, birkaç yargıç |
| İşkence odası | Aletlerle dolu oda | Korku | Birkaç yargıç |
| Mezarlık | Açık hava | Ölüm tehdidi ve imza | Kasaba halkı |
| Meydan | Açık hava | Ölüm | Bütün kasaba |
Mekân sütunu önce daralır, sonra açılır: bir salondan bir hücreye, bir işkence odasına, sonra açık havaya. Kalabalık sütunu da aynı yolu izler: önce yalnızca yargıçlar vardır, en sonda bütün bir kasaba. Film, bir yüzün çevresinde kapanan bir dünyanın sonunda bir kalabalığa açılmasıyla biter.
Öykü ve olay örgüsü
Tarihteki yargılama birkaç ay sürdü ve çok sayıda oturumdan oluştu. Film bu ayları tek bir güne sıkıştırır. Sorgu, hücre, işkence odası, mezarlık ve meydan, filmde aynı günün ardışık aşamaları gibi görünür. Bu, olay örgüsünün tarihsel öyküden yaptığı en büyük seçimdir: aylara yayılan bir süreç, sabahtan akşama uzanan bir sınava dönüşür.
Bu sıkıştırma olayların seçimini de belirler. Film tutanaklardaki soru ve yanıtların yalnızca bir kısmını alır ve onları yargılamanın aşamalarına göre değil, Jeanne'ın üzerindeki baskının artışına göre dizer. Önce sorular gelir, sonra alay, sonra korku, sonra ölüm tehdidi. Her aşama bir öncekinden daha ağırdır. 11.1 öykü ile olay örgüsü ayrımını kurarken bir filmin olayları hangi düzene göre sıraladığını soracak; bu film, olayları zamana göre değil, bir baskının tırmanışına göre sıralamanın açık bir örneğidir.
Neden-sonuç zinciri, karakterlerin kararlarından çok yargıçların stratejilerine dayanır. Sorular bir tuzak kurmak için sorulur; tuzak işlemeyince sahte bir mektup denenir; mektup da işlemeyince bir ayin vaadi; vaat de işlemeyince işkence tehdidi; tehdit de işlemeyince ölüm tehdidi. Film, yargıçların bir yöntem tükettikçe bir başkasına geçtiği bir zincir kurar. Jeanne'ın tek büyük kararı ise zincirin sonundadır ve iki adımlıdır: önce imzalar, sonra imzasını geri alır.
Bu iki adım, filmin yapısındaki en belirgin dönüm noktasıdır. Bütün gün boyunca dayanan Jeanne mezarlıkta, ölüm karşısında, bir an için boyun eğer. Saçlarının kesildiği an, o boyun eğişin sonucunu bedeninde gösterir ve aynı an, onun geri dönüşünü başlatır. Film bu geri dönüşü bir zafer gibi değil, bir korkunun aşılması gibi gösterir. Olay örgüsünün en büyük olayı, bir kararın geri alınmasıdır.
Zincirin içinde bir nesne de dolaşır: giysi. Yargıçların en ısrarlı sorularından biri, Jeanne'ın erkek giysileri giymeyi sürdürüp sürdürmeyeceğidir. Bu soru hücrede bir pazarlığa dönüşür: kadın giysisine dönerse ayine katılabileceği söylenir. Giysi böylece bir inanç sorusunun, bir itaat sınavının ve bir bedenin kime ait olduğu sorusunun düğüm noktası olur. Mezarlıktaki imzadan sonra saçların kesilmesi de aynı çizginin bir parçasıdır: yargıçlar Jeanne'ın bedeninin görünüşü üzerinde karar verir. Olay örgüsü, sözle yürüyen bir sorgunun yanında, bir bedenin üzerinde yürüyen ikinci bir sorgu kurar. İkinci sorgu, ilkinden daha sessiz, ama ekranda daha görünürdür; sözler ara yazıda kalırken, giysi ve saç kadrajın içindedir.
Karakterlerin dağılımı da bu düzene uyar. Yargıçlar çoğunlukla adsız bir grup olarak görünür; yalnızca birkaçı öne çıkar: sorguyu yöneten piskopos, sahte mektubu getiren din adamı ve Jeanne'a acıyan genç din adamı. Jeanne'ın karşısında bir mahkeme değil, yüzlerden oluşan bir duvar durur. Bu duvarın içinde tek bir çatlak vardır, o da genç din adamıdır.
Zaman
Film bir günü anlatır, ama günün saatlerini açıkça işaretlemez. Hangi aşamanın sabaha, hangisinin öğleden sonraya düştüğünü söyleyen belirgin bir işaret yoktur; zaman, mekânların sırasıyla ve Jeanne'ın bedenindeki değişimle geçer. Sorgu salonundaki Jeanne ile meydana götürülen Jeanne arasındaki fark, bir saatin değil, bir sınavın ölçüsüdür.
Sıkıştırmanın yanında bir genişletme de vardır ve bu, bir yüzün süresiyle ilgilidir. Sorgu sahnelerinde film bir soru ile bir yanıt arasına çok sayıda yakın plan yerleştirir. Bir soru sorulur, ardından yargıçların yüzleri, sonra Jeanne'ın yüzü, sonra yine yargıçlar gösterilir; yanıt ancak bu yüzlerin arasında gelir. Böylece birkaç saniyelik bir karşılıklı konuşma, ekranda çok daha uzun bir an olur. Süre (12.2) bu filmde merdivenlerdeki gibi bir hareketle değil, bir bekleyişle, bir yanıtın gelmeden önceki süresiyle kurulur.
Bedenin kendisi de bir saat gibi çalışır. Sorgu salonunda Jeanne'ın saçları kısa ama yerindedir, yüzü yorgun ama dik durur. İşkence odasından sonra bayılır ve kanı alınır; mezarlıktan sonra saçları kesilir; meydana götürülürken başı açıktır ve yüzünde bütün günün izi vardır. Film saatleri göstermez, ama bu değişimleri gösterir ve seyirci zamanın geçtiğini onlardan okur. Bir yüzün ve bir başın değişmesi, bu filmde bir takvimin yerini tutar. Kendi notlarında Jeanne'ın görünüşünün değiştiği anları sıraya koyarsan, filmin zaman çizelgesini neredeyse eksiksiz çıkarabilirsin.
Filmin son bölümü ise zamanı hızlandırır. Meydana çıkıldıktan sonra kesmeler sıklaşır; Jeanne'ın yüzü, kalabalık, askerler, ateş ve duman art arda gelir. Bütün gün boyunca yavaş ilerleyen film, son anlarında bir kargaşaya dönüşür. Bu ritim değişimi, Potemkin'deki dalga düzenini hatırlatır; ama burada dalga tek bir kez, en sonda kırılır.
Bilgi ve bakış açısı
Film bilgiyi büyük ölçüde Jeanne ile yargıçlar arasındaki karşılaşmanın içinde tutar. Seyirci, Jeanne'ın bilmediği bazı şeyleri bilir: sahte mektubun bir tuzak olduğunu, yargıçların aralarında ne konuştuğunu. Ama Jeanne'ın gördüğünü söylediği şeylerin bir görüntüsü hiç verilmez. Azizler, sesler ve görümler yalnızca onun sözlerinde ve yüzündedir. Film, Jeanne'ın iç dünyasını bir görüntüyle değil, bir yüzle gösterir.
Bu seçim filmin en önemli bilgi kararıdır. Seyirci Jeanne'ın gördüklerini göremez, yalnızca onu görür. Bu, seyirciyi yargıçlarla aynı konuma koyar: onlar da Jeanne'ın sözlerine ve yüzüne bakarak bir karar vermek zorundadır. Ama film yargıçların bakışını da paylaşmaz; onların yüzlerini çoğu zaman alttan, sert ve kuşkulu bir ifadeyle gösterir. Seyirci iki taraf arasında, ikisinin de tam olarak içinde olmayan bir yerde durur.
Mekân da bilgiyi taşır, ama ters yönde. İlk bölümde söylediğimiz gibi film, sorgu salonunu bir bütün olarak nadiren gösterir ve kimin nerede durduğunu belirsiz bırakır. Seyirci bir mahkemenin düzenini değil, bir yüzden ötekine geçen bir baskıyı görür. Bilgi eksikliği burada bir boşluk değil, bir etkidir: seyirci, Jeanne gibi, kendini kimin nerede olduğunu bilmediği bir yerde bulur.
Tenler ve ışık bu ayrımda bir yer tutar. Jeanne'ın yüzü çoğu zaman açık, sade bir fonun önünde, ayrıntılarıyla görülür: gözyaşları, dudaklarının titremesi, sonra kesilen saçlarının altındaki başı. Yargıçların yüzleri de yakından gösterilir, ama başka bir yoldan: kırışıklıklar, siğiller ve sert ifadeler alttan bakan bir kameranın önünde büyür. Aynı makyajsız yakın plan, Jeanne'da bir açık kalmışlığı, yargıçlarda bir sertliği taşır. İlk bölümün üçüncü sorusu, bir yüzün dokusunun bir yakınlık mı yoksa bir açığa vurma mı olduğunu soruyordu; film iki etkiyi de kullanır ve onları iki tarafa dağıtır.
Filmin sonu bilginin dağılımını bir kez daha değiştirir. Meydanda, film ilk kez Jeanne'ın ve yargıçların dışındaki bir dünyayı gösterir: bir kasabanın halkını, çocukları, anneleri, askerleri. Bütün gün boyunca bir odada kapalı kalan bakış, en sonda bir kalabalığa açılır ve o kalabalığın tepkisi, Jeanne'ın ölümünün anlamına bir topluluğun tanıklığını ekler.
Yapının işi
Filmin yapısı bir kuşatma yapısıdır. Jeanne'ın çevresi, sorudan soruya, mekândan mekâna daralır; her aşama ona daha az alan bırakır. Yapının bu daralması, kadrajın daralmasıyla örtüşür: yakın planlar Jeanne'ı bir yüze, mekân ise bir boşluğa indirir. Bir günün içinde bir insanın dünyası, bir yüzün sınırlarına kadar küçülür.
Ama yapının sonu bu daralmayı tersine çevirir. Jeanne'ın imzasını geri aldığı an, kuşatmanın içindeki tek açıklıktır: yargıçlar onun bedeni üzerinde her şeyi yapabilir, ama kararını geri alamaz. Ardından gelen meydan sahnesi, bütün gün boyunca kapalı kalan dünyayı açar. Film bir hücreden bir kalabalığa, bir yüzden bir kasabaya geçer. Bir kişinin hikâyesi, son anlarında bir topluluğun hikâyesine dönüşür.
Bu dönüşüm, filmin bir önceki dosyayla kurduğu ilişkiyi de gösterir. Potemkin bir kalabalıkla başlayıp bir kalabalıkla bitiyordu; bu film bir kişiyle başlayıp bir kalabalıkla biter. Son sahnedeki askerlerin halka şiddeti, Odessa merdivenlerini hatırlatabilir; ama burada şiddet bir dizinin merkezinde değil, bir yüzün hikâyesinin sonunda, bir yankı gibi durur. İki film, aynı biçim aracını, yakın planı ve kalabalığı, iki ayrı yapının içinde kullanır.
Açılış ile kapanış arasında da bir ilişki vardır. Film bir tutanakla açılır: bir yargılamanın yazılı kaydı. Kapanışta ise bir kalabalığın tanıklığı vardır: yazılı bir kayıt değil, bir topluluğun tepkisi. Film bu iki tanıklık biçimini, belgeyi ve kalabalığı, iki uca yerleştirir. Seyirci, bir resmî kaydın sayfalarından yola çıkıp o kaydın göstermediği bir şeye, bir kasabanın gözyaşına ve öfkesine varır.
Filmin adı da yapının bir okumasını önerir. «Tutku» sözcüğü burada gündelik anlamında değil, Hıristiyan geleneğindeki anlamıyla, İsa'nın çarmıha gerilmeden önceki acılarının adı olarak kullanılır. Bu adı bilerek bakınca bazı ayrıntılar başka bir ağırlık kazanır: askerlerin Jeanne'ın başına koyduğu samandan taç, bir alay ve bir taç giydirme sahnesini hatırlatır; yargılama, bir aşağılanma ve bir ölüm yolculuğunun aşamaları gibi dizilir. Bu benzerlik bir yorumdur ve yorum katmanları bölümünde ayrıca tartışılacak; ama yapı bakımından şunu görmek yeterli: film, olayları bir tarihsel kayıttan alır ve onları dinsel bir anlatının bilinen düzenine yaklaştırarak sıralar. Tarih ile gelenek, aynı olay örgüsünde üst üste biner.
Seviye 1'in ilk üç film dosyası birer yapı örneği bıraktı. Dr. Caligari'de her şey bir anlatıcının zihnine asılıydı ve hikâye bir çerçevenin içinde duruyordu. Potemkin bir genişleme yapısıydı ve bir topluluğa bağlıydı. Jeanne d'Arc'ın Tutkusu bir kuşatma yapısıdır ve bir yüze bağlıdır. Üç film, aynı on yıl içinde, aynı sessiz sinemanın araçlarıyla, üç ayrı merkez çevresinde üç ayrı yapı kurar.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Sırada filmin yakın okuması var: Jeanne d'Arc'ın Tutkusu dosyasının üçüncü bölümünde birkaç an tek tek ele alınacak; kadrajın bir yüzü nereye ittiği, kameranın kimi hangi açıdan gösterdiği ve bir yüzün süresinin bir sahnenin anlamını nasıl taşıdığı bu kez sahne düzeyinde sınanacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.