İçeriğe geç

6.8 · Seviye 1 · Filmin dili

Uzun plan

Kesmeden süren plan; süre bir anlam aracı

Film Okuma Akademisi — Kamera hareketi ve objektif · 1.845 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Uzun plan, kesmeden uzun süre devam eden plandır; bir ölçek değil, bir süre sorusudur ve genel planla karıştırılmamalıdır.
  2. Bir planın uzunluğu bağlama göre belirlenir; ortalama plan süresi bir filmin ne sık kestiğini gösterir.
  3. Uzun plan kurgunun yönlendirmesini azaltır ve seyirciyi bir kareye daha uzun baktırır; bu bekleme, gerilim, dikkat ya da huzursuzluk olarak çalışabilir.
  4. Ayna'da uzun ve ağır planlar bir anıyı yeniden yaşanan bir süreye çevirir; Tanrı Kent'te hızlı kurgu zamanı şiddetin içinde sıkıştırır ve bir estetik tartışmasını açar.
  5. Kameranın kimin yüzünde beklediği, kimi düşünen bir özne, kimi bir hareketin taşıyıcısı olarak gösterdiğini söyler.

Açılış

Bir kadın, bir tarlanın kıyısındaki tahta çitin üstüne oturmuş, sigara içiyor ve yola bakıyor. Uzaktan, otların arasından bir adam yürüyerek geliyor. Yolunu soruyor, biraz konuşuyorlar; adam da çite oturuyor, çit ağırlığa dayanamayıp kırılıyor, ikisi birlikte yere düşüp gülüyor. Sonra adam kalkıp gidiyor. Tarlanın ortasına vardığında duruyor, dönüp geriye bakıyor; tam o sırada bir rüzgâr otların üstünden dalga dalga geçiyor.

Andrey Tarkovski'nin 1975 tarihli Ayna'sında bu karşılaşma acele etmez. Kamera kesmeye koşmaz; kadının beklemesini, adamın yaklaşmasını, uzaklaşmasını ve rüzgârı, olayların kendi süresiyle gösterir. Seyirci bir olay örgüsünün ilerlediğini değil, zamanın geçtiğini hisseder. M06'nın son dersi bu duyguyu, kamera kesmeden çalıştığında süreye ne olduğunu soruyor.

Tek fikir

Uzun plan, kesmeden uzun süre devam eden plandır. Kesme bir sahnenin zamanını seçer, kısaltır ve yönetir; uzun plan zamanı olduğu gibi bırakır ve seyirciyi onun içinde tutar. Süre burada bir anlam aracına dönüşür: bekleme, gerilim, dikkat ya da huzursuzluk taşıyabilir.

Kavram

Önce bir karışıklığı gidermek gerekir. Türkçede «uzun plan» kimi zaman kameranın uzaktan çektiği, figürleri küçük gösteren plan için de kullanılır. 2.2'de bu tür plana genel plan demiştik; o bir ölçek sorusuydu, bir mesafe sorusu. Bu dersteki uzun plan ise bir süre sorusudur: plan ne kadar uzaktan çekildiğinden bağımsız olarak, ne kadar uzun sürüyor? Bir yakın plan da uzun plan olabilir; bir genel plan bir saniyede kesilebilir.

Bir planın «uzun» olup olmadığı neye göre belirlenir? Tek bir sabit ölçü yoktur, çünkü planların ortalama süresi döneme, ülkeye ve türe göre çok değişir.

Bu ölçü bir filmin temposunu sayıya çevirir. Bazı filmler birkaç saniyede bir keser, bazıları bir dakikayı geçen planlarla çalışır. Film tarihçileri bu ölçüyü filmleri ve dönemleri karşılaştırmak için kullanır. Okur için önemli olan, uzun planın her zaman bir bağlamın içinde uzun olduğudur: hızlı kesen bir filmde on saniyelik bir plan bile uzun hissedilebilir, ağır bir filmde aynı plan fark edilmeyebilir.

Uzun planın etkisi neden bu kadar güçlüdür? Çünkü kesme yalnızca görüntüyü değil, zamanı da düzenler. Bir sahne kesmelerle anlatıldığında, kurgu seyirciye neyin önemli olduğunu, ne zaman bakılacağını ve neyin atlanacağını söyler. Uzun planda bu yönlendirme azalır. Seyirci bir kareye, bir yüze, bir manzaraya, kurgunun normalde izin vereceğinden daha uzun bakmak zorunda kalır. Bu fazla bakma birkaç biçimde çalışabilir.

İlki beklemedir. Bir şeyin olmasını bekleyen bir karakterle birlikte seyirci de bekler ve beklemenin ağırlığını kendi bedeninde taşır. İkincisi gerilimdir. Bir tehlikenin yaklaştığı, ama kesmenin seyirciyi kurtarmadığı bir planda gerilim birikir, çünkü göz kaçamaz. Üçüncüsü dikkattir. Uzun bir plan seyirciyi kadrajın ayrıntılarına, rüzgâra, bir ışık değişimine, bir yüzün küçük kıpırtılarına yöneltir; kurgunun hızla geçtiği şeyler görünür hâle gelir. Dördüncüsü huzursuzluktur. Bazı seyirciler için uzun plan bir sıkıntıya, bir sabırsızlığa dönüşür; bu da bir etkidir ve bazı filmler onu bilerek kullanır.

Uzun plan çoğu zaman 6.1'deki sabit kamerayla, 6.3'teki kaydırmayla ya da 6.5'teki steadicam'le birleşir. Sabit bir uzun plan seyirciyi bir yerde tutar; hareket eden bir uzun plan onu bir yolculuğa çıkarır ve bir mekânı kesintisiz bir bütün olarak gösterir. 6.7'deki derin odak da uzun planla sık sık birlikte çalışır: kadrajın birçok katmanı net olduğunda ve kamera kesmediğinde, sahne bir tiyatro sahnesi gibi kendi içinde gelişir.

Bu derste uzun planı yalnız başına değil, karşıtıyla birlikte okuyoruz. Çok hızlı kesen bir film de süreyi bir anlam aracı olarak kullanır, yalnızca tersinden: zamanı parçalar, sıkıştırır, seyirciye nefes aldırmaz. Uzun planın ne söylediğini anlamanın en iyi yolu, onu kesmenin ne söylediğiyle yan yana koymaktır.

Ten sorusu süre sorusuyla birleşir. Kameranın bir yüzde uzun süre kalması, o yüze bir iç dünya tanımaktır; kurgunun hızla geçtiği yüzler ise bir eylemin, bir kalabalığın, bir şiddet anının parçası olarak kalabilir. Bir filmin kimin yüzünde beklediğine, kimin yüzünden hızla geçtiğine bakmak, kimin düşünen, hisseden bir özne, kimin bir hareketin taşıyıcısı olarak gösterildiğini açığa çıkarır.

Filmde

Bu filmde olay örgüsü geri çekilir ve zaman öne çıkar. Planlar çoğu zaman uzundur, kamera ağır hareket eder; bir rüzgâr, bir yangın, bir yağmur, bir odanın içindeki ışık kendi süresiyle gösterilir. Seyirci bir hikâyeyi takip etmekten çok, bir anının içinde dolaşıyormuş gibi hisseder.

Bu sahnede uzun ve ağır planların işlevi, bir anıyı bir hatıra gibi değil, yeniden yaşanan bir süre gibi göstermektir. Kurgu bu karşılaşmayı birkaç planda, olay olarak anlatabilirdi: kadın bekler, adam gelir, çit kırılır, adam gider. Ama film olayların arasındaki zamanı, bekleyişi ve sessizliği de korur. Bir okuma rüzgârı, kadının içinden geçen ve söylenmeyen bir şeyin görüntüsü olarak görür; uzun süre ona bakan kamera, o söylenmeyeni seyircinin de hissetmesine izin verir.

Karşı bir okuma bu ağırlığı bir engel olarak görür: film, olay örgüsünü bu kadar geri çekerek ve zamanı bu kadar uzatarak, seyircinin bir kısmını dışarıda bırakır. Bu okuma bir değer yargısı değil, bir deneyim kaydıdır; filmin bazı seyircilere büyüleyici, bazılarına kapalı gelmesi aynı planlara dayanır. Okur kendi deneyimini bir izlenim olarak ayrıca not edebilir.

Başka bir filmde

Zamanı uzatmak yerine parçalayan, uzun planın tam karşısında duran bir film.

Bu film çok hızlı keser. Açılışta bir bıçak bilenir, tavuklar kesilir, bir samba çalar ve bir tavuk kaçar; kurgu bu ayrıntıları kısa ve sert planlarla birbirine çarptırır. Kaçan tavuğun peşine düşen silahlı bir grup gençle bir polis grubu arasında kalan Buscapé'nin çevresinde kamera döner ve film o dönüşle geçmişe atlar.

Bu kurgunun işlevi, şiddetin ve kentin hızını seyircinin bedenine taşımaktır. Kesmeler seyirciye nefes aldırmaz; olaylar birbirinin üstüne yığılır ve zaman bir sıkışma olarak yaşanır. Bir okuma bu hızı mahallede büyüyen çocukların deneyimine bağlar: düşünmeye, beklemeye, durmaya zaman bırakmayan bir hayat, durmaya zaman bırakmayan bir kurguyla anlatılır.

Karşı bir okuma, bu hızın şiddeti eleştirmekten çok onu çekici bir gösteriye çevirdiğini öne sürer. Brezilya'da bazı eleştirmenler, yoksulluğu ve şiddeti parlak, hızlı ve heyecan verici bir görüntüye dönüştüren filmleri, 1960'ların «açlığın estetiği» düşüncesine karşıt olarak «açlığın kozmetiği» diye adlandırmıştır.

Bu tartışma ten sorusunu doğrudan açar. Filmin kadrosunun büyük kısmı siyah ve melez tenli gençlerden oluşur ve film onlara bir görünürlük verir; ama kurgunun hızı, bu gençlerin yüzlerinde ne kadar durduğu sorusunu da beraberinde getirir. Kamera kimin yüzünde bekliyor, kimin yüzü bir silah sesinin, bir koşunun, bir ölümün içinden hızla geçip gidiyor? Okur bu soruyu Buscapé'nin yüzüyle filmin geri kalanındaki gençlerin yüzlerini karşılaştırarak sorabilir.

İki film süreyi iki uçtan kullanır. Ayna kesmeyi geciktirir ve zamanı bir anının içinde akıtır. Tanrı Kent kesmeyi hızlandırır ve zamanı bir şiddetin içinde sıkıştırır. Biri bekletir, öbürü koşturur; ikisi de seyircinin zamanını bir anlamın parçası yapar.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışUzun planı genel planla karıştırmak.
Doğrusu

Uzun plan bir süre, genel plan bir ölçek sorusudur; yakından çekilmiş bir plan da uzun sürebilir.

Yaygın yanlışUzun planı kendiliğinden daha sanatsal, hızlı kurguyu kendiliğinden daha yüzeysel saymak.
Doğrusu

İkisi de süreyi bir anlam aracı olarak kullanır; değer, aracın filmin söylediğiyle nasıl buluştuğundan çıkar.

Yaygın yanlışBir planın uzun olup olmadığını mutlak bir ölçüyle belirlemek.
Doğrusu

Uzunluk bağlama bağlıdır: hızlı kesen bir filmde birkaç saniye bile uzun hissedilebilir.

Okuma Defteri

Defter: Uzun planın sana yaşattığı duyguyu, bekleme, gerilim, dikkat ya da huzursuzluk, tek kelimeyle adlandır ve bu duygunun plandaki hangi ayrıntıdan geldiğini bir cümleyle yaz; izlenimini ayrı bir satıra işaretle.

Özet

  1. Uzun plan, kesmeden uzun süre devam eden plandır; bir ölçek değil, bir süre sorusudur ve genel planla karıştırılmamalıdır.
  2. Bir planın uzunluğu bağlama göre belirlenir; ortalama plan süresi bir filmin ne sık kestiğini gösterir.
  3. Uzun plan kurgunun yönlendirmesini azaltır ve seyirciyi bir kareye daha uzun baktırır; bu bekleme, gerilim, dikkat ya da huzursuzluk olarak çalışabilir.
  4. Ayna'da uzun ve ağır planlar bir anıyı yeniden yaşanan bir süreye çevirir; Tanrı Kent'te hızlı kurgu zamanı şiddetin içinde sıkıştırır ve bir estetik tartışmasını açar.
  5. Kameranın kimin yüzünde beklediği, kimi düşünen bir özne, kimi bir hareketin taşıyıcısı olarak gösterdiğini söyler.

Kendini sına

  1. Bu dersteki «uzun plan» 2.2'deki genel plandan nasıl ayrılır?
  2. Ortalama plan süresi nedir ve okur için neden yararlıdır?
  3. Ayna'daki çit sahnesini kurgu birkaç planla anlatsaydı ne kaybolurdu?
  4. «Açlığın kozmetiği» eleştirisi Tanrı Kent'in hızlı kurgusuna nasıl bir soru yöneltir?

Yanıtlar

  1. Genel plan bir ölçek sorusudur: kameranın uzaktan çekmesi ve figürleri küçük göstermesi. Uzun plan ise bir süre sorusudur: planın kesmeden ne kadar devam ettiği. Yakından çekilmiş bir plan da uzun sürebilir.
  2. Bir filmin toplam süresinin plan sayısına bölünmesiyle bulunur ve filmin ne kadar sık kestiğini gösterir. Okur için yararlıdır, çünkü bir planın uzun olup olmadığının ancak o filmin ve dönemin temposuna göre söylenebileceğini hatırlatır.
  3. Olaylar arasındaki zaman kaybolurdu: kadının bekleyişi, adamın yaklaşması ve uzaklaşması, dönüp bakışı ve rüzgâr. Film bu süreyi koruyarak karşılaşmayı bir olay olarak değil, yeniden yaşanan bir an olarak gösterir.
  4. Hızlı ve heyecan verici kurgunun, yoksulluğu ve şiddeti eleştirmek yerine onu tüketilebilir, albenili bir gösteriye çevirip çevirmediğini sorar.

Sonraki derse köprü

M06 kameranın ne yaptığını sordu; uzun plan dersi bu soruyu kesmenin yokluğuyla bitirdi. Sıradaki modül, M07, makasın kendisini eline alıyor; açılış dersi 7.1 Kesme en temel soruyla başlıyor: iki plan yan yana geldiğinde, ikisinde de olmayan bir anlam nasıl doğar? Potemkin Zırhlısı'nın Odessa merdivenlerinde bu sorunun sinemadaki en ünlü cevaplarından birine bakacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.