İçeriğe geç

8.5 · Seviye 1 · Filmin dili

Film müziği

Tema, leitmotif, müziğin seyirciye ne hissedeceğini söylemesi

Film Okuma Akademisi — Ses · 1.732 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Film müziği bir film için bestelenmiş, çoğunlukla öykü dışı olan ve sahnelerin duygusunu yönlendiren müziktir; çoğu zaman bilinçli olarak fark edilmeden algılanır.
  2. Leitmotif bir kişiyle, bir mekânla ya da bir düşünceyle eşleşip geri dönen bir temadır; bir filmin içinde bir bellek kurar ve hikâyeyi müzik yoluyla ikinci kez anlatır.
  3. Müzik görüntüyle uyum içinde olabilir, onun önüne geçebilir ya da ona karşı konuşabilir; her ilişki ayrı bir anlam kurar.
  4. Vertigo'da Herrmann'ın müziği bir kavuşmanın altındaki saplantıyı duyurur; Jaws'ta Williams'ın teması görünmeyen bir yaratığın yerine geçer.
  5. Okur bir filmin bir kültürü kendi müziğiyle mi, yoksa onun hakkındaki bir klişeyle mi seslendirdiğini sorar.

Açılış

Bir otel odası. Dışarıdaki neon tabelanın yeşil ışığı odayı dolduruyor. Bir adam pencerenin önünde bekliyor. Banyonun kapısı açılıyor ve bir kadın, adamın istediği gibi giyinmiş, saçları onun istediği gibi toplanmış, yeşil ışığın içinden ona doğru yürüyor. Kadın, adamın kaybettiğini sandığı başka bir kadına dönüşmüştür. Adam onu kucaklıyor ve kamera ikisinin çevresinde dönmeye başlıyor. Bu sırada müzik yükseliyor: geniş, dalga dalga büyüyen, bir türlü tamamlanmayan bir aşk teması. Kamera dönerken odanın duvarları bir an başka bir yere, eski bir ahıra dönüşüyor.

Alfred Hitchcock'un 1958 tarihli Vertigo'sunun bu sahnesinde müzik, görüntünün gösterdiğinden fazlasını söyler. Adam bir kadını yeniden kavuştuğu sevgilisi olarak kucaklar; müzik ise bu kavuşmanın bir saplantının doruğu olduğunu duyurur. 8.1'de müziği ses bandının üç katmanından biri olarak ayırmıştık. Bu ders müziğin kendisine bakıyor: sahneye bir duygu ısmarlayan, bir kişiyle ya da bir düşünceyle eşleşip filmin sonuna kadar geri dönen sese.

Tek fikir

Film müziği bir sahnenin duygusunu yönlendirir, karakterlere ve fikirlere bağlanan temalarla bir filmin içinde bir bellek kurar. Müzik seyirciye ne hissedeceğini söyleyebilir, ama görüntüyle aynı şeyi söylemek zorunda değildir; ikisi arasındaki uyum ya da çatışma bir anlam taşır.

Kavram

8.2'de çoğu film müziğinin öykü dışı olduğunu görmüştük: karakterler onu duymaz, yalnızca seyirci duyar. Bu konum müziğe özel bir güç verir. Müzik bir anlatıcı gibi konuşur: bir sahnenin hüzünlü, korkutucu ya da coşkulu olduğunu seyirciye söyler, çoğu zaman da seyirci bunun farkına varmadan. 8.2'de andığımız Claudia Gorbman, klasik film müziğinin seyirci tarafından çoğu zaman «duyulmadığını», yani bilinçli olarak fark edilmeden algılandığını savunur. Müzik bu yüzden güçlüdür: duygu, seyircinin kendi tepkisi gibi gelir.

Leitmotif bir filmin içinde bir bellek kurar. Bir tema ilk kez bir karakterle birlikte duyulduğunda, seyirci onu o karaktere bağlar. Sonra tema, karakter görünmeden duyulduğunda, seyirci onu hatırlar: karakter yaklaşıyor olabilir, bir başkası onu düşünüyor olabilir, bir olay onunla ilgili olabilir. Tema değiştiğinde, yavaşladığında, bir minör tona geçtiğinde ya da başka bir temayla iç içe geçtiğinde, karakterin durumunun da değiştiğini duyurur. Leitmotif böylece bir filmin hikâyesini müzik yoluyla ikinci kez anlatır.

Film müziğinin görüntüyle kurduğu ilişki üç biçimde düşünülebilir. İlki uyumdur: müzik görüntünün duygusunu taşır ve yoğunlaştırır; hüzünlü bir sahneye hüzünlü bir müzik eşlik eder. İkincisi öndenliktir: müzik görüntünün henüz göstermediği bir şeyi önceden duyurur; bir tehlike görünmeden önce müzik onu haber verir. Üçüncüsü karşıtlıktır: müzik görüntüye karşı konuşur; neşeli bir müzik bir şiddet sahnesine eşlik eder ve bu çatışma bir ironi, bir dehşet ya da bir mesafe kurar.

Bir müziğin bestelendiği koşullar da okumaya girer. Film müziği çoğu zaman görüntü kurgulandıktan sonra, kesmelerin süresine göre yazılır; besteci bir sahnenin kaç saniye sürdüğünü bilerek bir cümleyi o süreye sığdırır. Bu yüzden müziğin bir kesmede yükselmesi ya da bir bakışta susması bir rastlantı değil, kurgu ile müziğin ortak bir kararıdır. Bu üç ilişki, okurun bir müziği dinlerken sorabileceği soruları da verir. Bu müzik görüntüyle aynı şeyi mi söylüyor, onun önüne mi geçiyor, yoksa ona karşı mı konuşuyor? Müzik bir temaya bağlı mı ve o tema daha önce nerede duyuldu? Müzik bir sahnede başlıyor mu, sürüyor mu, yoksa bir sahnenin ortasında aniden mi kesiliyor?

Ten sorusu film müziğinin bir yeri ya da bir topluluğu nasıl seslendirdiği sorusuna dönüşür. Sinema tarihinde, özellikle klasik Hollywood'da, Batı dışındaki yerler ve insanlar çoğu zaman birkaç basmakalıp müzik işaretiyle anlatıldı: belli bir ölçek bir «Doğu» yerini, belli bir davul ritmi bir «yerli» topluluğu, belli bir çalgı bir «egzotik» ülkeyi duyurdu. Bu işaretler o yerlerin gerçek müziğinden çok, Batılı seyircinin o yerler hakkındaki imgesinden gelir. Okur bir filmin bir kültürü kendi müziğiyle mi, yoksa onun hakkındaki bir klişeyle mi seslendirdiğini sorar.

Filmde

Bu filmin müziği Bernard Herrmann'a aittir ve film boyunca Scottie'nin takıntısını seslendirir. Müzik çoğu zaman döner, tekrar eder, bir yükselişe ulaşır ama bir türlü tam bir çözüme varmaz. Seyirci müziği bir aşkın değil, bir saplantının sesi olarak duyar: ileri gitmek yerine kendi çevresinde dönen, tamamlanmayan bir arzu.

Bu sahnede müziğin işlevi, görüntünün sakladığı şeyi seyirciye söylemektir. Görüntü bir kavuşmayı gösterir; müzik ise bu kavuşmanın bir yanılsama olduğunu duyurur. Scottie bir kadını kucaklamaz, bir hayaleti kucaklar; müzik bu yüzden bir doyuma ulaşmaz, sürekli yükselir ve dalgalanır. Bir okuma bu müziği, Scottie'nin arzusunun kendisini kuran ama aynı zamanda mahkûm eden bir döngü olarak görür.

Bu bağ okumayı derinleştirir. Wagner'in operasında aşk ancak ölümde tamamlanır; Vertigo'nun müziği de bir aşkın ancak bir ölümle, bir kaybın yeniden kurulmasıyla var olabildiğini duyurur. Seyirci bu operayı bilmek zorunda değildir; ama müziğin bir türlü çözüme ulaşmayan yükselişi, aynı gerilimi kulağına taşır.

Başka bir filmde

Leitmotif'in bir yaratığın yerine geçtiği bir film.

Bu filmin en tanınan müziği, iki notadan oluşan kısa ve tekrar eden bir temadır. Tema köpekbalığına bağlanır: suyun altından yaklaştığında, tema yavaş yavaş hızlanarak duyulur. Ama filmin büyük bölümünde köpekbalığının kendisi görünmez. Seyirci onu görmeden önce, çoğu zaman da hiç görmeden, temasını duyar ve korkar.

Bu kullanımın işlevi, müziği görüntünün yerine koymaktır. 8.3'te kaynağı görülmeyen bir sesin nasıl güçlü bir varlığa dönüştüğünü görmüştük; Jaws'ta bu güç öykü dışı bir müziğe geçer. Tema köpekbalığının kendisi olur: duyulduğu her an, seyirci suyun altında bir tehlikenin olduğunu bilir. Bir okuma bu düzeni, filmin seyircinin hayal gücünü perdedeki herhangi bir maketten daha büyük bir yaratık kurmaya çağırması olarak görür.

İki film müziğin iki ayrı gücünü gösterir. Vertigo'da müzik görüntünün gösterdiği kavuşmanın altındaki saplantıyı duyurur ve bir türlü çözüme ulaşmayarak bir arzunun döngüsünü seslendirir. Jaws'ta müzik görüntünün yerini alır ve görünmeyen bir yaratığı yalnızca iki notayla seyircinin zihninde kurar.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışFilm müziğini yalnızca bir arka plan süsü saymak.
Doğrusu

Müzik bir sahnenin duygusunu yönlendirir, bir bellek kurar ve görüntünün söylemediğini söyleyebilir.

Yaygın yanlışMüziğin her zaman görüntüyle aynı şeyi söylediğini varsaymak.
Doğrusu

Müzik görüntünün önüne geçebilir ya da ona karşı konuşabilir; uyum, öndenlik ve karşıtlık ayrı anlamlar kurar.

Yaygın yanlışMüziğin yönlendirdiği duyguyu kendi kendiliğinden tepkisi sanmak.
Doğrusu

Film müziği çoğu zaman bilinçli olarak fark edilmeden çalışır; okur bir sahnede hissettiğinin ne kadarının müzikten geldiğini sorar.

Okuma Defteri

Defter: Temanın geçirdiği değişimi karakterin geçirdiği değişimle yan yana koy ve aralarındaki bağı iki cümlede kur; temanın görüntüyle uyum içinde mi, onun önünde mi, yoksa ona karşı mı çalıştığını ayrıca belirt.

Özet

  1. Film müziği bir film için bestelenmiş, çoğunlukla öykü dışı olan ve sahnelerin duygusunu yönlendiren müziktir; çoğu zaman bilinçli olarak fark edilmeden algılanır.
  2. Leitmotif bir kişiyle, bir mekânla ya da bir düşünceyle eşleşip geri dönen bir temadır; bir filmin içinde bir bellek kurar ve hikâyeyi müzik yoluyla ikinci kez anlatır.
  3. Müzik görüntüyle uyum içinde olabilir, onun önüne geçebilir ya da ona karşı konuşabilir; her ilişki ayrı bir anlam kurar.
  4. Vertigo'da Herrmann'ın müziği bir kavuşmanın altındaki saplantıyı duyurur; Jaws'ta Williams'ın teması görünmeyen bir yaratığın yerine geçer.
  5. Okur bir filmin bir kültürü kendi müziğiyle mi, yoksa onun hakkındaki bir klişeyle mi seslendirdiğini sorar.

Kendini sına

  1. Leitmotif nedir ve bir filmde nasıl bir bellek kurar?
  2. Müzik ile görüntü arasındaki üç ilişki nelerdir?
  3. Vertigo'nun otel odası sahnesinde müzik görüntünün söylemediği neyi duyurur?
  4. Jaws'ta müziğin köpekbalığının yerine geçtiğini söylemek ne demektir?

Yanıtlar

  1. Bir kişiyle, bir mekânla, bir eşyayla ya da bir düşünceyle eşleştirilen ve o öğe her göründüğünde ya da anıldığında tekrar eden bir temadır. Seyirci temayı ilk duyduğunda bir öğeye bağlar; tema sonra o öğe görünmeden duyulduğunda seyirci onu hatırlar ve temanın değişimi öğenin durumundaki değişimi duyurur.
  2. Uyum, yani müziğin görüntünün duygusunu taşıması; öndenlik, yani müziğin görüntünün henüz göstermediği bir şeyi önceden duyurması; ve karşıtlık, yani müziğin görüntüye karşı konuşması.
  3. Görüntü bir kavuşmayı gösterirken müzik bu kavuşmanın bir yanılsama, bir saplantının doruğu olduğunu duyurur; müzik bir doyuma ulaşmaz, sürekli yükselir ve dalgalanır.
  4. Köpekbalığı filmin büyük bölümünde görünmez ve onun varlığını iki notalık tema duyurur; tema duyulduğu her an seyirci suyun altında bir tehlike olduğunu bilir, yani müzik görüntünün yerine geçerek yaratığı seyircinin zihninde kurar.

Sonraki derse köprü

Bu ders bir film için yazılmış müziğe baktı. 8.6 Hazır şarkı, bir filme dışarıdan, zaten var olan bir şarkının taşınmasını soruyor: bir şarkı kendi geçmişini, kendi dinleyicilerinin anılarını ve kendi sözlerini bir sahneye getirdiğinde ne olur? Ucuz Roman'ın ve Aftersun'ın şarkılarında bu taşınan anlamı dinleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.