İçeriğe geç

8.4 · Seviye 1 · Filmin dili

Sessizlik

Sesin geri çekilmesi

Film Okuma Akademisi — Ses · 1.725 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Sinemada sessizlik çoğu zaman sesin tamamen yokluğu değil, öbür seslerin geri çekilip ortam sesinin ya da küçük bir sesin kaldığı andır.
  2. Mutlak sessizlik, bütün seslerin kesildiği nadir ve sarsıcı bir andır; seyrek kullanıldığında etkisini korur.
  3. Sessizlik dikkati daraltır, gerilim kurar, bir iç dünyayı gösterir ya da bir kaybı duyurur; anlamı öncesindeki seslerle karşılaştırıldığında ortaya çıkar.
  4. Üç Renk: Mavi'de sessizlik Julie'nin dünyayı kendinden uzak tutmak için seçtiği bir kaçıştır; Metalin Sesi'nde sessizlik bir karakterin bedenine gelen bir kayıp ve bir başka hayatın olasılığıdır.
  5. Okur biçimsel sessizliği bir karakterin susturulmasından ayırır ve kimin hep sessiz kaldığını sorar.

Açılış

Bir kafede bir kadın tek başına oturuyor. Önünde bir fincan kahve. Elindeki bir küp şekeri kahvenin yüzeyine yaklaştırıyor ve şekerin yalnızca bir köşesini sıvıya değdiriyor. Kamera çok yakında. Kahve şekerin içine yavaş yavaş, kahverengi bir leke gibi yükseliyor ve beyaz küpü dolduruyor. Kafenin uğultusu geri çekilmiş; başka hiçbir şey olmuyor. Birkaç saniye boyunca bütün film, bir şeker küpünün kahveyi emmesinden ibaret.

Kieślowski'nin mavi renkli yas filminde bu an, filmin büyük orkestra patlamalarının tam karşısında durur. 8.1'de bu filmde müziğin sessizliğe yakın bir dünyayı nasıl böldüğünü gördük. Bu derste o dünyanın kendisine, seslerin geri çekildiği, küçük bir sesin ya da hiçbir sesin kalmadığı anlara bakıyoruz. Sessizlik bir sesin yokluğu mu, yoksa kendi başına bir ses mi?

Tek fikir

Sinemada sessizlik çoğu zaman sesin tamamen yokluğu değil, seslerin geri çekilmesidir. Bir sahne sessizleştiğinde seyircinin dikkati değişir: küçük sesler büyür, bir yüz ya da bir nesne öne çıkar, bir boşluk duyulur hâle gelir. Sessizlik bir karardır ve bir anlam taşır.

Kavram

İlk bakışta sessizlik ses dersinin konusu olamazmış gibi görünür: ses yoksa okunacak ne vardır? Ama sinemada sessizlik nadiren mutlaktır ve neredeyse hiçbir zaman rastlantı değildir.

Gündelik hayatta mutlak bir sessizlik yaşamayız. En sessiz odada bile bir uğultu, bir nefes, bir dış ses vardır. Sinema bunu bilir: bir sahnede konuşma ve müzik kesildiğinde bile, ortam sesi çoğu zaman yerinde kalır. Bu yüzden bir filmde «sessizlik» dediğimiz şey çoğu zaman, öbür seslerin çekilip yalnızca ortam sesinin ya da tek bir küçük sesin kaldığı andır. Ses kurgucuları, bir mekânın boş hâlinin sesini ayrıca kaydeder; çünkü bir sahnede o ses birden kesilirse, seyirci bir boşluğa düştüğünü hisseder.

Mutlak sessizlik bu yüzden güçlüdür: seyirci onu bir sessizlik olarak değil, bir kopuş olarak yaşar. Bir patlamanın ardından bütün seslerin kesilmesi, bir karakterin şoku ya da bir duyunun kaybı olarak okunabilir. Ama bu etki ancak seyrek kullanıldığında çalışır; sürekli sessiz bir film, sessizliği bir olay olmaktan çıkarır.

Sessizliğin birkaç sık işi vardır. İlki dikkati daraltmaktır: sesler geri çekildiğinde seyircinin dikkati görüntüdeki küçük bir şeye, bir yüze, bir nesneye, bir el hareketine yoğunlaşır. İkincisi gerilim kurmaktır: bir korku filminde müziğin aniden kesilmesi, bir şeyin olmak üzere olduğunu söyler; seyirci sessizliğin içinde bekler. Üçüncüsü bir iç dünyayı göstermektir: bir karakter şok, yas ya da yoğun bir düşünce içindeyken dünyanın sesleri onun için kısılabilir; ses bandı, karakterin algısını taşır. Dördüncüsü bir boşluğu duyurmaktır: bir kayıptan sonra gelen sessizlik, kaybolan şeyin yerini dolduran bir yokluk olarak duyulur.

Sessizliği okumak için önce sessizlikten önce ne olduğunu dinlemek gerekir. Bir sessizlik ancak öncesindeki seslerle karşılaştırıldığında anlam kazanır: bir kalabalığın, bir müziğin, bir konuşmanın ardından gelen sessizlik, hiç ses olmayan bir sahneden farklıdır. Sonra sessizliğin içinde ne kaldığını dinlemek gerekir: ortam sesi mi, tek bir küçük ses mi, yoksa hiçbir şey mi? Ve son olarak sessizliğin nasıl bittiğini: bir ses birden mi patlıyor, yoksa yavaşça mı geri geliyor?

Sessizliğin bir de seyircinin bulunduğu yerle ilişkisi vardır. Bir sinema salonunda sessiz bir an, salonun kendi seslerini, bir öksürüğü, bir koltuk gıcırtısını duyulur kılar; seyirci bir an kendi bedeninin farkına varır. Evde izlenen bir filmde aynı sessizlik, odanın seslerine karışabilir. 0.6'da izleme koşulunun okumayı nasıl değiştirdiğini görmüştük; sessizlik bu koşula en duyarlı ses hâlidir.

Sessizlik bir de susturulmayla karıştırılmamalıdır. Bir filmin sessizliği bir sahnenin biçimsel bir kararıdır; ama bazı karakterlerin hiç konuşmaması, konuşsa bile duyulmaması başka bir şeydir. Ten sorusu burada belirginleşir: bir filmde kim konuşur, kim hep sessiz kalır? Sinema tarihinde bazı topluluklardan karakterler çoğu zaman sessiz hizmetkârlar, konuşmayan figüranlar, sözü başkası tarafından anlatılan insanlar olarak görünmüştür. Okur bir sessizliğin bir biçim kararı mı, yoksa bir karakterin sesinin elinden alınması mı olduğunu sorar.

Filmde

8.1'de gördüğümüz büyük müzik girişleri bu filmin bir yüzüdür. Öbür yüzü, Julie'nin kendi seçtiği sessizliktir. Julie az konuşur, insanlardan uzak durur, bir kafede tek başına oturur, bir havuzda tek başına yüzer. Bu anlarda ses bandı küçülür: konuşma yoktur ya da çok azdır, müzik çekilmiştir, yalnızca bir kaşığın, bir fincanın, suyun sesi kalır.

İlk okumada bu sessizlik bir savunmadır: dünyayı kendinden uzak tutmaya çalışan bir kadının sesi. Julie bir şeyle, bir hatırayla, bir müzikle karşılaşmamak için dünyayı küçültür; ses bandı da onunla birlikte küçülür. Şeker küpüne bakan kamera, Julie'nin dikkatinin kendisini acıdan korumak için en küçük ve en anlamsız şeylere çekildiğini gösterir. Sessizlik burada bir kaçışın biçimidir.

Bu yapım bilgisi bir şeyi gösterir: sessiz bir an bile hesaplanmış bir süredir. Sessizliğin uzunluğu, seyircinin onu bir boşluk olarak mı, bir dikkat anı olarak mı yaşayacağını belirler. Çok kısa bir sessizlik fark edilmez; çok uzun bir sessizlik sıkıcı ya da tedirgin edici olur. Kieślowski'nin şekeri, sessizliğin de bir ritmi olduğunu hatırlatır.

Bir başka okuma, filmin sessizliği ile müziğini aynı yasın iki yüzü olarak görür. Sessizlik Julie'nin kontrol edebildiği şeydir; müzik onun kontrol edemediği. Film bu ikisinin arasında gidip gelir ve Julie'nin yası, bu iki ses hâli arasındaki çekişme olarak duyulur.

Başka bir filmde

Sessizliğin bir karakterin bedeninde yaşandığı bir film.

Bu filmde sessizlik bir biçim kararı olmanın ötesinde bir karakterin bedensel deneyimidir. Ses bandı çoğu zaman Ruben'in duyduğu gibi duyulur: boğuk, uzak, bozuk ya da neredeyse hiç. Film, seyirciyi bu işitme ile dışarıdaki dünyanın sesi arasında gidip getirir; bir sahne bir an tam sesle, bir an Ruben'in kulağından duyulur.

Bu düzenin işlevi, seyirciye sessizliği bir yokluk olarak değil, bir değişim olarak yaşatmaktır. Ruben için sessizlik önce bir kayıptır, bir dehşettir; filmin sonuna doğru ise başka bir şeye dönüşebilir. Bir okuma filmi sessizliğin bir eksiklik değil, başka bir dünyanın kapısı olarak keşfedildiği bir yolculuk olarak görür. Bu okuma, filmin işitme engelli topluluğu bir trajedinin değil, kendi dili ve kendi hayatı olan bir topluluğun yeri olarak göstermesine dayanır.

Bu okuma bir temsil sorusunu da açar: işitme engelli bir dünyanın sessizliği, işiten bir seyirci için yapılmış bir filmde nasıl duyulur? Film bu dünyayı bir dışarıdan bakışla mı, yoksa onun kendi deneyiminden mi kurar? Okur bu soruyu, filmin işaret dilini, çevirisini ve işitme engelli karakterlerin sözünü nasıl sunduğuna bakarak sorabilir.

İki film sessizliğin iki ayrı kaynağını gösterir. Üç Renk: Mavi'de sessizlik bir karakterin kendini dünyadan korumak için seçtiği bir kaçıştır. Metalin Sesi'nde sessizlik bir karakterin bedenine gelen bir kayıp ve sonra bir başka hayatın olasılığıdır.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışSinemadaki her sessizliği mutlak bir ses yokluğu sanmak.
Doğrusu

Çoğu sessizlik, öbür seslerin çekilip yalnızca ortam sesinin ya da küçük bir sesin kaldığı andır.

Yaygın yanlışSessizliği bir boşluk olarak geçmek.
Doğrusu

Sessizlik bir karardır; dikkati daraltır, gerilim kurar, bir iç dünyayı ya da bir kaybı duyurur. Okur sessizlikten önce ne olduğunu ve sessizliğin içinde ne kaldığını dinler.

Yaygın yanlışBiçimsel sessizliği susturulmayla karıştırmak.
Doğrusu

Bir sahnenin sessizliği bir biçim kararıdır; bir karakterin hep konuşmaması ya da sözünün duyulmaması ise bir temsil sorusudur.

Okuma Defteri

Defter: Bu sessizliğin dikkati mi daralttığını, bir gerilim mi kurduğunu, bir iç dünyayı mı yoksa bir kaybı mı duyurduğunu seç ve seçimini sessizliğin öncesi ile sonrası arasındaki farka dayandırarak iki cümleyle gerekçelendir.

Özet

  1. Sinemada sessizlik çoğu zaman sesin tamamen yokluğu değil, öbür seslerin geri çekilip ortam sesinin ya da küçük bir sesin kaldığı andır.
  2. Mutlak sessizlik, bütün seslerin kesildiği nadir ve sarsıcı bir andır; seyrek kullanıldığında etkisini korur.
  3. Sessizlik dikkati daraltır, gerilim kurar, bir iç dünyayı gösterir ya da bir kaybı duyurur; anlamı öncesindeki seslerle karşılaştırıldığında ortaya çıkar.
  4. Üç Renk: Mavi'de sessizlik Julie'nin dünyayı kendinden uzak tutmak için seçtiği bir kaçıştır; Metalin Sesi'nde sessizlik bir karakterin bedenine gelen bir kayıp ve bir başka hayatın olasılığıdır.
  5. Okur biçimsel sessizliği bir karakterin susturulmasından ayırır ve kimin hep sessiz kaldığını sorar.

Kendini sına

  1. Ortam sesi nedir ve sessizlik anlarında neden önemlidir?
  2. Mutlak sessizlik neden seyrek kullanıldığında etkilidir?
  3. Üç Renk: Mavi'deki şeker küpü anı sessizliğin hangi işini görür?
  4. Metalin Sesi'nde ses bandı Ruben'in deneyimini nasıl taşır?

Yanıtlar

  1. Bir mekânın, kimse konuşmazken ve hiçbir olay olmazken bile taşıdığı sürekli sestir. Önemlidir, çünkü sinemadaki sessizliklerin çoğu öbür seslerin çekilip ortam sesinin kaldığı anlardır; ortam sesi birden kesilirse seyirci bir boşluğa düştüğünü hisseder.
  2. Çünkü seyirci onu bir sessizlik olarak değil bir kopuş olarak yaşar; sürekli kullanılırsa olay olmaktan çıkar ve sarsıcı etkisini kaybeder.
  3. Dikkati daraltır: sesler geri çekilir ve seyircinin dikkati bir şeker küpünün kahveyi emmesine yoğunlaşır; bu, Julie'nin acıdan korunmak için dikkatini en küçük şeylere çekmesinin bir görüntüsü olarak okunabilir.
  4. Ses bandı sık sık Ruben'in duyduğu gibi boğuklaşır ya da neredeyse tamamen kesilir; film seyirciyi tam ses ile Ruben'in işitmesi arasında gidip getirir ve sessizliği bir yokluk olarak değil bir değişim olarak yaşatır.

Sonraki derse köprü

Sessizlik sesin geri çekilmesiydi. 8.5 Film müziği sesin en öne çıkan, seyirciye ne hissedeceğini en açık biçimde söyleyen katmanına dönüyor: bir tema bir karaktere bağlandığında ve film boyunca tekrar ettiğinde ne olur? Alfred Hitchcock'un Vertigo'sunda Bernard Herrmann'ın müziğinin bir takıntıyı nasıl seslendirdiğini dinleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.