İçeriğe geç

9.1 · Seviye 1 · Filmin dili

Renk paleti

Sınırlı palet, baskın renk, karşıt renk (ayrıntı Renk Akademisi'nde)

Film Okuma Akademisi — Renk ve doku · 1.724 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Renk paleti, bir filmde kullanılan renklerin dekor, kostüm, ışık ve renk düzenlemesiyle kurulan seçilmiş bütünüdür; sınırlı bir palet kendisi bir anlam taşır.
  2. Baskın renk sık tekrar eden ve bir kişinin, bir yerin ya da bir düşüncenin işaretine dönüşen renktir; tekrar ettikçe bir bellek kurar.
  3. Tamamlayıcı renkler yan yana konduğunda birbirini öne çıkarır ve bir gerilim kurar.
  4. Vertigo'da yeşil Madeleine'in hayaletinin rengidir ve kırmızıyla karşıtlık içinde bir takıntıyı taşır; Matrix'te yeşilimsi ton benzetimin, mavimsi ton gerçek dünyanın rengidir.
  5. Renk anlamları evrensel değildir; okur rengi filmin içinden okur ve paletin bütün yüzleri aynı özenle koruyup korumadığını sorar.

Açılış

Kalabalık bir restoran. Duvarlar koyu, kadife bir kırmızıyla kaplı; ışıklar loş, masalarda beyaz örtüler. Barın önünde bir adam oturuyor ve salonun öbür ucuna bakıyor. Bir kadın masasından kalkıp yürümeye başlıyor. Siyah bir elbise giymiş, omuzlarında zümrüt yeşili bir şal var. Kadın adamın yanından geçerken bir an duruyor, profili kırmızı duvarın önünde keskinleşiyor. Salonda başka hiçbir yeşil yok. Göz o yeşili bulmak için kırmızının içinde dolaşıyor ve bulduğunda bırakmıyor.

Hitchcock'un San Francisco'da geçen takıntı filminde Scottie'nin Madeleine'i ilk kez gördüğü bu an, filmin bütün renk düzeninin özetidir. 8.5'te otel odasındaki yeşil neona müziği için bakmıştık; şimdi o yeşilin kendisine dönüyoruz. M09'un ilk dersi, bir filmin renkleri nasıl seçip sınırladığını, hangi rengi öne çıkarıp hangisini karşısına koyduğunu ve bu düzenin bir hikâyeyi nasıl taşıdığını soruyor.

Tek fikir

Bir filmin renk paleti, ekranda görülen renklerin bilinçli bir seçkisidir. Sınırlı bir palet bir dünyanın havasını kurar, baskın bir renk bir kişinin ya da bir düşüncenin işareti olabilir, karşıt bir renk bir gerilimi duyurur. Okur rengi süs olarak değil, bir düzen olarak okur.

Kavram

Bir film çekildiğinde dünyanın bütün renkleri kameranın önündedir. Ama ekrana gelen renkler bir seçimin sonucudur. Dekor tasarımcısı duvarların, eşyaların rengini seçer; kostüm tasarımcısı karakterlerin giysilerini; görüntü yönetmeni ışığın sıcaklığını ve rengini; renk düzenleyicisi de çekimden sonra bütün görüntünün tonunu ayarlar. Bu kararlar birlikte bir palet kurar. Bazı filmler geniş, bol renkli bir palet kullanır; bazıları birkaç renge sınırlanır ve bu sınırlama kendisi bir anlam taşır.

Paletin en sık kullanılan araçlarından biri, bir rengi öne çıkarmaktır.

Baskın bir renk bir karakterle eşleşebilir: karakter her göründüğünde o renk de görünür, giysisinde, eşyasında, çevresindeki ışıkta. Bir duygunun, bir semtin, bir düşüncenin de rengi olabilir. 8.5'te gördüğümüz leitmotif nasıl bir müzik temasını bir karaktere bağlıyorsa, baskın renk de bir rengi bir anlama bağlar; film boyunca tekrar ettikçe bir bellek kurar ve değiştiğinde bir değişimi duyurur.

Tamamlayıcı renkler bir gerilim kurar. Yan yana konduklarında ikisi de daha canlı görünür ve göz aralarında gidip gelir. Bir film iki karakteri, iki dünyayı ya da iki duyguyu tamamlayıcı renklerle ayırabilir; ikisinin birbirine karıştığı anlar da bir dönüşümü haber verir. Rengin bu kuramsal yanını, renkler arasındaki karşıtlıkları ve oranları Renk Akademisi'nin «Itten'in yedi kontrastı» ve «60-30-10: rengin oranı» dersleri ayrıntılı biçimde ele alır; okur için burada önemli olan, karşıtlığın bir seçim ve bir anlam olduğudur.

Bir paletin önünde okurun elinde üç soru olur. Filmde hangi renkler sık tekrar ediyor, hangileri neredeyse hiç yok? Hangi renk kimin, nerenin ya da hangi duygunun işareti olmuş ve bu bağ film boyunca değişiyor mu? Ve hangi renkler birbirinin karşısına konmuş: bir kırmızı ile bir yeşil, bir sıcak ile bir soğuk, bir canlı ile bir solgun? Bu soruların yanıtları çoğu zaman tek bir karede değil, filmin bütününde ortaya çıkar; okur renkleri bir sahneden ötekine takip eder.

Renk anlamlarının evrensel olmadığını da akılda tutmak gerekir. Kırmızı bir kültürde tehlike, bir başkasında düğün, bir üçüncüsünde yas olabilir. Beyaz bazı geleneklerde saflığın, bazılarında ölümün rengidir. Bu yüzden okur bir rengin anlamını bir sözlükten değil, filmin kendisinden, rengin film içinde nerede ve kiminle tekrar ettiğinden çıkarır.

Ten sorusu paletin en hassas noktasıdır. Bir renk düzenlemesi bütün görüntünün tonunu değiştirdiğinde, yüzlerin tonu da değişir. Son yıllarda yaygınlaşan bazı renk alışkanlıkları, örneğin arka planları soğuk bir camgöbeğine, yüzleri sıcak bir turuncuya iten düzenleme, bütün tenleri aynı turuncu bandın içine toplamaya çalışır; bu itiş bazı tenleri doğal tonlarına yaklaştırırken bazılarını onlardan uzaklaştırabilir. 5.4'te ışığın tene nasıl davrandığını sormuştuk; renk düzenlemesi aynı soruyu çekimden sonra yeniden sorar. Okur bir paletin yüzleri nasıl etkilediğini, bütün tenlerin o palette aynı özenle korunup korunmadığını da sorar.

Filmde

Bu filmde yeşil, Madeleine'in rengidir ve film boyunca onun hayaletini taşır. Madeleine ilk kez kırmızı duvarlı bir restoranda yeşil bir şalla görünür. Scottie onu izlerken yeşil bir arabanın peşine düşer. Madeleine öldükten sonra Scottie, sokakta yeşil giysili bir kadın gördüğünde, o kadının Judy olduğunu sonradan anlar; seyirci onu yeşilden tanır. Otel odasının yeşil neon ışığı da bu rengin doruğudur.

Bu renk düzeninin işlevi, bir takıntıyı görünür kılmaktır. Yeşil, Scottie'nin bağlandığı imgedir; Madeleine'in kendisinden çok, Scottie'nin onun hakkındaki hayali. Bu yüzden yeşil, Madeleine öldükten sonra da filmi terk etmez; Judy'nin üstünde yeniden belirir ve Scottie'nin onu Madeleine'e dönüştürme çabasını önceden duyurur. Bir okuma yeşili bir hayaletin rengi olarak görür: canlı bir kadına değil, bir anıya, bir yanılsamaya ait bir renk.

Kırmızı ile yeşilin karşıtlığı bu okumayı derinleştirir. Restoranın kırmızı duvarları bir tutkuyu, bir tehlikeyi ya da bir sıcaklığı çağrıştırabilir; yeşil ise o sıcaklığın içinde soğuk, ulaşılmaz bir nokta gibi durur. Bir başka okuma bu iki rengi Scottie'nin içindeki iki kuvvet olarak görür: arzunun sıcaklığı ile arzu edilen şeyin erişilmezliği. Hangisinin daha isabetli olduğuna film karar vermez; ama iki rengin film boyunca birbirini çağırması, bir okumanın dayanağını oluşturur.

Başka bir filmde

Paletin iki dünyayı birbirinden ayırdığı bir film.

6.6'da bu filmin mermi zamanına bakmıştık. Filmin renk düzeni de kendi başına bir anlatım aracıdır. Benzetimin içindeki sahneler yeşilimsi bir tona boyanmıştır: ofisler, sokaklar, yüzler hafifçe yeşile çeker, tıpkı ekranda akan yeşil bilgisayar harflerinin dünyası gibi. Benzetimin dışındaki gerçek dünya ise soğuk, mavimsi bir tondadır.

Bu düzenin işlevi, seyirciye hangi dünyada olduğunu sürekli hatırlatmaktır. Yeşil ton, benzetimin bir yapay katman olduğunu, yüzlerin ve sokakların bile bir kodun ürünü olduğunu fısıldar. Seyirci bir sahnenin rengine bakarak onun benzetim mi, gerçek mi olduğunu anlar. Bir okuma bu paleti filmin temel sorusunun görsel karşılığı olarak görür: hangi dünya gerçek? Gerçek dünyanın mavisi daha soğuk ve daha yoksuldur; film, gerçeğin rahat olmadığını, yanılsamanın ise tanıdık bir sıcaklık taşıdığını renkle de söyler. Yeşilin her yere sinmiş olması, seyircinin de benzetimin içinde olduğu duygusunu güçlendirir.

İki film baskın rengin iki ayrı kullanımını gösterir. Vertigo'da yeşil bir karaktere, daha doğrusu bir hayaletin imgesine bağlıdır ve bir takıntıyı taşır. Matrix'te yeşil bir dünyaya bağlıdır ve o dünyanın yapaylığını duyurur.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışRenklerin anlamını evrensel bir sözlükten okumak.
Doğrusu

Kırmızı her filmde tutku, yeşil her filmde umut değildir; bir rengin anlamı filmin içinde nerede ve kiminle tekrar ettiğinden çıkar.

Yaygın yanlışPaleti yalnızca güzel ya da çirkin diye değerlendirmek.
Doğrusu

Bir palet bir zevk meselesi olmanın ötesinde bir düzendir; bir dünyayı, bir karakteri ya da bir gerilimi kurar.

Yaygın yanlışRenk düzenlemesinin yüzleri nasıl etkilediğini atlamak.
Doğrusu

Bir palet bütün tenlere aynı biçimde davranmayabilir; okur yüzlerin o palette nasıl korunduğunu da sorar.

Okuma Defteri

Defter: Bulduğun baskın rengin film boyunca neyle eşleştiğini ve bu eşleşmenin bir yerde değişip değişmediğini iki cümleyle yaz; rengin yüzlere ne yaptığını ikinci bir satıra yaz.

Özet

  1. Renk paleti, bir filmde kullanılan renklerin dekor, kostüm, ışık ve renk düzenlemesiyle kurulan seçilmiş bütünüdür; sınırlı bir palet kendisi bir anlam taşır.
  2. Baskın renk sık tekrar eden ve bir kişinin, bir yerin ya da bir düşüncenin işaretine dönüşen renktir; tekrar ettikçe bir bellek kurar.
  3. Tamamlayıcı renkler yan yana konduğunda birbirini öne çıkarır ve bir gerilim kurar.
  4. Vertigo'da yeşil Madeleine'in hayaletinin rengidir ve kırmızıyla karşıtlık içinde bir takıntıyı taşır; Matrix'te yeşilimsi ton benzetimin, mavimsi ton gerçek dünyanın rengidir.
  5. Renk anlamları evrensel değildir; okur rengi filmin içinden okur ve paletin bütün yüzleri aynı özenle koruyup korumadığını sorar.

Kendini sına

  1. Bir filmin renk paleti hangi kararlarla kurulur?
  2. Baskın renk ile leitmotif arasında nasıl bir benzerlik vardır?
  3. Vertigo'da yeşil hangi anlarda görünür ve neden bir hayaletin rengi olarak okunabilir?
  4. Matrix'te renk tonları seyirciye ne söyler?

Yanıtlar

  1. Dekor tasarımcısının duvarlar ve eşyalar için, kostüm tasarımcısının giysiler için, görüntü yönetmeninin ışığın sıcaklığı ve rengi için verdiği kararlarla ve çekimden sonra renk düzenleyicisinin bütün görüntünün tonunu ayarlamasıyla kurulur.
  2. Leitmotif bir müzik temasını bir karaktere ya da fikre bağlar; baskın renk de bir rengi bir anlama bağlar. İkisi de film boyunca tekrar ederek bir bellek kurar ve değiştiklerinde bir değişimi duyurur.
  3. Madeleine'in ilk görüldüğü restoranda yeşil bir şal olarak, Scottie'nin izlediği arabada, Judy'nin giysilerinde ve otel odasının neon ışığında görünür. Madeleine'in kendisinden çok Scottie'nin onun hakkındaki hayaline ait olduğu ve Madeleine öldükten sonra da filmi terk etmediği için bir hayaletin rengi olarak okunabilir.
  4. Benzetimin içindeki sahneler yeşilimsi, gerçek dünyadaki sahneler mavimsi bir tondadır; seyirci bir sahnenin rengine bakarak onun benzetim mi, gerçek mi olduğunu anlar ve yeşil ton benzetimin yapay bir katman olduğunu hatırlatır.

Sonraki derse köprü

Renk paleti renklerin seçimini sordu. 9.2 bir başka seçimi soruyor: rengin kendisini bırakmayı. Renkli çekimin olağan olduğu bir çağda bir yönetmen neden siyah-beyaz çeker? Alfonso Cuarón'un Roma'sı ve Paweł Pawlikowski'nin Ida'sı, siyah-beyazın bir yokluk değil, bir tercih olarak neyi kazandırdığını sormamızı sağlayacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.