F05-D3 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya · Film dosyası · Yakın okuma
Altına Hücum — Yakın okuma
Üç ya da dört anahtar sahneyi dört soruyla, biçim unsurları düzeyinde okur. İlk tam okuma için: bedenin, nesnenin ve zamanlamanın komedisi; acıyla gülmenin bir arada durması.
Film Okuma Akademisi — İzlemekten okumaya · 2.205 kelime · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölüm filmin bütün olaylarını bildiğini varsayar ve dört sahneyi, sonuyla birlikte, ayrıntısıyla konuşur. Filmi izlemediysen önce dosyanın ilk bölümüne dön.
Bu bölümdeki her gözlem, filmi açan birinin ekranda doğrulayabileceği düzeyde tutuldu. Plan sayıları ve kesin kamera konumları yazılmadı; çünkü bu ayrıntılar kopyadan kopyaya değişebilir ve yayımlanmış bir plan dökümüne dayanmadan sayı vermek akademinin kuralına aykırıdır. Sahneleri kendi kopyanda yeniden izlerken, gördüğün ayrıntıları bu okumayla karşılaştır.
Seçilen sahneler
Dört sahne seçtik ve her birini başka bir nedenle, filmin başka bir yanını görünür kılması için seçtik.
Birincisi ayakkabı yemeğidir. Filmin en çok anılan sahnesidir ve dosyanın birinci bölümünde sorduğumuz ilk soruya, serserinin eşyalara yeni bir iş yüklediği anlara en açık örnektir. İkincisi dans salonundaki ip ve köpek sahnesidir; serserinin bir topluluğun içinde, herkesin gözü önünde gülünç duruma düştüğü yerdir ve kalabalık ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi ilk kez kurar. Üçüncüsü yılbaşı gecesidir: ekmek dansı ve ardından gelen uyanış. Filmin güldürü ile acıyı en yakın tuttuğu yerdir. Dördüncüsü sallanan kulübedir; filmin en uzun gerilim sahnesidir ve bedenin mekânla nasıl oynadığını gösterir.
Seçilmeyen sahneler de bir şey söyler. Big Jim'in serseriyi bir tavuk olarak gördüğü sanrı sahnesi filmin en ünlü anlarından biridir, ama yakın okuması büyük ölçüde bir çekim hilesine, bir görüntünün başka bir görüntüye geçişine dayanır; bu tür hileler Seviye 1'deki kurgu derslerinde daha iyi okunacak. Gemideki son sahne ise ayrıca önemlidir ve aşağıda, sahneler arasındaki bağı konuşurken ele alınacak; tek başına okunmak yerine öbür dört sahnenin ışığında okunduğunda anlamı açılır.
Dört sahne birlikte filmin üç bölümüne yayılır: biri kulübe bölümünden, ikisi kasaba bölümünden, biri dönüş bölümünden. Her sahne dört soruyla okunacak ve sonunda sahnelerin birbirine ne söylediğine bakılacak.
Sahneler
Ayakkabı yemeği
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Kulübenin içi. Serseri ile Big Jim bir masanın iki yanında. Serseri ocaktaki tencereden pişmiş ayakkabıyı çıkarır, tabağa alır, bir kaşıkla üstüne suyunu dökerek servis eder gibi davranır. Ayakkabıyı ikiye ayırır; üst kısmını Big Jim'e verir, tabanı kendisi alır. Bağcıkları çatalına sarıp spagetti gibi yer. Çivileri birer kemik gibi emer. Big Jim önündeki parçaya tiksintiyle bakar, isteksizce çiğner. Sessiz bir sahnedir; seyirci sesi değil, iki yüzün ve iki ellerin karşıtlığını izler.
Nasıl yapılmış? Sahne büyük ölçüde iki adamı aynı kadrajda, masanın iki yanında gösteren bir düzenle kurulur. Kamera onlara yeterince uzaktır; ellerin ne yaptığı, yüzlerin ne ifade ettiği aynı anda görülür. Şakanın kendisi kurgudan çok bedenden gelir: serserinin elleri, çatalı tutuşu, bir çiviyi dudaklarına götürüşü, bir sofra adabının bütün inceliğiyle yapılır. Mizansenin merkezi bir nesnedir: ayakkabı. Kostüm alanına ait bir nesne, bu sahnede yemek alanına taşınır.
Sahnede Big Jim'in yüzü de bir zamanlama aracıdır. Serserinin her tören hareketinin ardından seyirci Big Jim'in tepkisini görür ve kahkaha çoğu zaman bu tepkiyle tamamlanır. Bir şakanın iki parçası vardır: hareket ve ona verilen karşılık. Serseri hareketi, Big Jim karşılığı taşır. Sessiz komedide tepki veren yüz, sesli sinemadaki gülme efektinin yerini tutan bir şeydir: seyirciye bu anın gülünç olduğunu söyleyen ekrandaki ikinci kişi.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne açlığın ne kadar derinleştiğini gösterir: iki adam yiyecek olarak bir ayakkabıdan başka bir şey bulamamaktadır. Seyirci yönünden sahne iki duyguyu birlikte kurar. Serserinin töreni güldürür, çünkü bir ayakkabıyı bir sofra yemeği gibi sunmak gülünçtür. Ama aynı tören, açlığın içinde bir onur kurma çabası gibi de görünür. Big Jim'in tiksintisi bu ikiliği görünür kılar: aynı yemeğe biri tören, öteki zorunluluk olarak bakar ve seyirci ikisini yan yana görür.
Ne anlama gelebilir? Bir yorum: sahne yoksulluğun içinde hayal gücünün bir hayatta kalma aracı olabileceğini gösterir. Serseri elindeki tek şeyi, bir ayakkabıyı, bir şölene çevirir; değiştiremediği koşulu, ona nasıl baktığını değiştirerek taşır. Bu yorum ekrandaki tören hareketlerine, sofra adabına ve Big Jim'in karşıt tavrına dayanır. Karşı kanıt da düşünülmeli: sahne aynı zamanda saf bir fiziksel şakadır ve her izlemede acı bir okuma taşımaz; birçok seyirci için yalnızca çok komiktir. Yorum bu güldürüyü silmez, onun yanına bir katman ekler. İkinci bir okuma da mümkündür: serserinin titizlikle uyguladığı sofra adabı, varlıklı bir sınıfın yemek törenlerinin bir parodisi olarak okunabilir. Bir ayakkabıyı kibar bir akşam yemeğinin bütün inceliğiyle yemek, o törenlerin kendisini de gülünç gösterir. Bu okuma ekrandaki abartılı inceliğe dayanır; ama filmin bu parodiyi bilerek mi kurduğunu söylemek, niyet sorusuna geri dönmek olur ve ekran bunu tek başına kanıtlamaz.
İp ve köpek
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Kalabalık bir dans salonu. Serseri bir kenarda, yalnız durur. Georgia onu dans etmeye çağırır ve ikisi pistte dans eder. Serserinin pantolonu kayar; bir şey bulup beline bağlar. Bağladığı şey bir ipin ucudur ve ipin öbür ucu bir köpeğe bağlıdır. Dans sürerken köpek bir yöne çekmeye başlar ve serseri hem dansı sürdürmeye hem pantolonunu tutmaya hem de köpeğe direnmeye çalışır. Çevredekiler onu izler ve güler.
Nasıl yapılmış? Sahne kalabalığın ortasında kurulur; serseri ve Georgia çoğu zaman pistin ortasında, başka dans eden çiftlerin arasında görünür. Şaka, kadrajın içinde ya da kenarında beliren bir öğeyle, köpekle büyür: seyirci ipi ve köpeği serseriden önce fark eder. Bilgi dağılımı burada bir şakanın aracıdır. Bedenin oyunu yine merkezdedir: dans eden üst beden ile köpeğe direnen alt beden iki ayrı ritimde hareket eder. Salonun kendisi de bir harita gibi okunabilir: Jack ve çevresi bir yanda, kendinden emin ve kalabalık; serseri başlangıçta bir kenarda, tek başına. Dans onu bir anlığına merkeze taşır, ama orada gülünç duruma düşer ve merkez ona ait olmaz.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne serserinin Georgia ile tanışmasını ve Georgia'nın onu bir alay aracı olarak kullandığını kurar. Seyirci yönünden sahne bir kahkaha ile bir utancı birleştirir. Köpek şakası güldürür; ama serseri bu dansa, salonun en gülünç adamı olduğu için çağrılmıştır ve seyirci bunu bilir. Gülme, salondakilerin gülmesiyle karışır ve seyirci bir an kendini onların arasında bulabilir.
Ne anlama gelebilir? Bir yorum: sahne, seyirciyi bir topluluğun alay eden bakışına ortak eder ve sonra o bakışın bedelini filmin geri kalanında gösterir. Serserinin bu dansa nasıl çağrıldığı, salonun kahkahası ve sonraki yılbaşı gecesinde yalnız kalışı bu yorumun dayandığı gözlemlerdir. Bu okuma bir soru da sorar: seyirci bu sahneye güldüğünde kime güler, serseriye mi, durumun saçmalığına mı? Film iki cevaba da açıkça izin verir ve seçimi seyirciye bırakır.
Yılbaşı gecesi
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Serserinin baktığı kulübe. Masa kurulmuş, üstünde küçük hediyeler var. Serseri misafirlerini bekler, sonra uyuyakalır. Düşünde Georgia ve arkadaşları masanın etrafındadır. Serseri iki çatalı iki ekmeğe batırır ve masanın üstünde ekmekleri iki ayak gibi dans ettirir; yüzü dansın her adımına eşlik eder, kızlar onu izler. Ardından uyanır. Masa boştur. Kasabada yılbaşı kutlanmaktadır. Serseri dans salonunun önüne yürür ve içerideki kalabalığı pencereden izler. İçeride insanlar birbirine sarılır, şarkı söyler; dışarıda serseri tek başına, soğukta durur ve kimse onu fark etmez.
Nasıl yapılmış? Ekmek dansı yakın bir kadrajda, serserinin yüzü ile ellerinin ve ekmeklerin aynı görüntüde göründüğü bir düzenle kurulur. Seyirci hem «ayakların» dansını hem de onları yöneten yüzü görür; yüz, dansın her figürüne bir duygu ekler. Düşten uyanışa geçiş, sahnenin biçimini ikiye böler: düşte kalabalık bir masa, uyanışta boş bir oda. Sonra mekân değişir: serseri içeriden dışarıya, sıcak bir sofradan soğuk bir pencerenin önüne geçer. Pencere iki dünyayı ayıran bir sınır gibi çalışır: içerideki kutlama ile dışarıdaki adam arasında bir cam.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne serserinin Georgia'ya duyduğu umudu ve bu umudun karşılıksız kalışını gösterir. Seyirci yönünden sahne, dosyanın ikinci bölümünde bilgi dağılımı başlığı altında konuştuğumuz bir yapıyı kullanır: seyirci düşü gerçek sanar ve uyanışla birlikte hayal kırıklığını serseriyle aynı anda yaşar. Ekmek dansının büyüsü, uyanışın acısını büyütür. Bilgiyi geç vermek burada bir duyguyu güçlendirme aracıdır.
Ne anlama gelebilir? Bir yorum: sahne, serserinin en büyük yeteneğinin, eşyaları dönüştürme gücünün, onu yalnızlıktan kurtaramadığını gösterir. Ayakkabı yemeğinde bu güç açlığa karşı işe yaramıştı; burada ancak bir düşün içinde işe yarar. Pencerenin önündeki görüntü bu yorumu destekler: serseri içeridekilere bakar, ama onlar ona bakmaz. Bu okuma, dosyanın birinci bölümündeki üçüncü soruya, yalnızken serseriye ne olduğuna, bir cevap önerir: yalnızken serseri hayal kurar, ama hayal onu kalabalığın içine taşımaz.
Sallanan kulübe
Ne görüyorum, ne duyuyorum? Gece bir fırtına kulübeyi sürükler. Sabah kulübe bir uçurumun ucunda dengede durur. İçeride serseri ve Big Jim uyanır. Serseri bir yöne yürüdüğünde zemin o yöne eğilir; geri döndüğünde düzelir. Önce neler olduğunu anlamazlar. Sonra kapı açılır ve dışarıda boşluk görünür. İki adam ağırlıklarını dengelemeye, kulübenin yüksek tarafında kalmaya, birbirini tutmaya çalışır. Sonunda biri ötekini dışarı çekecek bir yol bulur ve kulübe uçuruma düşmeden önce kurtulurlar.
Nasıl yapılmış? Sahne iki tür görüntüyü birleştirir. İçeride, kulübenin eğilen zemini ve iki adamın kayan, tutunan, birbirine yaslanan bedenleri vardır. Dışarıda, kulübenin uçurumun ucunda bütün olarak göründüğü görüntüler vardır. İçerideki eğim dekorun kendisiyle kurulur; dışarıdaki görüntüler ise bir maketle çekilmiştir. Kurgu bu iki görüntüyü birbirine bağlayarak seyirciye hem içerideki kafa karışıklığını hem dışarıdaki tehlikeyi aynı anda verir. İçerisi ile dışarısı arasındaki bu gidip gelme, Seviye 1'in kurgu modülünde adlandırılacak bir tekniğin erken ve sade bir örneğidir: iki ayrı görüntüyü dönüşümlü göstererek seyirciye, karakterlerin bilmediği bir şeyi bildirmek.
Ne işe yarıyor? Anlatı yönünden sahne üçüncü bölümün gerilimini taşır: iki adam altına kavuşmadan önce bir kez daha hayatlarını kaybetme tehlikesiyle karşılaşır. Seyirci yönünden sahne bir bilgi farkını kullanır: seyirci kulübenin uçurumun ucunda olduğunu dış görüntülerden bilir, içerideki iki adam ise bir süre bilmez. Bu fark, onların her adımını hem komik hem gerilimli kılar. Zaman uzatılır; her hareket ayrı ayrı gösterilir ve kurtuluş geciktirilir.
Ne anlama gelebilir? Bir yorum: sahne filmin bütününü tek bir imgede özetler. Serseri ve Big Jim, zenginliğe en yakın oldukları anda bile bir uçurumun ucundadır; denge her an bozulabilir. Filmin altın arayışını bir talih oyunu, bir denge işi olarak gösterdiği okunabilir. Karşı kanıt: sahne, bir yorumdan çok bir gerilim ve beden komedisi numarasıdır ve seyircinin büyük kısmı onu öyle yaşar. Yorum bu yaşantıyı geçersiz kılmaz; onun üstüne bir anlam katmanı kurar.
Sahneler arasında
Dört sahne yan yana konunca bazı şeyler görünür hâle gelir. İlki nesnelerin yolculuğudur. Ayakkabı bir yemeğe, ip bir kemere, ekmekler iki ayağa dönüşür. Serseri dünyayla, nesneleri başka bir şeye çevirerek ilişki kurar. Sallanan kulübede ise tersine bir şey olur: bir ev, sığınılacak bir yer olmaktan çıkıp bir tuzağa dönüşür ve bu dönüşümü serseri değil doğa yapar. Film, serserinin dünyayı dönüştürme gücünü gösterdiği kadar, dünyanın da serseriyi dönüştürdüğü anları gösterir.
İkincisi kalabalık ile yalnızlık arasındaki gidip gelmedir. Ayakkabı yemeğinde serseri bir adamla yalnızdır; dans salonunda bir kalabalığın ortasında, ama alay konusudur; yılbaşı gecesinde önce bir düşün kalabalığında, sonra gerçek bir yalnızlıkta; sallanan kulübede yine bir adamla, ama bu kez bir ortak olarak. Bu dizilim, filmin sevgiyi ve kabul görmeyi nasıl sıraya koyduğunu gösterir.
Üçüncüsü güldürü ile acının oranıdır. Dört sahnenin her birinde iki duygu yan yanadır, ama oranları değişir. Ayakkabı yemeğinde güldürü öndedir; yılbaşı gecesinde acı öndedir; sallanan kulübede gerilim öndedir. Film bu oranı sahneden sahneye ayarlayarak seyirciyi tek bir duyguya bırakmaz.
Gemideki son sahne bu dört sahneyi birbirine bağlar. Serseri artık zengindir, ama gazeteciler ondan eski, yırtık giysilerini giymesini ister; serseri eski kılığıyla objektife gülümserken bir alt güverteye yuvarlanır ve Georgia onu yine yoksul bir adam sanar. Ayakkabı yemeğinde bir kostüm parçası yemeğe dönüşmüştü; burada kostümün tamamı bir rol olarak geri gelir. Zengin adam bir anlığına yeniden serseriyi oynar ve Georgia ona, zengin olduğunu bilmeden, yardım etmeye kalkar. Bu sahne, filmin dört sahnede kurduğu bir soruya cevap verir gibidir: serserinin değeri nesnelerde, paradan önce, kendi hareketlerinde ve bakışında mıdır? Bu soruyu, eleştiri geleneğinin bu sona nasıl baktığıyla birlikte, dosyanın son bölümü açacak.
Son olarak, dört sahnenin hepsinde kameranın serseriye nasıl baktığı dikkat çeker. Kamera onu çoğu zaman bedeninin bütünüyle ya da belden yukarısıyla, hareketlerinin tamamını görecek uzaklıktan izler. Bu, bir tiyatro sahnesinden gelen bir komedyenin bedenine alan açan bir bakıştır; dosyanın birinci bölümünde müzikhol kökünden söz etmiştik. Bu bakışın Chaplin'in üslubu içinde nasıl tartışıldığı, kimi eleştirmenlerin onu sinemanın imkânlarını az kullanmakla, kimilerinin oyuncuya saygıyla açıkladığı, dosyanın dördüncü bölümünün konusu.
Bu okumanın her «Ekranda» cümlesini kendi kopyanda sınamak, dosyanın asıl alıştırmasıdır. Dört sahneyi yeniden izlerken her biri için bir şeyi özellikle kontrol et: ayakkabı yemeğinde Big Jim'in tepkileri ne sıklıkla görüntüye giriyor; dans salonunda köpeği ilk kim fark ediyor, seyirci mi serseri mi; yılbaşı gecesinde düşten uyanışa nasıl geçiliyor; sallanan kulübede dış görüntüler ne zaman araya giriyor. Bulduğun şey bu bölümün söylediğinden farklıysa, kendi gözlemini ve bu bölümün cümlesini Okuma Defteri'nde yan yana yaz.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Bu bölüm dört sahneyi plan düzeyinde okudu ve her birine bir yorum önerdi. Dosyanın son bölümü bu tek tek önerileri bir araya getiriyor: Altına Hücum'un yorum katmanlarını, onu yıllar içinde okuyan eleştirmenlerin ve kuramcıların ne gördüğünü ve bu bakışların hangi noktada ayrıştığını ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.