İçeriğe geç

F04-D2 · Seviye 1 · Filmin dili · Film dosyası · Yapı

Potemkin Zırhlısı — Yapı

Filmin akışını sahne sahne izler; öykü ile olay örgüsünü, zamanı ve bilgi dağılımını çözümler. Kesmenin anlam ürettiği yer: montajın ritmi ve çarpışması.

Film Okuma Akademisi — Filmin dili · 2.039 kelime · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme

Bu bölüm filmin tamamını konuşur ve sonunu açar. Filmi izlemediysen önce birinci bölümü oku.

Sürpriz uyarısı

Aşağıda Potemkin Zırhlısı'nın beş bölümü baştan sona anlatılıyor: ayaklanmanın nasıl başladığı, kimin öldüğü, Odessa'nın neye tanık olduğu ve geminin filoyla karşılaşmasının nasıl bittiği açıkça yazılı. Tarihsel bir olayı anlatan bir filmde «sürpriz» tuhaf bir kelime gibi görünebilir; ama filmin olayları tarihin olaylarıyla birebir örtüşmez ve sonu, tarihi bilen birini bile şaşırtabilir. Filmi izlemediysen önce izle. İzlediysen, ilk bölümde her bölümün bıraktığı duyguyu deftere yazmanı istemiştik; o notu yanına al.

Akış

Eisenstein filmi beşe ayırır ve her parçayı bir ara yazı başlığıyla açar. Bu sefer bölmeyi biz yapmıyoruz; film kendi bölmesini kendisi yapıyor. Aşağıda her bölümün olayları, başlığıyla birlikte, sırasıyla.

Birinci bölüm: İnsanlar ve kurtlar. Gece, gemide tayfalar asılı hamaklarda uyur. Bir astsubay, hamakların arasında dolaşırken bir tayfaya vurur. Tayfalardan Vakulinçuk, arkadaşlarına artık susmamaları gerektiğini söyler. Sabah, mutfağın yanına asılmış etin kurtlandığı görülür. Tayfalar şikâyet eder; geminin hekimi gelir, gözlüğünü katlayıp ete yaklaştırır ve bunların sorun olmadığını, et yıkanınca yenebileceğini söyler. Et kazana girer. Tayfalar çorbayı reddeder ve kantinden yiyecek alır. Bulaşık yıkayan bir tayfa, elindeki tabağın kenarında «Bugün bize günlük ekmeğimizi ver» yazısını okur ve tabağı kırar.

İkinci bölüm: Güvertede dram. Kaptan bütün tayfayı güverteye toplatır ve çorbadan memnun olanların öne çıkmasını ister. Çıkmayanlar tehdit edilir. Bir grup tayfa ayrılır, üzerlerine bir branda örtülür ve nöbetçilere ateş emri verilir. Vakulinçuk bağırır: «Kardeşler! Kime ateş ediyorsunuz?» Nöbetçilerin tüfekleri iner. Ayaklanma başlar: tayfalar silahlara koşar, subaylar güverteden denize atılır. Hekim de denize atılanlardandır; gözlüğü bir halata takılıp sallanır. Kargaşanın sonunda bir subay Vakulinçuk'u vurur; Vakulinçuk düşer ve denize yuvarlanır. Gemi ayaklananların elindedir, ama ayaklanmanın sözcüsü ölmüştür.

Üçüncü bölüm: Ölü adalet ister. Gemi Odessa limanına girer. Sabah sisi limanın üstündedir; gemiler, şamandıralar ve iskeleler bu sisin içinden yavaş yavaş belirir. Vakulinçuk'un cesedi iskelede, bir çadırın altına yatırılır; göğsünün üstünde bir kâğıtta «Bir kaşık çorba için» yazar. Şehrin halkı önce tek tek, sonra kalabalıklar hâlinde iskeleye gelir. Yas giderek öfkeye dönüşür: konuşmalar yapılır, yumruklar sıkılır, kalabalık ayaklanmaya sahip çıkar. Gemide kızıl bir bayrak direğe çekilir.

Dördüncü bölüm: Odessa merdivenleri. Şehrin halkı yelkenli kayıklarla gemiye yiyecek taşır. Merdivenlerde toplanan kalabalık gemiyi selamlar. Ardından merdivenin tepesinde sıra hâlinde askerler belirir ve kalabalığa ateş açar. 7.4'te okuduğumuz dizi budur: kaçan insanlar, aşağı inen botlar, vurulan çocuğunu kucaklayıp askerlere doğru yürüyen bir anne, basamaklardan yuvarlanan bir bebek arabası. Merdivenin altından Kazaklar saldırır. Bunun üzerine zırhlı, şehirdeki askerî yönetimin bulunduğu binaya ateş açar; 7.1'deki taş aslanlar bu ateşin ardından gelir.

Beşinci bölüm: Filoyla karşılaşma. Gece, gemi denizdedir. Tayfalar, ayaklanmayı bastırmak için gönderilen filonun yaklaştığını öğrenir. Uzun bir bekleyiş başlar: makine dairesinde pistonlar çalışır, toplar doğrultulur, tayfalar nöbet tutar. Filo görünür. Potemkin, filonun gemilerine «Bize katılın» işareti verir. Gerilim doruğa ulaştığında filonun gemileri ateş etmez; tayfalar birbirine «Kardeşler!» diye seslenir ve Potemkin filonun arasından geçip gider.

Beş bölümü bir tabloya koymak, filmin mekânını ve kalabalığını nasıl genişlettiğini gösterir:

BölümMekânKalabalıkBölüm hangi duyguyla kapanır
İnsanlar ve kurtlarGeminin içiBir tayfaKırılan tabak: öfke
Güvertede dramGüverteBütün tayfaAyaklanma ve bir ölüm
Ölü adalet isterLiman, iskeleŞehrin halkıYasın öfkeye dönüşü
Odessa merdivenleriMerdivenler, şehirŞehir ve askerlerKatliam ve karşılık
Filoyla karşılaşmaAçık denizBütün filoKardeşlik

İkinci sütun genişleyen bir daire çizer: bir geminin içinden bir güverteye, bir limana, bir şehre ve bir denize. Üçüncü sütun da aynı yolu izler: bir tayfadan bütün bir filoya. Film, bir tabağın kırılmasıyla başlayan bir öfkeyi, adım adım daha büyük bir topluluğa taşır.

Öykü ve olay örgüsü

Film olayları oldukları sırayla anlatır; geriye dönüş yoktur. Bu filmde anlatılan ile anlatılmayan arasındaki fark, film ile tarih arasında açılır. Tarihteki Potemkin ayaklanması Haziran 1905'te yaşandı ve gemi birkaç gün Odessa açıklarında kaldı. Ama ayaklanmanın sonu filmdeki gibi değildi: gemi bir süre denizde dolaştıktan sonra Romanya kıyısında bir limana sığındı ve tayfa orada teslim oldu. Film bu sonu anlatmaz. Filonun ateş etmediği an filmin son anıdır ve film orada, bir zafer duygusuyla kapanır.

Bu seçim, olay örgüsünün tarihsel öyküden neyi aldığını ve neyi bıraktığını gösterir. Bir filmin olaylardan hangisini seçip hangisini dışarıda bıraktığı, 11.1'in temel sorusudur. Potemkin Zırhlısı bu soru için tarihsel bir örnektir: film, bir yenilgiyle biten bir ayaklanmayı, ortasından kesip bir dayanışma anında bitirir. Bunun bir yanlışlık mı, bir yorum mu, bir propaganda kararı mı olduğu, yorum katmanlarının konusu olacak. Ama yapı bakımından önemli olan şudur: filmin anlamı, kısmen nerede durduğuna bağlıdır.

Neden-sonuç zinciri sıkıdır ve her bölüm bir öncekinin sonucudur. Kurtlu et çorbanın reddine, ret bir cezaya, ceza bir ayaklanmaya, ayaklanma bir ölüme, ölüm bir şehrin yasına, yas bir dayanışmaya, dayanışma bir katliama, katliam bir karşılığa ve karşılık filonun gönderilmesine yol açar. Ama bu zincirin halkaları bir kişinin kararlarıyla değil, kalabalıkların tepkileriyle bağlanır. Vakulinçuk dışında hiçbir karakter, olayların gidişini tek başına değiştirmez; o da ikinci bölümün sonunda ölür. Film, bir kahramanın değil bir topluluğun eylemleriyle ilerleyen bir olay örgüsü kurar.

Zincirin ilk halkasında bir ironi de saklıdır. Tabağın kenarındaki yazı bir duadan alınmıştır: günlük ekmeğin istendiği bir dua. Tayfaya ise kurtlu et verilmiştir. Kırılan tabak, filmin ilk öfke eylemidir ve bu eylem bir yemek kabının, bir dua cümlesinin ve bir haksızlığın üst üste geldiği yerde olur. Aynı din imgesi ikinci bölümde yeniden görünür: geminin rahibi, ayaklanma başlarken elinde bir haçla güverteye çıkar. Film, iki sahnede de dinin sözünü ile gemideki düzenin yaptığını yan yana koyar. Bu yan yana koyuş, yapının bir motif kurduğu ilk yerdir ve M16'nın motif dersleri bu tür tekrarların nasıl okunacağını ayrıca soracak.

Karakterlerin dağılımı da bu yapıya uyar. Subaylar, hekim ve rahip, tayfaların karşısında tek tek, belirgin yüzlerle durur; tayfalar ise çoğunlukla bir grup olarak görünür. Odessa'da da birkaç yüz öne çıkar: bir anne, gözlüklü bir kadın, bir öğrenci, bacakları olmayan bir adam. Ama hiçbiri bir hikâyenin kahramanı olmaz; her biri bir an için kalabalıktan ayrılır ve sonra yeniden onun içine karışır. 14.4'ün kahramansız film sorusu için bu film erken ve belirgin bir örnektir.

Zaman

Filmin bütün olayları birkaç güne sığar: bir gece ve bir sabah gemide, bir gün limanda, merdivenlerdeki katliam ve bir gece açık denizde. Ama film bu zamanı eşit hızda geçirmez. Bazı anlar sıkıştırılır, bazıları genişletilir.

En belirgin genişletme merdivenlerdedir. 7.4'te gördüğümüz gibi, katliam kısa bir süre içinde olup biten bir olay olarak değil, çok sayıda planın art arda dizilmesiyle uzatılmış bir an olarak gösterilir. Askerlerin merdivenden inişi, gerçek bir inişten çok daha uzun sürüyormuş gibi görünür; çünkü film aynı iniş anını farklı açılardan, farklı yüzlerle tekrar tekrar gösterir. 12.2'nin süre sorusu bu dizi için yapılmış gibidir: olay zamanı kısa, ekran zamanı uzundur.

Beşinci bölümün bekleyişi de bir genişletmedir, ama başka bir türden. Burada zaman şiddetle değil gerilimle uzar: makine dairesinin pistonları, toplar, nöbet tutan yüzler ve yaklaşan gemiler arasında film uzun uzun gidip gelir. Seyirci, filonun ne yapacağını bilmeden bekler. Bu bekleyiş, merdivenlerdeki katliamın ardından geldiği için ayrıca ağırdır: seyirci az önce silahların ateşlendiğini görmüştür.

Üçüncü bölümün açılışındaki sis ise zamanı yavaşlatır. Limanın sisli görüntüleri hiçbir olay taşımaz; gemiler, su ve ışık gösterilir. Bu dizi, ikinci bölümün kargaşasıyla üçüncü bölümün yası arasında bir duraklamadır. Filmin ortasındaki bu durgunluk, merdivenlerin hızıyla karşılaştırıldığında, filmin ritim yelpazesinin iki ucunu gösterir.

Bilgi ve bakış açısı

Film bilgiyi tek bir karaktere bağlamaz. Kamera gemiden kıyıya, güverteden makine dairesine, merdivenin tepesinden dibine serbestçe gider; seyirci subayların, tayfaların ve şehir halkının bilmediği şeyleri onlarla birlikte ya da onlardan önce görür. 13.1'in sınırlı ve sınırsız anlatım ayrımında bu film, sınırsız anlatıma yakındır: hiçbir karakterin bilgisi seyircinin bilgisini sınırlamaz.

Ama bu genişlik bir tarafsızlık anlamına gelmez. Film kimin yüzünü yakından, kimin yüzünü uzaktan gösterdiğini dikkatle seçer. Tayfaların ve şehir halkının yüzleri acıyı, öfkeyi ve dayanışmayı taşıyan yakın planlarla verilir. Subaylar, hekim ve rahip ise çoğunlukla bir tip olarak görünür: hekimin gözlüğü, kaptanın bıyığı, rahibin haçı. Merdivenlerde askerlerin yüzleri hiç gösterilmez; yalnızca botları, sırtları ve tüfekleri görülür. Bu, bilginin dağılımında bir seçimdir: seyirci kurbanların yüzlerini tanır, ama ateş edenlerin yüzünü tanımaz.

Bu seçim, 4.4'teki yüz manzarasıyla ve ilk bölümün üçüncü sorusuyla doğrudan ilişkilidir. Bir yüzü yakından göstermek ona bir iç dünya, bir duygu verir; bir yüzü hiç göstermemek ya da yalnızca bir tip olarak göstermek, onu bir kuvvete ya da bir sınıfa dönüştürür. Tenler ve ışık da bu ayrımı taşır. Merdivenlerin gün ışığında, kalabalığın yüzleri açık ve keskin görünür; askerler ise çoğunlukla sırtları dönük, gölgeli siluetlerdir. Bir yüzün nasıl aydınlatıldığı, filmin o yüze nasıl bir yer verdiğinin bir parçasıdır.

Bilgi dağılımının bir başka katmanı ara yazılardadır. Ara yazılar olayları açıklar, karakterlerin sözlerini aktarır ve zaman zaman doğrudan bir slogan gibi konuşur. Seyirci bu ara yazılar sayesinde, örneğin cesedin üstündeki kâğıtta yazanı okur; ama ara yazılar seyircinin ne düşüneceğini de yönlendirir. Bir ara yazının bir bilgiyi mi verdiği, yoksa bir duyguyu mu kurduğu, filmi okurken ayrıca sorulmalıdır.

Yapının işi

Filmin yapısı bir genişleme yapısıdır: bir tabaktan bir filoya, bir tayfadan bir denize. Bu genişleme, filmin siyasal fikrini biçime çevirir: bir haksızlığa karşı öfke, adım adım daha büyük bir topluluğun öfkesine dönüşür. Ama yapının ilginç yanı, genişlemenin bir çizgi değil, bir dalga olarak ilerlemesidir. Her bölüm bir gerilimle başlar ve bir boşalmayla biter: kırılan tabak, ayaklanma, yasın öfkeye dönüşü, katliamın karşılığı, filonun geçit vermesi.

Bu dalga yapısının içinde bir ayna da vardır. İkinci bölümde branda altındaki tayfalara ateş emri verilir ve Vakulinçuk'un «Kardeşler!» çağrısıyla tüfekler iner. Beşinci bölümde filonun toplarına bir işaret verilir ve gemiler ateş etmez; tayfalar yine «Kardeşler!» diye seslenir. İki sahne aynı biçimi paylaşır: bir silahın doğrultulması, bir çağrı ve silahın inmesi. Arada ise dördüncü bölüm durur: orada da silahlar doğrultulur, ama hiçbir çağrı onları indiremez ve ateş edilir. Film, kardeşlik çağrısının işe yaradığı iki sahnenin arasına, işe yaramadığı bir sahneyi koyar.

Eisenstein'ın kendisi de bu yapıyı sonradan bir deneme içinde tarif etmiştir. Onun anlatımına göre her bölüm ortasında bir duraklama noktasıyla iki yarıya ayrılır ve film bütünü de, üçüncü bölümün sisli sabahında, ortadan ikiye bölünür.

Bu tarifi ekranda sınamak, dosyanın öğretici bir alıştırmasıdır. Her bölümde bir duraklama noktası buluyor musun? Bulduğun nokta, Eisenstein'ın tarif ettiği yerde mi? Bir yönetmenin kendi filmi hakkında söyledikleri, bir okuma için bir ipucu olabilir; ama ölçü yine ekrandır.

Bölüm başlıklarının kendisi de yapının bir parçasıdır. Her başlık bir ara yazıyla gelir ve bir sonraki bölümün ne hakkında olduğunu önceden söyler. «Ölü adalet ister» başlığı, seyirciye cesedi görmeden önce bir yas ve bir hesap sorma duygusunu verir; «Odessa merdivenleri» başlığı ise bir yeri adlandırır ve o yerde ne olacağını söylemez. Başlıklar bu yüzden bir tiyatro programı gibi işler: seyirci her bölüme bir beklentiyle girer ve bölüm o beklentiyi ya karşılar ya da aşar. İkinci bölümün başlığı «dram» der ve bölüm bir dramdan fazlasını, bir ayaklanmayı getirir; dördüncü bölümün başlığı bir yer adı der ve bölüm bir katliamı getirir. Beklenti ile olay arasındaki bu mesafe, filmin seyirciyi bir bilgiyle hazırlayıp bir duyguyla sarsma yollarından biridir.

Seviye 0 ve 1'in dosyalarını yan yana koymak bu filmin yerini netleştirir. De Sica'nın filmi bir aramaydı ve bir aileye bağlıydı. Dr. Caligari bir çerçeve yapısıydı ve bir anlatıcıya bağlıydı. Potemkin Zırhlısı bir genişleme yapısıdır ve bir topluluğa bağlıdır. Üç film yan yana konduğunda, yapının yalnızca olayların sırası değil, filmin kimi merkeze koyduğuyla da ilgili olduğu görülür.

Kaynaklar

Sonraki derse köprü

Beş bölümün iskeleti çıktı; şimdi tek tek sahnelere inme zamanı. Sıradaki bölüm birkaç sahneyi yakından, kadrajı, kesmesi ve yüzleriyle okuyacak: branda sahnesi, sisli liman ve iskeledeki yas ile filonun karşısındaki bekleyiş, kesmenin bir anlamı nasıl ürettiğini merdivenlerin dışında da sınamak için uygun adaylardır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.