F05-D2 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya · Film dosyası · Yapı
Altına Hücum — Yapı
Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. İlk tam okuma için: bedenin, nesnenin ve zamanlamanın komedisi; acıyla gülmenin bir arada durması.
Film Okuma Akademisi — İzlemekten okumaya · 2.006 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.
Sürpriz uyarısı
Bu bölüm Altına Hücum'un baştan sona bütün olaylarını, sonu da dahil, konuşur. Filmi henüz seyretmediysen bu bölümü sonraya bırak: önce dosyanın birinci bölümü, sonra film. İzlediysen, birinci bölümün sonundaki üç soruya verdiğin cevapları yanına al; bu bölüm onlardan bazılarına geri dönecek.
Akış, akademinin kuralı gereği dakikayla değil, sahne adlarıyla verilir. Sahne sırası 1925 sessiz sürümünü izler; 1942 sürümünde bazı sahneler kısaltıldı ya da değiştirildi ve iki sürümü karşılaştıran okur farkları kendisi saptayabilir.
Akış
Film üç büyük bölüme ayrılarak okunabilir. Bu bölümleme filmin kendisinde yazılı değildir; olayların mekâna ve amaca göre toplandığı bir okuma önerisidir.
Birinci bölüm: dağ ve kulübe. Film, karlı bir dağ geçidini tırmanan uzun bir altın arayıcıları dizisiyle açılır. Ardından serseri tek başına, dar bir dağ yolunda görünür; bastonuyla, ayakkabılarıyla, kayan ayaklarıyla. Arkasında ondan habersiz bir ayı yürür. Bir kar fırtınası başlar ve serseri sığınacak bir kulübeye girer. Kulübe, aranan bir haydut olan Black Larsen'indir. Larsen onu dışarı atmaya çalışır; fırtına ise içeri iter. Ardından altın bulmuş iri bir arayıcı, Big Jim McKay, rüzgârla kulübeye savrulur. Üçü fırtınanın içinde mahsur kalır. Yiyecek bitince kura çekerler ve Larsen yiyecek aramaya çıkar. Larsen kulübeye dönmez; yolda Big Jim'in altın bulduğu yeri keşfeder. Kulübede açlık başlar. Serseri ayakkabısını pişirip bir şükran günü yemeği gibi sunar. Açlıktan sanrı görmeye başlayan Big Jim, serseriyi dev bir tavuk olarak görür ve onu kovalar. Kulübeye bir ayı girer ve ikisi onu avlayarak açlıktan kurtulur. Fırtına diner; iki adam ayrılır. Big Jim altın yerine döner ve orada Larsen'le karşılaşır. Larsen ona bir kürekle vurur; Big Jim hafızasını yitirir. Larsen kısa süre sonra kopan bir kar kütlesiyle uçuruma düşer.
İkinci bölüm: kasaba. Serseri bir maden kasabasına varır ve bir dans salonuna girer. Orada salonda çalışan Georgia'yı görür. Georgia, kendisine ilgi gösteren kendini beğenmiş Jack'i küçük düşürmek için, salonun en gülünç görünen adamını, serseriyi dans etmeye çağırır. Serseri pantolonunu tutmak için beline bir ip bağlamıştır; ipin ucu bir köpeğin tasmasına dolanır ve dans köpekle birlikte sürer. Serseri, sahibi uzaktayken bir başkasının kulübesine bakma işi bulur. Georgia ve arkadaşları bir gün kulübeye uğrar; şakalaşırlar ve serseri onları yılbaşı gecesi yemeğe davet eder. Kızlar gülerek kabul eder. Yılbaşı gecesi serseri sofrayı hazırlar, hediyeler koyar ve misafirlerini bekler. Beklerken uyuyakalır ve düşünde misafirlerini eğlendirir: iki çatalı iki ekmeğe batırıp masanın üstünde dans ettirir. Uyandığında kimse gelmemiştir. Kasabaya yürür ve dans salonundaki kutlamayı dışarıdan, pencereden izler. Georgia sonradan daveti hatırlar.
Üçüncü bölüm: dönüş ve altın. Hafızasını yitirmiş Big Jim kasabaya gelir. Altın yerini bulmak için kulübeyi, kulübeyi bulmak için de serseriyi bulması gerekir. Onu bulur ve servetin yarısını vaat eder. İkisi dağdaki kulübeye döner. Gece bir fırtına kulübeyi bir uçurumun kenarına sürükler. Sabah kulübe uçurumun ucunda sallanır; içerideki iki adamın her hareketi ağırlığı bir yandan öbür yana kaydırır. Sonunda dışarı çıkmayı başarırlar ve altın yerini bulurlar. Son bölümde ikisi zengin olmuş, bir gemiyle dönmektedir. Gazeteciler serseriyi eski, yırtık giysileriyle fotoğraflamak ister. Serseri bu giysilerle poz verirken alt güverteye düşer ve orada, gemide yolculuk eden Georgia ile karşılaşır. Georgia onu kaçak bir yolcu sanar ve onun için para vermeyi önerir. Yanlış anlama çözülür ve film ikisinin bir arada görüntülenmesiyle biter.
Akışı bir tabloya dökmek, yapıyı tek bakışta görmeyi sağlar. Aşağıdaki döküm her büyük sahneyi bir adla, mekânıyla, serserinin o sahnedeki ihtiyacıyla ve sahnenin baskın duygusuyla verir. Tablo bir yorum değildir; Seviye 1'in son modülünde öğretilecek sahne dökümünün ilk, kaba bir örneğidir.
| Sahne adı | Mekân | İhtiyaç | Baskın duygu |
|---|---|---|---|
| Geçit ve ayı | Dağ | Yol | Güldürü ve tehlike |
| Fırtına ve kulübe | Kulübe | Sığınak | Güldürü |
| Ayakkabı yemeği | Kulübe | Yiyecek | Güldürü ve açlık |
| Tavuk sanrısı | Kulübe | Hayatta kalmak | Güldürü ve korku |
| Dans salonu | Kasaba | Kabul görmek | Güldürü ve aşağılanma |
| Yılbaşı düşü | Kulübe | Sevgi | Büyü ve yalnızlık |
| Pencere | Kasaba | Sevgi | Yalnızlık |
| Sallanan kulübe | Uçurum | Hayatta kalmak | Gerilim ve güldürü |
| Gemi | Gemi | Sevgi ve kimlik | Mutluluk ve hafif bir burukluk |
Tablonun son sütunu bir şeyi açıkça gösterir: hemen her satırda iki duygu yan yanadır ve güldürü neredeyse hiçbir zaman yalnız gelmez. İhtiyaç sütunu ise bir yolculuğu çizer: yol ve sığınaktan başlayıp yiyecekten geçerek sevgiye, en sonda da bir kimlik sorusuna varan bir dizi. Kendi dökümünü yapan okur farklı adlar ve farklı duygular yazabilir; önemli olan her satırı ekrandaki bir sahneye bağlayabilmektir.
Öykü ve olay örgüsü
Seviye 2'nin ilk dersinde ayrıntısıyla işlenecek bir ayrım var: öykü, olayların kendisidir; olay örgüsü, filmin bu olayları seyirciye hangi sırayla ve nasıl sunduğudur. Altına Hücum'da ikisi büyük ölçüde örtüşür. Film olayları neredeyse hep oldukları sırayla anlatır; geriye dönüş, ileri atlama ya da aynı olayın birkaç kez gösterilmesi yoktur.
Ama olay örgüsü bazı şeyleri seyirciden saklamaz, aksine serseriden önce gösterir. Seyirci Larsen'in Big Jim'in altın yerini bulduğunu, Big Jim'e vurduğunu ve öldüğünü görür; serseri ise bunların hiçbirini bilmez. Benzer biçimde seyirci, serserinin yılbaşı gecesi hazırladığı sofrayı da, kızların onu unuttuğunu da bilir; serseri ise uyuyup uyanana kadar bekler. Olay örgüsü bu farkı kullanır: seyirciyi serserinin bilmediği bir yere koyar.
Olay örgüsünün bir başka özelliği de iki çizginin dönüşümlü ilerlemesidir. Film çoğunlukla serseriyi izler, ama birinci bölümde birkaç kez Larsen'e ve Big Jim'e döner. Serserinin hikâyesi ile altın yerinin hikâyesi ayrı ayrı akar ve üçüncü bölümde Big Jim'in kasabaya gelişiyle yeniden birleşir. Bu birleşme filmin yapısını bağlayan düğümdür: kulübe, altın ve serseri, aynı noktada buluşur.
Karakterler arasındaki ilişkiler de yapıyı taşır. Big Jim, serserinin karşıt bedenidir: iri, güçlü, kaba ve açlıkta tehlikeli; serseri ise küçük, çevik ve becerikli. Kulübedeki sahnelerin çoğu bu iki bedenin aynı dar mekâna sığmaya çalışmasından doğar. Kasabada bu karşıtlığın yerini Jack alır: Jack yakışıklı, kendinden emin ve Georgia'nın ilgisini bekleyen adamdır; serseri ise onun gölgesinde kalan, gülünç bulunan adam. Big Jim bir ortak, Jack bir rakiptir; ama ikisi de serserinin küçüklüğünü ölçen birer cetvel gibi çalışır. Larsen ise filmin tek gerçek kötüsüdür ve erken bölümde ortadan kalkar; film tehlikeyi bir insanda değil, doğada, açlıkta ve yalnızlıkta tutar.
Olay örgüsünün neyi göstermediği de bir seçimdir. Larsen'in sonunu kısa bir planla öğreniriz; Big Jim'in hafızasını nasıl yitirdiğini kısa bir sahneyle görürüz. Film bu olaylar üzerinde durmaz; yükü serserinin sahnelerine verir. Olay örgüsünün ağırlık merkezi, olayların büyüklüğüne değil, serserinin yaşadıklarına göre dağılmıştır.
Zaman
Filmin zamanı büyük sıçramalarla ilerler. Kulübedeki açlık birkaç sahneyle anlatılır, ama günler sürdüğü anlaşılır. Kasabadaki bölüm haftalara yayılmış görünür. Big Jim'in kasabaya gelişi ile altın yerine dönüş arasında zaman yine kısalır. Film bu atlamaları ara yazılarla ve geçişlerle yapar; aradaki zamanın büyük kısmı gösterilmez.
Bu atlamalar bir boşluk değil, bir ritim kurar. Film zamanı, serserinin başına bir şey geldiği anlarda yavaşlatır ve aradaki günleri hızla geçer. Ayakkabı yemeği, tavuk sanrısı, köpekli dans, ekmek dansı, sallanan kulübe gibi sahnelerde zaman neredeyse gerçek zamana yaklaşır; şaka adım adım, acele etmeden kurulur. Bu sahnelerin arasındaki köprüler ise kısa ve hızlıdır. Seviye 1'in kurgu dersinde elips adıyla anılacak bu atlama, filmin ağırlığını şaka sahnelerine verir.
Sallanan kulübe sahnesi zamanın tersine kullanıldığı yerdir. Burada film zamanı uzatır: kulübenin uçurumun ucunda dengede durduğu anlaşılınca, iki adamın her adımı, her eğilişi ayrı ayrı gösterilir ve tehlikenin çözülmesi geciktirilir. Kulübede geçen günler birkaç sahneye sığarken, uçurumun ucundaki birkaç dakika uzun bir sahneye yayılır. Bu sahneyi D3 plan düzeyinde okuyacak.
Zamanın bir özelliği daha var: film iki takvim günü etrafında kurulur. Birinci bölümdeki açlık yemeği bir şükran günü yemeği gibi sunulur; ikinci bölümdeki yalnızlık bir yılbaşı gecesinde yaşanır. İki bayram, iki kutlama, ikisi de yoksunlukla geçer. Bu, takvimin filmin içine yerleştirilmiş bir karşılığıdır ve dosyanın dördüncü bölümü bu iki bayramın nasıl okunduğuna geri dönecek.
Bilgi ve bakış açısı
Film seyirciyi büyük ölçüde serserinin yanında tutar. Sahnelerin çoğu onunla başlar, onunla biter; seyirci onun gittiği yere gider. Ama bakış açısı onun zihnine kapanmaz. Seviye 2'de öznel ve nesnel anlatım diye ayrılacak iki tavırdan film büyük ölçüde nesnel olanı seçer: serseriyi dışarıdan, bedeninin bütünüyle görürüz; düşündüğünü ya da hissettiğini ara yazılar nadiren söyler.
İki istisna önemlidir. Birincisi Big Jim'in sanrısıdır: bir an için seyirci, açlıktan sayıklayan Big Jim'in gördüğünü görür ve serseri ekranda bir tavuğa dönüşür. Bu kısa an, filmin bir karakterin algısına girdiği nadir yerlerden biridir ve komik etkisini tam da bu öznelliğe borçludur. İkincisi yılbaşı düşüdür: serserinin misafirlerini eğlendirdiği sahne, ancak uyandığında bir düş olduğu anlaşılır. Seyirci bir süre düşü gerçek sanar; film bilgiyi geç verir ve bu gecikme, uyanışın hayal kırıklığını büyütür.
Film birkaç kısa anda Georgia'nın tarafına da geçer. Seyirci onu dans salonunda arkadaşlarıyla, serseriden habersiz eğlenirken ve sonra daveti hatırlarken görür. Bu geçişler seyirciye, serserinin hiçbir zaman öğrenmediği bir şeyi verir: Georgia'nın onu nasıl gördüğünü, alaydan pişmanlığa uzanan bir yolda. Bu kısa anlar olmasa son sahnedeki karşılaşma yalnızca bir rastlantı gibi görünürdü; onlarla birlikte, Georgia'nın da bir yol yürüdüğü anlaşılır.
Bilgi dağılımının en güçlü kullanımı, seyircinin serseriden fazlasını bildiği anlardır. Seyirci kızların gelmeyeceğini serseriden önce sezer; serseri ise sofrayı kurarken seyircinin önünde umut eder. Gerilim burada bir tehlikeden değil, bir hayal kırıklığının yaklaşmasından doğar. Seviye 2'de gerilim ile sürpriz arasındaki fark ayrıca işlenecek; bu sahne, gerilimin bir komedide nasıl acıya dönüşebileceğinin erken bir örneği olarak not edilebilir.
Yapının işi
Bu yapı ne iş yapıyor? İlk cevap şudur: film, birbirine gevşekçe bağlanmış büyük şaka sahnelerinden oluşur ve yapı bu sahneleri taşıyan bir iskelettir. Kulübe, kasaba ve dönüş bölümleri, her biri birkaç büyük numara barındıran mekânlardır. Bu tür bir yapı Seviye 2'de epizodik yapı adıyla ele alınacak. Neden-sonuç zinciri vardır, ama sıkı değildir: serserinin kasabaya varması, Georgia ile tanışması ya da kulübeye bakması bir zorunluluktan çok bir rastlantıdır.
İkinci cevap, yapının üç ihtiyaç etrafında döndüğüdür: yiyecek, sevgi ve altın. Birinci bölümün sorusu açlıktır; serseri ve Big Jim hayatta kalmaya çalışır. İkinci bölümün sorusu sevgidir; serseri Georgia'nın ilgisini kazanmaya çalışır. Üçüncü bölümün sorusu servettir; serseri ve Big Jim altını bulmaya çalışır. Film bu üç ihtiyacı sırayla açar ve sonunda üçünü birden karşılar: gemide serseri hem zengindir, hem tok, hem de Georgia'nın yanındadır.
Üçüncü cevap ritimle ilgilidir. Film güldürü ile acıyı dönüşümlü dizer. Ayakkabı yemeği güldürür ama açlığı gösterir; köpekli dans güldürür ama serserinin alay konusu olduğunu gösterir; yılbaşı düşü büyüler, ama uyanış yalnızlığı açar. Yapı bu iki duyguyu ayrı sahnelere bölmez; çoğu zaman aynı sahnenin içinde yan yana tutar. Birinci bölümün sonundaki soruların üçüncüsü, yalnızken serseriye ne olduğunu soruyordu; yapı bu sorunun cevabını büyük ölçüde ikinci bölümün yılbaşı gecesine yerleştirir.
Bu üç bölümlü yapıyı Seviye 2'de tartışılacak üç perde modeliyle karşılaştırmak da öğreticidir. Yüzeyde benzerlik vardır: bir başlangıç, bir orta, bir son. Ama klasik üç perdeli bir anlatı genellikle bir amacın peşindeki kahramanı izler ve her perde o amaca bir adım yaklaştırır. Altına Hücum'da serserinin tek bir amacı yoktur; her bölüm yeni bir ihtiyaç açar ve kahraman çoğu zaman olayları yönlendirmekten çok onlara katlanır. Bu fark, filmin neden bir hikâyeden çok bir dizi karşılaşma gibi hissettirdiğini açıklayabilir. Üç perde modelinin bu filmde neyi açıklayıp neyi açıklamadığını sormak, modeli bir kural olarak değil bir mercek olarak kullanmanın iyi bir alıştırmasıdır.
Son olarak yapı, filmin sonunu bir soruya açık bırakır. Gemideki karşılaşma her şeyi çözer gibi görünür; ama serserinin zengin olduğu anda bile eski giysileriyle, alt güvertede, kaçak sanılarak Georgia'yla karşılaşması, onun her zaman o yoksul adam olarak kalacağını da düşündürebilir. Bu bir yorumdur ve dördüncü bölümün konusu; burada yalnızca yapının bu yoruma nasıl zemin hazırladığını görmek yeter.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Bu bölüm filmi sahne sahne izledi ve yapısının iskeletini çıkardı. Dosyanın üçüncü bölümü, yakın okuma, bu iskeletin üstünde duran birkaç anahtar sahneye yaklaşıyor: Altına Hücum'un ayakkabı yemeğini, yılbaşı gecesini ve sallanan kulübeyi dört soruyla, biçim düzeyinde okuyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.